İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
Show TV'de yayınlanan/yayınlanmış diziler — bu bir "nereden izlenir" listesi değil, sadece hangi kanalın yapımı olduğunu gösterir. Her dizi için spoilersız izlenir mi kararı ve (varsa) güncel platform bilgisi kendi sayfasında.
256 yapım

Kendine has karakterleri ve sert kurallarıyla renkli bir Roman mahallesi olan Çıngıraklı’nın “koruyucusu” konumundaki mafya lideri Kartal ile Organize Büro’nun gözü kara ve kural tanımaz komiseri Efe’nin arasındaki kovalamaca oyunu bir cinayet vakasıyla ters yüz olur. Katili yakalamak için girdikleri yollar onları hiç tahmin etmeyecekleri bir ismin karşısına çıkaracaktır.

"Acil Aşk Aranıyor", yolları bir hastanenin acil servisinde kesişen iki doktorun, Nisan ile Sinan’ın, eğlenceli ve çekişmeli aşk hikayesini konu ediyor. Kaderin görünmez iplerle birbirine bağladığı Nisan ve Sinan, bazı tatsız tesadüflerle, önce komşu olduklarını, sonra da aynı hastanede birlikte çalışacaklarını öğrenirler. Kahramanlarımız bir yandan birbirinden ilginç vakaların altından kalkarak hayat kurtarmaya çalışırken, bir yandan da tatlı sert çekişmeleriyle, hem güldürecek hem de romantizm rüzgarları estirecek.

Dizide, taşradan İstanbul’a göç etmiş ve tek başına ayakta kalmaya çalışan gençlerin; vicdan ve aşkları arasında kalarak yaşadıkları çatışmanın hikayesi anlatılıyor.

Firuze ve Ayaz. İki güzel kalp, iki aile yükü taşıyan çocuklar. Kader onları bir araya getirdi. Babasının on üç kişiyi öldüren asansör kazasında haksız mahkumiyeti Firuze'yi tetikledi. Evin adamı olma sorumluluğunu taşıyan Ayaz, bir başkasıyla evlenmek üzereyken annesi için feda ettiği Firuze ile karşı karşıyadır.

Matematik dehası Devran, doktora tezinde çığır açan bir teorem ortaya koyduktan sonra üniversiteden burs alarak çocukluk aşkı Esme ile Amerika’ya gitme planları yapmaktadır. Fakat herkesin konuştuğu bu başarıyı yalnızca tek bir kişinin duymasını arzulamaktadır: yıllar önce onu ve ailesini terk edip giden babası İskender. Kendine rağmen Devran ailesini İskender’den uzak tutmaya çalışırken en küçük kardeşi Boran’ın ona kapılmasına engel olamaz. İskender’in ise yıllar sonra karşısına çıkan oğlu Boran için farklı bir amacı vardır. Boran’ın İskender’in dünyasına girmesiyle Devran’ın planları değişmek zorunda kalır.

Efsane kadrosuyla herkesin beğenisini kazanan Güldür Güldür Show, aileden aşka, şöhretten teknolojiye, futboldan arkadaşlığa, birçok konuya kendisine özgü mizah anlayışı ile yeni bir yaklaşım getirmeye devam ediyor.

Zülfikar Karslı, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle otogardaki eski gücünü yitirirken, herkes gözünü yurt dışından döneceği söylenen oğlu Zafer’e dikmiştir. Babasından kalan borçlarla boğuşan seyyar tamirci Timur’un yolu bu sırlarla dolu aileyle kesişir ve hiç bilmediği bir kaderin içine, Zülfikar Karslı'nın veliahtı Zafer Karslı olarak adım atar. Zülfikar'ın çocukları Kudret, Derya, Cennet, Zafer ve Zafer'in eşi Reyhan için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Acı Aşk, mutluluk ve masumiyetle başlayan bir aşkın darmadağın ettiği hayatları konu alıyor. Bir yandan Melek ve Bulut’un rüya gibi yaşadığı imkansız aşkları, diğer yandan sevgiye aç bir kadın olan Sude’nin çırpınışı ve bütün bu gönül tutulmalarının arasında aşkın fedakarlık ve cesaretten ibaret olduğunu hatırlatan Ali… Bu kördüğüm nasıl çözülecek, yolları nasıl kesişecektir...

Selma (Leyla Tanlar) bütün çıkar yolların tükendiğini düşündüğü bir anda ona kalan mirası alabilmek için Van'dan İstanbul'a gelir. Altında babasından kalma hurda arabası, yanında varı-yoğu kardeşi Leylim'le birlikte. Mirası alabilmek için tek şart, mirasın diğer ortağı, eski aşkı Mihran'ı (Burak Dakak) bulmaktır. Onunla aynı gün doğan, daha doğdukları gün birbirlerini büyük bir aşkla sevecekleri kehanet edilen, Selma'nın günah keçisi ilan edildiği yangının ardından İstanbul'a göçen Mihran. Selma, İstanbul'da Mihran'ı bulur. Böylece sadece Selma ve Mihran'ın değil, Mihran'ın barista kuzeni Atakan'ın (Olgun Toker), Atakan'ın platonik aşkı boksör Altan'ın (Zeynep Çamcı), Mihranların büyük ve neşeli ailesinin; teyzesi menemenci Kıymet (Binnur Kaya), kuzeni Füsun (Ecem Erkek), annesi Saliha (Seray Gözler), Kıymet'in eli-kolu Feyyaz (Orkuncan İzan) ve ezeli rakibi Hakim'in (Yıldıray Şahinler) hayatı da değişmiş olur.

Ailesi ile birlikte yaşadığı bodrum katından hayallerinin dünyasına seçkin bir üniversiteyi burslu olarak kazanmasıyla giren güzel kapıcı kızı Feriha kendi dünyasından çıkıp, yarattığı yalan dünyanın prensesi olacaktır. Ne var ki, bir genç kızın küçük pembe bir yalan üzerine inşa ettiği yeni dünyası, ailesini de çevresindeki herkesi de yutacak ve anne-kızın gerçek hayat ile mücadelesi adım adım geri dönüşü olmayan bir savaşa dönüşecektir.

Aydan (Seda Bakan), İstanbul’un bir kenar mahallesinde kuaförlük yaparken kendini lüks bir güzellik merkezinin sahibi olarak bulur. Yeni işindeki gölge patronu, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli iş insanı Emir (Uğur Güneş)’dir. Aydan, Emir’in dünyasına uyum sağlamaya çalışırken, zoraki ortağı, yetimhanede büyümüş serseri ruhlu Çiğdem’in (Ahsen Eroğlu) başına açtığı dertlerle de uğraşmak zorunda kalır. Emir’i takip eden gözü kara komiser Efe’nin (Emre Bey) yolu da kaçınılmaz olarak Çiğdem’le ve kuaförle kesişir. Aydan tüm bu kaos içinde teselliyi can dostu manikürcü Fiko’da (Şebnem Bozoklu) bulmaya çalışırken, Aydan’ın yeni lüks dünyasını hazmedemeyen eski kocası, yetenekli kuaför Tarık da (Celil Nalçakan) her gün başka bir belayla karşılarına çıkar.

Adem (Timuçin Esen) namuslu bir adamdır. Darphane’de sıradan bir memur olarak çalışan Adem, oğlu Arda için yaptığı bir sürprizle hayatını altüst eder. Masum gibi görünen hareket, Adem’in hayatında geri dönülemez bir çöküşe yol açar ve işini, eşi Canan’ı (Şükran Ovalı) ve hatta oğlunu kaybetme noktasına kadar getirir. Karizmatik ama aynı zamanda müthiş bir sahtekar olan kardeşi Kartal’ın (Çağlar Ertuğrul) bu zor dönemde hayatına girişi ile işler daha da çıkılmaz bir hale gelir. İki kardeş yasalara meydan okurken; Polis Ayşe (Deniz Baysal) her ikisinin de sonunu getirecek tek kişidir. Yolu beklenmedik bir şekilde Ayşe ile kesişen Kartal’ın ona aşık olması ise tüm dengeleri değiştirecektir.

Biri Madrid’lerde Milano’larda büyümüş İspanyol güzeli Bella, diğeri Çukurova’nın kavuran güneşiyle büyümüş, aşiret içinde yoğrulmuş Hazar Ağa. İki ayrı dünyanın, iki ayrı galaksinin insanı olsalar da aşklarına engel olamayıp evlenecekler ve Çukurova’nın, Bozok Aşireti’nin yolunu tutacaklar. Artık Bella, Bozok Aşireti’nin yeni gelini olacaktır.

Kahraman bir adamın, geçmişten bugüne taşınan bir çocukluk hayalinin, zor coğrafyalardaki, zor hayatların, köklerine sahip çıkarken, kendini de etrafını da yakıp yıkanların, evlat sevgisinin, imkansız aşkların, ölümün kıyısından kurtulmuşların, bir “Ada Masalı”nın ve şerefli olmanın hikayesi…

İstanbul’un kenar mahallelerinde büyüyen Yusuf, ailesini ayakta tutmaya çalışan, haksızlığa boyun eğmeyen bir delikanlıdır. Çocukluk aşkı Hazan’la mütevazı bir hayatın hayalini kurarken, kader onu yeraltı dünyasının, güç oyunlarının ve sınıf çatışmasının ortasına sürükler. Yıllar sonra bambaşka bir kimlikle yeniden ortaya çıktığında artık hiçbir şey eskisi gibi değildir; geçmişin yaraları ve saklanan sırlar onu hem kalbinin hem de intikamının peşinden gitmeye zorlayacaktır.

Kendi halinde bir hayat süren ve mert bir adam olan taksici Ali Rıza ile karanlık dünyanın güçlü patronlarından birinin kıymetli kızı Halide’nin yolları bir kahramanlık hikayesinde kesişir. Ali Rıza ile müşterisi Halide’nin karşılaşmaları her ikisinin de hayatlarını sonsuza kadar değiştirir. Arıza; bir taksicinin, şehrin krallarıyla girdiği büyük savaşı ve bu amansız mücadelenin gölgesinde Halide ile yaşadıkları tehlikeli aşkın hikayesini anlatıyor.

12 Eylül, yönetmenliğini Mustafa Ünlü'nün gerçekleştirdiği ve gazeteci Mehmet Ali Birand'ın sunduğu 1998 çıkışlı belgesel türündeki dizi film. Film, 1972 ile 1983 yılları arasında Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmeler ile birlikte 12 Eylül Darbesi'nin öncesi ve sonrasını konu edinmektedir. Filmin araştırma ve metin yazarlığını gazeteci Hikmet Bila, redaksiyonunu ise Rıdvan Akar gerçekleştirmiştir. Belgesel daha sonra Mehmet Ali Birand, Hikmet Bila ve Rıdvan Akar tarafından 12 Eylül Türkiye'nin Miladı adıyla kitaplaştırıldı.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatının özellikle son 300 gününe odaklanan belgesel türündeki filmin yönetmenliğini, yapımcılığını ve sunuculuğunu Can Dündar üstlenmiştir. 1993 tarihli belgeselde Atatürk'ün neden ve nasıl hasta olduğu, teşhiste nasıl gecikildiği, tedavisinin nasıl yapıldığı ve son günlerini nasıl geçirdiğinin tanıklıklar ve en yakınındakilerin anılarının ışığında anlatılmaktadır. İlk kez 10 Kasım 1993 tarihinde gösterilen belgesel film, tekrar yayınlarının ardından VHS formatında piyasaya sürülmüştür. Belgeselin müzikleri ise Fahir Atakoğlu'na ait.

Bir zamanlar sadece karaya vuran dalgaların seslerinin yükseldiği Çamlıkıyı'da; Ali, Defne ve Ozan üçgeninde; çevredeki herkesi de içine alarak sürükleyecek, geri dönüşü olmayan hareketli günlerin ve tutkulu aşkların yaşanması, sırların ve aile ilişkilerinin ortalığa dökülmesi artık kaçınılmazdır.’

Programda 10-15 dakikalık skeçlerle Türkiye'de yaşanan güncel komik ve trajikomik olaylar anlatılır.

Tatlı bir ilkbahar sabahına uyanmakta olan Dila Hanım’ın çiftlik evi bütün heybetiyle koca çiftliğin ortasında yıllara meydan okurcasına durmaktadır. Nice sırlara, acılara, mutlu mutsuz yaşamlara şahitlik etmiş evin önündeki siyah cip evin hanımını beklemektedir. Dila hanım askerdeki en küçük oğlu Kerem'i ziyarete gidecektir. Bu ziyarette Mercan Kanlıca’nın kızı Ceylan’da kendisine eşlik edecektir. Zira Kerem ve Ceylan birbirlerine tutku ile aşıktırlar ve aralarında sözlüdürler ancak bu aşktan Ceylan’ın ailesinin haberi yoktur. Dila hanım oğlunun bu sürprizden mutlu olacağını düşündüğünden bir bahaneyle Mercan Kanlıca’dan izin koparmıştır.

Pepee, konuşma zorluğu çeken 4 yaşında bir erkek çocuktur ve karakterin adı Anadolu’da konuşma zorluğu çeken insanlara söylenen “pepe” sözünden gelir. Çizgi filmin diğer kahramanları arasında Pepee’nin annesi, babası, dedesi, ninesi, kız kardeşi Bebee, arkadaşları Zulu, Maymuş, Zuku ve Şila adında bir kuzeni vardır.

Gülperi, çocuklarına yeniden anne dedirtebilmek için her şeyi göze alan bir kadının hikayesini anlatıyor. Eşini kaybeden Gülperi üç çocuğu ile baş başa kalır. Gülperi, yaşadığı bu sıkıntılı süreçte bir de eşinin ailesi üzerine attığı iftira ile uğraşmak zorunda kalır. Genç kadın üzerine atılan iftira sonucu üç çocuğunu kaybetme aşamasına gelir. Gülperi, ellerinden kayıp gitmekte olan çocuklarının kalbini yeniden kazanmak için zorlu bir mücadeleye girişir. Çocuklarının kendisine yeniden anne dediğini duyabilmek için zorlu bir mücadeleye girişen Gülperi’nin en büyük destekçisi avukat Kadir’dir. Gülperi, tek başına mücadele etmek zorunda kaldığı bu süreçte kendisine hiç beklemediği kadar destekte bulunan Kadir sayesinde zorlukların üstesinden gelmeye çalışır.

İstanbul'da yaşayan bir genç olan Çapkın vaktinin çoğunu arkadaşları olan Toski ve Kösük'le birlikte serserilik yaparak geçirmektedir. Mahallede meyhaneye arkadaşları Toski ve Kösük'le birlikte eğlenirken arkadaşları bir iddiaya girer, Çapkın mahalleden geçen ilk kadının ilgisini çekecek ve onunla arkadaşlığa başlayacak ve sevgili olacaktır. Arkadaşları kim, hangi kadın gelecek diye beklerken motosikletli biri mahalleye gelir kadın mı erkek mi diye düşünürlerken, motosikletten güzeller güzeli Alev iner, çapkın onun ilgisini çekmek için kör numarası yapar, rolünü iyi oynayan Çapkın Alev'i kandırmayı başarır. Alev de Çapkın'ın bu durumuna acır ve üzülüp ona yardım eder. Alev, Çapkın'ın numara yaptığını çok geçmeden anlar ve çok kızar ve çeker gider. Alev hiç erkek arkadaşı olmamış, 3 kız kardeşi olan biridir. İnatçı biri olan Alev kardeşlerine göre daha zor bir kızdır. Çapkın girdiği iddiayı kazanmak ve Alev'i elde etmek için peşine düşer ve onu tavlamak için uğraşmaya başlar.