İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

3 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Agâh Hün (d. 12 Ocak 1918, İstanbul - ö. 24 Temmuz 1990, İstanbul) Türk tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen, senaristtir. Agah Hün 12 Ocak 1918 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini İstanbul'da yaptı. 1937'de girdiği Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan 1942'de mezun oldu. Sahneye Kral Kreon rolünde Sofokles'in Antigone piyesiyle çıktı. 1947'de Devlet Tiyatrolarında Julius Caesar oyunuyla sahne aldı. 1951'de Küçük Sahne'ye geçmiş, Oda Tiyatrosu, Küçük Opera ve İstanbul Şehir Tiyatroları'nda çalışmıştı.[2] Birçoğu başrol olmak üzere 100'ü aşkın piyeste rol aldı, 30 piyesi sahneye koydu. Tiyatroyu nasıl seçtiğini şöyle anlatmıştır: "Ağabeyim Hadi Hün yüzünden, 18 yaşımın aklı ile bunun şahane bir meslek olduğunu sanıyordum. İçine girince hem işin yüceliğini anladım, hem de dertlerini, zorluklarını ve maddi manevi sıkıntılarını yaşadım. Ama gene de her şey güzeldi ve değerliydi doğrusu." 1953'te ilk renkli Türk filmi olarak gösterime çıkan Muhsin Ertuğrul'un'un yönettiği Halıcı Kız'da rol almıştı. 1955'te ilk filmini yönetti. 1974 yılında William Friedkin’in "The Exorcist" filminden, Hulki Saner'in yapımcılığında, Metin Erksan’ın yönetmenliğini yaptığı Şeytan filminde Canan Perver, Cihan Ünal, Meral Taygun ile birlikte rol alır. Yönettiği Sevdiğim Sendin filmiyle 1955'te Türk Film Dostları Derneği Yılın En Başarılı Filmi ve En Başarılı Yönetmeni ödüllerini kazanmıştır. Ayrıca seslendirme sanatçısı olarak birçok oyuncuyu seslendirdi. Çağrı filmindeki Anthony Quinn seslendirmesi unutulmayan çalışmalarından olmuştur. 65 yaşını doldurduğu 1983 yılında, 22 yıl çalıştığı İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan emekli oldu. 1990'da kalp krizinden yaşamını yitirmiştir.

Emine, adı fahişeye çıkmış genç ve güzel bir kızdır. Zavallı kız, vilayet tarafından Anadolu'nun küçük bir köyüne sürgün edilir. Vali, kıza kalacak bir ev bulsa da, evin sahibi kızın güzelliğine dayanamayıp kıza tecavüz etmeye kalkınca kız evden dövülerek kovulur. Hastanede iyileştikten sonra kalacak yeri olmayan kıza tek yardım eden kumandan olur ve kızı kirayı kendisinin ödeyeceği bir eve yerleştirir. Emine, geçinebilmek için iş arasa da kimse ona yardım eli uzatmaz. Tek yardım eden hastabakıcı Server olur. Bu yüzden de kısa zamanda başka bir yere sürgün edilir. Kumandan da kasaba dışına çıkınca yalnız kalan Emine çektiği zulme daha fazla dayanamaz.

Film, bir suç çetesinin bir iş adamını soyma girişimini anlatır. Murat, Necdet, Cemil ve Selma ortak çalışan, hırsızlık ve soygun yapan bir çetenin üyeleridir. Son hedefleri çok zengin bir iş adamı olan Orhan İnan’dır. Bu sebeple bir plân hazırlarlar. Orhan’ın geçtiği yol üzerinde Selma bir saldırıya uğrar. Orhan onu kurtarır ve evine götürür. Selma geçmişe ait hiçbir şey hatırlamaz. Amaçları Selma’nın güzelliği ile Orhan’ı kendisine âşık etmesi ve servetinin çalınmasıdır. Ancak çetenin de bilmediği bazı gerçekler vardır. Bir oyun ile soygun olarak başlayan bu durumun aynı şekilde ilerlemesi mümkün olmayacaktır.

Fatih Sultan Mehmet’in başında bulunduğu Türk orduları Bizans topraklarını birer birer ellerine geçirmişler, İstanbul fethedilmiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Bu sırada zalimliği ve gaddarlığı ile tarihte olumsuz bir ün yapacak olan Eflak hükümdarı Ferecious Vlad, Türk köylerine baskınlar yapmakta, Fatih’in askerlerini tuzağa düşürüp vahşice öldürmektedir. İleride “Kazıklı Voyvoda” namıyla anılacak olan Vlad’a haddini bildirmek üzere Fatih, Hamza Paşa’yı görevlendirir. Türk akıncılarını tuzağa düşüren Kazıklı Voyvoda akıncıların çoğunu esir alır. Ağabeyi de tutsaklar arasında olan Kara Murat efendisine ihanete zorlanır. Ve Osmanlı sarayına ajan olarak gönderilir.

Kemik hastalığı nedeniyle yıllarca hastane koridorlarını aşındıran küçük bir çocuğun acı dolu tedavi süreci...

Yalnızlığını yenip öbür yarısını bulmak için Saraybosna'ya gelen genç bir adam ve yapayalnız genç bir kız aynı kentte karşılaşır. Saraybosna'da, yüzyıllar öncesinde kalan büyük bir aşkın öyküsünü dinlemeye başlarlar. Öykü geçmiş zamanların, eski güzel günlerin sevdalılarının öyküsüdür. Ayın 14'ünde, dolunay vakti aynaya bakıp kısmetini, Aliş'i gören Zeynep, babasının zengin bir dostuna kendisi için söz verdiğinden habersizdir. Aralarındaki sınıf farkının engel olacağından habersiz iki genç Saraybosna'da bir düğünde tanışır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."