İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 filminden 3'ü İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Ben Foster, 29 Ekim 1980 tarihinde Boston, Massachusetts, ABD'de dünyaya gelmiştir. Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Fairfield, Iowa'da büyüyen Foster, oyunculuğa olan ilgisini küçük yaşlarda yerel tiyatro yapımlarında sahne alarak keşfetti. 16 yaşına geldiğinde, oyunculuk kariyerinin peşinden tam zamanlı gidebilmek için liseden ayrılarak Los Angeles'a taşındı. Kariyerinin ilk profesyonel adımlarını Disney Channel dizisi "Flash Forward" (1996-1997) ile atan aktör, yeteneğiyle kısa sürede endüstrinin dikkatini çekmeyi başardı. Sinema dünyasındaki ilk önemli çıkışını Barry Levinson'ın yönettiği "Liberty Heights" (1999) filmiyle yapan Foster, 2000'lerin başında "Get Over It" (2001) ve "The Punisher" (2004) gibi yapımlarda rol aldı. Ancak onu eleştirmenlerin radarına sokan ve karanlık, tekinsiz karakterleri canlandırmadaki ustalığını kanıtlayan rolü, Bruce Willis ile başrolü paylaştığı gerilim filmi "Rehin" (Hostage) (2005) filminde canlandırdığı sosyopat Mars karakteri oldu. Aynı dönemde popüler HBO dizisi "Six Feet Under"daki (2003-2005) Russell Corwin rolüyle televizyon ekranlarında da güçlü bir iz bıraktı. Geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan stüdyo projelerinden biri, "X-Men: Son Direniş" (X-Men: The Last Stand) (2006) filminde canlandırdığı Warren Worthington III (Angel) karakteriydi. Kariyerinin asıl kırılma noktalarından biri ise James Mangold'un yönettiği "3:10 Treni" (3:10 to Yuma) (2007) filminde hayat verdiği acımasız ve karizmatik kanun kaçağı Charlie Prince rolü oldu; bu performansı ona pek çok ödül adaylığı getirdi ve jenerasyonunun en yetenekli karakter oyuncularından biri olarak konumunu sağlamlaştırdı. İlerleyen yıllarda kariyerine güçlü dramatik performanslarla devam eden Foster, "The Messenger" (2009) ve "Son Kalan" (Lone Survivor) (2013) filmlerindeki yoğun asker rolleriyle büyük övgü topladı. Modern bir suç ve dram başyapıtı olan "İki Eli Kanda" (Hell or High Water) (2016) filminde canlandırdığı fevri ve tehlikeli banka soyguncusu Tanner Howard karakteri, kariyerinin en beğenilen performanslarından biri olarak kabul edildi. Yakın dönemde ise bağımsız sinemanın öne çıkan yapımlarından "İz Bırakma" (Leave No Trace) (2018) filminde, kızıyla birlikte ormanda toplumdan izole yaşayan ve travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele eden bir babayı canlandırarak oyunculuğundaki derinliği bir kez daha kanıtladı. Tiyatro sahnesinde de aktif olan Ben Foster, yoğun karakter çalışmaları, rollerine duyduğu bedensel ve ruhsal adanmışlık ve perdeye yansıttığı sıra dışı enerjiyle modern sinemanın en saygıdeğer isimleri arasında yer almaya devam etmektedir.

American Beauty'nin senaristi Alan Ball'ın senaryosunu yazdığı dizi, bir cenaze evi işleten ve bu evde yaşayan Fisher ailesinin yaşantılarına dair bir kara mizahtır. 2003 yılında En İyi Drama Dizisi dalında Altın Küre ödülü alan yapım, 2005 yılında 5. sezonuyla ekranlara veda etmiştir.

Bir yetenek avcısı, İspanya'da yüksek potansiyelli bir oyuncu bulunca hem kendisinin hem de oyuncunun NBA'de başarılı olabileceğini kanıtlamaya çalışır.

Toby Howard ve hapisten çıkmış kardeşi Tanner, Texas'ın batısında bir dizi banka soygununa imza atarlar. Amaçları, kısa sıra önce hayatını kaybetmiş annelerinin ters ipotekle sattığı çiftliğin borçlarını vergileriyle birlikte ödeyerek evin bankaya devredilmesini engellemektir. Nitekim çiftliğin bahçesinde petrol olduğu ortaya çıkmıştır. Borcu tamamen kapatmaları için daha soymaları gereken bankalar bulunmaktadır. Ancak emekliliğine az zaman kalmış polis memuru Marcus Hamilton ve mesai arkadaşı Alberto Parker soyguncuların peşini bırakmayacaktır.

Will, Portland’da bir ormanda 12 yaşındaki kızı Tom ile beraber toplumdan tamamen izole olmuş bir halde yaşamını sürdürürken sosyal hizmetler tarafından fark edilmeleriyle hayatları bir anda değişir. Film, topluma ayak uydurmaları amacıyla yaşadıkları çadırdan bozma evlerinden uzaklaştırılıp normal bir eve taşınmaya zorlanan baba-kızın yaşadıkları psikolojik geçiş üzerine odaklanıyor.

Erdemli bir komutan kendi kaderini tayin ederek Töton Şövalyeleri ve Kutsal Roma İmparatorluğu ordularına savaş açar.

Bir yetenek avcısı, İspanya'da yüksek potansiyelli bir oyuncu bulunca hem kendisinin hem de oyuncunun NBA'de başarılı olabileceğini kanıtlamaya çalışır.

Will, Portland’da bir ormanda 12 yaşındaki kızı Tom ile beraber toplumdan tamamen izole olmuş bir halde yaşamını sürdürürken sosyal hizmetler tarafından fark edilmeleriyle hayatları bir anda değişir. Film, topluma ayak uydurmaları amacıyla yaşadıkları çadırdan bozma evlerinden uzaklaştırılıp normal bir eve taşınmaya zorlanan baba-kızın yaşadıkları psikolojik geçiş üzerine odaklanıyor.

Savaş ve şiddetin etkisiyle karakteri sertleşmiş olan yüzbaşı Joseph J. Blocker'a (Christian Bale), bir Cheyenne savaş şefi ve ailesinin Montana'daki kabile topraklarına geri dönüş yolculuğunda eşlik etme görevi verilir. Blocker hayatı boyunca içinde yaşadığı şiddet dolu hayattan yorgun düşmüş olsa da bu görev onun için oldukça zor olacaktır; zira eşlik ettiği şef yıllar boyunca en büyük düşmanlarından biri olmuş ve birçok arkadaşının hayatını ellerinden almıştır. Ancak kayıplar konusunda şef de en az Blocker kadar payına düşeni almıştır. Tehlikeli topraklardan yola çıkarak, vahşi ancak etkileyici batıya doğru ilerleyen kafile bu yolda birçok zorlukla karşılaşacaktır. Zorluklar arttıkça, Blocker emirleri yerine getirirken kendi bağnazlığıyla yüzleşmeye mecbur kalacak, bir yandan da bu yolculuğa ailesinin bir baskında katledildiğine tanıklık eden intihara meyilli bir dul kadın da (Rosamund Pike) dahil olacaktır.

Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar fakat hiçbirşey hatırlamaz. Kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Semboller zinciri Langdon’ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek çok farklı bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul’dur.

Toby Howard ve hapisten çıkmış kardeşi Tanner, Texas'ın batısında bir dizi banka soygununa imza atarlar. Amaçları, kısa sıra önce hayatını kaybetmiş annelerinin ters ipotekle sattığı çiftliğin borçlarını vergileriyle birlikte ödeyerek evin bankaya devredilmesini engellemektir. Nitekim çiftliğin bahçesinde petrol olduğu ortaya çıkmıştır. Borcu tamamen kapatmaları için daha soymaları gereken bankalar bulunmaktadır. Ancak emekliliğine az zaman kalmış polis memuru Marcus Hamilton ve mesai arkadaşı Alberto Parker soyguncuların peşini bırakmayacaktır.

World of Warcraft oyununun sinema filmi olan yapım farklı ırkların karşı karşıya geldiği fantastik bir dünyayı beyazperdeye taşıyor. Ork savaşçılarının ülkeleri yok olmuştur ve hayatta kalanlar yeni bir koloni oluşturmak amacıyla, Azeroth krallığının eteklerine gelirler. Azeroth krallığı barışçıl ortamdan yana olsa da eşikteki bu savaş kaçınılmazdır. İki dünyayı birleştiren kapı açıldığında, bir ordu yıkım bekler, diğeri de yok olma ihtimaliyle karşı karşıyadır. Bu karşıt gruplardan iki kahraman, ailelerinin, halklarının ve ülkelerinin kaderini belirleyecek bir çatışma yoluna girerler. Filmin yönetmenliğini Moon filmiyle sinemaya esaslı bir giriş yapan, genç neslin umut vaadeden yönetmenlerinden Duncan Jones yer alırken, oyuncu kadrosunda ise Travis Fimmel, Paula Patton, Ben Foster, Dominic Cooper, Toby Kebbell, Ben Schnetzer, Rob Kazinsky ve Daniel W isimleri yer alıyor. Filmin yapımcıları ise Legendary Pictures, Blizzard Entertainment ve Atlas Entertainment firmaları.

X-Men topluluğu ilk kez bir seçim aşamasındadır. Yeni tedavi yöntemiyle mutantlar tüm yeteneklerinden kurtularak normal insanlar gibi yaşayabileceklerdir. Onların inanılmaz özelliklerinden arınıp arınmamaları konusunda mutantların lideri Charles Xavier ve Magneto arasında gerçek bir görüş ayrılığı oluşmuştur. Son ve en büyük savaşın temelleri atılmaktadır.