İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

9 filminden 1'i İzlenir çıktı
Adile Naşit, gerçek adıyla Adela Özcan, 17 Haziran 1930 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Canlandırdığı şefkatli anne rolleri, kendine has kahkahası ve içtenliğiyle Türk sinemasının ve tiyatrosunun "Masalcı Teyze"si ve "Hafize Ana"sı olarak nesiller boyu milyonların kalbinde taht kurmuş, ülkenin en sevilen sanatçılarından biridir. Sanatla yoğrulmuş bir ailede doğdu. Babası, "Komik-i Şehir" (Şehrin Komiği) olarak anılan tuluat ustası Naşit Özcan, annesi ise tiyatro oyuncusu Amelya Hanım'dır. Bu köklü sanat mirası, onun yolunu erken yaşta çizdi. Henüz 14 yaşındayken babasını kaybetmesinin ardından okulunu bırakarak İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu'na girdi ve sahneye ilk adımını attı. Muammer Karaca, Halide Pişkin ve Gazanfer Özcan gibi dönemin usta isimleriyle birlikte çeşitli tiyatro topluluklarında çalışarak sahne deneyimini pekiştirdi. Sinemaya 1940'lı yıllarda adım atsa da, asıl şöhretini 1970'li yıllarda Ertem Eğilmez'in yönettiği Arzu Film yapımı filmlerle kazandı. Bu dönemde, Türk sinemasının en unutulmaz ve en sevilen karakterlerine hayat verdi. Münir Özkul ile oluşturduğu efsanevi ikiliyle, Türk aile yapısını sıcak ve samimi bir dille anlatan sayısız filmde başrolü paylaştı. "Bizim Aile", "Gülen Gözler", "Neşeli Günler" ve "Aile Şerefi" gibi filmlerde canlandırdığı fedakar, iyi yürekli ve birleştirici anne karakterleri, onu tüm Türkiye'nin annesi yaptı. Bu filmler, günümüzde bile Türk halkının en sevdiği ve defalarca izlediği klasikler arasında yer almaktadır. Ancak Adile Naşit'i ölümsüzleştiren rollerden en önemlisi, şüphesiz "Hababam Sınıfı" serisindeki "Hafize Ana" karakteridir. Okulun müstahdemi, aşçısı ve haylaz öğrencilerin sırdaşı olan Hafize Ana, o meşhur zili ve "Hababam!" diye koşuşturmasıyla sinema tarihinin en ikonik figürlerinden biri oldu. Öğrencilere olan anne şefkati ve Mahmut Hoca ile olan tatlı atışmaları, serinin en akılda kalıcı anlarını oluşturdu. Sinema kariyerinin yanı sıra, tek çocuğu Ahmet'i 16 yaşında bir kalp rahatsızlığı nedeniyle kaybetmenin acısını yaşadı. Bu büyük trajediye rağmen sanat hayatına devam eden Naşit, bu acının getirdiği derinliği ve hüznü, canlandırdığı gülen yüzlü karakterlere ustalıkla yansıttı. 1980'li yıllarda TRT'de yayınlanan "Uykudan Önce" adlı çocuk programıyla da minik izleyicilerin kalbini fethetti. Anlattığı masallar ve söylediği ninnilerle bir neslin "Masalcı Teyze"si oldu. Bağırsak kanseriyle mücadele eden usta sanatçı, 11 Aralık 1987 tarihinde, 57 yaşında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Adile Naşit, o eşsiz kahkahası, anne şefkati ve geride bıraktığı unutulmaz karakterlerle, Türk halkının gönlündeki özel ve sıcacık yerini sonsuza dek koruyacak bir sanat efsanesidir.

Bir oyun parkı işleten bir ailenin, Haydar adlı işadamının parklarını ve evlerini yıkmak istemesiyle başlayan kıyasıya bir mücadele ve komedi.

Kan davasından dolayı köylerinden ayrılan Şaban ile annesi Hatice şehre yerleşmiştir. Uzun yıllardır kanlısını arayan Şehmuz, Şaban'ın izini şehirde bulur. Şehmuz'un geldiğini öğrenen Hatice, Şaban'ın yurtdışına gittiğini söyler. Bu sırada Şaban'ı kadın kılığına sokar ve herkese Şabaniye olarak tanıtır. Şehmuz’un kardeşi Nazlı ile arkadaşlık kuran Şabaniye, kısa sürede ona âşık olur. Bu aşk, pek çok değişikliği de beraberinde getirecektir.

Davaro ve Hıyarto aileleri arasındaki kan davası iki yüz yıldır sürmektedir. Yıllardır Almanya'da çalışan Memo, Cano ile evlenmek için başlık parasını toplayınca köye döner. Düğünün yapıldığı sırada Memo'nun babasını öldüren Sülo cezaevinden çıkar. Töreler gereği Memo'nun Sülo'yu öldürmesi gerekmektedir. Cano ile evlenmek isteyen Memo, Sülo'nun teklif ettiği oyunu kabul eder. Fakat işler plânladıkları gibi gitmeyecektir.

Sulukule’de yaşam... Bir yanda Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya). Diğer yanda Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Ayşen Gruda) ve halası (Adile Naşit). Güllüye Bayram’ın, Sevim de Bekir’in sevgilisidir, ama Emin ile Sabahat’ın ezeli düşmanlığı evlenmelerine engeldir. Aslında birbirlerine aşık olan Emin ve Sabahat yıllar önce tam evlenecekken, Emin’i başka kadınla görüp, inat için başka adamla evlenen Sabahat’a Emin’in kızması; giderek ortaya iki düşman aile çıkartmıştır. Sulukule’ye gelen müşterileri paylaşamaz, sürekli kavga ederler. Güllüye ve Bayram evlenmeye iyice kararlıdır. Ama ünlü gazinocu Sabri’nin Güllüye’yi assolist yapması bunun gerçekleşmesini önler.

Sulukule’de yaşam üç çiftin birden dünya evine girdiği büyük bir düğünle başlar...Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman), dayısı Bekir (Şemsi İnkaya), Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Ayşen Gruda) ve halası Zekiye (Adile Naşit)’ten oluşan iki ailede Güllüye Bayram’la, Sevim Bekir’le, Emin Sabahat’la evlenmiştir. Evsiz kaldıkları için Sabahat’ın kapısına dayanıp insafa gelsin diye yalvar yakar olurlar. Sabahat’i kandırmanın tek yolu paradan geçer. O evinin kapılarını sonuna kadar açmaya hazırdır. Yeter ki, paradan haber versinler!... Ancak bu işsiz takımından beş kuruş çıkacağı yoktur. Bayram’ın ayı oynatmaya, Zekiye’nin bohçacılığa, Güllüye’nin çiçekçiliğe dönmeye hiç niyeti y oktur. Kafa kafaya verip sonunda çözümü bulurlar. Kadınlar üç-beş parça altınını satar, erkekler sağdan soldan borç-harç derken sazlı sözlü, hem pişirip, hem de çalıp oynayacakları kendi meyhanelerini, “Gırgıriye Saz Salonu” nu açarlar...

Film, karısına kalan miras yüzünden hayatı kararan bir adamın yaşadıklarını konu alır. Ferdi bir fabrikada bekçilik yapmaktadır. Günün birinde mahalleye yaşlı bir adam taşınır. Hüsnü adındaki bu adam torunu Zeynep’le yaşamaktadır. Ferdi’nin çalıştığı fabrikanın sahibi Sabri Bey bütün servetini Zeynep’in dedesi Hüsnü’ye borçludur. Hüsnü’nün İstanbul’a geldiğini haber alan Sabri Bey, Zeynep’i sekreter olarak işe alır. Öte yandan vasiyetnamesini hazırlayan Sabri Bey, servetinin yarısını Zeynep’e bırakır. Bir süre sonra Ferdi ile Zeynep evlenir. Ancak fabrika avukatlarından Hasan vasiyetnameden haberdardır. Sabri Bey’in hovarda oğlu Erol’la birlik olan Hasan fabrika hissesinin Ferdi’ye geçmemesi için çare arar. Bunun için Ferdi’nin öldürülmesi gerektiğine karar verirler.

Sakarlığıyla çevresindekileri bıktıran Şakir'e İstanbul'da ölen amcasından büyük bir miras kalır. Fakat mirası paylaşmak istemeyen bir akrabası onu ortadan kaldırmak için planlar yapmaya başlar.Fakat Şakir yine sakarlıklarıyla olaylardan kurtulmayı başarır. Bu olaylar sırasında yolda ve İstanbulda karşılaştığı Gardolap Fuat ile kovalamacaları sürmektedir. Filmin sonunda akrabası malları alamayacağını anlar ve delirir. Şakir ise yine sakarlık yaparak dükkânını havaya uçurur ve köyüne geri döner.

Bebekken kaybolan ve vahşi ormanda ayılar tarafından büyütülüp, onlar gibi davranan Hanzo, bir gün kazı için köye gelen bir grup tarafından yakalanır.

Film, amcasının servetini tüketen bir genç kızla onu seven saf bir bahçıvanın hikâyesini anlatır. Serpil, ailesiyle birlikte amcasının serveti sayesinde lüks bir yaşam sürer. Amcası Süleyman Bey’den para alabilmek için kendisini dindar bir aile kızı gibi gösterir. Ancak Süleyman Bey, Serpil’in oynadığı oyunları öğrenir. Evlenmediği taktirde Serpil’i mirasından mahrum edeceğini söyler. Süleyman Bey’in saf bahçıvanı Apti ise Serpil’e âşıktır. Serpil, amcasının tehditleri nedeniyle Apti’yle evlenmek zorunda kalır. Ancak balayı için gittikleri Uludağ’da tanıştığı bir gençten hoşlanınca Apti’den kurtulmak için çare arayacaktır.