İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
TRT 1'de yayınlanan/yayınlanmış diziler — bu bir "nereden izlenir" listesi değil, sadece hangi kanalın yapımı olduğunu gösterir. Her dizi için spoilersız izlenir mi kararı ve (varsa) güncel platform bilgisi kendi sayfasında.
258 yapım

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın aynı adlı eserinden televizyona uyarlanan dizi.
Görsel yokCaner hapishaneye gireli tam bir ay olmuştur. Gülçin’i ele vermeme konusunda gösterdiği kararlılık tüm aileyi zor durumda bırakmaktadır. Sinirleri çok gergin olan Dilşad, Demir ile tartışır ve onu paralarını çalmakla itham eder.

Denizin Kanı 1978 yılında TRT 1'de yayımlanmış Türk Drama dizisidir. Tarık Dursun Kakınç'ın eserinden televizyona uyarlanmış dizinin yönetmenliğini, Yücel Çakmaklı üstlenmiştir. Ege'de sünger avcılığı ile geçinen bir grup insanın deniz ve toprak tutkuları işleniyor.

19 yaşında bir hukuk öğrencisi olan Barış, günümüzde maddi durumu ve sosyal statüsü iyi olan hemen her ailenin çocuğu gibi klasik proje çocuklarından biridir. Hep en iyi okullarda okumuş, tüm öğrencilik hayatı bu okulları kazanmaya çalışmakla geçmiştir. Barış ailesinin istediği gibi bir genç adam olma yolunda ilerliyor gibi görünse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Çünkü Barış istemi dışında programlanmış bütün bu hayatında hep bir çıkış noktası aramış ve sonunda çıkışı ailesinin asla onaylamayacağını bildiği hız tutkusunda bulmuştur. Bu delicesine hız tutkusu Barış’ın hayatının hiç beklemediği şekilde değişmesine sebep olacak ve Barış’ın İstanbul’da başlayan fırtınalı hikâyesi; şehrin kaos ortamından sıyrılarak Ömerli’deki sıra dışı bir çiftliğe kadar uzanacaktır. Barış bir yandan yepyeni bir hayatla karşılaşırken çiftliğin diğer gençleri Gülşen, Bekir, Feraye ve Aliço’nun hayatları da Barış’ın gelişiyle birlikte yavaş yavaş değişmeye başlayacaktır.
Görsel yok

Yorgun Savaşçı 1979 yılında TRT için çekilmeye başlanmış tarihî Türk dizisidir. Halit Refiğ'in yönetmenliğini üstlendiği dizi, Kemal Tahir'in aynı adlı eserinden televizyona uyarlanmıştır. Çekimine 1978'de karar verilmiş. 1979'da senaryosu kabul edilerek çekimlerine başlanmıştır. 1983'te 12 Eylül askerî cuntası tarafından yaktırıldığı açıklanmıştır. 40 milyon TL bütçeye sahiptir. Özel HBB TV kanalında çekilen başka bir versiyonun yayınlanacağı ilan edilince, yok edilmeyen bir video kopya 1993'te TRT'de yayınlanmıştır.

Babalarını aynı iş kazasında kaybeden Hayali Ömer, Kabadayı Akif ve Sarı Fikret kardeş gibi büyümüşlerdir. Bir kenar mahalle olan Eskitepe’de geçen hikâyede, üç genç, başta Yorgancı İshak olmak üzere, mahallelinin maddi ve manevi yardımlarıyla yetişmişlerdir. Kavgacı ve dayanışmacı Eskitepe de, dizinin ana karakterlerinden biridir. Üç gencin delikanlılıktan kabadayılığa uzanan çarpıcı serüvenleri; aşk acısı, ihanet, zorbalık ve şiddetle harmanlanır. Ankara’nın namlı kabadayılarından Fakir Şükrü ve yeğeni Dedo ile karşılaşmaları onların kaderlerini değiştirir. Dedo, amcasının kanun dışı işlerinden edindiği serveti ve caydırıcı gücü, ticaret ve siyasetle arttırmaya çalışır. Üç Eskitepeli genç, Fakir Şükrü ile Dedo’nun hizmetine girerler. Bu yeni başlangıç, her üçünü de ahlaki ve vicdani yönden etkiler, giderek birbirlerine düşmanlık beslerler.

Özel bir lisede hayat devlet okullarınkinden çok farklıdır, hem öğrenciler hem de öğretmenler için. Koçum Benim, lise öğrencilerinin öğretmenleri ile ilişkileri, aile hayatları, gençlik dertleri üzerine yoğunlaşan bir yapım. Lisenin basketbol takımının koçu (Tarık Akan) öğrencilerin okulda en sevdiği ve en çok desteklediği figürlerden biridir. Koç da öğrencilerini sadece spor karşılaşmalarına hazırlamakla kalmaz, onları hayata dair de eğitir.

Başarılı bir cerrah olan Mehmet mesleğinin zirvesindeyken çok sevdiği eşini kaybeder. Her hastasının hayatını kurtarabileceğine inanan doktor Mehmet, eşini kurtaramaz. Yaşadığı bu trajik olaydan sonra Mehmet doktorluğu bırakırken, kızı Elif'i ise babaannesi Leman Hanım büyütür. Leman'ın vefatından sonra yedi süresince birbirini hiç görmeyen baba-kız, şimdi yeni bir hayata başlamak zorunda kalacaktır. Mehmet iyi bir baba olarak, kızına bakabilmek için doktorluğa geri döner. Baba-kız kendi hayatlarından "gidenlere" alışmaya çalışırken, hayatlarından "gidenlerle" başa çıkmaya çalışan insanlarla yolları kesişecektir... Herkes gidenlerin ardından yeni tutundukları insanlarda yaralarına derman bulmaya çalışırken, hep birinin dileği aynıdır: "sen de gitme".

Dizi, geçmiş zamanların İstanbul’unda saray çevresi ve halk arasında yaşanan ramazan âdetlerini, yardımlaşmayı, dünden bugüne değişmeyen gelenekleri ve Osmanlı mutfağına ait eşsiz yemekleri Dilruba ve Ahmet’in saf aşkı eşliğinde izleyiciyle paylaşıyor. İftarıyla, sahuruyla, Cumhur Müezzinliği ve Enderun Teravihi ile, saray mutfağından konak iftarına, güllaçtan temcid pilavına sofra gelenekleri, Osmanlı ramazanlarının maddi manevi tüm lezzetleri bir arada…

Edremit'in kuzeyinde, mavi ve yeşilin birbirine büyülü bir güzellikte karıştığı, Kaz Dağları'nın eteklerindeki Altınoluk ve çevresi... Mitolojide "İda" olarak geçen bölge, tarihi ören yerleri, yazlık mekanları ve modern insanlarıyla ile zengin ve batılı bir beldedir. Bütün bu güzelliklerin karşısında ise uzun yıllardan günümüze kadar beslenerek gelen düşmanlıklar ve mutlu sona bağlanamayan aşklar, "Zeytin Dalı"na tutunuyor.

Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.

Dünyada başlayan kaos çağı, tüm ülkelerin güvenlik politikalarını gözden geçirmesine neden olur. Enerji havzalarının terör örgütlerinin kontrolüne bırakılmasıyla sınır güvenliğinin sınırın çok ötesinde başladığı yeni bir döneme girilir. Değişen şartlara uygun stratejiler geliştiren TSK, özel kuvvetler bünyesinde, yurt içi ve yurt dışında nokta atışı operasyonlar icra eden seçkin timler oluşturur. Bu timlerden biri de Al Sancak Timi’dir.

Hikâye, Mantıku’t-Tayr’daki papağanı temsil eden seyyah karakterinin, eşkıyalardan kaçarken bir papağan kuşunu takip ederek tekkeye sığınmasıyla başlar. Seyyah, tekkeye sadece bir misafir olarak giriş yapmaz; kendisiyle beraber, ömür boyu heybesinde biriktirdiği insan hikâyeleri de giriş yapar. Anlattığı her hikâye; tekkedeki bir dervişin ihtiras, makam, şöhret, kazanç, aşk gibi saklı duygularını ve zaaflarını uyandırır. Mantıku’t-Tayr’daki bülbül, keklik, doğan, hüma, baykuş, üveyik, kaz, kuyruksallayan ve tavus kuşunu temsil eden 9 derviş, bu saklı duyguları ve zaaflarının tesiriyle hareket eder ve nihayetinde belli imtihanlarla karşı karşıya kalır. Bu imtihan eşiğinde rehber Hüdhüd sembolündeki Şeyh devreye girer ve tıpkı Mantıku’t-Tayr’da olduğu gibi sembolik hikâyeler vasıtasıyla dervişlere zaaflarının yol açacağı hataları vurgulayıp seyr-ü sülük, yani Kaf Dağı’ndaki Simurg yolculuğuna devam ederler.

Ferhunde Hanım, 3 kızı ve onların ailelerinin gündelik yaşamlarını konu alan dizi.
Görsel yokSuna ailesi tarafından doğduğu gün terk edilmiş ve yetiştirme yurdunda anne özlemi ile büyümüş genç bir kadındır. Suna’nın basit ve huzurlu yaşantısı annesinin kimliğini öğrenmesi ile darmadağın olacaktır. Geçmişi elinden alınan Suna’nın artık tek çaresi geleceğine sahip çıkmaktır.

1711 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Rus İmparatorluğunu yenmiş fakat ardından duraklama dönemine girmiştir. Hikâye Patrona Halil'in kardeşinin padişahın emri ile asılmasıyla başlıyor. Dönemde Osmanlı savaştan uzaklaşmış ve daha çok lale bahçelerinde eğlenceler düzenlemektedir. Bu duruma karşı çıkan Yeniçeri ocağı ve bazı padişah karşıtı çeteler örgütlenmeye çalışsalarda bir isyana cesaret edememişlerdir. Fakat Patrona Halil kardeşinin ölümüne çok içerlemiş ve padişah'ın tahtan indirilmesi için halkı galeyana getirme planları yapmaktadır. İç ve dış tehditler de etkinlik kazanma peşindedir. Padişaha ve Osmanlı'ya karşı kurulan komplonun farkına varanlar olur. Ama bazı şeyler için her şey çok geçtir.

Zengin bir aileden gelmesine rağmen babasını kaybettikten sonra sahte bir hastalık bahanesiyle eve kapatılan Neriman hayata yeniden dönüp, kendi tercihlerine, duygularına göre bir yaşam kurma hevesindedir. Çocukluk aşkı Ömer'i de kendisini hapsolduğu boğucu hayattan kurtarabilecek bir kahraman gibi görmektedir. Ömer, gönüllü olmasa da ailesinin yaşadığı ekonomik problemler nedeniyle, zorunlu bir kahraman. Üstelik Ömer'in gönlünde hala eski karısı ve kızının annesi olan Nüveyre vardır. Neriman ise saf aşık duyguları ile Ömer'in kendisiyle parası için evlendiğini kabul etmek istemez. Neriman'ın "çirkin ördek yavrusu"ndan bir "Küçük Hanımefendi"ye dönüşme süreci sancılar içerisinde mi olacak?

İç dünyasında kendini şahbaz okçu Tozkoparan olarak hayal eden Mete’nin yolu kasabada sporuyla kesişir.

Kenan Dağaşan, alışılmışın dışında eğitim yöntemleri deneyerek öğrencilerine yeni ufuklar açan, bardağın hem dolu hem boş taraflarını gören ve hayatındaki problemleri matematik zekasıyla kendi lehine çevirebilen bir öğretmendir. Uzun yıllar taşrada hizmet veren Kenan, kendisi gibi öğretmen olan Bahar ile evlenmiş fakat oğulları Yusuf’un doğumunda Bahar hayatını kaybetmiştir. Oğluna hem baba hem anne hem de öğretmen olan Kenan Yusuf'u tek başına yetiştirmeyi başarır ve oğlu okul çağına geldiğinde onun daha iyi bir eğitim alması için İstanbul'a tayinini ister. Üsküdar'da bir lisede öğretmenliğe başlayacak olan Kenan, bacanağı ve kayınbiraderinin yardımıyla Kuzguncuk'ta bir eve çıkar. Bu sırada üniversiteden arkadaşı olan ve aynı lisede öğretmenlik yapan Sedef ile de yolları tekrar kesişir. Fakat Kenan'ı bu yeni hayatta, binbir türlü aksilik ve problem beklemektedir....

Doğu-Batı kültürü arasında sıkışıp kalan Fatihli genç bir kız, Neriman'ın ilginç hayat hikayesi...

Vedat, karısı Hatice, annesi Hayriye ve üç tane erkek evladıyla otuz yıldır aynı çiftlikte yaşamaktadır. Ortanca oğulları Umut, bir kaç yıl önce daha merkezi bir yere taşınmıştır ama sık sık ailesini ziyarete gelir. Kardeşlerin en küçüğü Mutlu dışında hepsi ekmeklerini eline almıştır. Oğullarıyla gurur duyan Vedat, bu çiftlikte sakin ve huzurlu bir yaşam sürmektedir. Burcu, iş adamı Tayfun Olgun’un fazlaca şımartılmış tek kızıdır. Kredi kartını sihirli değnek sanan Burcu’nun bir insanın hayal edebileceğinden daha lüks bir yaşamı vardır. Derken Tayfun, bir yolsuzluk suçlaması yüzünden yurt dışına kaçar. Böylelikle Burcu’nun yolu Aslan ailesiyle kesişir çünkü soruşturmayı yöneten komiser, evin iki numaralı oğlu Murat Aslan’dır. Bir akşam Aslan ailesi tüm neşesiyle bahçede otururken Burcu çıkagelir. Çiftliğin boşaltılmasını ister. Vedat ve Hayriye dışında kimse bu kızın ne dediğini anlamamıştır. Zira Vedat’ın, Tayfun ile yıllar önceye dayanan bir sırrı vardır ve bundan ailesinin haberi yoktur.

Kolejli zengin bir ailenin oğlu olan Ömer, alt sınıftan kendisi gibi kolejli Ayşem'e aşık olarak onunla hemen evlenir. Ancak, aşk ve yaşamın her zaman kusursuz olmadığını öğrenirler.