İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 filminden 1'i İzlenir çıktı, 24 dizisinden 5'i İzlenir çıktı
Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusudur. Lise eğitimini Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde aldı. Lise döneminde tiyatroyla ilgilenmeye başlayan Erkekli, karşılaştığı zorluklar sebebiyle tiyatrodan vazgeçip inşaat mühendisi olmaya karar verdi. Ancak lisedeki İngilizce hocasının ısrarıyla bu kararını değiştirerek 1975 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü'ne girdi. Eğitimi sırasında, fakülte öğrencileri tarafından hazırlanan "Kopermikli Yüzbaşı" oyununda, başrol oyuncusunun gösterime gelememesi sebebiyle başrolde sahneye çıktı. Oyunun galasının ardından yanına yaklaşan Rutkay Aziz'in "AST gemisine hoş geldin" sözleriyle profesyonel oyunculuğa başlamış oldu. Mezun olduktan sonra, DTCF Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı'nda öğretim görevlisi olarak çalıştı ve AST'ta oyunculuğa devam etti. 1985 - 1989 yılları arasında Devlet Tiyatroları'nın Çocuk ve Gençlik Tiyatroları bölümünde çalışan Erkekli, 1989 yılında yeniden AST'a döndü. Susam Sokağı'ndaki Edi karakterini seslendirdi.

En büyük eğlence kaynağı, herkesin büyük ilgi gösterdiği yazlık sineması olan bir kasaba… Kasabanın deli oğlanı Emin, çevresindeki tüm insanlara her türlü işte yardım eden ve herkesin sevdiği bir adamdır. Televizyonun henüz yeni yeni Anadolu’ya yayılmaya başladığı bu dönemde köy halkı dönemin en büyük icadıyla tanışmaya hazırlanmaktadır. Televizyona dair çeşitli beklentiler vardır. Mekanik işlerle uğraşmayı seven Emin de televizyonun nasıl bir buluş olduğunu merak etmektedir. Televizyon kasabaya gelirken, beraberinde birçok şey getirecektir.

Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro’da orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları, ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.

Bahtınızın kara olduğuna bir kere inandıysanız, makus talihi yenmek pek de kolay değildir… Ancak ilk aşık oldukları erkeklerle evlenirlerse mutluluğu yakalayacaklarına inanan ve bunu başaramamış kadınlar arasında büyüyen Ada, tam da bu işe son noktayı koymak, kaderin çarkına çomağı sokmak üzeredir ki. Olanlar olur, Ada ilk aşkı olduğuna inandığı Rüzgar tarafından terk edilir. Ada mutluluk yolunda Rüzgar'ı geri kazanmak isterken karşısına Bora çıkar. Aşkı ve inancı arasında sıkışan Ada'yı, zorlu ve romantik bir yolculuk beklemektedir.

1960’lar Türkiye’sinin gölgesinde, altın çağını yaşamaya başlayan Yeşilçam’da bir yapımcının ayakta kalma hikâyesini anlatan Yeşilçam: Bir Sinema Hayvanı’nda Çağatay Ulusoy, her şeyini kaybetmiş ancak Yeşilçam’da küllerinden yeniden doğmaya çalışan sinema aşığı yapımcı Semih Ateş’e hayat veriyor. Aynı zamanda dizide Çağatay Ulusoy’a Afra Saraçoğlu ve Selin Şekerci eşlik ediyor. Afra Saraçoğlu, Yeşilçam’ın kapısını gerçek bir sanatçı olmak için çalan genç ve güzel Tülin Saygı’yı, Selin Şekerci ise Yeşilçam’ın gözde yıldızlarından Mine Cansu’yu canlandırıyor. Oyuncu kadrosunda bu üç isme Güngör Bayrak, Nilüfer Açıkalın, Altan Erkekli, Yetkin Dikinciler, Özgür Çevik, Ayta Sözeri ve Bora Akkaş eşlik ediyor.

1990'lı yıllarda lisede arkadaş olan bir grup insan, 30 yıl sonra tekrar bir araya gelir ve birlikte komik olaylar yaşarlar.

Hülya, Mehtap, Didem ve Arzu yakın arkadaşları Yonca’ya sürpriz bir bekarlığa veda partisi düzenleyecektir. Hülya aynı zamanda bir siyasi partinin Genel Başkanı olan kocası İbrahim’den Yonca’nın bekarlığı veda partisi için havuzlu bir villa kiralamasını ister. Hülya ve arkadaşları kiralanan villaya gittiklerinde Açelya ismindeki ev sahibinin fantezi dolu dünyası ile karşılaşırlar. Evdeki pespembe dekor, pembe objeler, havuz başındaki pembe at heykelleri ve duvarlarda Açelya’nın seksi resimleri hepsinin ilgisini çeker. Kızlar neredeyse partiyi unutup Açelya’nın eşyalarını didiklemeye başlarlar. Başlarda eğlenceli görülen bu durum kilitli bir odanın bulunmasıyla yerini heyecana bırakır. Bütün gece merak ve heyecanı bir arada yaşayan kızlar ertesi sabah büyük bir şokla uyanır. Eğlenceli, komik ve aynı zamanda gerilim dolu bekarlığa veda partisinin finalinde herkesi büyük bir sürpriz beklemektedir. Bu sürpriz hem İbrahim Başkan hem de kızların hayatını değiştirecektir.

Film, sevdiği kıza kavuşabilmek için arkadaşlarıyla birlikte imkansız bir görevin üstesinden gelmeye çalışan Temel'in hikâyesini anlatıyor.

Kim Bu Aile?, kariyerinin en önemli operasyonunda başarısız olunca açığa alınan ve kendisini bu duruma düşüren çeteyi gizlice takip edebilmek için devraldığı tavuk restoranında istemeden çok başarılı olan başkomiser Adem Haberdar ile operasyonda ona destek veren "aile"sinin hikâyesini anlatıyor.

Çiçero, 2. Dünya Savaşı'nın seyrini değiştiren ve Almanya'nın bozguna uğramasında etkin payı olan casus Çiçero'nun savaştaki etkisini ve savaş sonrası yaşadıklarını konu ediyor. İlyas Bazna, 2. Dünya Savaşı sırasında Ankara’daki İngiliz Büyükelçiliği’nde uşak olarak çalışmaktadır. İçeriden birçok bilgiye ulaşabilen Bazna, Almanlar için casusluk yapmaya başlar ve kendisine “Çiçero” kod adı verilir. İlyas Bazna savaşın seyrini değiştirmesine rağmen T4 uygulamasıyla engellilerin gaz odalarına gitmelerine, iğneyle uyutulmalarına engel olamaz. İlyas Bazna’nın savaştaki etkisini ve savaş sonrası yaşadıklarını beyaz perdeye yansıtacak olan filmin yönetmen koltuğunda Serdar Akar oturuyor.

Kaan binbir emek ve zorlukla çalışma hayatında yükselmiş, başarılı bir iş kariyerine sahip olmuştur. Eşi, iki çocuğu ve işiyle ilgilenirken, bir sahil şehrinde yaşayan babası Eşref'i ise biraz ihmal etmiştir. Ancak günün birinde babasının geçirdiği rahatsızlık, onu babasının yanına gitmeye zorlar, ancak yoğun işlerinden ötürü babasını İstanbul'a, evine getirmeyi tercih eder. Son derece iyi niyetli ve iyi kalpli bir insan olan Eşref Bey, burada yük olduğunu hissedince geri dönmek ister. İçindeki bulundukları güç durum, özellikle Kaan için zor kararlar almayı ve sıkı bir vicdan muhasebesini gerektirecektir.

Kız Babası, istemediği biriyle evlenmek isteyen kızını vazgeçirmeye çalışan bir babanın hikayesini konu ediyor. Adil, ailesini geçindirmek için taksicilik yapan bir adamdır. Eşi ve iki kızı ile mutlu bir yaşam süren Adil’in hayatı kızının sevgilisi olduğunu öğrenmesiyle alt üst olur. Adil’in kızı, Bahadır adında boksörlük yapan bir çocukla görüşmektedir. Ancak Adil, Bahadır’ın tehlikeli bir adam olduğunu düşünür. Kızının birkaç güne Bahadır ile görüşmekten vazgeçeceğini uman Adil, aldığı haberle tamamen yıkılır. Bahadır evlenme teklifi etmiştir ve genç kadın bu teklifi büyük bir mutlulukla kabul eder. Adil ise bu evliliğe kesinlikle karşıdır. Evlenmesine karşı olduğu tüm sebeplerde haklı olan Adil, kızının bu gerçeklerin farkında olmadığını anlar. Adil, bu evliliği engellemek için kızının gerçekleri görmesini sağlamaya kararlıdır. Kendisini zorlu bir mücadelenin içerisine sokan Adil, kızının gözünü açıp evlenmesini engellemeyi başarabilecek midir?

Müslüm, arabesk müziğinin efsane ismi Müslüm Gürses'in hayat hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Unutulmaz ses sanatçısının iniş ve çıkışlarla dolu yaşamının anlatıldığı filmde, Müslüm Gürses’in milyonları etkileyen müziğine, çocukluğundan ölümüne kadar geçen zamanda yaşamına etki eden kişilere ve çok sevdiğini her fırsatta dile getirdiği eşi Muhterem Nur’a odaklanılıyor.

1950 yılında Kuzey Kore, Güney Kore' ye saldırdığında Birleşmiş Milletler' in yaptığı yardım çağrısı sonucu Türkiye, Kore'ye bir tugay gönderir. Her şey gönderilen tugayın içindeki askerlerden birisi olan Süleyman Astsubay'ın savaş meydanında annesi babası öldürülmüş küçük bir kız bulmasıyla başlar. Süleyman Astsubay bulduğu 5 yaşındaki küçük kıza ay gibi yüzü olduğu için Ayla ismini verir. 15 ay boyunca Ayla'nın bakımını üstlenen Süleyman Astsubay'ın artık Türkiye' ye dönmesi gerekmektedir. Ayla'yı bırakıp gitmek istemeyen Süleyman, Ayla'yı Türkiye'ye götürmek için birçok yolu dener ancak bir türlü Kore yasalarını aşıp Ayla'yı Türkiye'ye dönerken yanına alamaz. Savaş günlerini geride bıraktıktan 60 yıl sonra Ayla ve Süleyman tekrar bir araya gelirler.

Sarıkamış Çocukları filminde, 1915 yılında bir köyde yaşayan bir grup çocuğun cephede savaşmak için zorlu kış şartlarında yola çıkmaları hikâye ediliyor. 1915 yılında aynı köyde iki arkadaş olan Mehmet ve Yusuf babaları Sarıkamış'ta çeteciler tarafından öldürülür. İki çocuğun abisi ise Sarıkamış cephesinde savaştadır. Bir yolunu bulup ağabeylerinin yanına cepheye gitmeye kararlı olan Mehmet ve Yusuf yaşadıkları köyden bir grup askerin de cepheye gönderileceğini öğrenince bu kafileyle beraber yola çıkıp cepheye ulaşmaya karar verirler.

Sahip oldukları ajans vasıtasıyla bazı organizasyonlara oyuncu ve dansçı gönderen Bekir ve Tayfur, bir türlü işlerini yoluna koyamamış iki kardeştir. Şanslarını döndürmek için, "Benzer Star" adında, ünlülerin benzerlerini bir araya getiren bir yarışma düzenlerler. Bu sıralarda, dünyaca ünlü star Das Borak'ın, tükenmişlik sendromu ve psikolojik sorunlarla mücadele ettiği dedikoduları yayılmış, bu yüzden konserleri birer birer iptal edilmeye başlamıştır. Büyük paralar kaybetmeye başlayan Borak'ın organizatörü Hüseyin, Bekir'le karşılaşınca aklına dahiyane bir çözüm gelir: Borak'a ikizi kadar benzeyen Bekir'i, megastarın yerine geçirmek...

Temel Karadeniz'de yaşayan saf ve hayallerinin peşinden giden bir delikanlıdır ve bu haliyle herkesin alay konusudur. Kalbinin sesini dinleyen beş parasız Temel, Trabzon'un en bilindik ve zengin ailelerinden Yücesoyların kızı Zuhal'e aşık olur. Zuhal'i babasından isteyen Temel'i, Hıdır Yücesoy kapı dışarı eder. Sevdiğine ulaşamayan ve hayalleri yıkılan Temel, arkadaşı Turgay'ın Sümela Manastırı'nın çatısına çıkarak intihara giriştiğini öğrenir. Arkadaşını vazgeçirmek için manastırın çatısına çıkan Temel, Turgay'ı ikan etmek yerine kendisi de intihar etmeye karar verir. Onları çatıdan indirmeye çalışan polislerden Sümela Manastırı'nda büyük bir hazine saklandığını öğrenen Temel intihar etmekten cayıp bahsedilen hazineyi aramaya başlar. Bu sayede hem zengin olacak hem de Zuhal'e olan aşkını ispatlayacaktır.

Mahmutpaşa’da bir han esnafının hikayesini anlatır. Tolgahan Sayışman (Ali) handaki esnaflardan birinin oğludur. Ali, oldukça yakışıklı ve çapkın bir delikanlıdır. Bergüzar Korel (Gözde) ise esnafın çalıştığı hanı satın alan zengin müteahhidin, yardımsever, doğaya ve hayvanlara düşkün kızıdır. Müteahhit, esnafın çalıştığı hanı satın alır ve orayı yıkıp alışveriş merkezi yapmaya karar verir. Han esnafının bir an önce hanı boşaltmasını isteyince esnaf birleşerek bir plan yapar ve Ali’den Gözde’yi etkileyerek hanı kurtarmasını ister. Bir yardım gecesinde tanışan Ali ve Gözde birbirlerinden çok etkilenirler. Esnafında yardımıyla yapılan planlarla komik ve romantik bir hikaye başlar.

Bir çete lideri, Süpermen kılığındaki intihara meyilli adamı işe alır. Bu sırada çeteyle bağlantılı çalıntı bir arabayı kullanan kadın ise çeteden intikam almayı planlar.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

En büyük eğlence kaynağı, herkesin büyük ilgi gösterdiği yazlık sineması olan bir kasaba… Kasabanın deli oğlanı Emin, çevresindeki tüm insanlara her türlü işte yardım eden ve herkesin sevdiği bir adamdır. Televizyonun henüz yeni yeni Anadolu’ya yayılmaya başladığı bu dönemde köy halkı dönemin en büyük icadıyla tanışmaya hazırlanmaktadır. Televizyona dair çeşitli beklentiler vardır. Mekanik işlerle uğraşmayı seven Emin de televizyonun nasıl bir buluş olduğunu merak etmektedir. Televizyon kasabaya gelirken, beraberinde birçok şey getirecektir.

Bütün Türkiye’nin tanıdığı Meryem Tunalı’nın kayboluşuyla başlayan hikaye, bir mahalleden yükselen büyük bir dönüşümün izini sürüyor. Küçük yaşta ailesini kaybeden ve kaderin sert yüzüyle tanışan Meryem’in, kalbinde büyüttüğü tek bir aşk vardır: Kadir. Yıllar sonra güç, para ve ihtirasla şekillenen Kadir’in dünyasıyla, saf duygularla hayata tutunan Meryem’in yolları yeniden kesişir. Ancak bu karşılaşma, bir aşk hikayesinden çok daha fazlasını beraberinde getirir: Sırlar, hesaplaşmalar ve geri dönüşü olmayan kararlar…

30’lu yaşların sonunda olan ve aynı evi paylaşan iki yakın arkadaş Erman ve Ozan’ın hayatları, dışarıdan bakıldığında düzenli ve sıradan görünür. Fakat yaşadıkları apartman ve çevresindeki insanlar yüzünden her günleri hiç ummadıkları bir kaosa dönüşür. “Karma”, sakin tavırları ve çözüm odaklı bakışlarıyla bu kaosun üstesinden gelen iki arkadaşın hikayesini anlatıyor.

Dünyanın tehlikeli suikastçilerinden Arjen, son görevinde vicdanıyla sınanır.

Hakan Dağıstan, ülkenin en önemli inşaat şirketlerinden birinin sahibidir. 6 ay önce evlendiği karısı Merve’yle bir süredir problemler yaşamaktadır. İlk zamanlar tanıdığı, sevdiği kadın değildir artık Merve. Tam da bu süreçte tanışır Sahra’yla Hakan... Karısı ne denli uzak ve ilgisizse, Sahra o denli alakadar ve ısrarcıdır. Merve ve Hakan ikilisi hayatlarına Sahra girdikten sonra birbirlerine olan sevgileri, sırları ve sadakatiyle sınanacaktır. Ama aşkın sınavı diğerlerinden farklıdır; bilen değil, yanan kazanır. Bilindik bir kıssa vardır; dostluk ve aşk yolda karşılaşır ve “Senden kalanları temizlemek benim işim” der dostluk aşka. Fakat bu hikayede durum farklıdır. Merve, dostlukla kirlettiği geçmişini, aşkla temize çekmeye çalışacaktır.

Yılmaz ailesi, emanetçi oldukları Emirzade köşküne zamanla yerleşerek kendilerine uydurdukları asilzade hikayesini oynamaya devam ederken, hiç beklemedikleri bir anda köşkün asıl sahibi olan Ramazan Bey evine döner. Köşkü kaybetme korkusuyla harekete geçen aile, yalanları ortaya dökülmeden, Ramazan Bey'e ve torunu Taceddin’e güzel bir Ramazan yaşatarak onları uğurlamayı planlar.

Bahtınızın kara olduğuna bir kere inandıysanız, makus talihi yenmek pek de kolay değildir… Ancak ilk aşık oldukları erkeklerle evlenirlerse mutluluğu yakalayacaklarına inanan ve bunu başaramamış kadınlar arasında büyüyen Ada, tam da bu işe son noktayı koymak, kaderin çarkına çomağı sokmak üzeredir ki. Olanlar olur, Ada ilk aşkı olduğuna inandığı Rüzgar tarafından terk edilir. Ada mutluluk yolunda Rüzgar'ı geri kazanmak isterken karşısına Bora çıkar. Aşkı ve inancı arasında sıkışan Ada'yı, zorlu ve romantik bir yolculuk beklemektedir.

1960’lar Türkiye’sinin gölgesinde, altın çağını yaşamaya başlayan Yeşilçam’da bir yapımcının ayakta kalma hikâyesini anlatan Yeşilçam: Bir Sinema Hayvanı’nda Çağatay Ulusoy, her şeyini kaybetmiş ancak Yeşilçam’da küllerinden yeniden doğmaya çalışan sinema aşığı yapımcı Semih Ateş’e hayat veriyor. Aynı zamanda dizide Çağatay Ulusoy’a Afra Saraçoğlu ve Selin Şekerci eşlik ediyor. Afra Saraçoğlu, Yeşilçam’ın kapısını gerçek bir sanatçı olmak için çalan genç ve güzel Tülin Saygı’yı, Selin Şekerci ise Yeşilçam’ın gözde yıldızlarından Mine Cansu’yu canlandırıyor. Oyuncu kadrosunda bu üç isme Güngör Bayrak, Nilüfer Açıkalın, Altan Erkekli, Yetkin Dikinciler, Özgür Çevik, Ayta Sözeri ve Bora Akkaş eşlik ediyor.

İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgal etmesi sonucu Meclis-i Mebûsan’ın dağılması ile Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Kuvayi Milliye hareketi ve sonrasında meclisin tam bağımsız olarak Ankara’da açılması arasında yaşananları konu ediyor. Dizide, istanbul’un işgal edilip, Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılmasının ardından mebusların vatan aşkı ile karşılarına çıkan tüm engellere rağmen Ankara’ya uğraşmaya çalışması, Mustafa Kemal Paşa’nın yeni ve tam bağımsız bir meclisin açılması için verdiği mücadele ve işgaller karşısında milli iradenin gücü konu ediliyor.

Kerem, İstanbul’un çok eski tekstilcilerinden olan Yiğiter ailesinin yakışıklı ve çapkın oğludur. Yaratıcı zekasıyla zamana yenik düşmek üzere olan aile şirketini bir start - up çalışmasıyla sektörün lideri haline getirmiştir. Keremlerin atölyesinde işçi olarak çalışan Ayşe de biri despot, diğeri hayırsız iki ağabeyi kontrolünde renksiz, tatsız bir hayat yaşayan zeki, güzel ve kalbi iyilik dolu bir kızdır. Ayşe, hayatında ilk kez kendisi için bir şey yapmaya karar verir. Bu kararı vermesinde en büyük etken olan Kerem, aynı zamanda Ayşe’nin kurbanı olacağından habersizdir. Ayşe, Kerem ve kendisini ömür boyu birbirine bağlayacak hamleyi yaparak oyunun kurucusu olur ancak bu oyun ikisinin de içinden çıkamayacağı şekilde ayaklarına dolanacaktır.

Arkadaşları Toprak’ı elim bir trafik kazasında kaybeden Mert, Gökçe ve Bora; bir rock festivalinde sahneye çıkmak isteyen Toprak’ın en büyük hayalini gerçekleştirmek için babası Seyfi ile beraber çalışmaya başlarlar. Ancak bu uğurda para kazanmaları ve çekecekleri kliple festivale kabul edilmeleri gerekmektedir. İş arama serüvenleri tuhaf bir rektör olan Niyazi’nin odasında son bulur. Niyazi’nin teklifiyle mahalle muhtarının yanına gider ve kendilerini bir anda ramazan davulcusu olarak bulurlar.

Fabrikasında çıkan yangından kurtulan Ali Kemal on yıl komada kalmıştır. Komadan çıktığında Ali Kemal neleri değişmiş bulacak ve hayata dönmesi etrafındakilerin hayatını nasıl değiştirecektir?

Burası çok fazla suçun işlenmediği, insanların çoğunlukla muhafazakar kesimden oluştuğu ve alışılmışın dışındaki kişilere pek fazla iyi gözle bakılmadığı bir yer. Bozkır’ın söyleyecekleri var.

Yunus, Hollywood'da tutunamayıp şansını Bollywood'da denemeye çalışan başarısız bir aktör, ikizi Yiğit ise büyük bir suç örgütünün peşinde başarılı bir komiserdir. Bir dizi talihsizlik sonucu Hindistan (Bollywood)'dan da sınır dışı edilen Yunus, ikizinin yerine polis olmak zorunda kalınca işler karışır. Üstelik bir de hiç derdi yokmuş gibi ikizinin ortağı Aslı’ya aşık olmuştur. Peşinden hiç ayrılmayan bir nişanlı, ansızın ortaya çıkan küçük bir kız ve içine düştüğü seri polisiye olaylar zinciriyle Yunus, kendisini adeta "hayatının rolü"nü oynarken bulacaktır.

Yıllarca birbirlerine olan nefretlerinin altında bir aşk besleyen Münir ve Adile hem dünür hem de ortaktır. Çocukları Tarık ve Itır gizli evliliklerini ebeveynlerine nasıl açıklayacaklarını düşünürken ikilinin her defasında birbirleriyle çekişmesi bu gerçeğin ortaya çıkmasına engel olmaktadır. Yaşananların üstüne Şener'in bu ikiliyi barıştırmak için tüm mahalleyi seferber etmesi de işleri oldukça karıştıracaktır. Yeşilçam tadında çekilecek olan dizi Adile ile Münir'in 35 yıl önce bir yanlış anlaşılma sorunu yüzünden biten aşklarını ve aralarında yaşanan çekişmeleri ekranlarda. Bakalım Adile ve Münir'in aralarındaki anlaşmazlık ne zaman son bulacak ve çocukları Itır ile Tarık evliliğini öğrendiklerinde neler yaşanacak ?

Asiye yoksul bir mahallede gaddar üvey annesi ve zorba babasıyla yaşamaya çalışan genç bir kızdır. Hayat yeterince üstüne gelmiyormuş gibi bir de sevgilisinden hamile kalır. Ancak sevgilisi onunla evlenmeyi şiddetle reddeder. Asiye de birikmiş öfkesini oğlana salladığı bıçakla alır. Artık Asiye için zaten nefret ettiği mahallesinden kaçmaktan başka çare kalmamıştır. Gerçek hayatından firarında kardeşi Mine de Asiye'yi yalnız bırakmaz. Ceplerinde para olmayan iki kız kardeş mecburen otostop yaparlar. Bindikleri araba ülkenin sayılı zenginlerinden birinin torununa aittir. Çıktıkları yol, onları düşündüklerinden bambaşka bir yere götürecek ve dört kişinin kaderini sonsuza dek değiştirecektir. Şimdi Asiye bütün hırslarının ve arzularının da ötesinde bir yaşamın eşiğindedir.

Kocabaş'ların otoriter reisi Şehmuz, evin titiz ve klorak bağımlısı kadını Servet, aynı evde damatları iç güveysi Selahattin, kızları Gülistan, torunları Orçun, Orçun'un sevgilisi Eylem ve bekar oğulları Rıza ile birlikte oturmaktadırlar. Antakya’dan İstanbul-Cihangir’e taşınan Kocabaşlar geleneklerine bağlı olan babaları Şehmuz Bey’in hakimiyeti altındadır. Damatları Selahattin, eşi Gülistan’a hiç bağlı değildir; üstelik onu pavyonda tanıştığı Tülay ile aldatmaktadır. Evin tek oğlu olan Rıza, hiç sevmediği Nurhayat ile ailesinin baskısıyla nişanlanmıştır. Ancak bu duruma daha fazla katlanamaz ve Nurhayat’tan ayrılma kararı alır. Bu karar Kocabaşlar için yıkım olur. Aile, Rıza ve Nurhayat’ın arasını düzeltmek için seferber olur. İki defa tertiplenen düğünde önce Rıza, sonra Nurhayat kaçar ve böylece ilişkileri sona erer. Bu olaylar yaşanırken tüm ailenin hayatını değiştirecek bambaşka bir gelişme yaşanır. Deniz, yanında kardeşi Bora ile birlikte, bir dizide bir bölüm konuk oyunculuk yapmak için İzmir’den İstanbul’a gelir. Yıllardır aradığı fırsatı bulamayan Deniz’in hiç beklemediği bir anda şansı döner. Dizinin başrol oyuncusu sette olay çıkartıp işi bırakır. Bir anda bölüm oyunculuğundan başrole terfi eden Deniz, İstanbul’da ev arayışına girer. Setteki diğer bir oyuncu Açılay da ev aramaktadır ve Deniz’e ev arkadaşı olmayı teklif eder. Şehmuz Bey de Rıza’ya kızar ve Nurhayat ile evlendirdikten sonra oturmalarını planladıkları yan daireyi kiraya vermeye karar verir. Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer. Damat Selahattin o dairede metresi Tülay’ı oturtmayı planlarken, büyük bir tesadüf sonucu Deniz ve Açılay da aynı eve talip olur. Ancak Şehmuz evi sadece ailelere kiralamaktadır. Daireyi çok isteyen Deniz, Açılay ve Bora’nın aklına bir plan gelir. Plan işe yarar; Şehmuz Bey’i ikna edip evi tutarlar. Ancak ilk başta yolunda giden işler kısa bir süre sonra kontrolden çıkar. Bütün bunların üzerine Deniz'in annesi ve babasının İzmir'den İstanbul'a taşınması ile işler iyice çığırından çıkar.

Münir ve İnci Şenyuva, ortaklaşa bir psikiyatri kliniği işletmektedirler. Uzmanlık alanları aile terapistliğidir. Münir'in kayınvalidesi Devlet Planlama Teşkilatı'ndan emekli Gülümser; babası, devlet sanatçısı, emekli koro şefi Kalender Şenyuva; zampara kardeşi Nurettin ve oğlu Ataberk çevresinde çeşitli komik olaylar yaşanmaktadır. Her bölümde yeni konular işlenmektedir.

Gençliğinde çok iyi top oynarken sakatlanmış, pes etmeyip teknik direktörlüğe hırs yapmış emekli, içi futbol ateşi ile yanan Ziya Fikret Tamyol'un yaşamından kesitler... Başarısızlığa yenilmeyen, umutlarının peşinden koşarak, inandığı, güvendiği ve gönülden istediği hedefine ulaşmakta ilerleyen bir teknik direktörün öyküsü...

Babadan kalma konağında, eşi Ekber'in yıllar önce aniden ortadan kaybolmasından sonra, kızı Bahar ile birlikte yaşayan Güzide'nin hüzünlü hikâyesi. Güzide'nin hayatı kızı Bahar'ın faili meçhul bir cinayete kurban gitmesiyle kâbusa dönmüştür. Güzide; en yakın arkadaşı Bilge'nin çabaları, eşi Ekber'in geri dönüşü ve daha önce hiç tanımadığı dört kişinin yanına gelişi ile hayata yeniden sarılmaya çalışmaktadır.
Görsel yokKanlıca'da yoğurtçuluk yapan Servet Usta'nın ve ailesinin başından geçen komik olaylar.

Bembeyaz bir deniz görünümündeki uçsuz bucaksız pamuk tarlalarıyla Aslanbaşlar, Adana'nın en zengin ailelerinden biridir. Binlerce dönüm pamuk tarlasının sahibi olan bu aile büyük bir çiftlik evinde yaşamaktadır. Aslanbaş Holding'in esas gözbebeği pamuktur. Pamuk gözbebeği olsa da diğer alanlarda da başarıyı yakalamışlardır. Aslanbaşların hizmetinde binlerce kişi çalışmaktadır. Tarlalarda ırgatlar, çiftlik evinde hizmetçiler, fabrikada işçiler, holdingteki çalışanlar Aslanbaş Ailesi; ana-babaları ölmüş olan dört erkek kardeşten oluşur. Bütün olaylar; Ömer'in ilk kez "Beyaz Gelincik Ceren" ile karşılaşmasıyla başlar. Ondan sonrası; bir bir ortaya dökülen sırlar, bazen aşk bazen iktidar için söylenen yalanlar, merak içinde sonu beklenecek gelişmeler…

İstanbul'un orta yerinde bir masal başlıyor! Bu masal, güçlü ve karmaşık bir aşk hikâyesi ekseninde günümüz İstanbul'unda farklı kesimlerden insanların hayatlarını anlatıyor. Bir yanda iş dünyasının hırçın atmosferinde, lüks barlarda, araba yarışlarında, yatlarda, köşklerde geçen hayatlar, diğer yanda mütevazı ama tutkulu, güçlüklerle dolu ama aynı zamanda da eğlenceli insanlar. İstanbul'un rengarenk atmosferinin en çarpıcı hikayeleri, "Bir İstanbul Masalı"yla ekranlara taşınıyor.

Sait Faik Abasıyanık'ın yaşamı ve eserlerinden yola çıkarak II. Dünya Savaşı sonrası Burgaz Adası ve Beyoğlu'nda yaşayan yoksul Türk ve Rum asıllı vatandaşların yaşamlarını konu alan dört bölümlük bir drama dizisi.

Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro’da orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları, ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.