İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
1937’de İstanbul’da doğan Türk tiyatro sanatçısı, sinema/dizi oyuncusu ve şarkıcıdır. Ortaokul eğitimini İstanbul’da Notre Dame de Sion’da lise eğitimini ise Fransa’da Versailles Lisesi’nde bitirdi. Daha sonra tiyatro eğitimini almak üzere Amerika’ya giderek, New York Actors’ Repertory Theatre’ın öğrencisi oldu. Bu esnada ilk sahne tecrübelerini yaşadı. 1960’da Türkiye’ye dönen Algan, aynı yıl İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncusu oldu. 1965’te Sadri Alışık’la birlikte oynadığı Atıf Yılmaz imzalı “Ah Güzel İstanbul” filmiyle dikkat çekti. 1971’de Paris’in ünlü konser salonu Olympia’ da sahneye çıkan Algan, 1972’de Bulgaristan’da Uluslararası Altın Orfe Müzik Yarışması’nda ikinci oldu. Aynı yıl, Devlet Sanatçısı ünvanı aldı ve UNICEF Onur Ödülü’ne layık görüldü. 1977’de Polonya’da yapılan Sopot Müzik Yarışması’nda birinci oldu. 2010 yılından bu yana, Genel Sanat Yönetmeni olarak görev aldığı İstanbul Drama Sanat Akademisi’nde “Yaratıcı ve Çağdaş Tiyatro Teknikleri” ve “Reklam Dizi Sinema Oyunculuğu” dersleri vermektedir. Ayla Algan, 4 Ocak 2024 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonucu 86 yaşında İstanbul'da vefat etmiştir.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Pelin ve Caner, Köstebekgiller’in en yakın dostlarıdır. Vaktiyle yaptığı kötülükler yüzünden ağaca dönüşen Gölge’yi, Köstebekgiller’den Köstan Amca, iyi bir insan olması sözüne karşılık kurtarmıştır. Fakat Gölge, sözünü tutmamış ve çalışmakta olduğu müzayede salonundan Kraliçe Sora’nın tılsımlı olduğu söylenen elbisesini çalmıştır. Elbiseye dokunur dokunmaz da içinde olan kötülükle birlikte Köstan Amca’nın önceden yaptığı ağaç tılsımı harekete geçmiştir. Gölge, yeniden ağaca dönüşmeye başlamıştır. Onu ormanda değerli taşlara ve kürklere düşkün avcı Şahane Postum bulur. Şahane, Sora’nın elbisesini görür görmez ona hayran olur ve almak ister. Ancak elbiseye geçen Köstan Amca’nın tılsımı, elbisenin sayesinde Şahane’yi de geyiğe dönüştürmeye başlar. Gölge, bu durumdan kurtulmak için Köstan Amca’ya gitmeleri gerektiğini söyler. Ancak Köstan Amca, çoktan Köstebekya’ya doğru yola çıkmıştır.

Yalçın ve Bahadır, birbirine zıt karakterlere sahip olan iki yakın arkadaştır. Ancak Yalçın'ın beklenmedik ölümüyle iki dostun yolları acı bir şekilde ayrılır. Yalçın'ın deli dolu hallerini özleyen Bahadır'ın bir gün kapısı çalınıverir. Ölümüne çok üzüldüğü çılgın arkadaşı Yalçın'ın hayaletini karşısında bulur! Üstelik yalnız da değildir, yanında Bernardo adında bir İtalyan trapezci vardır. Yalçın tutmadığı bir söz yüzünden öbür tarafa geçiş yapamamış ve arafta kalmıştır. Bu sözü yerine getirebilmesi için de ona yardım edebilecek tek kişi yakın dostu Bahadır'dır. Üç günlük zaman içerisinde Yalçın'ın sözünü yerine getirmesi şarttır, ancak bu şekilde huzur bulabilecektir. Bahadır ise bir yandan ona yardım etmeye çalışırken başına olmadık işler açılır. Öte yandan da aynı işyerinde çalıştığı ve bir türlü açılamadığı Demet'le arasındaki platonik aşk, macerasına tuz biber ekecektir.

Konu hayatın ve aşkınsa, kadere asla teslim olma... O Hayat Benim'de küllerinden doğan aşklara ve hayata yenilmeden tutunma mücadelelerine hep birlikte tanık oluyoruz. Sırlar bir bir ortaya çıkmaya başlamıştır, artık işler kimsenin umduğu gibi gitmeyecek, herkesi şaşırtacak büyük gelişmeler yaşanacaktır. Bahar, Ateş ve Efsun için yepyeni bir dönem başlamıştır. O Hayat Benim'in gizemli dünyasına sizi de bekliyoruz.

Arslanoğlu Deniz Taşımacılığı şirketinin veliahtı Harun, babası Feyyaz, annesi Saadet, ablası Işıl, eniştesi Burak ve onların çocukları Sinem ile birlikte ailesine ait köşkte yaşamaktadır. Görünen tek sıkıntıları Alzheimer hastası olan anneleri Saadet'in ara sıra yaptıklarıdır. Melda, babası Cemil, annesi Türkan, kızkardeşi Eda ve erkek kardeşi Kerem ile dededen kalma eski bir evde yaşamakta ve Arslanoğlu şirketinde Dış Ticaret Sorumlusu olarak çalışmaktadır. Babası Cemil'in küçük bir araba tamirhanesi vardır. Harun, Melda ile olan arkadaşlığının sonucunda, genç kıza evlenme teklif etmiştir. Melda'nın bu teklife hemen bir yanıt vermemesi Harun'da stres yaratırken, Melda da aylar önce söylediği bir yalanın üstesinden nasıl geleceğini düşünmektedir.

Polat Alemdar, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirip Türkiye'deki mafyanın tepesinde bulunan Kurtlar Konseyi'ni çökertmiş ve Türkiye'deki mafya yapılanmasının sonunu getirmiştir. Bu görevi layığıyla yerine getirdikten sonra Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın (KGT) başına geçer ve devlet adına önemli operasyonlarda bulunmak için harekete geçer. Ancak yeni misyonu daha derin ve tehlikelidir.
Görsel yokGüneydoğulu zengin bir ailenin kızı olan Dilan (Azra Akın) İngiltere’de üniversite eğitimini tamamlayıp Türkiye’ye döndüğünde kötü bir sürprizle karşılaşır. Babası Tahsin (Zeki Alasya) Dilan’ın bir beşik kertmesi olduğunu ve onunla evlenmesi gerektiğini söyler. Dilan’ın Beşik kertmesi, babasının ortağı Şehmuz Ağa’nın (Tarık Papuçcuoğlu) oğlu Şahin’dir. (Baran Ayhan) Eğitimli ve modern bir kız olan Dilan böyle çağdışı bir yöntemle evliliğe karşı çıkar.

"Şöhret Okulu", okulun hocaları ile şöhreti yakalamak isteyen öğrencilerin ilişkilerini ve bu özel okulu ayakta tutma çabalarını konu alıyor. Bu okula girmek isteyen çoktur ancak İstanbul Sahne Sanatları Akademisi Süheyla Hanım'ın babasından yadigar bir okuldur. Tüm çabalarıyla bu okulu tek başına ayakta tutmaya çalışan Süheyla, bunu yaparken babasının yetenek seçme konusundaki titizliğinden de asla taviz vermemektedir. Bunun için de okulu her biri kendi alanlarında başarılı 6 öğretmenle renklendirmiştir. Okulda özenle seçilmiş hocaların disiplini, hayatları ve genç kuşağın kimi zaman onlarla çatışması yer alırken, kimi zaman da gençlerin kendi aralarında kurdukları dostluklar ve çatışmalar öyküyü şekillendirmektedir.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Aliye, Edirne'de yaşayan evli ve iki çocuklu zengin bir ailenin gelinidir. Büyük bir evde kaynanası ve görümcesi ile birlikte yaşamaktadır. Evliliğinde aradığı mutluluğu bulamayan Aliye, kocası Sinan’ın genç bir kızla kendisini aldattığını tesadüf eseri öğrenir. İki çocuğunu da alarak evden ayrılan Aliye, İstanbul’da yaşayan, diş hekimliği yapan dayısı Feyyaz’ın yanına kaçmaya çalışır. Tren garında kendisini bulan Sinan’ın çocuklarından birisini almasına engel olamaz. İstanbul’da kendisine yeni bir hayat arayışına giren Aliye, aynı zamanda Sinan’ın aldığı diğer çocuğunu kurtarma telaşındadır.
Görsel yok
Sait Faik Abasıyanık'ın yaşamı ve eserlerinden yola çıkarak II. Dünya Savaşı sonrası Burgaz Adası ve Beyoğlu'nda yaşayan yoksul Türk ve Rum asıllı vatandaşların yaşamlarını konu alan dört bölümlük bir drama dizisi.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Cem Özer tarafından sunulan, ilk bölümü 20 Eylül 1991'de Star TV'de yayınlanan bir talk show programıdır. 2 yıl sonra 22 Temmuz 1993 Show TV'ye geçen program, Cem Özer'in Beğenmeyen Dinlemesin lafıyla herkesi güldürmüştür. 10 Şubat 1995'te Kanal D'ye transfer olmuştur. Cem Özer Demiştir Ki, Ben sizin yerinizde olsam, yalnız bu programı izlerdim. Çünkü ben yalnız bu programdayım. Medyapım'la özdeşleşen Laf Lafı Açıyor, ANS'a transfer olduktan 1 yıl sonra bitmiştir. Cuma geceleri yayınlanan program 9 Mart 2007'de yuvası olduğu Show TV'ye geri dönmüştür. 2010-2012 yılları arasında Digiturk'e özel yayın yapan Digi televizyonunda Show TV'deki ekrana gelen bölümlerin tekrarı yayınlandı.