İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Ayten Soykök Tokgöz (2 Şubat 1975, İstanbul), Türk oyuncu. Eğitimini Müjdat Gezen Tiyatrosunda almış olup, 1997 yılında ilk TV dizisi olarak Baba Evi dizisinde oynamaya başladı. Aynı zamanda 1997 yılında 4 TV dizisinde oyunculuk yaptı. Kariyerine oldukça başarılı ve beğenilen oyuncu olarak başlayan ünlü güzel, ilk sinema filmi olarak 1998'de Üçüncü Sayfa filminde oynadı. 1999-2002 yılında 4 sezon olarak Ayrılsak da Beraberiz dizisinde rol aldı. 2000 yılında 2.sinema filmi olarak Abuzer Kadayıf filminde oynadı. Ardından 2001 yılında Tatlı Hayat TV dizinde olarak rol aldı. 2002 yılında Bulut Bey TV dizisinde (Tuba) rol aldı. Aynı yıl içerisinde Sıralar Dünyası/Sır Kapısı TV dizilerinde rol aldı. 2003 yılında Giz sinema filminde olarak oynadı. Aynı yıl 2 TV dizinde Hürrem Sultan ve Mühürlü Güller dizilerinde rol aldı. 2004 yılında Kayıp Cennet İnsanları sinema filminde oynadı. Yine aynı yıl Çemberimde Gül Oya olarak rol aldı. 2006 yılında Doktorlar televizyon dizisinde 1 sezonluk rolünde oynadı. 2006 yılında TV filmi olan Rating Kasabası filminde oynadı. 2007-2008 yıllarında Dudaktan Kalbe TV dizisinde 2 sezonluk olarak rol aldı. 2010 yılında Mahpeyker Kösem Sultan sinema filminde olarak oynadı. 2011 yılında Kurtuluş Son Durak sinema filminde olarak oynadı. 2010-2012 yıllarında Lale Devri TV dizisinde rolünde oynadı.

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir...

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Halkın arasına karışan Sultan Mahmut, Rus Büyükelçiliğinde öğretmenlik yapan Anna ile karşılaşır. Anna karşı kıyıya geçmek ister ve kayıkçı sandığı Sultan’ın kayığına biner. İkilinin karşılaşması sonrasında Sultan, öğretmen olduğunu öğrendiği Anna’nın saraya gelerek çocuklarına ders vermesini ister. Anna bu süre zarfında haremde kalması gerektiğini öğrendiğinde, teklifi reddetmeye karar verdiyse de babasını korumak için saraya girmek zorunda kalır. Anna’nın saraya girmesi ise Hoşyar Sultan’ın hiç hoşuna gitmez. Genç bir Muallime’nin gelişi saraydaki tüm dengeleri değiştirecektir.

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir...

Sıradan bir mahallenin, sıradan kadınları hiç bu kadar kışkırtıcı olmamıştı! Mahalleye yeni taşınan psikolog Eylem'e, terkedilmesinin acısını unutturmak amacıyla bir bir kapısını çalan kadınlar için, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Elbettte onlara dünyayı dar eden erkekler için de! Hayatını yatalak babasına adamış Vartanuş; mafya babası sevgilisinin metresliğinden eşi olmaya asla geçemeyeceğini anlayan Goncagül; çocuklarına ilişmediği sürece günlük koca dayaklarına alışmış Gülnur ve annesinin yediği her tokadı kendi ruhuna da yiyen kızı Tülay; hayatı pembe görmeye çalışan kuaför Füsun... Tüm bu kadınlar önce Eylem'i, sonra birer birer kendilerini ve belki de ülkedeki tüm kadınları Kurtuluş son durakta bulacaktır. Şiddetin ister psikolojik, ister fiziksel her türlüsüne karşı olan bu kadınlar beraber daha da güçlü olduklarını keşfedeceklerdir.

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Azra's story begins like a fairytale, but her life quickly turns into a nightmare. As the daughter-in-law of the Karaaslan family, she lives a seemingly perfect life, but behind this splendor lurks dark secrets. Forced to pay a heavy price while trying to escape with her daughter, Azra finds only one way to reunite with her: to change her face and return to that house as someone else. On this journey, she meets the successful plastic surgeon Barış Saygıner, and on the operating table, he rewrites not only her face but also her destiny. However, the shadows of the past and an impossible love will be Azra's greatest test.

Aziz Payidar, Antakya'nın tek halı üreticisi olan Payidar ailesinin oğludur. Refah içinde bir yaşam süren Aziz'in hayatı, Fransız delegesi Mösyö Pierre’in oğlu Teğmen Andre’yi öldürmesiyle altüst olur. Yaşananlardan sonra Aziz, sevdiği kadın dahil her şeyi ardında bırakmak zorunda kalır. Aradan geçen iki yılın ardından herkes onun öldüğünü düşünürken Aziz geri döner. Her şeyini kaybetmiş bir adam olan Aziz, geri döndüğünde Antakya'yı bıraktığından daha kötü bir halde, ilk aşkı Dilruba'yı ise amcası Galip Payidar’ın oğlu Adem ile nişanlanmış bulur. Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan Aziz, zorlu bir mücadeleye girişir.

Cam Tavanlar'da iş hayatında kendi çabasıyla yükselen genç bir kadın olan Leyla ile prestijli bir aileden gelerek her istediğini kolaylıkla elde eden, sırf erkek olduğu için birçok kapının kolaylıkla açıldığı rakibi Cem’in tatlı sert yarışı; intikam, aşk, rekabet gibi temalar eşliğinde anlatılıyor.

Halkın arasına karışan Sultan Mahmut, Rus Büyükelçiliğinde öğretmenlik yapan Anna ile karşılaşır. Anna karşı kıyıya geçmek ister ve kayıkçı sandığı Sultan’ın kayığına biner. İkilinin karşılaşması sonrasında Sultan, öğretmen olduğunu öğrendiği Anna’nın saraya gelerek çocuklarına ders vermesini ister. Anna bu süre zarfında haremde kalması gerektiğini öğrendiğinde, teklifi reddetmeye karar verdiyse de babasını korumak için saraya girmek zorunda kalır. Anna’nın saraya girmesi ise Hoşyar Sultan’ın hiç hoşuna gitmez. Genç bir Muallime’nin gelişi saraydaki tüm dengeleri değiştirecektir.

Nişanlandığı gece nişanlısı tarafından aldatılan Savcı Yasemin, yaşadığı aşk acısı ile kendini geçici görevle Mardin'e kadar savurur. Yasemin aşk acısının hızıyla Mardin'e kadar savrulur ama burada nelerle karşılaşacağından bihaberdir. Hele uçakta tanıştığı Mardinli Berzan'ın hayatında önemli bir rol oynayacağını hiç tahmin etmemektedir.

Kayserili, geleneksel, gittikçe zenginleşen bir aile olan Çınar Ilgaz'ın ailesiyle İstanbullu, sosyetik ve gittikçe maddiyatını kaybeden bir aile olan Lale Taşkıran'ın ailesinin birbirleriyle savaşını ve ikilinin aşkını anlatır. Ayrıca Lale'nin kız kardeşi Yeşim'in Çınar'a olan karşılıksız aşkı ve entrikalarını da atlamamak gerektir. Daha sonra Lale karakterinin yerine Toprak karakteri gelmiştir ve Yeşim'in entrikaları devam etmiştir. Toprak karakterini gelmesiyle birlikte hikâyede hareketlenme olmuş, Toprak'ın çektiği acılar ön plana çıkmıştır. Yeşim karakterinin diziden ayrılmasından sonra Azra karakteri diziye dahil olmuş; Zümrüt Taşkıran, kızları için intikam oyununa başlamıştır.

Hürrem Sultan’ın güzelliği, kadınlığı, zekası ve yetenekleri ile nasıl Muhteşem Süleyman’ın güvenini ve aşkını kazanıp, Osmanlı Tarihi’ni etkileyen bir karakter oluğunun anlatıldığı dizi.

Hayatlarında yeni bir sayfa açmaya çalışan üç hayat kadınının (Aydan Şener, Funda İlhan, Sevtap Çapan) hikayesi. Mühürlü isimli bir kasabada daha önceki acılı yaşamlarını unutmaları için bir fırsattır. Ama mahallede onları beklenmedik olaylar bekler.