İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

13 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
Ali Erkazan (d. 1 Ocak 1952, Samsun), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusudur. Sıdıka dizisindeki "Zekeriya Saka" ve En Son Babalar Duyar dizisindeki "Mehmet Usta" rolüyle ünlenen, sanat hayatına Ankara Sanat Tiyatrosu'nda başlayan Ali Erkazan, bu kurumda 15 yıl çalıştı. Levent Kırca Tiyatrosu'nda da görev yaptı. Politik Tiyatro'da oyunculuğu öğrendi. Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra, 1983 yılında kamera karşısına da geçerek sinema ve dizi filmlerde rol alan sanatçı, ÇASOD üyesidir.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Programda 10-15 dakikalık skeçlerle Türkiye'de yaşanan güncel komik ve trajikomik olaylar anlatılır.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.

Çocuklar ister büyük olsun ister küçük, akla gelmeyecek işler karıştırır, ortalığı birbirine katar. Pirincin taşını ayıklamaksa hep anneye düşer. Aman babama bir şey çaktırma, aman sakın babam duymasın! Babalara duyurmadan çözülmeye çalışılan problemler, örtbas edilen yaramazlıklar... Hepimizin ailesinde benzer hatıraları olan olaylar...

Aykut Enişte, yalnızlığından şikayetçi olan ve aile özlemi çeken bir adam olan Aykut’un hikayesini konu ediyor. Aykut, evlenip yuva kurmanın hayali ile yaşayan genç bir adamdır. Sevgili Nurhan ile hayallerini gerçekleştirmeye adım adım yaklaşan Aykut, beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalır. Düğüne bir hafta kala dükkanına hırsız giren Aykut, tüm birikimini kaybeder. Dükkana hırsızın girmesi, sadece Aykutun maddi kaybına neden olmaz aynı zamanda başına türlü işler açılmasına da neden olur. Dükkana bakmak için sigortadan gelen Gülşah’ın, Aykuttan küçük bir iyilik istemesi hepsinin hayatının değişmesine neden olur. Kendi halinde kimsesiz bir adam olan Aykut, bir anda kendisini iki ailenin damadı olarak bulur

Adını, Orta Anadolu'nun meşhur oyun havasından alan film, pilot olma hayalleriyle yanıp tutuşmuş olan fakat belediye otobüsü şoförlüğü yaparak "kaptan" ünvanına erişebilmiş olan Yüksel Güvercin adlı karakterin öyküsü perdeye taşınıyor. Görme engelli annesini de pilot olduğuna inandıran Yüksel, bu hayalinin peşini bırakmıyor. Her fırsatta, pilot olma hayalinin üzerine gidiyor. Bu hem Yüksel'in en büyük hayali hem de sevdiği kadına ulaşabilmesi için en büyük umutlarından biri.

1939 yılında kömür şehri Zonguldak’ta bir kasabada madenci Davut (Uğur Güneş), kardeşleri ve ana-babasıyla mütevazı bir hayat sürmektedir. Madenin sahibi Paşazade Malik Bey (Murat Daltaban) adında zengin bir adamdır. Yağmurun çok yağdığı bir gün uyarıları dikkate almayan Malik Bey yüzünden beklenen olur ve maden çöker. Davut, bu düzene karşı sesini yükseltmeye karar verir. Malik Bey’in de Davut için hiç beklenmeyen bir teklif vardır. Malik Bey’in kızı Gülfem (Esra Bilgiç) hayatın gerçeklerinden uzak, korunarak büyütülmüştür. Gülfem, ele avuca gelmez, söz dinlemez, hatta kaba-saba bir adam olarak gördüğü Davut’un zamanla içten içe hayranlık duymaya başlar. Malik Bey ise kızı Gülfem’i, Ali Gelik (Necip Memili) adında zengin bir maden patronuyla evlendirmeyi düşünmektedir.

Cennet; Mardin’de, zulümlerle dolu hayatına yıllarca göğüs germiş, güçlü bir kadındır. Kumalık, analık, işçilik eder ama isyan etmez. Tek bir gayesi vardır. Çocukları onunla aynı kaderi paylaşmasın... Kızının İstanbul’da bir üniversiteyi kazandığını öğrenince, dünyalar onun olur. Nihayet emeklerine değmiştir. Fakat bu sevinç fazla uzun sürmez. Çünkü aynı kız köyün ağasına çoktan satılmıştır. Bunu öğrendiği noktada Cennet’in gözleri kararır. Artık ya ölümdür ya kaçış…

Yaptıkları dolandırıcılıklar yüzünden İstanbul’dan apar topar kaçan Göçer ailesi, arkalarında bıraktıkları belalılardan olabildiğince uzaklaşmaya çalışırken, kendilerini Ege’de bulurlar. Köyün hırçın güzeli Zarife’nin otlattığı koyunlar yüzünden kaza yaparlar. Zarife, Savaş ve Barış arasındaki aşk üçgeninin fitili de o an ateşlenmiş olur. Kazada yaralanan Şinasi’ye yardım eden Zarife, sadece kendi köylerinde yetişen bir bitki olan ve köye de adını veren Şıpıldak otundan yaptıkları merhem ile onu tedavi eder. Bu merhemin mucizevi bir etkisi olduğunu gören Göçer ailesi, formülün peşine düşerler… Kazara karşılaşan bu üçlünün hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bir iddia ile başlayan aşk oyunu, zamanla aşkın en gerçek haline dönüşecektir.

Dizide İstanbul'un gösterişsiz semtlerinden birinde, annesi, erkek kardeşi, üvey babası ve üvey babasının çocuklarıyla birlikte yaşayan, 23 yaşındaki Umut‘un (Gizem Karaca) hikâyesi konu ediliyor. Hakan (Berk Oktay) ve Ozan (Şükrü Özyıldız) ile yolları kesişen Umut’un hayatı o güne kadar sadece tiyatro sahnesinde tanıdığı, filmlerde gördüğü bir duyguyla, aşkla tanışınca baştan ayağa değişecektir.

1965 senesi, Adana… Çamaşırcı Ayşe Kadın’ın büyük kızı Nuran, çevresi tarafından sürekli güzelliği övülen ve artist namzeti olarak görülen fakir bir kızdır. Bir gün, ağabeyi İhsan tarafından yüklü bir başlık parası karşılığında Bedir Ağa’ya satılır. Nuran’ın tek kurtuluş ümidi, büyük bir aşkla sevdiği şoför Reşat’tır. Fakat evlilik hayalleri kurduğu Reşat’ın onu patronunun karısıyla aldattığını öğrenince İstanbul’a kaçıp, hep ona söylenen, arada sırada kendisinin de hayalini kurduğu şeyi yapmaya; yani bir sinema yıldızı olmaya karar verir. Adana kökenli bir rejisör olan Kenan Yılmazer, İstanbul’da Nuran’ın elinden tutarak ona bir şans verir ve şöhret basamaklarına ilk adımını atmasını sağlar. Ancak ne Reşat ne de ağabeyi İhsan, Nuran’ın peşini bırakmayacaktır.

Üç çocuğu olan ancak oğlu ve büyük kızından yana yüzü gülmeyen İsmet Baba, "Cümbür Cemaat"le ailemizden biri oluyor. Bir baltaya sap olamayan ve hâlâ kendini babasına ispatlamaya çalışan oğlu Kenan'la, evliliğinde mutsuz olan ve kocası Yavuz'la yaptığı her tartışmayı evdeki eşyaları ve hatta mobilyaları toplayın baba evine dönerek noktalayan kızı Ayşegül arasında sıkışıp kalan İsmet Baba'nın tek umudu küçük kızı Öykü'dür. Ta ki üniversitede okuyan ve başarılı bir öğrenci olan Öykü bir aşka yelken açana dek Ailesinde hayatında bunlar olurken İsmet Babanın yurtdışında yaşayan ve yıllardır görmediği can düşmanı Fikri de ülkeye kesin dönüş yapar ve olaylar gelişir. Bir yanda ailesi, diğer yanda Fikri ve Fikri'nin oğlu ile baş etmeye çalışan İsmet Baba, yaşadığı sıkıntılara eğlenceli çözümler buluyor.

Dizide evin annesi Neriman, emekli dolmuş şoförü baba Cahit, baba mesleğini devam ettiren ve hâlâ ailesiyle yaşayan büyük oğlan Metin, karşı dairede oturan küçük oğlan Çetin, Çetin’in eşi Ece ve Metin’in eşi Nalan ile çok eğlenceli bir hayatın penceresi açılıyor. Cadılığına çok cadı, ama bir o kadar da tatlı bir kaynananın etrafında şekillenen; kocaman, mutlu ve çok komik bir ailenin hikâyesi anlatılıyor.

Ebru ile Tamer tesadüf eseri tanıştıklarında, Ebru Tamer'den kurtulmak için her şeyi yapmış ama yine de kadere ve Tamer'in sevimliliğine karşı koyamamıştır. Ebru'nun babası, galericiliğin yanısıra ailesinin bilmediği bir takım karanlık işlerle uğraşmaktadır. Tesadüfe bakın ki, Tamer de kendini bu bir takım karanlık işlerinde merkezinde bulacaktır. Esas cümbüş ise, Ebru Tamer'i babası ile tanıştırmak istediğinde kopar.
Görsel yokKarısının kendisini terk ettiğini kokpitte telsizden öğrenip bunalıma giren ve yolcu uçağını Londra'da köprünün altından geçiren Pilot Zühtü hava değişimi alarak babası Masum Bey'in yanına taşınır. Masum Bey oğlunu oyalansın diye kuru temizleme dükkanına müdür atar. Zühtü eşinin kendisini terk ettiği duyulsun istemez. Ancak babası biraz pırtı çene olduğu için haber bütün mahalleye yayılır, hatta Çin'den bile geçmiş olsuna gelenler olur.

Çocuklar ister büyük olsun ister küçük, akla gelmeyecek işler karıştırır, ortalığı birbirine katar. Pirincin taşını ayıklamaksa hep anneye düşer. Aman babama bir şey çaktırma, aman sakın babam duymasın! Babalara duyurmadan çözülmeye çalışılan problemler, örtbas edilen yaramazlıklar... Hepimizin ailesinde benzer hatıraları olan olaylar...

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.

Programda 10-15 dakikalık skeçlerle Türkiye'de yaşanan güncel komik ve trajikomik olaylar anlatılır.