İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

17 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
1968 yılında, Bakırköy Halkevi'nde oyunculukla sanat hayatına başlayan Bedia Ener, 1970 yılında Şehir Tiyatroları kadrosuna girdi. Haldun Dormen Tiyatrosu, Gazanfer Özcan Tiyatrosu, Yeditepe Oyuncuları, Asuman Dabak Tiyatrosu gibi topluluklarda çalıştı. Kamera karşısına geçerek sinema ve dizi filmlerde de rol alan Ener, aynı zamanda bir seslendirme sanatçısıdır. J.K.Rowling'in kaleme aldığı dünyaca ünlü, Harry Poter adlı fantastik roman serisinin filmlerinde Profesör McGonagall'ın Türkçe seslendirmesini yapmıştır.

Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Roma'da yaşayan Elif ise doğum gününde ailesiyle birlikte olmak için İstanbul'a gelir. Ömer ile Elif aynı gece ölüm acısı yaşarlar. Ömer'in kız arkadaşı ve Elif'in babası cinayete kurban giderler. İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar. Gergin ve önyargılı bir tanışmanın ardından peşlerine düştükleri her ipucu yollarını kesiştirir. Ömer, Sibel'in katilini bulmaya, ona atılan iftiraları temizlemeye kararlıdır. Elif ise ömrünün en zor anlarını yaşarken, babasının göründüğünün aksine karanlık bir hayatı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu Elif'in yüzünde patlayan ne ilk ne de son tokat olacaktır. Elif, ailesi için tehlikelerle dolu, karanlık yolda kaybolmak üzeredir.

Yaşamını beş çocuğuna iyi fikirler ve temiz bir isim vermeye adayan Ali Rıza Tekin, yaşadığı bir olayda haksızlığa göz yumması istenince kaymakamlık görevinden istifa eder. Kızı Necla da İstanbul'da mimarlık bölümünü kazanınca, ailecek İstanbul'a, kendilerine ait eski bir konağa taşınırlar. Çocukların okul masrafları aileyi sıkıntıya sokunca Ali Rıza Bey yeniden çalışmaya başlar. Yeni işinde de prensiplerinden ödün vermesi istenince yine istifa eder. Askerden dönen oğlu Şevket bir bankada iyi bir maaşla çalışmaya başlayınca Ali Rıza Bey'in yükü hafifler. Ama Şevket gönlünü halihazırda evli bir kadın olan meslektaşı Ferhunde'ye kaptırır. Ferhunde ivedilikle boşanıp Şevket'le evlenir evlenmez dizginleri ele alır, evin bütün düzenini değiştirir. Oğuz Ayhan'ın da aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider. Ali Rıza Bey tüm olanlara direnmeye çalışsa da ömrünün sonuna dek seyretmeye mahkum olduğu "Yaprak Dökümü" artık başlamıştır.

Tevfik Gürol işleri yolunda gitmeyen bir yönetmendir. Kayınçosu Kuntiz ile hangi projeye el atsalar batırmışlardır. Ünlü yapımcı Taner Dişli’nin biyografi filmlerinden çok para kazandığını gören Tevfik Gürol, tefecilerden aldığı borcu ödeyebilmek için Mahmut Tuncer’e bir biyografi filmi çekmeye karar verir. Ancak bir sorun vardır, Mahmut Tuncer yaşıyordur ve ismi unutulmuş bir türkücüdür. Acaba bu film tutacak mıdır?

Güzel ama belalı köylü kızı Kadife bir gün ırmağın kenarında baygın bir genç bulur. Genç adam ayıldığında hafızasını kaybettiği anlaşılır...

Çocuğu olmayan iki karılı Mestan'ın (Halil Ergün) gözleri görmeyen, yetim Gülüşan'a (Yaprak Özdemiroğlu) duyduğu aşkı anlatıyor film. Gülüşan ona, iki karısının vermediği çocuğu verecektir. Bu inançla Gülüşan'ı narin bir çiçek gibi her işden sakındırır, diğer karılarında kıskançlığa neden olur bu durum. Üstelik Mestan çocuk sahibi olamayışının nedenini karılarına atmakta ve onlara kötü davranmaktadır.

Bir oyun parkı işleten bir ailenin, Haydar adlı işadamının parklarını ve evlerini yıkmak istemesiyle başlayan kıyasıya bir mücadele ve komedi.

Aşka Düşman dizisinde, aşka düşman bir anne tarafından yetiştirilen İnci'nin Uygar ile aşkının hikayesi anlatılıyor. İnci ve Uygar, Bahriye ve Mahur'a rağmen aşklarını yaşayabilecekler midir? Yoksa bu bir imkansız aşk hikayesi midir?

Ekim, orta sınıf bir mahallede yaşayan lise öğrencisi genç bir kızdır. Bir sabah okula giderken yaşadığı trajik bir olayla hayatı temelinden sarsılır. Gözünün önünde en yakın arkadaşı Leyla’ya bir araba çarpıp kaçar. Ona çarpan araba, mahallenin yakınındaki zengin çocukların gittiği özel bir okulun içine saklanarak sırra kadem basar. Mahalleli adalet isterken okul yönetimi mahalleden başarılı üç gence vereceği bursla tepkileri yumuşatmaya çalışır. Ekim’le birlikte Bekir ve Ayşe de sınavı kazanmıştır, ancak çok geçmeden hayatlarının aslında daha da zorlaşmak üzere olduğunu anlarlar. Ancak Ekim’in en yakın arkadaşını yatağa mahkum edenlerin peşini bırakmaya niyeti yoktur. Emin olduğu tek şey vardır. Suçlu, okuldaki zengin ve şımarık çocuklardan biridir. Onun bir yandan bu karanlık sır perdesini aralamak ve adaleti sağlamak için uğraşırken, duyguları kafasını karıştıracak ve yüreğini alt üst edecektir.

Haziran, ne zamandır hayalini kurduğu Tokyo’daki pozisyon için patronu Doygun’la görüşmeye gider. Ancak hayalindeki terfiyi almak için patronuna bir konuda yardım etmesi gerekecektir: Kırlangıç Adası’na gidip arsasını satmamak için direnen, Ada’nın da gelişiminin önünü tıkayan huysuz adamın bir açığını bulmalıdır. Haziran, bahsedilen araziye gittiğinde Poyraz’la tanışır. Poyraz onu turist kafilesiyle beraber fabrikadan atmaya çalışır. Daha ilk andan birbirlerine gıcık olurlar. Bu sırada Haziran patronun ihtiyacı olan bilgiye ulaşır. Çok sevdiği İstanbul’a dönmek için sabırsızlanırken yıllardır görmediği teyzesiyle karşılaşır. Vapuru da kaçırınca mecburen Ada’da kalırlar. Ne olduğunu anlayamadan kendisini Poyraz’la dans yarışmasında dans ederken bulan Haziran çok geçmeden patronu tarafından yanlış yönlendirildiğini öğrenir. Dahası istemeden zarar verdiği kişinin Poyraz olduğunu anlar. Neden olduğu zararı düzeltmeyi kafasına koyan Haziran, Poyraz’a bir teklifle gider.

Çatı Katı, geniş ve sımsıcak bir aileye iki yabancı misafirin dahil olmasıyla başlar. Dayanışmayla ve birbirine tutunarak yaşayan bu aileye minik bir “yalan”la katılan Ateş ve Yasemin, bu çatının altında önce aşkla çarpışacak, sonra yalanlarıyla sınanacak ama zaman içinde dostluğu, paylaşmayı ve sevgiyi göreceklerdir. Çatı Katı, hayata yeni atılanların, sırtında dünyaları taşıyanların, yuvayı ilmek ilmek örenlerin yani bizim, hepimizin hikayesidir aslında. Ama hepsinden öte bir aşk hikayesidir… Karakterleri birbirine taban tabana zıt, farklı sosyal sınıflardan ve kültürlerden gelen Ateş, Ayşen, Demir ve Yasemin’in ailelerini karşılarına alma pahasına aşklarında direnmelerinin hikayesidir. Hayat gençleri yine boylarından büyük dertlerle baş başa bırakırken, hasretini duyduğumuz bu aile, kuvvetli bağlarıyla her şeyin üstesinden gelip bir arada kalmayı başarabilecek midir?

Haksever ailesi, hayatın tüm zorluklarına bir arada göğüs geren, birbirlerine sımsıkı bağlarla bağlı bir ailedir. Günnur ve Hamza, kızları; Ceylan, Müjgan ve Ayşe’nin iyiliği için canla başla çabalamakta, en karanlık anlarda bile birbirlerinin varlığına şükretmesini bilmektedirler.

Yağmur daha bebekken annesi tarafından terk edilen, zeki, merhametli, sevgi dolu bir genç adam… Melek ise inatçı, adaletli ve hayatını doğaya adamış bir genç kız. Bu iki kalbi birleştirecek olan kişi ise Melek’in annesi Rukiye’den başkası değil. Büyük kızı ve damadına kızıp huzurevine yerleşen ve Yağmur’u da öz oğlu gibi seven Rukiye, Melek ve Yağmur’u evlendirebilmek için türlü planlar yapar. Ama kaderin cilvesi Rukiye’nin işini kolaylaştırır. Çünkü Yağmur; huzurevine adeta bir melek gibi yetişen Melek’e daha ilk görüşte aşık olmuştur. Rukiye’nin huzurevinden ayrılmasıyla Çekilmez ailesinin de başkahramanı olan Yağmur, Melek’in eniştesi Necmettin’in Melek’i zengin iş ortağı ile evlendirme hayallerine karşı savaşı kazanabilecek miydi? Yağmur ve Melek çevresinde dönen onca entrikaya rağmen bir araya gelecek mi, gelemeyecek mi, gelseler de mutlu olacaklar mı? Bu kaderin örülen ağlarında gizlidir.

Fatih, genç, başarılı, umut vaat eden bir diplomat adayıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışı temsilciliklerinden birine atanmış, görevine başlayacakken Virankaya’dan gelen acı haber hayatını değiştirir. Çünkü Virankaya Kaymakamı şehit edilmiştir. Fatih Başkan’ın desteğini alarak onun yerine kaymakam olmaya gönüllü olur. Ülkesi için masa başında rahat bir görev yapmaktansa ateş altında olmayı tercih etmiştir. Yüreği vatan sevgisi ile dolu, devletini ana babası yerine koyan 7 kişilik ekibiyle at izinin it izine karıştığı Virankaya’ya gider. İsimlerini ancak tarihin satır aralarından okuyup yüreklerinde hissedecek olanların bildiği bu ekip, görünmez düşmanlarıyla savaşırken önce o düşmanların maskelerini düşürmek zorundadır. Çünkü düşman onlar gibi mert değildir. Kullandığı kuklaları vardır.

Çifte Saadet, Konyalı mutlu bir çiftin hayatını ve büyük değişimlerini ele alıyor. Metin (Fikret Kuşkan) ve Perihan (Şebnem Bozoklu) genç yaştan beri arkadaş olan ve sonunda evlenip iki çocuk sahibi olan, iş bulma arzusu ile İstanbul’a gelerek küçük bir bakkal açıp kendilerine yeni bir hayat kuran bir çifttir. Hikaye Perihan’ın bir gün Bursa’ya gitmesiyle değişir. Otobüste geçirdiği bir kaza sonrası Perihan’ı kimse bulamaz, bu korkunç kazadan kurtulan da yoktur. Bu haberle sarsılan aile yıllar geçtikçe Perihan’ın yokluğuna alışır ve hayata devam etmeye çalışır. Bu korkunç olayın ardından 13 sene geçer, Metin tekrar evlenmiş ve çocuklar büyümüştür, üstelik Metin’in yeni eşi Hülya’dan (Dolunay Soysert) bir çocuğu daha olmuştur. 13 senedir geçmişe dair hiç bir bilgisi olmayan ve bir rehabilitasyon merkezinde yaşayan Perihan, kim olduğunu hatırlar ve evine geri döner.

İstanbul'un kenar bir mahallesinde başlayan hikayede, bir anlık hatanın yükünü omuzlayan Zeynep, Kenan ve Cesur arasındaki olaylar hırs, tutku, pişmanlık dolu bir serüven ile ilerliyor. İmam Yusuf ve Öğretmen Nilüfer ise “Bir kereden bir şey olmaz” diyerek girdikleri karanlık yolda, hayalleri yavaş yavaş yok olan gençlere "son çıkış" için bir umut ışığı olurlar.

Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Roma'da yaşayan Elif ise doğum gününde ailesiyle birlikte olmak için İstanbul'a gelir. Ömer ile Elif aynı gece ölüm acısı yaşarlar. Ömer'in kız arkadaşı ve Elif'in babası cinayete kurban giderler. İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar. Gergin ve önyargılı bir tanışmanın ardından peşlerine düştükleri her ipucu yollarını kesiştirir. Ömer, Sibel'in katilini bulmaya, ona atılan iftiraları temizlemeye kararlıdır. Elif ise ömrünün en zor anlarını yaşarken, babasının göründüğünün aksine karanlık bir hayatı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu Elif'in yüzünde patlayan ne ilk ne de son tokat olacaktır. Elif, ailesi için tehlikelerle dolu, karanlık yolda kaybolmak üzeredir.

1711 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Rus İmparatorluğunu yenmiş fakat ardından duraklama dönemine girmiştir. Hikâye Patrona Halil'in kardeşinin padişahın emri ile asılmasıyla başlıyor. Dönemde Osmanlı savaştan uzaklaşmış ve daha çok lale bahçelerinde eğlenceler düzenlemektedir. Bu duruma karşı çıkan Yeniçeri ocağı ve bazı padişah karşıtı çeteler örgütlenmeye çalışsalarda bir isyana cesaret edememişlerdir. Fakat Patrona Halil kardeşinin ölümüne çok içerlemiş ve padişah'ın tahtan indirilmesi için halkı galeyana getirme planları yapmaktadır. İç ve dış tehditler de etkinlik kazanma peşindedir. Padişaha ve Osmanlı'ya karşı kurulan komplonun farkına varanlar olur. Ama bazı şeyler için her şey çok geçtir.

Farklı görüş ve fikir ayrılıklarının çözülmenin eşiğine getirdiği aileler ve etkileyici bir aşk hikayesi... Hayata bambaşka pencerelerden bakan, farklı kutuplardaki aileler ve mantığın duygularla savaşında ortaya çıkan inanılmaz tablo...

Garipler Mahallesi benzer dertleri paylaşan, orta halli İstanbulluların yaşadığı bir semtttir. Mahallede ailesiyle beraber yaşayan garson Mahir, çalıştığı gece kulübünde bir müşterinin kafasında şişe kırar ve kovulur. Bir tesadüf eseri gelinlikle uçurumdan atlamak üzere olan Pelin'i kurtarır. Üstelik Pelin, kendisini kovan patronunun kızıdır! Pelin takıntılı bir şekilde Mahir’e aşık olur. Fakat Mahir, yaşadığı mahalleden Fidan isimli bir kızla nişanlıdır. Şimdi Mahir'in önünde iki seçenek ve zor bir soru vardır: Sevdiği ve nişanlı olduğu Fidan ile mi evlenecek yoksa kaderin karşısına çıkarttığı zengin Pelin'i mi tercih edecektir?

Yaşamını beş çocuğuna iyi fikirler ve temiz bir isim vermeye adayan Ali Rıza Tekin, yaşadığı bir olayda haksızlığa göz yumması istenince kaymakamlık görevinden istifa eder. Kızı Necla da İstanbul'da mimarlık bölümünü kazanınca, ailecek İstanbul'a, kendilerine ait eski bir konağa taşınırlar. Çocukların okul masrafları aileyi sıkıntıya sokunca Ali Rıza Bey yeniden çalışmaya başlar. Yeni işinde de prensiplerinden ödün vermesi istenince yine istifa eder. Askerden dönen oğlu Şevket bir bankada iyi bir maaşla çalışmaya başlayınca Ali Rıza Bey'in yükü hafifler. Ama Şevket gönlünü halihazırda evli bir kadın olan meslektaşı Ferhunde'ye kaptırır. Ferhunde ivedilikle boşanıp Şevket'le evlenir evlenmez dizginleri ele alır, evin bütün düzenini değiştirir. Oğuz Ayhan'ın da aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider. Ali Rıza Bey tüm olanlara direnmeye çalışsa da ömrünün sonuna dek seyretmeye mahkum olduğu "Yaprak Dökümü" artık başlamıştır.
Görsel yok30'lu yaşlarının başında olan Ayten Boralı, geçmişinden kaçarak yeni bir başlangıç yapmak için yeni bir mahalleye taşınır ve taşınması ile birlikte mahallede büyük bir curcuna yaşanır. Komşulara haber salınmış, bütün Boyacıköy sakinleri semtlerine taşınan bu gizemli kadını merakla izlemişlerdir. Yaşadığı büyük acıları geride bırakmak isteyen Ayten, Boyacıköy'de her şeye sıfırdan başlamak için kolları sıvar ancak mahalleli tek başına yaşayan bu güzel kadının nereden geldiğini, kimden kaçtığını merak etmektedir. Kimi zaman aşırıya kaçan bu merak yeni beladan uzak bir hayata başlamak isteyen Ayten'in işini zorlaştırmaktadır. Hakkında hiçbir şey bilmedikleri bu gizemli kadının gelişi başta kapı komşuları 16 yaşındaki Ferhat olmak üzere herkesin hayatını değiştirir. Ayten sırlarla dolu güzelliği ile sadece mahalledeki gençlerin gönlünü fethetmekle kalmaz, ağır abi taksi şoförü Yavuz'un da aklını başından alır.

Kadir ve Gülbeyaz’ın zorlu aşklarının anlatıldığı Gülbeyaz dizisi, dram, romantik ve komedi dallarında yayınlanmış bir Türk dizisidir. Yıllar önce aralarındaki aşk ilişkisi olan Demir Dede ile Ana daha sonra birbirlerine düşman olmuşlardır. Amasra’da yaşayan bu aileler arasında her zaman bir çekişme vardır. Her yıl yapılan yöresel yarışmalarda birbirlerine türlü tuzaklar hazırlarlar.

Refik Halid Karay’ın aynı adlı eserinden uyarlanan drama…