İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Eat Pray Love
Film · 2010 · 133 dk · Dram, Romantik
Kısa Cevap: Vakit varsa izlenir — güzel manzaralı ama uzun bir kendini bulma filmi.
Farklı ülkelerin görüntüleri ve Julia Roberts'ın varlığıyla hoş bir kaçış sunuyor; ama uzun süresi ve dağınık temposu, yol boyunca ilgiyi diri tutmakta zorlanıyor.
Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: Ryan Murphy

Julia Roberts
Elizabeth 'Liz' Gilbert

Javier Bardem
Felipe

James Franco
David

Billy Crudup
Steven

Richard Jenkins
Richard

Viola Davis
Delia Shiraz
I. Gusti Ayu Puspawati
Nyomo

Hadi Subiyanto
Ketut Liyer
A. Jay Radcliff
Andre

Mike O'Malley
Andy Shiraz

Ashlie Atkinson
Bookstore Girl

Lisa Roberts Gillan
Woman in Play

Ryan O'Nan
Play Walk-Out

Gita Reddy
The Guru
Son kontrol: 14 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: Boşanma sonrası kişisel keşif ve farklı kültürlerde kendini arama sürecini konu alır.
Acılı bir boşanmanın ardından kendini yeniden bulmak isteyen Elizabeth, İtalya, Hindistan ve Bali'yi kapsayan uzun bir yolculuğa çıkar. Bu gezi, hayatını yeniden anlamlandırma arayışına dönüşür.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

2. Dünya Savaşı sonrası ABD'nde Marksist bir yahudi olan Katie Morosky (Barbra Streisand), bir radyo istasyonunun yanısıra değişik birkaç işte birden çalışarak yaşamını sürdürürken bir yandan da politik inançları doğrultusunda üniversitede ve sokakta aktif eylemlere katılmaktadır. 1930'ların başında okulda tanıştığı deniz subayı Hubbell Gardiner'le (Robert Redford) yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında ilk aşklarının canlandığını farkederek birlikte yaşamaya başlarlar. Hubbell, Hollywood için çalışan ve McCarthyciliğin etkisiyle kara listeye alınan bir senaristtir. Olayların gelişimi iki sevgilinin duygu yüklü yollarını ayıracaktır; üstelik Katie hamiledir.

Buharı tüten bir çanak eriştedeki anılar, tükenmekte olan bir güzelliğin yol arayışı ve acı tatlı bir ilk aşk. Çin'deki şehir yaşamını konu alan bu öykülerde hepsi var.

80’lerinde emekli ve eğitimli iki müzik öğretmeni olan Georges ve Anne, ilerlemiş yaşlarına rağmen geride kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içerisinde geçiren bir çifttir. Kendileri gibi müzisyen olan kızları Eva, Avrupa’da onlardan uzakta ailesiyle yaşamaktadır. Yaşlı çiftin sakin hayatı bir gün Anne’in kriz geçirip felç olmasıyla altüst olur. Georges karısına elinden geldiğince iyi bakar ama onun da yapabilecekleri sınırlıdır. Üstelik Anne’in durumu gitgide kötüleşmektedir. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri, bir kez daha bağlılık sınavı verecektir.

Yazar olma basamaklarını tırmanan Nick Carraway 1920'lerde eğlence hayatının gözdesi konumuna yükselen New York'a gelir. Kendi Amerikan rüyasının peşindeyken tesadüfen milyoner Jay Gatsby ve onun çevresiyle yolları kesişir. Carraway'nin alkolün su gibi aktığı, göz kamaştırıcı partilerle tanışması fazla zaman almaz. Öte yandan bu büyülü Amerikan rüyasının çöküşü de yaklaşmaktadır. Dışarıdan görkemli görünen bu hayatın örtbas etmeye çalıştığı gerçekler su yüzüne çıkacaktır...

Romeo ve Juliet, birbirine düşman olan iki ailenin çocuklarıdır. Karşılaştıkları ilk anda aşık olmuşlar ve böylece kavuşamama öyküleri başlamıştır. Juliet, Romeo'ya kavuşmak için ailesini yok saymayı göze alamaz ve kendini yok saymaya karar verir. Böylece rahibin yardımını alarak bir zehir içer; herkes onu ölmüş bilecektir. Ancak Romeo döndüğünde Julıet'in öldüğünü zanneder ve kendini öldürür. Romeo ve Juliet'te basit olarak aşk anlatılıyor denemez. Bunu "aileleri düşman, engellere rağmen vazgeçmeyen imkansız aşk" diye alımladığımızda daha doğru olur. Çünkü oyunun ana konusu en yalın haliyle, aşk ölümü bile göze alır şeklinde özetlenir.

Martin Eden, işçi sınıfındaki zorluklardan kurtulup yazar olma hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışan bir denizcinin hikâyesini beyazperdeye yansıtıyor.