İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

17 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
18 Eylül 1981 tarihinde Çanakkale Gelibolu’da doğan Engin’in tiyatroya olan ilgisi ilkokul yıllarında başladı. Ortaokul yıllarında Edirne Halk Eğitim Merkezi'nde aldığı eğitimler ile sahneye ilk adımını attı. Ortaokul ve lise yıllarında aktif olarak tiyatro ve radyo programcılığı ile uğraştı ve arkadaşlarıyla birlikte kurduğu tiyatroda amatör oyunlar oynadı. 1999 yılında İstanbul’a yerleşti ve 2000 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde okumaya hak kazandı. 2004 yılından itibaren başlayan profesyonel oyunculuk ve seslendirme kariyeri halen devam etmektedir. 2010 yılı Afife Tiyatro Ödülleri'nde Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu ödülünü alan Beyti Engin, oyunculuk eğitmenliğine 2005 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde başlamış ve 2015 yılında Uzm. Psikolog Filiz Kaya ile birlikte kendi oyunculuk okulu Pozitif Atölye'yi kurmuştur. Bir yandan eğitimciliğe devam ederken bir yandan da 2006 yılından itibaren Uzm. Psikolog Filiz Kaya ile birlikte karakter tasarım ismini verdikleri yöntem üzerine çalışmalarına halen devam etmekte ve dünyanın farklı ülkelerinde bu yöntem üzerine workshop ve seminerler vermektedir. Pozitif Atölye çatısı altında Türkiye’nin oyunculuk arşivini oluşturmak adına YouTube üzerinden bugünün oyuncuları ve oyunculuk mesleğinin tüm bileşenlerinden konukları ile her pazar günü yayınlanan Bence Oyunculuk isimli programın moderatörlüğünü yapmaktadır.

Kaosun Anatomisi, yasadışı işlerle uğraşan bir adamla yolunun kesişmesiyle hayatı değişen bir doktorun hikayesini konu ediyor. Ozan, acil serviste çalışan idealist, genç bir doktordur. Türkiye’nin en güçlü yasadışı liderlerinden Kenan ile Ozan'ın yollarının beklenmedik bir şekilde kesişmesi her ikisinin hayatının değişmesine neden olur.Kız kardeşinin ani ölümünün ardından bir doktor (Ozan), kendini yerel bir suç örgütünün içinde bulur ve örgütün yeni lideriyle geçici bir ittifak kurmaya çalışır.

Sakıncalı, çocuğunu kaybetmesine rağmen dimdik bir şekilde ayakta duran Süreyya'nın adalet ve intikam için verdiği çarpıcı mücadeleyi konu alıyor. Öfke, vefat ve dayanışmanın iç içe geçtiği bu hikaye; güçlü bir kadının yeniden doğuşunu ekranlara taşıyor.

Tarihin akışını değiştiren büyük lider Sultan Mehmed'in mücadelesi ve yaşadığı dönemin atmosferiyle büyülenmeye hazır olun!

Mona yetimhanede büyümüş genç bir kadındır. İnternet gazetesinde çalışıyor ve son zamanlarda İstanbul'un farklı yerlerindeki ev kundaklama vakalarını haber yapıyor. Bir gün yangın haberine gittiğinde foto muhabiri Yakup ile karşılaşırlar. Haberlerden dönen Mona, zaten kavga ettiği ev sahibinin eşyalarını kapının önüne koyduğunu ve artık evsiz olduğunu görür. Yetimhaneden arkadaşı ve artık polis olan Leyla, gizli bir görevde olduğundan, yeni tanıdığı Yakup'un evinde kiracı olma teklifini geçici bir çözüm olarak kabul etmek zorundadır. Ancak Mona'nın daireye taşındığı ilk gün Yuva Apartmanı'nda garip şeyler olduğunu fark eder.

O romantik ve hassas olduğu kadar prensiplerine sıkı sıkıya bağlı ve son derece inatçı. Arnavutluk'tan Türkiye'ye göç eden ve en iyi aşçılar arasında gösterilen Şeref Bey bu kez yeni bir hayat için yola çıkıyor ama hiç beklemediği sürprizler ve kim bilir belki de yeni bir aşk onu bekliyor.

Aynı semtin iki düşman kebapçısı Urfalı Bozoğlu ve Adanalı Asmalı Ailelerinin etrafında dönen aşk, sır ve entrika dolu hikayesi.

Yaprak’ın yolu, en telaşlı, en zor gününde Barış’la kesişir. Barış başkalarına bir masal prensi gibi gelebilir ama Yaprak oldum olası masallardan nefret etmektedir. Barış, Yaprak’ın, bir insanda tahammül edemediği şeylerin beden bulmuş hali gibidir. Yaprak, çocukluktan beri arkadaş olan beş kişilik bir gruptaki tek kızdır ve etrafındaki kızlara hiç benzememektedir.

Dedesinden kalan mirası alabilmek ve şirketin başına geçebilmek için evlenmesi ve de çocuk sahibi olması gereken Onur, annesinin zoruyla bir randevuya gider. Lale de annesinin ayarladığı randevu için aynı mekândadır. Birbirlerini tanımayan Lale ve Onur yanlış anlaşılmalar sonucu aynı masaya otururlar. Bu yanlışlık onları büyük bir sürprize hazırlar..

İstanbul'da bir dolandırıcılık çetesinin lideri olan Kandemir, yanında yetiştirdiği ekibiyle kendine özgü tarzı ve ilkeleri olan soygunlar yapmaktadır. Ekibin temel felsefesi; “adaletli çalmak”tır. İhtiyacı olmayandan, ihtiyaçları kadarını, ihtiyaçtan çalarlar. Ferdi, Karlos, Yaren ve Bahadır'dan oluşan bu tayfayı birbirine bağlayan en temel şey dostluktur. Ancak Kandemir’in eski ve değerli dostu olan Ali Rıza Kaptan'ın kendisi yüzünden tuzağa düşürülüp ceza evine girdiğini öğrenmesi her şeyi değiştirir.

Kolejli zengin bir ailenin oğlu olan Ömer, alt sınıftan kendisi gibi kolejli Ayşem'e aşık olarak onunla hemen evlenir. Ancak, aşk ve yaşamın her zaman kusursuz olmadığını öğrenirler.

Kentsel dönüşüm yalanıyla rant kapısı haline gelmiş Kolera'da hayat hiç de kolay değildir. Bir taraftan iş makineleri ve yıkım ekipleriyle uğraşırlarken bir taraftan da karanlık ve bilinmeyen güçlerin mahalleyi istilasını önlemek zorundadırlar. Bu güçlere karşı savaş açabilecek tek kişi de Salih Jr’dır. Adam bıçaklamaktan 5 yıl içeride yatan Salih, Kolera'nın büyük kurtarıcısı olacaktır. Salih Jr babasının mahalleli üzerindeki otoritesi ve koruyuculuğunun devamı olacak, bütün bunları yaparken de iki aşkın arasında kalacaktır. Divan yeniden toplanacak, Salih yokluğunda mahallede olup biten her şeyi tek tek öğrenerek gerekenleri yapmaya başlayacaktır. Yaşadığı mahalle için akıl almaz bir savaş veren Salih, diğer bir yandan hapiste tanıştığı Eylül ile ezelden beri kendisine aşık olan Kara Leyla arasında gidip gelecektir.

50'li yılların sonlarında geçen hikayede; Sineklidağ adındaki kenar mahallede anasıyla yaşayan Ali ve dayısıyla yaşayan Zilha'nın umutsuz aşkları, Ali'nin üzerine kalan cinayet sebebiyle mapusa düşmesiyle yarım kalır. Ali'nin demir parmaklıklardan kurtuluşu adeta bir kahraman yaratır, o artık mahallelinin yegane umudu Keşanlı Ali'dir. Herkesten intikam almaya ve Zilha'ya kavuşmaya da yeminlidir.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

Yıl 1920, yer İstanbul. 1. Dünya Savaşı’nda bozguna uğrayan Osmanlı’nın başkenti müttefikler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Anadolu’nun İstanbul’dan bir bilgi akışına ihtiyacı vardır, İstanbul’un elitleri ise konudan bağımsız "tatlı" bir hayat yaşamaktadırlar. Sait Molla önderliğinde kurulan İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İngilizlerle İstanbul cemiyet hayatını kaynaştırır. Bu noktada Deli Saraylı ve Hüsrev Binbaşı’ya bir görev verilir. Bu ekip İstanbul’da bir konak tutarak istihbarat sağlayacaktır. Yabancı oldukları cemiyet hayatına giren ekip, tam bir aile olarak kurulur, tüm aile fertleri (uşaktan ailenin çocuklarına kadar) istihbarat için çalışırlar. Ancak yabancı oldukları bu ortamda herkes bol bol pot kırmaktadır.

İstiklal savaşında her türlü zorluğa karşı mücadelesini sürdürüp milli duygularının sesine uyarak fedakârlıktan çekinmeden başarı gösteren İpsiz Recep'in hikayesi.
Görsel yok"Baba Oluyorum", kendileri de istemelerine rağmen çocuk sahibi olmaları geciken bir çiftin, torun hayaliyle yanıp tutuşan aile bireyleriyle yaşadığı çatışmaları ve komik olayları anlatıyor. Soyadını sürdürmek isteyen kır kökenli zengin kayınpederle, onların yaşam tarzını beğenmeyen kentli kayınvalidenin polemikleri ise genç çiftin evlilikleri üzerinde sürekli bir fırtına estirir. Çekirdek aile olmak isterken büyüklere çerez olan Özgür ve Canan, onların tüm baskılarına rağmen mücadeleyi sürdürüp bu “mutluluk tablosunu” bozmamaya özen gösterirler. Ancak aileler arasındaki tatsız rüzgarlar onları hiç istemeseler de bambaşka bir yöne çekecektir.

Mahşer-Nabucco'nun Zehri, 2007-2008 yılları arasında atv'de yayınlanan ve Türkiye'nin ilk gerçek zamanlı televizyon dizisidir. Başrollerini Mahir Günşiray, İpek Tuzcuoğlu, Ahmet Uz, İstemi Betil, Ali Başar, Nesligül Deniz Çaltıl ve Şahnaz Çakıralp'in paylaştıkları dizidir. Dizi, 4. bölümü ile sona erdi.