İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

15 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Arif Erkin Güzelbeyoğlu (d. 11 Eylül 1935, Gaziantep), Türk mimar, müzisyen, tiyatro-sinema oyuncusu ve bürokrattır. Tiyatroya amatör olarak Genç Oyuncular'da başladı. Dostlar Tiyatrosu'nun kuruluşunda yer aldı. Tiyatroda oyunculuğun yanı sıra oyun müziklerini de yaptı. Otuz yıl İstanbul Belediyesi'nde bürokratlık yaptı. Birçok televizyon yapımının müziklerini ve "Umut", "Ağıt", "Değirmen" gibi filmlerin müziklerini yaptı. Dizi oyuncusu olarak "İkinci Bahar dizisindeki rolü ile ünlendi. 1935 yılında Gaziantep'te doğdu. Güzelbeyzade adlı bir Türkmen boyundan gelen soyadı Güzelbeyoğlu olarak Türkçeleştirilmiştir. Yükseköğrenim için İstanbul'a gidene kadar Gaziantep'te yaşadı. Lise yıllarında tiyatroya ve müziğe ilgi duydu. Gaziantep Lisesinde öğrenciliği sırasında 1950 yılında bir yarışma sonucu Moliere'in Hastalık Hastası oyunundaki başrolü ile amatör olarak tiyatro hayatına başladı. Lise öğretmeninden keman dersleri aldı. İstanbul Teknik Üniversitesinde mimarlık, Devlet Opera ve Balesi'nin, Opera Dershanesi'nde müzik eğitimi aldı. İstanbul Radyosu'nda solist ve korist olarak çalıştı. Önce Genç Oyuncular tiyatro grubunun kuruluşunda yer aldı. Okulu bitirip askerlik hizmetini yaptıktan sonra 1964 yılında Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu'nda Refik Erduran’ın "Direklerarası" adlı müzikalindeki rolü ile profesyonel oyunculuğa başladı. Oyunun müziklerini de yapan Arif Erkin, Haldun Taner'in "Zilli Zarife" ve "Vatan Kurtaran Şaban" adlı oyunlarının da müziklerini yaptı. Genco Erkal tarafından Gençler Tiyatrosu'nun devamı olarak kurulan Dostlar Tiyatrosu'nun kuruluşunda yer aldı. Dostlar Tiyatrosu'nun ilk beş yılı boyunca tüm oyunlarının müziklerini yaptı. İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğünde 30 yıl çalıştı. Beşiktaş Belediyesinde İmar Müdürü ve Teknik Başkan Yardımcılığı görevi yaptıktan sonra emekli oldu. Memurluk hayatı sırasında tiyatro ve müziğe devam etti. Bir süre sonra oyunculuğa ara verdi ve sadece oyun müzikleri yaptı. Umut, Karakolda Ayna Var, Gramafon Avrat, Bir Milyara Çocuk, Bizimkiler gibi pek çok görsel yapımın müziklerine emek verdi. Umut filmi ile 1969 Adana Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Müzik Ödülü'nü aldı. Keşanlı Ali Destanı filmi ile başladığı oyunculuk hayatında ünlenmesi, İkinci Bahar dizisi ile oldu. Aralık 2005 itibarıyla Yabancı Damat dizisinde "Memik Dede" karakterini canlandırdı. 2007 yapımı Beyaz Melek adlı sinema filminde de "Mala Ahmet" karakterini canlandırdı. Son olarak Canım Ailem dizisinde "Cabbar Ağa" rolünü, Muhteşem Yüzyıl adlı dizide "Piri Mehmet Paşa" adlı Divan Üyesini canlandırdı; Doksanlar, Kadim Dostum ve Çoban Yıldızı adlı dizilerde yer aldı. Müziğiyle sinemaya yaptığı katkılardan ötürü 2021 yılında İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali'nde Onur Ödülü ile ödüllendirildi.

İstanbul'un eski semti Samatya'da, Antep Sofrası adlı kebapçının sahibi Ali Haydar, eşi ölmüş, kızlarıyla yaşayan bilge bir adamdır. Dükkanında çalışmaya başlayan Hanım'la aralarında bir aşk doğar. Hikaye, bu iki karakterin ve çevrelerindeki renkli kişiliklerin (Neriman, Vakkas, Timoti, Şeco vb.) sevinçleri, hüzünleri, umutları ve hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamlarını anlatır. "Öteki Türkiye"nin samimi ve dokunaklı bir portresini çizer.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

İki kardeş olan Özcan ve Sercan tefeciye olan senet borçlarını ödemek için, Müslüm dayılarının kendilerine olan borcunu almaya giderler. Dayı parayı vermek için elini cebine attığı an kalp krizi geçirir ve ölür. Dayının cebinde onlara ait para vardır ama henüz çıkarıp vermemiştir. Parayı dayılarının cebinden aldıkları gibi tefeciye borç ödemesine giden kardeşleri büyük bir sürpriz beklemektedir, çünkü para sahtedir. Sahte paradan kurtulmanın yolunu, aldıkları yere bırakmak olarak gören kardeşler, cenaze evine parayı ölen dayılarının ceket cebine koymak için gelirler ve geri dönüşü imkansız bir maceraya girmiş olurlar.

Üç yetişkin kardeş, dul annelerinin birlikte olduğu tuhaf adamla tanışınca onların evlenmelerine engel olmak için ellerinden geleni yapar.

21 yıllık eşinin aniden terk ettiği Fikret ve 21 yıllık müzisyen sevgilisi tarafından terk edilen müzikhol vokalisti Solmaz komik bir tesadüfle tanışması ve dost olmasının ardından Solmaz'ın kızı Zeynep, bu sırada ailesiyle ilgili yalanlar söylediği Adanalı sevgilisinden evlenme teklifi alır. Solmaz, Fikret'ten, kızının saygın, efendi, emniyet müdürü babası rolünü oynamasını ister. Aile arasında bir kız isteme, bir de düğün olacak ve bu iş bitecektir. Ancak damadın geleneklere bağlı olan ailesi detaylı evlilik seremonileri planlamaktadır. Asla yalan söyleyemeyen, nevrotik ve tedirgin bir insan olan Fikret, sert, silah taşıyan ve kebapçı zinciri sahibi bir Adanalı aileye karşı hayatının rolünü oynamak zorundadır.

Müzisyenlik yapan Salih ve Gürkan, yeraltındaki bir düğün salonuna gelirler. Düğün sahibi, hazırlanmaları için onları evin kömürlüğüne bırakır fakat ‘kulis’te başka bir misafir daha vardır. Aynı saatlerde, iki maföz tip de, yakaladıkları banka güvenlik görevlisini sorgulamak üzere bu kömürlüğe getirip tıkmışlardır. Mafya elemanına diklenen güvenlik görevlisi öldürülür ve olaya şahit olan Salih ile Gürkan’ın müzisyenlik hayatları tamamen altüst olur.

Dicle sinemacı olma hayaliyle İstanbul’a geldiğinde kendini bir menajerlik ajansında bulur. Burada sadece starlara, ego savaşlarına, hırslara, şöhrete, paraya, umutlara ve hayal kırıklıklarına yer vardır. Dicle spot ışıklarının altındaki bu inanılmaz parlaklıktaki dünyada yolunu kaybetmeden var olmak için savaşırken… Kopuk aile bağları da yeniden kanamaya başlar. Daha o doğmadan önce kendilerini terk eden babası, artık sektörün en büyük köpekbalıklarından biridir ve aynı ajansta çalışmaktadır. Ve sinemanın büyülü ışıkları Dicle’nin ilk aşkını da aydınlatmaya başlar.

Kapadokya’nın zengin ve güçlü adamlarından, ileri yaştaki Fikret Karakaya, genç güzel Zühre ile evlenmek ister. Zühre, düğün için Niğde’den konağa getirilir. Mertliği ile tanınan taş ustası Seyit’in yolu Zühre’yle bu süreçte kesişir. Ateş ve su kadar birbirlerinden uzak durmaları gerekse de, Seyit ile Zühre arasında, tutkulu, büyüleyici bir aşk başlar. Ancak aşkları, değdikleri herşeyi, yakıp yıkar, küle döndürür. Üstelik karşılarında Fikret Karakaya kadar güçlü bir engel daha vardır. Çoban Yıldızı, Seyit ile Zühre’nin Kapadokya’nın masalsı dünyasında başlayıp, İstanbul’a uzanan, soluk soluğa izlenecek, gerilim dozu yüksek bir aşk hikayesi.

Koçoğlu otellerinin kurucusu Hüseyin Koçoğlu (Arif Erkin), geçirdiği kalp krizi sonucu ölüm döşeğindedir. Hayata tutunmak için sevgili torunu Ferit’ten (Eren Hacısalihoğlu) tek istediği, yıllar önce yaşadığı gayrimeşru ilişki sonucu dünyaya gelen kızının ölüm haberiyle beraber varlığından yeni haberdar olduğu Ece Öztürk’ün bulmasıdır. Ferit, tüm yolları denemiş ama Ece’nin izini bulamamıştır. Dedesinin son arzusunu yerine getirmek için çırpınan ve çaresiz kalan genç adam, sevgilisi Gonca’nın (Seda Güven) teklifini kabul ettiğinde kendisini büyük bir yalanın içinde bulur. Bu yalanın baş rolünde ise Peri Aslan (Buse Arslan) vardır.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.

Türkiye'nin seksenli yıllardaki hayatı, doksanlara geldikten sonra yerini mahallelerden büyük şehirlere, küçük esnaftan büyük süper marketlere, yeni cep telefonları, bilgisayar oyunları hayatımıza girmiştir. Doksanlar dizisi, Türkiye'nin bu değişimini gösterecektir.

Çömlekçilik yapan İsmail zamanında zorla bir evlilik yapmış ve bu evlilikten dört çocuk sahibi olmuştur. Sonra bir başkasına aşık olan İsmail'in, Kudret'in üzerine getirdiği kuması Cennet'ten de üç çocuğu vardır. Artık çömlekçilikten para kazanamayan İsmail çocuklarının da isteğiyle İstanbul'a göç etmeye karar verir. Bu arada ailenin ortanca kızı Hayat yörenin köklü ailelerinden birinin oğluyla aşk yaşamaktadır. Gençlik ateşine karşı koyamayan Hayat ve Kerem evlenmeden beraber olurlar, bunu duyan aile Hayat'ı 70 yaşındaki Abbas'a verir.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

Ülkenin en önde gelen şirketlerinden birinin başında olan Oktay, işi gereği saygın ve zengin bir adamdır. Fakat kariyerinin hayatını etkilememesi için büyük çaba sarf eden Oktay, adına çamur atılınca dayanamaz ve kalp krizi geçirir. Artık kalp nakli sırasında bekleyen hastalardan biridir. Bir gün kaza yapan tır sürücüsü Hüseyin, Oktay'ın beklediği ikinci bir şans olacaktır... Fakat bu kalbin sahibi Oktay'ın neredeyse tam zıttı bir karakterdir. Hayatına bir başkasının kalbiyle devam edecek olan Oktay'ın yaşamı bu yeni yürekle mi şekillenecektir? Yılmaz Erdoğan’ın "Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?" sorusundan yola çıkarak oluşturulan hikaye ilgi çekici olmakla birlikte sosyal bir konu olan organ naklini de gündeme getiriyor.

Memed dağlarda dolaşmak, silah tutmak yerine, okumak isteyen bir çocuktur. Ama babası Mamo Ağa, onu zorla alıp dağlara götürerek, gece dağ başında sürünün yanında yalnız bırakarak, korktuğu şeylerle inadına yüzleştirerek bir savaşçı gibi yetiştirmeye çalışır. Mamo Ağa bir sabah Memed'i dağda, sürüsünün başında, gece vurduğu kurdun yanında bulur. Memed kara bir yılana da karşı galip gelir. Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır. Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!” Dizide esas olarak, eline silah almamaya, savaşmamaya, sadece çobanlık yapmaya karar vermiş Memed'in, haksızlığa ve zulme dayanamayarak yeniden eline silahını almasının, çevresinde Kuvâ-yı Milliye hareketi oluşturarak Karayılan adını kahramanlaştırmasının hikâyesi anlatılmaktadır.

Güzeller güzeli Fadime, erkeklerin kendisi için yanıp tutuştuğu, Karadenizli bir kızdır. Annesi Nazife ve ninesi Kadife ile birlikte Trabzon'un küçük bir köyünde yaşayan Fadime'nin balıkçı babası ise onları terk etmiştir. Gelin-kaynana ise hiç geçinemez, Fadime sürekli ninesi ve annesi kavgaları arasında kalır. Levent, ise İstanbul'da yaşayan zengin ve yakışıklı bir adamdır. Ailesine oldukça bağlı olan Levent, dedesi Temel'i kıramaz ve isteği yerine getirmek için Trabzon'a gider. Levent, dedesinin doğup büyüdüğü evi satmak için, yanına arkadaşı Vedat'ı da alarak Karadeniz'in yolunu tutar. Fakat dedesinin bahsettiği ev, Fadime'nin ninesi Kadife'nin evidir! Levent ederinin çok üzerinde para teklif eder, fakat Kadife evi satmak istemez.

Gaziantep'in ünlü baklavacısı Kahraman Usta'nın kızı Nazlı Ankara'da üniversite eğitimini bitirmiş memleketine dönmüştür. Çok sevgili kızlarının dönüşünü hasretle bekleyen aile çok mutludur. Ama Nazlı'yı bir sürpriz beklemektedir. Kahraman Usta, kızının evliliği için ortağı Ökkeş Usta'nın oğlu Kadir'e söz vermiştir. Nazlı buna şiddetle karşı çıkar. Ökkeş ve Kadir'in kendisini istemeye geldikleri gün evden kaçan Nazlı, Bodrum'a gider. Nazlı burada bir otelde iş bulur ve çalışmaya başlar. Ailesi her yerde Nazlı'yı aramaktadır. Bu sırada Nazlı Bodrum'da yakışıklı, yabancı bir gençle tanışır. Nazlı bu gencin İngiliz olduğunu zannetmektedir. Oysa ki bu genç, ailesi İstanbul'dan Atina'ya göç etmiş Niko adında bir Yunandır.

İstanbul’un son yazlık sinemasını işleten Sultan, arkadaşları ; Eko, Sefer ve Bahtiyar ile insanların birbirleriyle ilişkilerinin hala zayıflamadığı mahallerinde, kendi dünyalarında yaşamaktadırlar. Ancak mahalledeki evleri yıkıp yerine bir site kompleksi kurmak isteyen bir şirketin mahallerine gelişiyle birlikte, Sultan ve arkadaşları da küçük dünyalarının sınırlarını zorlamak durumunda kalırlar. Sultan bir yandan sinemasının büyük inşaat şantiyesine döndüğünü görmemek için çabalarken diğer yandan da Bahtiyar’ın kız kardeşi Asiye’nin karşısında sağlam durabilmek için bir yol aramaktadır.

Olcay (Zuhal Olcay) ve kızı Duru (Özgü Namal) sürdürdükleri rahat ve güzel yaşamı Olcay'ın eşi Engin'in (İlhan Şeşen) intihar etmesi sonucu kaybederler. Artık zengin değillerdir. Engin'in iflas ederek intihar etmesi sonucu evlerini de kaybederek yepyeni bir hayat için yepyeni bir mahalleye taşınmak zorunda kalırlar. Artık hayatları hiç bir zaman eskisi gibi olmayacaktır.

İstanbul'un eski semti Samatya'da, Antep Sofrası adlı kebapçının sahibi Ali Haydar, eşi ölmüş, kızlarıyla yaşayan bilge bir adamdır. Dükkanında çalışmaya başlayan Hanım'la aralarında bir aşk doğar. Hikaye, bu iki karakterin ve çevrelerindeki renkli kişiliklerin (Neriman, Vakkas, Timoti, Şeco vb.) sevinçleri, hüzünleri, umutları ve hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamlarını anlatır. "Öteki Türkiye"nin samimi ve dokunaklı bir portresini çizer.

Yazlıkçılar, 1993-1998 yılları arasında, önce TRT 1'de, 1994 yılından itibaren de Star TV'de yaz aylarında yayınlanmış tv dizisi. Oyuncu kadrosunun ağırlıklı kesimi Bizimkiler dizisinin oyuncularından oluşan dizin çekimleri önce Tekirdağ'a bağlı Kumbağ'da, daha sonra Burhaniye'ye bağlı Ören'de yapıldı.