İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

14 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Nejat İşler ve Bekir Köşker’le Kahramanlar Soytarılar Kumpanyası’nı kurdu. Krek Tiyatro Topluluğu gibi tiyatrolarda Tuhaf Şehir Hikayeleri, Cadı Sıkıntısı, Op’la Zo’nun Dramı gibi oyunlarda rol aldı. İlk 1999’da Yılan Hikayesi dizisinde bölüm oyuncusu olarak kamera karşısına geçti. 2000’de Yedi Numara dizisinde Berat rolüyle dikkat çekti.

Üniversitede okumak için İstanbul'a gelip ahşap bir evin üst katını kiralayan dört kız arkadaş ve onların alt katına taşınan dört taşralı ve haşarı gencin maceraları. Aynı üniversitede okuyan ve aileleri başka şehirde yaşayan dört kız arkadaş, yurtta rahat edemedikleri için beraber bir ev kiralamaya karar verirler. Fakat oturabilecekleri, beğendikleri evlere ya maddi güçleri yetmez ya da ev sahipleri evlerini öğrenciye kiralamaz. Sonunda iki katlı ahşap 7 numaralı evin kiralık olduğunu görürler. Hiç çocukları olmamış ama birbirine çok düşkün Vahit ve Zeliha çiftinin olan bu ahşap evin üst katını, dört kız arkadaş kiralar. Fakat bakkal Vahit'in saf, taşralı amca oğulları da İstanbul'a gelip aynı evin alt katına yerleşince cümbüş başlar!

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadın olan Aslı Sütçüoğlu (Gülse Birsel) ve onun ailesi ile arkadaş çevresini konu alıyor.

Seksenler dizisi Türkiye’nin 1980’lerin başından günümüze değin geçen 32 yıllık geçmişini ve değişimin hikayesidir. Klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini hedefleyen eğlenceli bir dönem sitcom’u olan dizide sosyal hayattaki değişimin, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini gözler önüne serecek. Seksenler dizisi bize kaybettiğimiz insani değerleri yeni nesillere tekrar kazandırmak amacıyla geçmişe yapılmış eğlenceli bir yolculuk olacak. Seksenler dizisi o yılları yaşamış olanlar kadar yaşamamış olan gençlerin ve çocukların da ilgisini çekecek. Bir çocuk sobayı, merdaneli makineyi, pul yapıştırıp yolladığımız mektupları, anket defterlerini, siyah önlükleri, kolalı yakaları, sokaklarda koşturarak sürdüğümüz telli arabaları, misket dolu torbaları ilk defa bu dizide görecekler.

Ali, Zeynep’e ilk görüşte aşık olmuş genç bir adamdır. Fakat Zeynep, kirli bir planla akıl hastanesine yatırılır. Ali, Zeynep’i akıl hastanesinden kurtarmak için türlü türlü maceralara atılır. Üstelik bu süreçte yalnız değildir. Hasta numarası yaparak akıl hastanesine sızan Ali’nin yardımına koğuş arkadaşları olan deliler yetişir. Hal böyle olunca da işler çığırından çıkar.

İstanbullu bir çift olan Yalın ve Beyza, Assos’ta bir köye taşınır. Yeni bir hayata başlamak üzere buraya gelmişlerdir. Ancak ilk günden itibaren köylüler Yalın’a olumsuz ve tehditkâr biçimde yaklaşır. Çok geçmeden bu tepkilerin şiddeti hızla yükselir ve bir gün Yalın bir gencin saldırısına uğrar. Bu saldırıyla birlikte Yalın’ın gerçekte kim olduğu ortaya çıkacak ve köy halkıyla arasında gizli bir savaş başlayacaktır.

Hedefim Sensin, çiğ köfte satarak geçimini sağlayan Zekeriya Taştan’ın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Zekeriya Taştan, İstanbul sokaklarında çiğ köfte satarak geçimini sağlar. Oldukça geveze bir adam olan Zekeriya’nın başına ne gelirse çenesinden gelir. Bir gün konuşmaması gereken bir yerde ve zamanda yine kendisini tutamaz. Ama bu sefer başına büyük bir dert alır ve İstanbul’u terk etmek zorunda kalır. Artık onun yeni yuvası ilk defa ayak bastığı Gökçeada olur. Burası Zekeriya’nın hayatı için adeta bir dönüm noktası olur. Gökçeada’ya gelmesi ile hayatı değişen sadece Zekeriya değildir. Onun gelişi ile birlikte Hafize’nin, Leyla’nın ve Yarım Hasan’ın hayatı da bambaşka bir hal alır.

Aydın, İstanbul’a yeni tayin edilmiş bir polis memurudur. Şehir kadar sosyal hayata da yabancılık çekmektedir. En büyük sıkıntısı yalnızlıktır. Şekerci dükkânında çalışan Mehtap’la uzaktan uzağa ilişki kurmaya çalışır. Fakat ilgisine karşılık alamaz. Tıpkı hastalığından dolayı arkadaşları tarafından dışlanan Osman ve diğerleri gibi… Her insan, hayatı boyunca birinden ötekine savrulup durur.

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

Bebekken ailesinden koparılan bir kız çocuğunun hayatı, yıllar sonra gerçek ailesiyle kesişir. Nehir gerçek annesi olduğunu bilmeden Asu’nun kocasının tersanesinde işe başlar. Öldü bildiği kızı yanı başında olmasına rağmen Asu bu durumdan habersizdir. Kader anne kızı bir araya getirmiştir. Kızını öldü bilen bir kadın ve öz annesini başka bir kadın sanan kaynak işçisi güzel bir kızın yüreklere dokunacak hikayesi.

Seksenler dizisi Türkiye’nin 1980’lerin başından günümüze değin geçen 32 yıllık geçmişini ve değişimin hikayesidir. Klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini hedefleyen eğlenceli bir dönem sitcom’u olan dizide sosyal hayattaki değişimin, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini gözler önüne serecek. Seksenler dizisi bize kaybettiğimiz insani değerleri yeni nesillere tekrar kazandırmak amacıyla geçmişe yapılmış eğlenceli bir yolculuk olacak. Seksenler dizisi o yılları yaşamış olanlar kadar yaşamamış olan gençlerin ve çocukların da ilgisini çekecek. Bir çocuk sobayı, merdaneli makineyi, pul yapıştırıp yolladığımız mektupları, anket defterlerini, siyah önlükleri, kolalı yakaları, sokaklarda koşturarak sürdüğümüz telli arabaları, misket dolu torbaları ilk defa bu dizide görecekler.

Babalarını aynı iş kazasında kaybeden Hayali Ömer, Kabadayı Akif ve Sarı Fikret kardeş gibi büyümüşlerdir. Bir kenar mahalle olan Eskitepe’de geçen hikâyede, üç genç, başta Yorgancı İshak olmak üzere, mahallelinin maddi ve manevi yardımlarıyla yetişmişlerdir. Kavgacı ve dayanışmacı Eskitepe de, dizinin ana karakterlerinden biridir. Üç gencin delikanlılıktan kabadayılığa uzanan çarpıcı serüvenleri; aşk acısı, ihanet, zorbalık ve şiddetle harmanlanır. Ankara’nın namlı kabadayılarından Fakir Şükrü ve yeğeni Dedo ile karşılaşmaları onların kaderlerini değiştirir. Dedo, amcasının kanun dışı işlerinden edindiği serveti ve caydırıcı gücü, ticaret ve siyasetle arttırmaya çalışır. Üç Eskitepeli genç, Fakir Şükrü ile Dedo’nun hizmetine girerler. Bu yeni başlangıç, her üçünü de ahlaki ve vicdani yönden etkiler, giderek birbirlerine düşmanlık beslerler.

Leyla ile Nuri, İzmir Alaçatı’da büyümüş, daha çocukken birbirlerine aşık olup, büyüyünce de evlenip, üstüne de biri kız, biri erkek iki çocuk sahibi olmuş, mutlu bir çifttirler. Ta ki, Nuri, günümüzün en amansız erkek hastalıklarından olan “azgın teke hastalığı”na yakalanana kadar.

Üç çocuğu olan ancak oğlu ve büyük kızından yana yüzü gülmeyen İsmet Baba, "Cümbür Cemaat"le ailemizden biri oluyor. Bir baltaya sap olamayan ve hâlâ kendini babasına ispatlamaya çalışan oğlu Kenan'la, evliliğinde mutsuz olan ve kocası Yavuz'la yaptığı her tartışmayı evdeki eşyaları ve hatta mobilyaları toplayın baba evine dönerek noktalayan kızı Ayşegül arasında sıkışıp kalan İsmet Baba'nın tek umudu küçük kızı Öykü'dür. Ta ki üniversitede okuyan ve başarılı bir öğrenci olan Öykü bir aşka yelken açana dek Ailesinde hayatında bunlar olurken İsmet Babanın yurtdışında yaşayan ve yıllardır görmediği can düşmanı Fikri de ülkeye kesin dönüş yapar ve olaylar gelişir. Bir yanda ailesi, diğer yanda Fikri ve Fikri'nin oğlu ile baş etmeye çalışan İsmet Baba, yaşadığı sıkıntılara eğlenceli çözümler buluyor.

Torunu Zehra ile Makedonya topraklarında gömülü olan hazineyi bulmaya giden Ali Dede'nin son arzusu doğduğu topraklarda son nefesini vermektir. Ancak, sülaledeki herkesin hayalini bu hazine süslemektedir. Bu nedenle, onlar da gizlice Ali Dede ve Zehra'nın peşinden Üsküp'e gelirler. Ömer ise Üsküp'te yaşayan Türk asıllı bir gençtir. Tatlı bir serseri olan Ömer'in Arnavut mafya babası Luran ve eski sevgilisi Galina ile başı fena halde derttedir. Zehra ve Ömer'in yolu Üsküp'te kesişir. Bundan sonra tüm Balkan coğrafyasını kapsayan bir kaçıp kovalamaca hikayesi başlar.

Anneleri farklı babaları bir olan iki üvey kardeş, Mert (Emre Altuğ) ile Gert (Ragga Oktay), aynı evi paylaşırlar. Karakterleri birbirine tamamen zıt bu ikili, işleri bir türlü rayına oturtamaz ve aynı evde yaşamalarına rağmen çok borca girerler. Bir gün, çok zengin Servet Hala'dan gelen bir haberle şeytanın bacağını kırarlar.

Varlıklı ailelerin boşanma avukatı olarak ünlenen Ayla Dinçer’in, başarılı bir iş adamı olan kocası Erol ile sorunlu bir evlilikleri vardır. Babasına düşkün olan kızları Bilge ise bu duruma çok üzülmektedir. Küçüklüğünden beri Ayla’nın yanında yaşayan ve onun adeta manevi kızı olan Zehra Mercan ise Bilge ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda bir hastanede hemşire olarak çalışan Zehra’nın, sevgilisi Doktor Ahmet Sarıoğlu’ndan sakladığı bazı sırları vardır. Dinçerlerin evinde gündelikçi olarak çalışan Zehra’nın annesi Fatik’in yaşadığı mahalle, Tarık’ın başkanlığını yaptığı belediyeye bağlıdır. Gerek icraatları gerekse kişilik yapısıyla dikkat çeken Tarık Sayar, halkın problemleriyle yakından ilgilenen sıra dışı bir belediye başkanıdır. Mahallenin genç kızı Neşe Tarık başkana platonik aşık, Tarık başkanın yardımcısı Metin ise Neşeye İlgi duymaktadır. Ayla ve Tarık tanışır. İlk önce dost sonra ise bu dostluk aşka dönüşür.

Tatlı bir ilkbahar sabahına uyanmakta olan Dila Hanım’ın çiftlik evi bütün heybetiyle koca çiftliğin ortasında yıllara meydan okurcasına durmaktadır. Nice sırlara, acılara, mutlu mutsuz yaşamlara şahitlik etmiş evin önündeki siyah cip evin hanımını beklemektedir. Dila hanım askerdeki en küçük oğlu Kerem'i ziyarete gidecektir. Bu ziyarette Mercan Kanlıca’nın kızı Ceylan’da kendisine eşlik edecektir. Zira Kerem ve Ceylan birbirlerine tutku ile aşıktırlar ve aralarında sözlüdürler ancak bu aşktan Ceylan’ın ailesinin haberi yoktur. Dila hanım oğlunun bu sürprizden mutlu olacağını düşündüğünden bir bahaneyle Mercan Kanlıca’dan izin koparmıştır.

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadın olan Aslı Sütçüoğlu (Gülse Birsel) ve onun ailesi ile arkadaş çevresini konu alıyor.
Görsel yokSonat (Mehmet Ali Alabora), başarılı bir piyanisttir. Bir gün bir cinayet işlenir ve tek şüpheli Sonat’tır.

Müjgan, bir zamanlar zengin olan ama şimdi fakirleşmiş bir ailenin kızıdır. Yoksulluktan kurtulmak için annesi Müjgan'ı zengin bir aile dostunun oğlu Kadim'le evlendirmek istemektedir. Müjgan bu duruma çaresiz boyun eğer. Sonunda Müjgan'ı istemeye gelirler. Tam bu sırada, Müjgan damat adayını tanımak için erkek kılığına girer.

Üniversitede okumak için İstanbul'a gelip ahşap bir evin üst katını kiralayan dört kız arkadaş ve onların alt katına taşınan dört taşralı ve haşarı gencin maceraları. Aynı üniversitede okuyan ve aileleri başka şehirde yaşayan dört kız arkadaş, yurtta rahat edemedikleri için beraber bir ev kiralamaya karar verirler. Fakat oturabilecekleri, beğendikleri evlere ya maddi güçleri yetmez ya da ev sahipleri evlerini öğrenciye kiralamaz. Sonunda iki katlı ahşap 7 numaralı evin kiralık olduğunu görürler. Hiç çocukları olmamış ama birbirine çok düşkün Vahit ve Zeliha çiftinin olan bu ahşap evin üst katını, dört kız arkadaş kiralar. Fakat bakkal Vahit'in saf, taşralı amca oğulları da İstanbul'a gelip aynı evin alt katına yerleşince cümbüş başlar!