İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Filmde, ilk Dünya Rekoru’na imza attığında 15 yaşında olan, spor kariyerine 7 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdıran ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesini konu ediliyor.

İstanbul'da bir dolandırıcılık çetesinin lideri olan Kandemir, yanında yetiştirdiği ekibiyle kendine özgü tarzı ve ilkeleri olan soygunlar yapmaktadır. Ekibin temel felsefesi; “adaletli çalmak”tır. İhtiyacı olmayandan, ihtiyaçları kadarını, ihtiyaçtan çalarlar. Ferdi, Karlos, Yaren ve Bahadır'dan oluşan bu tayfayı birbirine bağlayan en temel şey dostluktur. Ancak Kandemir’in eski ve değerli dostu olan Ali Rıza Kaptan'ın kendisi yüzünden tuzağa düşürülüp ceza evine girdiğini öğrenmesi her şeyi değiştirir.

Kariyerini tekrar canlandırmaya çalışan fakat pek de yetenekli olmayan illüzyonist İskender, tura çıkar. Ancak illüzyonlarından biri fazlasıyla iyi gidince ortalık karışır.

Sevgilisi tarafından aldatılan Havva, ölen annesinin yarım kalan sergisini tamamlamaya karar verir. Ancak annesinin son isteğini yerine getirebilmesi için onun gelinliğine sığması gerekmektedir ve bunun için 45 kilo vermelidir. Başarısız diyetler ve tükenmişlik arasında savrulan Havva, ablası ve arkadaşlarının desteğiyle kendini sorguladığı kara mizah dolu bir yolculuğa çıkar. Bu süreçte, insanın taşıdığı en ağır yükün her zaman bedeni olmadığını fark etmeye başlar.

Aynı apartmanda, o gün iki daireye bekledikleri buz dolapları gelecektir. Zeynep ve Nihat çifti, önceki gece hırsızların girdiği spotçudan, ikinci el buzdolabı beğenmiştir. Diğer dairede oturan Sebahattin’ in dairesine de, kaçak yollarla getirdikleri buzdolabı gelecektir. Bu kaçak buzdolabının içinde ölmüş babaları vardır. Dolaplar karışır ve karakterler bu olayların içinden çıkmaya çalışırlar.

Uzun aradan sonra Beşiktaş’ın şampiyon olması, herkesi sevince boğar. Ancak şampiyonluk maçını izlerken dedesinin kalp krizi geçirip ölmesiyle torunu Oktay büyük bir hüzne kapılır. Artık bir yetişkin olan Oktay’ın hayatı, bir gün yolda bir anahtarlık bulmasıyla bambaşka bir hal alır. Anahtarlığı bulduğu dükkana giren Oktay, burada hayatının aşkı ile tanışır. Oktay’ın üniversite öğrencisi olan sevgilisi Aslı, Beşiktaş semti üzerine tez yazmaktadır. Gün geçtikçe birbirlerine daha çok bağlanan Aslı ile Oktay’ın mutluluğu evlilikle sonlanacak mıdır?

Altan, eşi öldükten sonra oğlu Can ile birlikte, kendilerine hayatın zorluklarına dayanabilecekleri küçük bir dünya kurmuş, düştükleri en zor durumda bile bunu bir oyuna çevirebilen ve en trajik anda dahi etrafındakileri güldürebilen bir babadır. Belediyede çöpçü olarak çalışan Altan, İstanbul’un zengin semtlerine komşu bir gecekondu mahallesinde oğlu Can ile yaşamaktadır. Can’ın ise bütün dünyası çizgi romanlardır. Günün birinde Can’a dördüncü evre kalp yetmezliği teşhisi konması Altan’ın dünyasını başına yıkar. Can’ın tek şansı kalp naklidir ve onun yaşında bir çocuk için donör bulmak oldukça güçtür. Bundan sonra Altan’ın yapabileceği tek şey Can’ı mutlu edip moralini yüksek tutabilmektir. Altan, Can’ı mutlu etmenin yolunu çizgi romanlarda bulur.

Coşkun ve abisi İrfan korsan film satarak hayatlarını sürdürmektedir. Coşkun’un hayali ünlü bir komedyen olup film yapmaktır. Bir gün Coşkun elinde korsan filmlerle hayatının aşkı Ayla’yla karşılaşır. Coşkun kendisini bir anda hem Ayla’nın gönlünü kazanmaya çalıştığı hem de sinema tutkusunun peşinden koştuğu bir maceranın içinde bulur.

Nalan, yaşadığı kaza sonrası bıraktığı sabah programlarına geri dönen genç bir kadının hikayesini konu ediyor. Nalan Kazak, sabah programlarının rekortmen sunucusudur. Ancak yaşadığı bir kaza onun programını bırakmasına neden olur. Aradan geçen 2 yılın ardından Nalan, yeniden sabah programlarına başlamaya karar verir. Program başladıktan bir süre sonra Nalan'da bir tuhaflık hissedilir. Nalan, kendisine sorulan tüm sorulara düşündüğünün tam tersi cevaplar verir. Yaşanan bu kriz sonucu kanaldan kovulan Nalan, halktan da tepki alır. İçine düştüğü bu tuhaf durumdan kurtulmak isteyen Nalan, çevresindeki insanların desteğine ihtiyaç duyar.

Filmde, ilk Dünya Rekoru’na imza attığında 15 yaşında olan, spor kariyerine 7 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdıran ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesini konu ediliyor.

Doğanspor futbol kulübünün başkanlığını yapan Oflu Hoca, yeni transfer peşindedir. Genç yetenek Hayati’yi gözüne kestiren Oflu Hoca, onu transfer etmek için Lüleburgaz’a gider. Bu sırada Lüleburgaz’da hapishanede yatan Haspi adındaki bir adam tahliye olur. Haspi, tamamen farklı karakterde biri olsa da Oflu Hoca’ya ikizi kadar benzemektedir. Haspi’nin hapisten çıkması Oflu Hoca’nın Lüleburgaz’daki günlerini kabusa çevirir.

Kariyerini tekrar canlandırmaya çalışan fakat pek de yetenekli olmayan illüzyonist İskender, tura çıkar. Ancak illüzyonlarından biri fazlasıyla iyi gidince ortalık karışır.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

Âşık olmadığı biriyle evlenmek üzere olan Mehmet, tünelden önceki son çıkışı kullanıp nikâh masasını terk ederken; tüm köyün sorumluluğunu üstlenip tünelin sonundaki ışığa kavuşmaya çalışan Zeliş… Kader bu defa biri özgürlüğüne, diğeri kurtuluşuna koşarken umulmadık bir şekilde örer ağları. Mehmet, Zeliş'in tepesine düşer. Evet, tam tepesine. Ele avuca sığmayan Mehmet'le inatçı mı inatçı Zeliş'in hikayesi böylece başlar. Mehmet, kurtulduğunu zannederken başka bir esarete düşmüştür; artık Zeliş'in esiridir. Zeliş, Mehmet'e, köye verdiği tüm zararı ödetmeye kararlıdır. Mehmet'in tek kurtuluş yolu ise arkasında bıraktığı, koşarak kaçtığı hayatına dönmesidir. Mehmet'i doğduğuna pişman etmeye kararlı olan Zeliş, geri adım atmaz; Mehmet'e hayatı dar eder. Mehmet de bulduğu her fırsatta kaçmayı deneyip, Zeliş'ten kurtulmanın yollarını arar.

Köklü ve güçlü bir aileden gelen Cezayir Türk, devleti için çalışan ve bir sabotaja kurban giden ağabeyinin intikamını alır. Devletin bekası ve ailesinin güvenliği için öldü gösterilerek yeni bir hayata başlar. Cezayir Türk, yurtdışında devam eden operasyonlarda bir yaralanma sonucu sınır tanımayan doktorlardan Firuze ile tanışır. Her ne kadar eşini ve ailesini özlese de onlara bir daha dönemeyeceğini bilmektedir. Firuze'ye aşık olup yeniden bir aile kuran Cezayir, bir süre sonra deşifre olur ve tekrardan hayata, İstanbul'a dönmek zorunda kalır. Fakat bu gelişmelerden ne yeni ailesinin ne de yıllardır onu özleyen ve mezarında dua eden ailesinin haberi vardır. Emanet ederek geride bıraktığı İstanbul ise bambaşka bir İstanbul olarak karşısına çıkacaktır.

Hayatı boyunca hiç çalışmamış ve çalışmaya da niyeti olmayan Tarık gittiği bir iş görüşmesinde, çok zenginken, babasının işlerinin kötü gitmesi nedeniyle her şeyini kaybeden İrem'e aşık olur. Gidecek yeri olmayan İrem, Tarık'ın davetiyle yaşadığı mahalleye gelir ve mahalledeki kitap kafede çalışmaya başlar. İrem'in hayali başarılı olmak, kendi işini kurmak ve bir gün tekrar eski günlerine dönebilmektir. İrem'i etkilemenin yolunun iş kurmaktan geçtiğini gören Tarık ise bir gün, tutucu ve vizyonu olmayan ilham perisi İlhan'la karşılaşır. Ve ilham perisinin verdiği fikirlerle hepsi başarısızlıkla sonuçlanacak olan birbirinden eğlenceli iş girişimlerine atılır.

İdealist, işine aşık bir baş komiser olan Hayati, görev yaptığı sürgün karakolu olan İkircikli Karakolu’nu örnek bir karakol haline getirmeye çalışırken her bölüm yeni bir suç dosyasını kendine has yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır. Emri altında çalışan farklı karakterlerdeki polis memurları, seneler sonra karşısına çıkan imkansız aşk ve yakasını bırakmayan talihsizlikler ise Hayati’nin kariyerini riske atacak yeni sorunları beraberinde getirmektedir.

Birlikte olup ayrıldığı her kızın, hayatının aşkıyla evlendiğine inanılan modern bir Telli Baba (Aras Aydın) ve onu televizyon şovuna dönüştürmeye çalışan Turgay’ın (Gürgen Öz) eğlenceli hikayesinin anlatıldığı dizide, Nilay Duru’nun canlandırdığı Azize karakteri ise, iki erkek arasında hayatının aşkını bulmaya çalışıyor.

Boynu Bükükler, hayata 3-0 geriden başlamış bir grup öksüz yetim liseli çocuğun, durumu 3-3’e getirme hikayesini anlatmaktadır. Akl-ı Selim önderliğindeki bu grup, yokluğun ve yoksulluğun üstesinden, kendi zekice yöntemleriyle gelmektedirler. Anne babasız olmaları dolayısıyla, kendi aralarında aile olmuştur bu çocuklar. Küçük yaşta birçok olumsuzluğa göğüs germişlerdir, boyunları bükük olsa da omurgaları hep diktir. Hayata bırakılan bu çocuklar, müdürleri Führer Fuat’ın katı disipliniyle mücadele ettikleri gibi, bir de üzerine "Ersen ve Galoşlar" kod adlı sevgi arsızı ve zengin çocuklarla mücadele etmek zorunda kalırlar. Ailelerine sürekli problem çıkaran ve iki kere okuldan atılan "Ersen ve Galoşlar" grubu, Boynu Büküklerin okuluna sürülür. Hayatın kaymağını, külahını ve dibindeki çikolatasını yemiş olan bu grup, Boynu Büküklerin hayatını her anlamda daha da zorlaştıracaktır. Boynu Bükükler ile aralarında sürprizlere açık, amansız bir mücadele başlayacaktır.

İstanbul'da bir dolandırıcılık çetesinin lideri olan Kandemir, yanında yetiştirdiği ekibiyle kendine özgü tarzı ve ilkeleri olan soygunlar yapmaktadır. Ekibin temel felsefesi; “adaletli çalmak”tır. İhtiyacı olmayandan, ihtiyaçları kadarını, ihtiyaçtan çalarlar. Ferdi, Karlos, Yaren ve Bahadır'dan oluşan bu tayfayı birbirine bağlayan en temel şey dostluktur. Ancak Kandemir’in eski ve değerli dostu olan Ali Rıza Kaptan'ın kendisi yüzünden tuzağa düşürülüp ceza evine girdiğini öğrenmesi her şeyi değiştirir.

Dizide evin annesi Neriman, emekli dolmuş şoförü baba Cahit, baba mesleğini devam ettiren ve hâlâ ailesiyle yaşayan büyük oğlan Metin, karşı dairede oturan küçük oğlan Çetin, Çetin’in eşi Ece ve Metin’in eşi Nalan ile çok eğlenceli bir hayatın penceresi açılıyor. Cadılığına çok cadı, ama bir o kadar da tatlı bir kaynananın etrafında şekillenen; kocaman, mutlu ve çok komik bir ailenin hikâyesi anlatılıyor.
Görsel yokAcı ve tatlının bir araya geldiği çok özel kuaför dükkanının içindeki kadınların hikayesi... Aşklarla süslenen, geleneklerle bastırılan, ihanetlerle parçalanan, tabularla ezilen kadınlardır onlar. "Bir gecede annemin annesi oldum" diyen Zehra'nın (Ahu Türkpençe) diğer tarafta iki farklı erkekle, Yusuf (Emre Kınay) ve Tuna'yla (Gökhan Soylu) kesişen sevda yolunun hikayesidir. Kocasının metresiyle yıllardır aynı mahallede yaşadığının farkına çok acı varan Bedia, (Lale Başar) "evde kalma"nın derdine düşüp hayatın gerisinde kalan Şükran (Meltem Savcı) ve Meliha (Defne Günay), kendini sevdiği adamın ailesine kabul ettirmek için her yolu deneyen Nesrin (Bihter Özdemir), kızıyla sessiz bir hesaplaşmaya giren Süreyya da (Ülkü Duru) bu hikayenin diğer parçalarıdır. Hepsi bize kadın olmanın zorluğunu anlatacaktır. Gülümsemeyi unutmadan...

Karadere Mahallesi’nin serseriliği ile ün yapmış asi gençlerinden Umut, sebep olduğu bir olay sonrasında mahalleyi terk edip Tunceli’de öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Ta ki kardeşi Kaya’nın, bir sınıf arkadaşı tarafından okulda vurulduğunu öğrenene dek. Haberi alan Umut mahalleye geri döner. Aradan altı yıl geçmiş, mahallede çok şey değişiştir. Altı sene önce dostu olanlar artık düşmanıdır.

Bir kışlada meydana gelen trajikomik olayları konu alan Şaban Askerde efsanevi oyuncular Kemal Sunal ve Halit Akçatepe'yi bir araya getiriyor. Birlikte olduklarında kaçınılmaz eğlenceyi de beraberinde getiren ikili, bir tabur dolusu askerin arasında her bölümde farklı komik olaylarla karşılaşırlar. Sinema filmlerinde yarattığı kült karakteri Şaban'la ölümsüzleşen Kemal Sunal, bu dizi serisinde de karakterine hayat veriyor. Filmleriyle karşılaştırıldığında eğlence ve mizah dozajının daha düşük olduğunu gözlemlediğimiz dizi yine de kendinden sonra gelecek olan asker dizileri furyasının fişeğini tetiklemiştir.