İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
İstanbul'da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyunculuk bölümlerinde öğrenim gördü. 1996 yılında Şaşıfelek Çıkmazı adlı dizi ile oyunculuk kariyerine adım attı. Avrupa Yakası dizisindeki Esin ve Çemberimde Gül Oya'daki Handan rolüyle adını duyurdu. Şaşıfelek Çıkmazı (1996, TV Dizisi), Kıvılcım (1996, Selin, TV Dizisi), Yılan Hikâyesi (2001, TV Dizisi), Üzgünüm Leyla (2000, Yaren, TV Dizisi), Bana Şans Dile (2001, Ayşegül, Sinema Filmi), Benimle Evlenir misin? (2001, Ceyda, TV Dizisi), Asmalı Konak (2002, Akasya, TV Dizisi), Avrupa Yakası (2004, Esin, TV Dizisi), Çemberimde Gül Oya (2004, Handan, TV Dizisi), Ahududu (2005, Ahu, TV Dizisi), Yanık Koza (2005, Makbule, TV Dizisi), Doktorlar (2006, Günay, TV Dizisi), Pertev Bey’in Üç Kızı (2006, Berrin, TV Dizisi), Parmaklıklar Ardında (2007, Filiz Demir, TV Dizisi), Benimle Oynar mısın (2008, Tv Programı), İş Arıyoruz (2008, Banu, Sinema Filmi), İş Arıyoruz (2008, Banu, Sinema Filmi), Bahar Dalları (2008, Seda, TV Dizisi), Son İstasyon (2008, Esra, Sinema Filmi), Gün Akşam Oldu (2011, Dilek, TV Dizisi), Son (2011, Ayşe, TV Dizisi), İntikam (2012, Derin Çelik, TV Dizisi), Oflu Hoca’nın Şifresi (2014, Ümmiye, Sinema Filmi), Çiçek (2014, Sedef, TV Dizisi), Kara Ekmek (2015, Hale, TV Dizisi), Son Takla (2015, Zeynep, TV Filmi), Tehlikeyle Flört (2015, Sinema Filmi), Yav He He (2015, Sinema Filmi), Oflu Hoca’nın Şifresi 2 (2016, Ümmiye, Sinema Filmi), Rüzgârın Kalbi (2016, Ayla, TV Dizisi), Yüz Yüze (2017, Emel, TV Dizisi), Payitaht Abdülhamid (2018, Şivenaz, TV Dizisi) ve Azize (2019 TV Dizisi) gibi pek çok TV dizisi ve sinema filminde rol aldı. Cast-ı Olan mı Var (2011) ve Alala (2011) gibi kısa filmlerin senaristliğini ve yapımcılığını üstlendi. Çalışmalarını hâlen İstanbul'da sürdürmektedir. Başak Daşman, oyunculuğun yanı sıra edebiyatla da ilgilenmiştir. İthaki Yayınları tarafından basılan ilk öykü kitabı Kırk Evin Delisi’nde (2017), gündelik hayatın umulmadık derecede yaralayıcı taraflarını, teselli aranan olgu ve hadiselerle yan yana getirir. Okura günlük güneşlik bir hava sunmadan, ara ara mesel dünyasına yönelerek, dünyanın kendisi gibi, iyi ile kötü, kolay ile zor arasında ayakta kalmaya çalışır.

Mahşerin Üç Delisi, hastaneye nakilleri sırasından suçlular ile karıştırılınca kendilerini aksiyon dolu bir maceranın içerisinde bulan üç hastanın hikayesini konu ediyor. Üç hasta, sosyal fobi, şizofreni ve çoklu kişilik tedavisi görmek için hastaneye nakledilir. Ancak nakil sırasında hastalar, suçlular ile karıştırılır ve bu durum onların bir suç örgütü tarafından kaçırılmasına neden olur. Kendilerini bir anda esaret altında bulan hastalar, özgürlüklerine kavuşmak ve en önemlisi hayatta kalmak için örgütün kendilerine verdiği görevleri kabul etmek zorunda kalır. Kimliklerini gizleyen hastalar, görevlerini yerine getirmek için aksiyon dolu bir maceraya atılırlar.

Görevleri, borçlu insanları psikolojik baskı ile köşeye sıkıştırarak, yapabilecekleri en yüksek tahsilatı yapmak olan Duygu ve Bahadır, Ceren Gürel adlı bir borçlunun dosyasını takip etmeye başlar. İkili bir yandan genç kadını sıkıştırmak için akıl oyunları oynarken, öte yandan da dosyanın sonunda alınacak prim için birbirlerine karşı amansız bir mücadele içine girer.

Ahmet, başkanlığı kaptırdığı için hala Oflu'ya çok kızgındır. Oflu Hoca yüzünden hem itibarını hem parasını kaybetmiştir. Tekrar başkan olmanın yollarını ararken zengin müteahhit İdris, oğlu Şaban'a Nur'u ister. Ahmet kendini kurtarmak için hemen kabul eder. Durumu öğrenen Kadir ve Oflu Nur'u kaçırmaya karar verirler.Ama Nur'u kaçırırken yanlışlıkla Ahmet'in halasını kaçırırlar. Hala, Ali Osman'a evvelden beri aşıktır, onunla evlenmek ister. Ama Ali Osman bu durumu istememektedir. Hala, Ali Osman'ı ikna ederse Arsin'deki arsaları Ahmet'in üstüne yapacağını söyler. Teklifi duyan Ahmet hemen çark eder, Oflu'ya babasını bu evliliğe ikna ederse Nur'u Kadir'e vereceğini söyler. Ama aklında başka bir plan vardır.

Bir başkasına şaka gibi, kabus gibi gelebilecek bir gün, Oflu Hoca için sıradan bir gündür. Çünkü o her gün yerel kanalda, akıl hocalığı yaptığı programda, tahammül sınırlarını zorlayan abuk sorulara yanıt vermekte; yöredeki her dişi için artık bir tehlike unsuru haline gelmiş babasını mümkün mertebe zapt etmeye çalışmakta ve bir “deli mıknatısı”na dönmüş ekmek fırınında, envai çeşit abuk olay yaşamaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Oflu Hoca’nın hayatını birdenbire değiştirecek ve onu pek de istemediği, komik bir rekabetin ortasına düşürecek olaylar ardı ardına yaşanmaya başlar. Öncelikle Hoca’nın da gençliğinde futbol oynadığı Doğanspor kulübünün zor durumdan kurtulması için “namuslu, zeki ve gönüllerin şampiyonu” bir başkan gerekmektedir. Bu özelliklerden bir tanesini bile taşımayan ve hiç de güven vermeyen Müteahhit Ahmet ile Oflu Hoca’nın başkanlık mücadelesi inanılmaz olaylar eşliğinde başlar.

Bir anne ve küçük kızı Bambi, hayatlarını sürekli birilerinden kaçarak sürdürür. Lüks otellerde yaşayan anne ve kız, arkalarında sadece cesetlerden izler bırakarak yollarına devam eder. Ancak bir süre sonra lüks oteller yerini motele bırakır ve böylece peri masalının söz verildiği gibi olmayacağı ortaya çıkar.

Bir yandan Aliya'nın savaşta dağıtılmış ülkesini bir arada tutma ve yeniden inşa etme çabasını izlerken bir yandan da soykırım nedeniyle paramparça olmuş bir ailenin, savaşın acımasız şartlarındaki mücadelesine şahit oluyoruz.

"Barbaros Hayreddin: Sultanın Fermanı", Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk kaptan paşası ve kaptan-ı deryası olarak bilinen ünlü denizci Barbaros Hayreddin Paşa'nın hayatı konu almaktadır. Dizi, 2021-2022 yılları arasında yayımlanan "Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı"nın devamı niteliğindedir.

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

1896'da, Sultan Abdülhamid'in padişahlığının 20. yılından itibaren döneme damgasını vuran önemli olayları ekrana taşıyacak olan “Payitaht – Abdülhamid”, dizisinde, uzun süre sonra Osmanlı'nın zaferi ile sonuçlanan bir savaş: ''Yunan Harbi''ne yer verilecek. 1. Siyonist Kongre ile Sultan'dan istenen Filistin toprakları, Padişah'ın sonuna kadar vermediği ve masadan düşmanın hüsranla kalktığı bir dönem olarak ekrana gelecek. Yine Sultan'ın başarılı olduğu bir önemli proje, Hicaz Demiryolu çalışmaları ve dahası Payitaht Abdülhamid dizisinde yer alacak diğer önemli tarihi olaylar arasında. Sultan Abdülhamid Han ile birlikte ülkenin mücadelesine tanıklık ederek, günümüze taşınan güçlü bir milletin evlatlarına ve gelecek tarihimize armağan niteliğinde sunulmayı vaat eden dizi, 'Mücadele!’ Ana temasındaki mesajla seyirciye sunulacak.

Kanatları kırık, yaralı iki melek… Seliha ve Cihangir... İkisinin de dışında kırılmaz birer kabuk. Ve suçlu bir dünya.. Cihangir ve Seliha bu dünyanın tamamen zıt kutuplarında dururken hayat onları bir araya getirecektir. Seliha azılı bir çetenin peşinde. Cihangir o çetenin lideri. İkisi de aynı mahallede, burunlarının dibinde, ipuçlarını toplayarak birbirini arıyor. Ama birbirlerinden habersiz…

Her şeye sahip, başarılı genç bir adamın hayatında bir anda güneş hiç doğmamak üzere batarsa… Ya sonra?

Asiye yoksul bir mahallede gaddar üvey annesi ve zorba babasıyla yaşamaya çalışan genç bir kızdır. Hayat yeterince üstüne gelmiyormuş gibi bir de sevgilisinden hamile kalır. Ancak sevgilisi onunla evlenmeyi şiddetle reddeder. Asiye de birikmiş öfkesini oğlana salladığı bıçakla alır. Artık Asiye için zaten nefret ettiği mahallesinden kaçmaktan başka çare kalmamıştır. Gerçek hayatından firarında kardeşi Mine de Asiye'yi yalnız bırakmaz. Ceplerinde para olmayan iki kız kardeş mecburen otostop yaparlar. Bindikleri araba ülkenin sayılı zenginlerinden birinin torununa aittir. Çıktıkları yol, onları düşündüklerinden bambaşka bir yere götürecek ve dört kişinin kaderini sonsuza dek değiştirecektir. Şimdi Asiye bütün hırslarının ve arzularının da ötesinde bir yaşamın eşiğindedir.

Hayatta sahip oldukları en değerli şey birbirleri olan, bir baba ve bir kız. Mutlu, huzurlu küçük bir aile. Her şey bu ailenin babası Adil’in, iftiraya uğramasıyla başlar. Adil’in yöneticiliğini yaptığı bankanın sahibi, kendi bankasını dolandırmış ve suçu Adil’in üzerine yıkmıştır. Adil’e atılan bu iftirada, aşık olduğu kadın da büyük rol oynar. Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkum olur. Kızı Derin ise babasından kopartılarak yetimhaneye gönderilir. Baba ve kız, bir daha birbirlerini göremeyeceklerdir.

Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Mutlu bir evlilik... Birbirine aşık bir karı koca... Çocuklarının üzerine titreyen anne baba... Şüphesiz, yalansız, güven dolu bir ilişki... Bir gün bütün hayatınızın aslında koca bir yalandan ibaret olduğu gerçeği yüzünüze bir tokat gibi çarpabilir... Aylin evliliği boyunca bir gün bile şüphe duymamıştı Selim’den... Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti. Ta ki o güne kadar… Bir uçak kazası haberiyle yaşamı altüst olana kadar… Onların “Son”u nasıl olacak?

Eşref Bey karısı Serap Hanım'la birlikte Ege'de bir kasabada yaşamakta, kendi zeytinlikleri ve zeytinyağı fabrikasıyla geçimini sağlamaktadır. Hayatta en büyük gururu olan beş çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmiştir. Artık ömrünün sonbaharında, ondan uzak yaşayan çocuklarının başarılarıyla gururlanmaktayken, karısının ani ölümü Eşref Bey'i derinden sarsar. Bu olayla sadece karısını değil, ona bağlılığından şüphe duymadığı beş çocuğuyla arasındaki köprüyü de kaybeder Eşref Bey. Ve bu köprüyü yeniden kurmak için yıllardır dışına adım atmadığı Kasabasından çıkıp, İstanbul'a çocuklarını ziyarete gitmeye karar verir.

Babadan kalma konağında, eşi Ekber'in yıllar önce aniden ortadan kaybolmasından sonra, kızı Bahar ile birlikte yaşayan Güzide'nin hüzünlü hikâyesi. Güzide'nin hayatı kızı Bahar'ın faili meçhul bir cinayete kurban gitmesiyle kâbusa dönmüştür. Güzide; en yakın arkadaşı Bilge'nin çabaları, eşi Ekber'in geri dönüşü ve daha önce hiç tanımadığı dört kişinin yanına gelişi ile hayata yeniden sarılmaya çalışmaktadır.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Bursa'nın köklü, iyi tanınan ve başarılı bir ailesi olan Çelebiler, dışarıdan bakıldığında adeta mükemmel, zengin, birbirlerine bağlı, mutlu, muhafazakâr, haysiyetli ve takdir edilen bir Bursalı ailedir. Baba Asaf Çelebi'nin, yıllar evvel iki ilkel tezgâhla kurduğu tekstil atölyesi, Türkiye'nin en gelişmiş tekstil fabrikalarına dönüşmüş ve Amerika'ya, Avrupa'nın hatırı sayılır firmalarına hatta iç pazara kumaş ve giyim üreten bir holding halini almıştır. Her şeyin normal hatta mükemmel göründüğü bu ailenin içi aslında bir Yanık Koza'dır. Galip Çelebi'nin ve tüm ailenin kaderi bir anda korkunç bir trajediyle allak bullak olur. 10 yıl evvel yaşanan ve Galip'ten saklanan büyük sır, 2005 sonbaharında ortaya çıkar ve çözülmeler başlar. O büyük aile, gerçek bir aile bile değildir aslında!
Görsel yokOnu yürekten seven genç delikanlı vardı... Ama o sevgilisinin babasına aşık oldu. Yoksa bu aşk, esrarengiz bir şekilde ölen babasına olan özlem miydi?

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.