İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

12 filminden 3'ü İzlenir çıktı, 2 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Adrien Brody (d. 14 Nisan 1973), Amerikalı oyuncu ve yapımcıdır. fotoğrafçı Sylvia Plachy ve emekli tarih profesörü & ressam Elliot Brody’ın oğlu olarak New York’da dünyaya geldi. Adrien Brody'nin babası bay Elliot Brondy, Polonya’dan göçmüş Yahudiler idi. Annesi ise Budapeşte, Macaristan'da doğdu ve Katolik bir Macar aristokrat baba ile Çekya Yahudisi bir annenin kızı. Brody ise ne Yahudilik dini ile ne de Katolikle “güçlü bir bağlantısı olmadan” yetiştirildi. Yönetmen Roman Polanski'nin filmi The Pianist (2002)'de oynadıktan sonra yirmi dokuz yaşında En İyi Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü kazandı ve bu ödül onu, kategoride kazanan en genç oyuncu yaptı. Brody, César En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü alan ikinci erkek Amerikalı aktördür (Christopher Lambert'den sonra). Brody'nin rol aldığı diğer başarılı filmler ise The Thin Red Line (1998), The Village (2004), King Kong (2005) ve Predators (2010). Anderson'ın dört filmi, The Darjeeling Limited (2007), Fantastic Mr. Fox (2009), The Grand Budapest Hotel (2014) ve The French Dispatch (2020) filmlerinde rol alan Wes Anderson'ın sıkça ortak çalışanıdır. 2017 yılında BBC tarihi draması Peaky Blinders'ın dördüncü serisinde yer aldı.

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

Natasha Lyonne'un canlandırdığı Charlie, yalan söylendiğini anlama konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Plymouth Barracuda'sıyla çıktığı yolda, her durakta yeni karakterler ve garip suçlarla karşılaşır.

1933 yılında film yapımcısı Carl Denham, başrol oyuncusu güzel Ann Darrow'un da bulunduğu bir ekiple, egzotik Kafatası Adası'na gelir. Burada Ann'in güzelliğinden etkilenip ona aşık olan King Kong adlı dev bir goril ile karşılaşırlar.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

1950'lerin Londra'sının Batı Yakasında, çok sevilen bir oyunun film versiyonu için yapılan planlar, ekibin önemli bir üyesinin öldürülmesinden sonra aniden durur. Dünyadan bıkmış Müfettiş Stoppard ve hevesli acemi Memur Stalker davayı üstlendiğinde, ikisi kendilerini yeraltındaki göz alıcı, sefil tiyatroda şaşırtıcı bir eşkiyanın içinde bulurlar ve gizemli cinayeti kendi tehlikeleri pahasına araştırırlar.

Blonde, 50'li ve 60'lı yıllarda, sinema tarihinin en büyük seks sembollerinden biri olan Marilyn Monroe'nun hem özel hem de kariyer hayatına odaklanıyor.

1950'li yıllarda geçen Fransız Postası, Paris'te bir Amerikan gazete bürosunda çalışan gazetecilere odaklanıyor. The New Yorker dergisinde yayımlanmış gerçek makalelerden esinlenen, hayali bir gazetenin Fransa bürosunun son sayısının hazırlık aşamasında yaşanılanların konu edildiği yapımda, yapımda iç içe geçen üç hikaye anlatılıyor.

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

Üç farklı şehirde gelişen üç ayrı hikayeyi işleyen filmde Michael, Julia ve Sean'ın aşk ekseninde buluşan farklı hikayelerine tanık oluyoruz. Yakın zamanda evliliği sonlanan Michael, Paris'te yaşar. Yeni sevgilisi Anna tarafından ziyaret edildiği esnada Anna, Michael hakkında büyük bir sırrı öğrenir ve artık ona güvenmesi oldukça zordur. Bu durum ilişkilerini zora sokacaktır. New York'ta yaşayan Julia, oğlunu öldürmeye teşebbüsle suçlanmaktadır, her ne kadar karşı çıksa da oğlunun vesayeti babası Rick'e verilir. Rick, anne ve oğlu arasındaki ilişkiyi tamamen bitirmenin peşindedir. Roma'ya bir iş gezisine çıkan Sean ise İtalyan Monica'ya aşık olur ve bu esnada büyük bir talihsizlik patlak verir. Monica'nın kızı kaçırılır; Sean ise küçük kızı kurtarmanın bir yolunu bulmak zorunda kalır.

Royce bir ormana paraşütle düşerken uyanır ve kendini bilmediği bir ortamda bulur, hemen sonrasında aynı şekilde gelen birkaç kişiyle de karşılaşır. Kısa bir süre sonra aralarındaki doktor hariç hepsinin alanlarında uzman katiller olduğunu ve yabancı bir gezegende uzaylı bir ırk tarafından avlandıklarını keşfederler.

Chess Records'un yükselişinin ve şarkıcılarının hikayesi. Seks, şiddet, ırkçılık ve rock 'n roll'la dolu 1950 Chicago'sunda; Muddy Waters, Leonard Chess, Little Walter, Howlin' Wolf, Etta James ve Chuck Berry gibi Amerika'nın müzik efsanelerinin hayatları Cadillac Records ile beyazperdede.

Babalarının ölümü sonrası Hindistan’a yolculuğa çıkmaya karar veren birbirinden ilginç karakterdeki üç kardeşin başlarından geçen fantastik olayların anlatıldığı The Darjeeling Limited, Wes Anderson imzasını taşıyor. Filmin hikayesi, birbirine yabancı üç kardeşin babalarının ölümünün ardından Hindistan'da bir tren turuna çıkmalarını anlatıyor. Hayal ürünü olan uzun mesafe treni "Darjeeling Limited"ın ismi, belli ki Darjeeling Himalayan Railway'den alıntılanmış... Bu tren yolculuğu, birbirlerini tanıyıp yakınlaşmaya çalışan kardeşlerin çabalarının arka planını oluşturuyor...

1933 yılında film yapımcısı Carl Denham, başrol oyuncusu güzel Ann Darrow'un da bulunduğu bir ekiple, egzotik Kafatası Adası'na gelir. Burada Ann'in güzelliğinden etkilenip ona aşık olan King Kong adlı dev bir goril ile karşılaşırlar.

Mutlu ve huzurlu görünen bir kasaba, aslında onu çevreleyen ormanın verdiği dehşeti yaşamaktadır. Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır. Bu yaratıklar ve kasabalılar arasında garip bir tür anlaşma vardır, kasabalılar ormandan uzak durdukça yaratıklar da kasabaya bulaşmamaktadır.Ancak bir gün, meraklı Lucius Hunt, ormanı keşfetmeye karar verir. Bu hareketi, taraflar arasındaki gizemli anlaşmayı bozacak ve yaratıkların kasabaya gelmesine sebep olacaktır.6. His, Ölümsüz ve İşaretler ile gerilim ve fantastik öğeleri başarıyla birleştirerek büyük beğeni toplayan yönetmen M. Night Shyamalan, Village ile de hem türün meraklılarını, hem de kendi takipçilerini oldukça heyecanlı bir bekleyişe soktu.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Natasha Lyonne'un canlandırdığı Charlie, yalan söylendiğini anlama konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Plymouth Barracuda'sıyla çıktığı yolda, her durakta yeni karakterler ve garip suçlarla karşılaşır.

Winning Time: The Rise of the Lakers Dynasty, Los Angeles Lakers'ın 1980'lerde nasıl en başarılı profesyonel basketbol takımı haline geldiğinin hikayesini anlatıyor. Yapımda, Los Angeles Lakers basketbol takımının üyelerinin profesyonel ve kişisel hayatlarına da odaklanılıyor.