İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 filminden 1'i İzlenir çıktı, 17 dizisinden 5'i İzlenir çıktı
Ankara'da doğmuştur. Aslen Adanalıdır. 1995 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümünü bitirdi. Hemen ardından İstanbul'a yerleşen Kaya, Ankara Sahnesi ve Karatahta isimli çocuk tiyatroları ve Bakırköy Belediye Tiyatrosunda çalıştı. İlk televizyon dizisi Kaynanalar'dır. Beşiktaş Kültür Merkezi oyuncu kadrosuna katıldı. 2007-2008 sezonunda Avrupa Yakası komedi dizisinin kadrosuna dahil oldu. 2010'da "Vavien" filmindeki rolüyle 42. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri'nde ve 3. Yeşilçam Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı. 2014 yılında ise 41. Magnum Altın Kelebek Ödülleri'nde Aramızda Kalsın adlı dizideki rolüyle En İyi Kadın Komedi Oyuncusu Seçilmiştir.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro’da orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları, ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadın olan Aslı Sütçüoğlu (Gülse Birsel) ve onun ailesi ile arkadaş çevresini konu alıyor.

Orta yaşlarındaki Aziz, hayatından memnun değildir. Yıllardır dirsek çürüttüğü işini sevmemekte ve hayallerinden günbegün uzaklaşmaktadır. Kayınbiraderi işsiz kaldıktan sonra kız kardeşi ve ailesi evine yerleştiğinden beri evinde de huzur bulamamaktadır. İçten içe, dört yıldır ilişkisi olduğu kız arkadaşı Burcu ile ilişkisinin de tükendiğini hissetmektedir. Yalnızlığı ve kendi başına olma ihtiyacı gittikçe artar. Özgür olmak isteyen Aziz, bir döngüde sıkışmıştır ve çıkış yolu bulması gerekmektedir.

Başkomiser Emin, komiser Salih, komiser Asuman ve komiser yardımcısı Alaattin'den oluşan cinayet büro ekibi ilginç bir vaka ile karşı karşıyadır. Birbiri ardına işlenen cinayetleri araştıran ekip, hiçbir delil ve ipucuna ulaşamaz. Cinayetlerin gittikçe artması, basının ve halkın olayla fazlasıyla igilenmesi, buna rağmen ekibin hiçbir ilerleme katedememesi Başkomiser Emin ve arkadaşları üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Bu sırada Emniyet Genel Müdürü, davanın çözümünde yardımcı olması için \"suç uzmanı\" Dizdar Koşu'yu Emin'in ekibine atar. Üzerlerindeki baskıdan dolayı iyice ezilen Emin ve ekibi, karşılaştıkları en tuhaf seri cinayet zincirini çözebilmek için her yönteme başvurur. Bu kedi fare oyununda katili mi pes edecektir yoksa polisler mi?

Kaan binbir emek ve zorlukla çalışma hayatında yükselmiş, başarılı bir iş kariyerine sahip olmuştur. Eşi, iki çocuğu ve işiyle ilgilenirken, bir sahil şehrinde yaşayan babası Eşref'i ise biraz ihmal etmiştir. Ancak günün birinde babasının geçirdiği rahatsızlık, onu babasının yanına gitmeye zorlar, ancak yoğun işlerinden ötürü babasını İstanbul'a, evine getirmeyi tercih eder. Son derece iyi niyetli ve iyi kalpli bir insan olan Eşref Bey, burada yük olduğunu hissedince geri dönmek ister. İçindeki bulundukları güç durum, özellikle Kaan için zor kararlar almayı ve sıkı bir vicdan muhasebesini gerektirecektir.

Annesiyle babasının vefatından sonra bir türlü toparlayamayan, hayata dair sorunları olan Aysel, yaşadığı bunalımlı günlerinden kurtulmak için kendini dansa verir. Dans ile hayata geri tutunan Aysel, Şengül Dans Okulu'na dahil olarak yeni bir hayata merhaba der.

Ramazan Bayramı'nın ilk gününde İsmail, arkadaşlarıyla bayram namazından dönerken oğluyla karşılaşır. Yurt dışında yaşayan oğlu, alelacele bir düğün yapmak için gelmiştir.

Sert ve otoriter bir mizaca sahip Emekli Albay Yıldırım Taşyumruk günün birinde damdan düşer. Bu olay yıllar önce kendisinden koşa koşa kaçmış olan evlatlarını yeniden aynı çatı altında buluşturur. Yıldırım Bey artık daha güçlü, daha hızlı ve daha öfkelidir. Ve çocuklarının sakladığı sırları ortaya çıkarmakta kararlıdır. Çocukları ise yalanlarını sürdürmeye çalışırken her geçen gün daha da köşeye sıkışmaktadır. Kafası gittikçe karışan Yıldırım bey, yalanların, dolanların hangisi kime ait bir süre sonra ayırt edemez olur. Aslında önemli olan ise, en sonunda bu beş benzemez insanın tekrar aile olmayı başarıp Mutlu Aile Defteri’nde yer alıp alamayacaklarıdır? Bu film, o çatı altında yaşanacakların komik ve sevgi dolu hikayesidir.

Mesut, büyük bir kısmı deprem ihtimali nedeniyle terk edilmiş bir adada, büyük bir evde tek yakını olan köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Bu süreçte görüştüğü tek kişi evi temizlemeye ve yemek yapmaya gelen yardımcısı Esma'dır. Esma bir gün ormanda yürürken elinde çantası, kimsesiz bir genç kadınla karşılaşır ve onu evine almaya karar verir. Aynı zamanda Mesut'un oğlu Adem hayatında zor bir dönemden geçmektedir. Evliliğinde yaşadığı sorunlar ve yakın zamanda ortaya çıkan hastalığı, onu bir türlü anlaşamadığı babasının evine dönmek zorunda bırakır. Böylece tüm karakterler Mesut'un evinde toplanmış olur ve durumlar gittikçe garipleşmeye başlar.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

Selma (Leyla Tanlar) bütün çıkar yolların tükendiğini düşündüğü bir anda ona kalan mirası alabilmek için Van'dan İstanbul'a gelir. Altında babasından kalma hurda arabası, yanında varı-yoğu kardeşi Leylim'le birlikte. Mirası alabilmek için tek şart, mirasın diğer ortağı, eski aşkı Mihran'ı (Burak Dakak) bulmaktır. Onunla aynı gün doğan, daha doğdukları gün birbirlerini büyük bir aşkla sevecekleri kehanet edilen, Selma'nın günah keçisi ilan edildiği yangının ardından İstanbul'a göçen Mihran. Selma, İstanbul'da Mihran'ı bulur. Böylece sadece Selma ve Mihran'ın değil, Mihran'ın barista kuzeni Atakan'ın (Olgun Toker), Atakan'ın platonik aşkı boksör Altan'ın (Zeynep Çamcı), Mihranların büyük ve neşeli ailesinin; teyzesi menemenci Kıymet (Binnur Kaya), kuzeni Füsun (Ecem Erkek), annesi Saliha (Seray Gözler), Kıymet'in eli-kolu Feyyaz (Orkuncan İzan) ve ezeli rakibi Hakim'in (Yıldıray Şahinler) hayatı da değişmiş olur.

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

Korumacı dedesi ve erkek kardeşiyle birlikte yaşayan İnci’nin hayatı, yaptığı bir kazayla değişecektir. İnci’nin karışacağı kazada onu Han ve büyük sırlarla dolu ailesi beklemektedir. Han’ın yaşamı takıntılarla dolu olan ablaları Safiye ve Gülben’in en büyük korkusu ise kardeşlerini kaybetmektir. “Aşk”, İnci ve Han’ın her şeye rağmen birbirlerinden kopmasına engel olacak mıdır?

İstanbul'da aynı semtte, iki farklı ev iki farklı dünya... Yokuşun dibinde geçim derdiyle boğuşan Berringiller, ve kendilerine tepeden bakan zengin akrabaları Erdemliler… Ve Berrin köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek için küçüldükçe küçülürken… Nihal bu bitimsiz köprüyü bir hamlede atlamak isterken… Köprüden geçmek dahi istemeyen bir Veli… Ve köprüleri yıkıp atmak isteyen Aysel… Aysel artık zengin akrabalarının sadakalarını almak istemiyor, zengin kuzeni Aleyna'nın eskilerini giymek istemiyor, teyzesi, annesini villadan ağlatıp ağlatıp göndersin istemiyor… Parlamak için bir kıvılcıma bakıyor Aysel. Büyük aşkını, Karan'ı bu yürek yangınının ortasında buluyor. Karan bir sevdiğini toprağa verdi şimdi de düşmanının mezarını kazıyor. İki genç, intikam için bir aşk komplosu kuruyorlar. Hikayenin belki de en günahsızı, Aleyna Erdemli için. Aysel akrabalık bağlarının sıcaklığıyla öfkenin soğukluğu arasında çırpınırken… Karan da iki aşk arasında kalıyor. Herkesin yenileceği bir savaşta aşk mutlu sona ulaşır mı?

Ve karşınızda ekranların en trajikomik ailesi: Sayılmazlar. Abla Melek Sayılmaz, abi Armağan Sayılmaz, ve kız kardeşler Biricik ve Cansın Sayılmaz’dan oluşan ailemiz İstanbul’da oldukça sıkıcı bir hayat sürdürmektedir. Melek Sayılmaz’ın hayattaki tek arzusu, bir başına büyüttüğü kardeşlerinden bir an önce kurtulmak ve böylece o hep hayalini kurduğu Bodrum’a ilk otobüsle kaçabilmektir. Ancak sivri dilli, hazır cevap ve kardeşlerinden illallah diyen ablamız Melek hanım, öyle pek de melek sayılmaz.

1970'li yılların başında Anadolu'nun küçük bir köyünde yaşayan Kader ve İstanbul'da üniversitede okuyan evli bir genç kadın olan Zeliha'nın hayatları bir çocuk için kesişir.

Ömründe yaşadığı yerden hiç ayrılmamış, bir başka yere gitmemiş olan otuz yaşındaki, iki çocuk annesi Yadigar'ın hayatı çıktığı bir yolculukla peri masalına döner. Yadigar ilk kez gerçek bir aileyi ve sevgiyi tatmaya başlar.

Erman ile Abiye, yirmi yıllık evli ve birbirlerinden oldukça sıkılmış bir çifttir. Ayrı yumurta ikizi iki sorunlu çocuk ve herkesten daha sorunlu bir kayınbirader de, birbirlerine zor tahammül ederken Kuzu çiftinin hayatını eziyete çevirir. Kuzu Ailesi'nin hayatı, yan binaya taşınan komşuları ile değişir. Yeni evli Gökhan ve Seval çifti, Kuzuların kendi hayatlarını karşılaştırabilecekleri bir "denek aile" modeli olurlar. Kuzular, her yeni macerada, ilk başta, komşu çiftin sevgi ve saygı ve modernlik dolu hayatlarına özenseler de, sonunda yine de kendi hayat tarzlarını en doğrusu olduğuna kanaat getirirler.

Memed dağlarda dolaşmak, silah tutmak yerine, okumak isteyen bir çocuktur. Ama babası Mamo Ağa, onu zorla alıp dağlara götürerek, gece dağ başında sürünün yanında yalnız bırakarak, korktuğu şeylerle inadına yüzleştirerek bir savaşçı gibi yetiştirmeye çalışır. Mamo Ağa bir sabah Memed'i dağda, sürüsünün başında, gece vurduğu kurdun yanında bulur. Memed kara bir yılana da karşı galip gelir. Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır. Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!” Dizide esas olarak, eline silah almamaya, savaşmamaya, sadece çobanlık yapmaya karar vermiş Memed'in, haksızlığa ve zulme dayanamayarak yeniden eline silahını almasının, çevresinde Kuvâ-yı Milliye hareketi oluşturarak Karayılan adını kahramanlaştırmasının hikâyesi anlatılmaktadır.

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadın olan Aslı Sütçüoğlu (Gülse Birsel) ve onun ailesi ile arkadaş çevresini konu alıyor.

Gaziantep'in ünlü baklavacısı Kahraman Usta'nın kızı Nazlı Ankara'da üniversite eğitimini bitirmiş memleketine dönmüştür. Çok sevgili kızlarının dönüşünü hasretle bekleyen aile çok mutludur. Ama Nazlı'yı bir sürpriz beklemektedir. Kahraman Usta, kızının evliliği için ortağı Ökkeş Usta'nın oğlu Kadir'e söz vermiştir. Nazlı buna şiddetle karşı çıkar. Ökkeş ve Kadir'in kendisini istemeye geldikleri gün evden kaçan Nazlı, Bodrum'a gider. Nazlı burada bir otelde iş bulur ve çalışmaya başlar. Ailesi her yerde Nazlı'yı aramaktadır. Bu sırada Nazlı Bodrum'da yakışıklı, yabancı bir gençle tanışır. Nazlı bu gencin İngiliz olduğunu zannetmektedir. Oysa ki bu genç, ailesi İstanbul'dan Atina'ya göç etmiş Niko adında bir Yunandır.

Tanrı tarafından insan gibi yaşama cezasına çarptırılmış iki meleğin, cezalarını çekerlerken düştükleri açmazları konu alıyor.


Bir ailenin sahiplendiği maymun (Çarli), zaman içerisinde yeteneği ve başarısı, evin birçok şeyini yapmasına yardımcı olmayı başarmıştır. Çarli kısa sürede evdeki bireylerin evlatlık çocuğu oldu. 1998-1999 yıllarında final yapan Çarli dizisinin devamıdır.

Engin Günaydın'ın kaleminden, büyük şehirde umudunu yitirmeden çırpınan bataklık insanlarının paylaştığı bir apartman ve her bölümde daha da çılgınlaşan bir hikayeler...

Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro’da orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları, ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.