İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Born 1973 in Istanbul, Alper Düzen is a Turkish actor.

Orta Asya'nın çetin bozkırlarında Gök Kağanı Alpagu Han'ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız'la, yine Gök Sarayı'nda Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasındaki destansı aşkı; bu iki garip kuşun sevdalarını kılıç, yüreklerini kalkan yaparak imkânsızı başarmalarını konu alıyor. Dönem dizisi olarak karşımıza çıkan "Destan" ilk olarak "Akkız Destanı" olarak açıklanmıştı. Ardında Destan ismiyle ekranlara geleceği söylenen dizi, geçmişe doğru uzanan bir hikâyeyi konu ediniyor. Türkler'in İslamiyet'i kabul etmesinden önce 8. yüzyılda geçen bir hikâye Destan'ın ana konusunu oluşturmaktadır. Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı savaşçı dağ kızı Akkız ile yine Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasında geçen hikâyede; zaman içerisinde bu ikilinin aralarında oluşan aşkla imkânsızı nasıl başardıklarını gözler önüne serecek.

Alya Albora, vefat eden eşinin vasiyetini yerine getirmek için cenazesi ve beş yaşındaki oğluyla Kanada’dan Mardin’deki Albora topraklarına gelir. Ancak bu gelişin bir dönüşü ve Albora’dan çıkışı yoktur. Albora aşiretinin başı Cihan Albora, Alya’nın çırpınışlarına kayıtsız kalmasa da çocuğunu alıp gitmesine izin vermez. Geçmişin karanlığı, saklanan sırlar ve bölgenin gerçeği ile yüzleşen Alya Albora, kendini kocasının ailesiyle büyük bir mücadele içinde bulur.

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgal etmesi sonucu Meclis-i Mebûsan’ın dağılması ile Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Kuvayi Milliye hareketi ve sonrasında meclisin tam bağımsız olarak Ankara’da açılması arasında yaşananları konu ediyor. Dizide, istanbul’un işgal edilip, Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılmasının ardından mebusların vatan aşkı ile karşılarına çıkan tüm engellere rağmen Ankara’ya uğraşmaya çalışması, Mustafa Kemal Paşa’nın yeni ve tam bağımsız bir meclisin açılması için verdiği mücadele ve işgaller karşısında milli iradenin gücü konu ediliyor.

Alya Albora, vefat eden eşinin vasiyetini yerine getirmek için cenazesi ve beş yaşındaki oğluyla Kanada’dan Mardin’deki Albora topraklarına gelir. Ancak bu gelişin bir dönüşü ve Albora’dan çıkışı yoktur. Albora aşiretinin başı Cihan Albora, Alya’nın çırpınışlarına kayıtsız kalmasa da çocuğunu alıp gitmesine izin vermez. Geçmişin karanlığı, saklanan sırlar ve bölgenin gerçeği ile yüzleşen Alya Albora, kendini kocasının ailesiyle büyük bir mücadele içinde bulur.

Orta Asya'nın çetin bozkırlarında Gök Kağanı Alpagu Han'ın yetim bıraktığı dillere destan savaşçı dağ kızı Akkız'la, yine Gök Sarayı'nda Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasındaki destansı aşkı; bu iki garip kuşun sevdalarını kılıç, yüreklerini kalkan yaparak imkânsızı başarmalarını konu alıyor. Dönem dizisi olarak karşımıza çıkan "Destan" ilk olarak "Akkız Destanı" olarak açıklanmıştı. Ardında Destan ismiyle ekranlara geleceği söylenen dizi, geçmişe doğru uzanan bir hikâyeyi konu ediniyor. Türkler'in İslamiyet'i kabul etmesinden önce 8. yüzyılda geçen bir hikâye Destan'ın ana konusunu oluşturmaktadır. Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı savaşçı dağ kızı Akkız ile yine Gök Kağanı Alpagu Han'ın öksüz bıraktığı Gök Tegini Batuga arasında geçen hikâyede; zaman içerisinde bu ikilinin aralarında oluşan aşkla imkânsızı nasıl başardıklarını gözler önüne serecek.

Hikâye, Mantıku’t-Tayr’daki papağanı temsil eden seyyah karakterinin, eşkıyalardan kaçarken bir papağan kuşunu takip ederek tekkeye sığınmasıyla başlar. Seyyah, tekkeye sadece bir misafir olarak giriş yapmaz; kendisiyle beraber, ömür boyu heybesinde biriktirdiği insan hikâyeleri de giriş yapar. Anlattığı her hikâye; tekkedeki bir dervişin ihtiras, makam, şöhret, kazanç, aşk gibi saklı duygularını ve zaaflarını uyandırır. Mantıku’t-Tayr’daki bülbül, keklik, doğan, hüma, baykuş, üveyik, kaz, kuyruksallayan ve tavus kuşunu temsil eden 9 derviş, bu saklı duyguları ve zaaflarının tesiriyle hareket eder ve nihayetinde belli imtihanlarla karşı karşıya kalır. Bu imtihan eşiğinde rehber Hüdhüd sembolündeki Şeyh devreye girer ve tıpkı Mantıku’t-Tayr’da olduğu gibi sembolik hikâyeler vasıtasıyla dervişlere zaaflarının yol açacağı hataları vurgulayıp seyr-ü sülük, yani Kaf Dağı’ndaki Simurg yolculuğuna devam ederler.

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgal etmesi sonucu Meclis-i Mebûsan’ın dağılması ile Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Kuvayi Milliye hareketi ve sonrasında meclisin tam bağımsız olarak Ankara’da açılması arasında yaşananları konu ediyor. Dizide, istanbul’un işgal edilip, Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılmasının ardından mebusların vatan aşkı ile karşılarına çıkan tüm engellere rağmen Ankara’ya uğraşmaya çalışması, Mustafa Kemal Paşa’nın yeni ve tam bağımsız bir meclisin açılması için verdiği mücadele ve işgaller karşısında milli iradenin gücü konu ediliyor.

Haneler, Ferhan Şensoy'un aynı adlı eserinden uyarlanan komedi programıdır. Hastaneler, sefaathaneler, meyhaneler, postahaneler, eczaneler gibi akla gelebilecek tüm hanelerde gelişen komik ve farklı haller anlatılır.

Varlıklı ailelerin boşanma avukatı olarak ünlenen Ayla Dinçer’in, başarılı bir iş adamı olan kocası Erol ile sorunlu bir evlilikleri vardır. Babasına düşkün olan kızları Bilge ise bu duruma çok üzülmektedir. Küçüklüğünden beri Ayla’nın yanında yaşayan ve onun adeta manevi kızı olan Zehra Mercan ise Bilge ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda bir hastanede hemşire olarak çalışan Zehra’nın, sevgilisi Doktor Ahmet Sarıoğlu’ndan sakladığı bazı sırları vardır. Dinçerlerin evinde gündelikçi olarak çalışan Zehra’nın annesi Fatik’in yaşadığı mahalle, Tarık’ın başkanlığını yaptığı belediyeye bağlıdır. Gerek icraatları gerekse kişilik yapısıyla dikkat çeken Tarık Sayar, halkın problemleriyle yakından ilgilenen sıra dışı bir belediye başkanıdır. Mahallenin genç kızı Neşe Tarık başkana platonik aşık, Tarık başkanın yardımcısı Metin ise Neşeye İlgi duymaktadır. Ayla ve Tarık tanışır. İlk önce dost sonra ise bu dostluk aşka dönüşür.

Bir grup lise öğrencisinin baskı, baştan çıkarma, mutluluk ve hayal kırıklıklarından kurulu olan yaşadığımız bu dünyada kendilerini bulma mücadelelerini konu almaktadır. Bu gençler herkes gibi aşk, arkadaşlık, başarı ve mutluluk aramaktadırlar. Onların hikayeleri günümüz İstanbul'unun yaşamından küçük bir kesittir.

Uyumlu ailesinin küçük oğlu Oktay annesinin bir tanesidir. Mukaddes Hanım, biricik oğlunu kimselere veremeye kıyamamış, herkeslerden sakınmıştır. Fakat yine de ayrılık çanları çalmış ve biricik oğlu Eda'ya aşık olup onunla evlenmiştir. Evlenmelerine mani olamayan Mukaddes Hanım, başka bir strateji geliştirmiş, ailece oğlunun evine yerleşmişlerdir. Doğumla birlikte çalışma hayatına ara veren Eda'nın ise sabrı tükenmiştir. Sonunda Eda, Oktay'ı taşınmaya ikna eder ve evliliklerini kurtarmak için taşınırlar. Nihayet evler ayrılmış, Oktay ve özellikle Eda muradına ermiştir. Oğullarıyla birlikte yepyeni bir yuvaya kavuşmuşlardır. Ancak onları büyük bir sürpriz beklemektedir.