İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

19 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Ahmet Yelan Saraçoğlu (d. 24 Eylül 1975, Ankara), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusudur. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde eğitim gören sanatçı, Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde çalışmasının ardından, 1995 yılında kamera karşısına geçerek sinema ve dizi filmlerde de rol aldı. 2005 yılında bir grup sanatçıyla birlikte İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'nu kurdu. Hâlen çalışmalarını sürdürmektedir. Vatanım Sensin dizisinde İsmet İnönü'yü canlandırmıştır.

Üniversitede okumak için İstanbul'a gelip ahşap bir evin üst katını kiralayan dört kız arkadaş ve onların alt katına taşınan dört taşralı ve haşarı gencin maceraları. Aynı üniversitede okuyan ve aileleri başka şehirde yaşayan dört kız arkadaş, yurtta rahat edemedikleri için beraber bir ev kiralamaya karar verirler. Fakat oturabilecekleri, beğendikleri evlere ya maddi güçleri yetmez ya da ev sahipleri evlerini öğrenciye kiralamaz. Sonunda iki katlı ahşap 7 numaralı evin kiralık olduğunu görürler. Hiç çocukları olmamış ama birbirine çok düşkün Vahit ve Zeliha çiftinin olan bu ahşap evin üst katını, dört kız arkadaş kiralar. Fakat bakkal Vahit'in saf, taşralı amca oğulları da İstanbul'a gelip aynı evin alt katına yerleşince cümbüş başlar!

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocası Cevdet'in yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını. 1919 yılında, Yıldız (Pınar Deniz) güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...

Yaşamını beş çocuğuna iyi fikirler ve temiz bir isim vermeye adayan Ali Rıza Tekin, yaşadığı bir olayda haksızlığa göz yumması istenince kaymakamlık görevinden istifa eder. Kızı Necla da İstanbul'da mimarlık bölümünü kazanınca, ailecek İstanbul'a, kendilerine ait eski bir konağa taşınırlar. Çocukların okul masrafları aileyi sıkıntıya sokunca Ali Rıza Bey yeniden çalışmaya başlar. Yeni işinde de prensiplerinden ödün vermesi istenince yine istifa eder. Askerden dönen oğlu Şevket bir bankada iyi bir maaşla çalışmaya başlayınca Ali Rıza Bey'in yükü hafifler. Ama Şevket gönlünü halihazırda evli bir kadın olan meslektaşı Ferhunde'ye kaptırır. Ferhunde ivedilikle boşanıp Şevket'le evlenir evlenmez dizginleri ele alır, evin bütün düzenini değiştirir. Oğuz Ayhan'ın da aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider. Ali Rıza Bey tüm olanlara direnmeye çalışsa da ömrünün sonuna dek seyretmeye mahkum olduğu "Yaprak Dökümü" artık başlamıştır.

Yazman Şirketler Grubu’nun iki veliahtı Çeşme’de yaşayan Ege Yazıcı ve şirketin CEO’luğunu yapan Aslı Mansoy karşı karşıyadır. Şirketin nakit akışının devamı, Ege’nin Çeşme’de yerleştiği ve sörf okulu kurduğu koya dev bir otel yapılmasına bağlıdır. Her şeyiyle şehirli Aslı ve tüm benliğiyle Çeşmeli olan Ege tüm farklılıklarına rağmen ne kadar benzer olduklarını kısa bir süre sonra anlayacaklardır. Bu fütursuz ikili şirketlerine mi, sörf koyuna mı yoksa birbirlerine mi sahip çıkacaklardır?

Maceradan ve hastalıktan ölesiye korkan Metin bir gün yaşam dolu Hayat’a rastlar. Kavgalarla başlayan ilişkileri bir hayat öpücüğü gibi ikisinin de hayatını değiştirir ve Metin bu aşk sayesinde yaşamanın hayatta kalmaktan fazlası olduğunu öğrenir. Yaşamı böylesine seven ve yaşamdan böylesine korkan bu iki insan bütün imkansızlıklara rağmen birlikte mutlu olmayı becerebilecek midir?

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Hayatını dürüstlük, aile sevgisi ve güven üzerine kuran Serhat’ın, eşi Berrak’ın yıllardır sakladığı büyük bir sırrı öğrenmesiyle alt üst olan hayatına odaklanıyor. Serhat’ın yolu, dobra ve cesur tavırlarıyla dikkat çeken Zeynep’le kesiştiğinde ikili kendilerini büyük bir fırtınanın içinde buluyor.

Sokak çocuklarının çoğu yirmi yaşını görmez. Görenlerin de yaşadığı söylenemez. Uyuşturucu, şiddet, cinsel taciz, açlık… Sokak çocuklarının kaderi, ya mapus ya mezardır. Bu çocuklardan beş tanesi, bu kadere karşı koymayı başarır. Kendilerine "Köksüzler" diyen; en büyüğü 13, en küçüğü 6 yaşında, biri kız, biri otistik, beş sokak çocuğunun, çöplükte kırk günlük bir bebek bulmalarıyla başlayan ve "Köksüzler"den "Ateş Kuşları"na dönüşmelerini anlatan Ateş Kuşları; çocukların zorluklara, acılara ve her şeye rağmen kadere karşı koyma hikayelerini ele alacak.

Karısı tarafından terk edilen Nejat annesini henüz hiç görmemiş olan kızına üzülmemesi için “idare edecek” yalanlar söylemektedir. Fakat Kayra büyüdükçe bu yalanlar içinden çıkılmaz bir hal alır. İyice köşeye sıkışan Nejat tam da her şeyin sonu geldi diye düşünürken, yolu beklenmedik bir şekilde Suna ile kesişir. Suna’nın hayatlarına girişi ile hem çaresiz baba Nejat’ın hem de artık annesinden başka bir şey istemeyen Kayra’nın dünyası tamamen değişir. Suna ve Nejat kendilerini hiç beklemedikleri tatlı bir oyunun içinde bulurlar.

Zehra, annesi Aynur'la birlikte, İstanbul'un sayılı zenginlerinden sayılan Çamay ailesinin yanında çalışıp, yaşamaktadır. Zehra, birlikte büyüdüğü Çamay ailesinin tek veliahttı Barış'a âşıktır. Barış da Zehra'ya karşı duygularını fark eder. Fakat bu aşkın önünde çok sayıda engel vardır. Aynur'un evlatlık verdiği ama herkesin öldü bildiği Zehra'nın ablası Ceren intikam için geri gelir ve oklarını önce kendi ailesine sonra ilgisi olan herkese yöneltir.

Her şeye sahip, başarılı genç bir adamın hayatında bir anda güneş hiç doğmamak üzere batarsa… Ya sonra?

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocası Cevdet'in yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını. 1919 yılında, Yıldız (Pınar Deniz) güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...

Boynu Bükükler, hayata 3-0 geriden başlamış bir grup öksüz yetim liseli çocuğun, durumu 3-3’e getirme hikayesini anlatmaktadır. Akl-ı Selim önderliğindeki bu grup, yokluğun ve yoksulluğun üstesinden, kendi zekice yöntemleriyle gelmektedirler. Anne babasız olmaları dolayısıyla, kendi aralarında aile olmuştur bu çocuklar. Küçük yaşta birçok olumsuzluğa göğüs germişlerdir, boyunları bükük olsa da omurgaları hep diktir. Hayata bırakılan bu çocuklar, müdürleri Führer Fuat’ın katı disipliniyle mücadele ettikleri gibi, bir de üzerine "Ersen ve Galoşlar" kod adlı sevgi arsızı ve zengin çocuklarla mücadele etmek zorunda kalırlar. Ailelerine sürekli problem çıkaran ve iki kere okuldan atılan "Ersen ve Galoşlar" grubu, Boynu Büküklerin okuluna sürülür. Hayatın kaymağını, külahını ve dibindeki çikolatasını yemiş olan bu grup, Boynu Büküklerin hayatını her anlamda daha da zorlaştıracaktır. Boynu Bükükler ile aralarında sürprizlere açık, amansız bir mücadele başlayacaktır.

Hayatta sahip oldukları en değerli şey birbirleri olan, bir baba ve bir kız. Mutlu, huzurlu küçük bir aile. Her şey bu ailenin babası Adil’in, iftiraya uğramasıyla başlar. Adil’in yöneticiliğini yaptığı bankanın sahibi, kendi bankasını dolandırmış ve suçu Adil’in üzerine yıkmıştır. Adil’e atılan bu iftirada, aşık olduğu kadın da büyük rol oynar. Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkum olur. Kızı Derin ise babasından kopartılarak yetimhaneye gönderilir. Baba ve kız, bir daha birbirlerini göremeyeceklerdir.

Kapalı bir kasaba yaşamı içinde bir ayrık otu gibi büyümüş özgür ruhlu güzeller güzeli Asiye dere tepe dolaşırken, kasabanın bitimindeki motokros pistinde antrenman yaparken küçük bir kaza yapan sevimli yakışıklı muzip İlyas ile tanışır. Bu ilk görüşte aşk birkaç günde baş döndürücü bir hızla tırmanırken, sorunlar da beraberinde gelir.

31 Aralık 2011'den sonra Türkiye'nin resmi olarak AB üyesi olacağını Egemen Bağış duyurur. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne geçişindeki olaylar İstanbul'da bir apartman olan Avrupa Avrupa Apartmanı'nın sakinlerinin üzerindeki etkileri ile gösterilir. Koparan ailesi ve Beceren ailesi arasındaki atışmalar genellikle ön planda yer alır. Koparan ailesinin kızı Gül ile Beceren ailesinin Brüksel'den yeni gelen oğulları Can'ın birbirine aşık olması, bu durumu saklamak için yaptıkları ise dizinin konularındandır. Dizinin diğer bir konusu ise Mahir ve Ferdi'nin iş ortakları oldukları halde Gülbahar ve Nermin'in aralarındaki kavgadan dolayı bunu onlara söyleyememesidir.

Haneler, Ferhan Şensoy'un aynı adlı eserinden uyarlanan komedi programıdır. Hastaneler, sefaathaneler, meyhaneler, postahaneler, eczaneler gibi akla gelebilecek tüm hanelerde gelişen komik ve farklı haller anlatılır.

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

Yaşamını beş çocuğuna iyi fikirler ve temiz bir isim vermeye adayan Ali Rıza Tekin, yaşadığı bir olayda haksızlığa göz yumması istenince kaymakamlık görevinden istifa eder. Kızı Necla da İstanbul'da mimarlık bölümünü kazanınca, ailecek İstanbul'a, kendilerine ait eski bir konağa taşınırlar. Çocukların okul masrafları aileyi sıkıntıya sokunca Ali Rıza Bey yeniden çalışmaya başlar. Yeni işinde de prensiplerinden ödün vermesi istenince yine istifa eder. Askerden dönen oğlu Şevket bir bankada iyi bir maaşla çalışmaya başlayınca Ali Rıza Bey'in yükü hafifler. Ama Şevket gönlünü halihazırda evli bir kadın olan meslektaşı Ferhunde'ye kaptırır. Ferhunde ivedilikle boşanıp Şevket'le evlenir evlenmez dizginleri ele alır, evin bütün düzenini değiştirir. Oğuz Ayhan'ın da aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider. Ali Rıza Bey tüm olanlara direnmeye çalışsa da ömrünün sonuna dek seyretmeye mahkum olduğu "Yaprak Dökümü" artık başlamıştır.

Hayatın hırsızlık yapmak zorunda bıraktığı bir genç kız, Mavi… İdealleri olan ama uygulamaların hayal kırıklığına uğrattığı genç bir polis komiseri, Çınar… Lüks arabaları parçalayan, şaşırtıcı bir zekaya sahip şeytani bir çete reisi, Aksak… Sürükleyici, duygusal bir öykü. Büyük, çarpıcı bir aşk hikâyesi. Hayat koşullarının, kaderin hırsızlığa mecbur ettiği Mavi ile Ahlak ve Kumar Masası’nda dedektif olarak görev yapan Çınar’ın ümitsiz aşklarının hikayesi...

Sait Faik Abasıyanık'ın yaşamı ve eserlerinden yola çıkarak II. Dünya Savaşı sonrası Burgaz Adası ve Beyoğlu'nda yaşayan yoksul Türk ve Rum asıllı vatandaşların yaşamlarını konu alan dört bölümlük bir drama dizisi.

Hürrem Sultan’ın güzelliği, kadınlığı, zekası ve yetenekleri ile nasıl Muhteşem Süleyman’ın güvenini ve aşkını kazanıp, Osmanlı Tarihi’ni etkileyen bir karakter oluğunun anlatıldığı dizi.

İstanbul’un son yazlık sinemasını işleten Sultan, arkadaşları ; Eko, Sefer ve Bahtiyar ile insanların birbirleriyle ilişkilerinin hala zayıflamadığı mahallerinde, kendi dünyalarında yaşamaktadırlar. Ancak mahalledeki evleri yıkıp yerine bir site kompleksi kurmak isteyen bir şirketin mahallerine gelişiyle birlikte, Sultan ve arkadaşları da küçük dünyalarının sınırlarını zorlamak durumunda kalırlar. Sultan bir yandan sinemasının büyük inşaat şantiyesine döndüğünü görmemek için çabalarken diğer yandan da Bahtiyar’ın kız kardeşi Asiye’nin karşısında sağlam durabilmek için bir yol aramaktadır.

Olcay (Zuhal Olcay) ve kızı Duru (Özgü Namal) sürdürdükleri rahat ve güzel yaşamı Olcay'ın eşi Engin'in (İlhan Şeşen) intihar etmesi sonucu kaybederler. Artık zengin değillerdir. Engin'in iflas ederek intihar etmesi sonucu evlerini de kaybederek yepyeni bir hayat için yepyeni bir mahalleye taşınmak zorunda kalırlar. Artık hayatları hiç bir zaman eskisi gibi olmayacaktır.

Üniversitede okumak için İstanbul'a gelip ahşap bir evin üst katını kiralayan dört kız arkadaş ve onların alt katına taşınan dört taşralı ve haşarı gencin maceraları. Aynı üniversitede okuyan ve aileleri başka şehirde yaşayan dört kız arkadaş, yurtta rahat edemedikleri için beraber bir ev kiralamaya karar verirler. Fakat oturabilecekleri, beğendikleri evlere ya maddi güçleri yetmez ya da ev sahipleri evlerini öğrenciye kiralamaz. Sonunda iki katlı ahşap 7 numaralı evin kiralık olduğunu görürler. Hiç çocukları olmamış ama birbirine çok düşkün Vahit ve Zeliha çiftinin olan bu ahşap evin üst katını, dört kız arkadaş kiralar. Fakat bakkal Vahit'in saf, taşralı amca oğulları da İstanbul'a gelip aynı evin alt katına yerleşince cümbüş başlar!