İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

21 filminden 6'sı İzlenir çıktı, 2 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Walter Bruce Willis, 19 Mart 1955 tarihinde Idar-Oberstein, Batı Almanya'da dünyaya gelmiştir. Amerikalı bir asker olan babasının görevi nedeniyle Almanya'da doğan Willis, iki yaşındayken ailesiyle birlikte New Jersey, ABD'ye taşındı ve çocukluğunu burada geçirdi. Lisede tiyatro kulübüne katılarak kekemeliğinin üstesinden gelen Willis, oyunculuk tutkusunun peşinden gitmeye karar verdi ve Montclair State Üniversitesi'nde drama eğitimi aldı, ancak kariyerine odaklanmak için okulu bırakarak New York'a taşındı. Kariyerinin başlarında tiyatro oyunlarında ve reklamlarda rol aldı. Onu ülke çapında şöhrete kavuşturan ilk büyük çıkışı, 1985-1989 yılları arasında yayınlanan ve büyük bir televizyon fenomeni haline gelen "Mavi Ay" (Moonlighting) dizisi oldu. Cybill Shepherd ile başrolü paylaştığı dizide canlandırdığı esprili, karizmatik ve pervasız özel dedektif David Addison karakteriyle bir Altın Küre ve bir Emmy Ödülü kazandı. Bu rol, onun hem komedi hem de dramadaki yeteneğini sergileyerek Hollywood'un dikkatini çekmesini sağladı. "Mavi Ay" dizisi devam ederken sinemada da şansını deneyen Willis, 1988 yapımı "Zor Ölüm" (Die Hard) filminde canlandırdığı John McClane karakteriyle sinema tarihine adını yazdırdı. Alışılmış kaslı ve yenilmez aksiyon kahramanlarının aksine, McClane karakteri sıradan, esprili ve savunmasız yönleriyle modern aksiyon kahramanı tanımını yeniden şekillendirdi. Film, gişede büyük bir başarı yakalayarak Willis'i uluslararası bir süperstar yaptı. Bu ikonik rolünü, "Zor Ölüm 2" (1990), "Zor Ölüm 3" (1995), "Zor Ölüm 4.0" (2007) ve "Zor Ölüm: Ölmek İçin Güzel Bir Gün" (2013) filmlerinde de tekrarladı. Sadece bir aksiyon yıldızı olarak kalmayan Willis, kariyeri boyunca farklı türlerdeki filmlerde rol alarak çok yönlülüğünü kanıtladı. Quentin Tarantino'nun kült filmi "Ucuz Roman"da (Pulp Fiction) (1994) boksör Butch Coolidge'i, Terry Gilliam'ın bilimkurgu filmi "12 Maymun"da (12 Monkeys) (1995) James Cole'u ve Luc Besson'un yönettiği "Beşinci Element"te (The Fifth Element) (1997) Korben Dallas'ı canlandırdı. M. Night Shyamalan'ın yönettiği "Altıncı His" (The Sixth Sense) (1999) filmindeki Dr. Malcolm Crowe rolüyle dramatik yönünü bir kez daha göstererek büyük beğeni topladı ve "Ölümsüz" (Unbreakable) (2000) filminde de aynı yönetmenle çalıştı. "Sin City" (2005) ve "Tetikçiler" (Looper) (2012) gibi filmlerle de kariyerine başarılı yapımlar ekledi. Mart 2022'de ailesi, Willis'e bilişsel yeteneklerini etkileyen afazi teşhisi konulduğunu ve bu nedenle oyunculuktan emekli olduğunu duyurdu. Şubat 2023'te ise durumunun ilerlediği ve kendisine frontotemporal demans teşhisi konulduğu açıklandı.

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

Bruce Willis, Los Angeles'a Noel tatilini ayrı olduğu karısıyla geçirmeye gelen New York şehri polisi dedektif John McClane'i oynuyor. Fakat McClane, karısının düzenlediği ofisteki partinin başlamasını beklerken teröristler, binanın kontrolünü ele geçirir. Teröristlerin lideri Hans Gruber ve onun zalim yardakçısı, rehineleri bir araya toplarken McClane kimseye görünmeden kaçar. Yanında yanlızca bir silahı ve cesareti olan McClane, tek kişilik savaşını başlatır.

Maddie Hayes (Cybil Shepard), zengin bir eski model, bir sabah uyandığında iş yöneticisinin tüm parasını çaldığını öğrenir. Ancak hâlâ elinde likit olmayan bazı varlıklar bulunmaktadır. Bunlardan biri, vergi indirimi sağlamak için sürdürülen, zarar eden şirketlerdir ve diğeri de David Addison (Bruce Willis) tarafından işletilen bir dedektiflik bürosudur. Maddie, ofise giderek şirketi kapatacağını bildirir, ancak David, dedektiflik bürosunun kâr edebileceğini söyleyerek onu devam etmeye ikna eder. Böylece Maddie, David’in yeni patronu olur ve onunla birlikte maceradan maceraya atılır. İkili arasındaki zıt kişilikler sık sık çatışsa da, zamanla aralarında güçlü bir çekim doğar. Ancak en büyük soru hep akıllardadır… Birlikte olacaklar mı, olmayacaklar mı?

Dedektif John McClane, her şeyi görüp geçirdiğini sanmaktadır. Artık New York'tadır ve kendini güvende hissetmektedir. Hayatında karşılaştığı en olağanüstü düşmanıyla karşı karşıya gelmeyi beklediği en son yer New York'tur. Ancak Simon adındaki bir dahi, McClane ve New York şehrini çok tehlikeli bir oyunun içine itmek üzeredir. McClane yeterince kötü günler geçirmiştir ama Simon'a göre geçireceği kötü bir gün daha vardır.

M. Night Shyamalan'ın Parçalanmış ile Ölümsüz filmleri arasında köprü olacak olan yeni filminde, kendini süper kahraman sanan kişiler konusunda uzman bir psikiyatrist (Sarah Paulson), 23 alter egoya sahip olan ve 24. alter egosu ile terör estiren Crumb'ı (James McAvoy), ölümsüz zannedilen Dunn'ı (Bruce Willis) ve kemikleri cam gibi kırılgan olan Price'ı (Samuel L. Jackson) tedavi etmeye çalışmaktadır. Filmin hikayesi önceki filmlerde olduğu gibi Dunn, Price ve Crumb'a odaklanırken, filmin diğer üçlüsü -Casey Cooke, Dunn'ın oğlu Joseph ve Price'ın annesi- geleceğin kurulmasında büyük rol oynayabilirler. Filmde Dunn, Kevin Wendell Crumb'ın bölünmüş kişiliklerinden biri ve en tehlikelisi olan The Beast'in peşine düşüyor. Bu kovalamaca sırasında Mr. Glass de yavaştan kendini göstermeye başlamıştır. Bu üç tehlikeli adam, aynı hastanenin koridorlarlarında bir araya gelir.

Los Angeles’ta yaşayan Steve Ford özel bir dedektiftir. Köpeği Buddy, bir çete tarafından çalındığında profesyonel ve özel dünyası birbiriyle çatışır. Steve, Buddy’yi geri almak için, mecburen başka bir çeteye yardım etmek zorundayken, iki tefeci kardeş de O’nun peşindedir. Bir köpeğin, bir insanın en iyi arkadaşı olduğu söylenir. Steve, köpeğine kavuşmak için bir insanın neler yapabileceğini göstermeye kesin kararlıdır.

Harry Turner babası Leonard gibi CIA için çalışmaktadır. Sahada görev almak için can atar ama sürekli üstleri tarafından reddedilir. Prag kentinde görevlendirilmiştir ve babasının bir arkadaşının himayesindedir. Bir süre sonra Leonard, New Jersey'de başının belaya girdiği bilgisi gelir. Üst yönetim harekete geçer, Harry ekipte olup yardım etmek ister ama yine reddedilir. Harry, uyarılara kulak asmaz ve New Jersey'e gider. Arkasından onu bulması için görevlendirilen kişi ise sürpriz bir isimdir. Filmin yönetmenliğini Steven C. Miller üstlenirken, oyuncu kadrosunda Bruce Willis, Kellan Lutz ve Gina Carano başı çekiyor.

G.I. Joe askerleri yine zorlu görevlerle geri dönüyor. Ekip bu sefer sadece ölümcül düşmanları Kobra ile savaşmayıp, bizzat varoluşlarını tehlikeye atan devletin içinden tehditlerle de uğraşmaya mecbur kalırlar. Dünyayı hakimiyeti altına almayı hedefleyen Zartan ve onun adına çalışanlar ve Zartan'ın etkisi altına giren dünya liderleriyle zorlu bir mücadeleye içinde olacak.

John McClane 20 seneden fazladır New York emniyet güçlerine bağlı olarak hizmet veren ve terörist grupları yok etmesiyle ünlü bir polistir. Bu yüzden de dünyanın dört bir köşesindeki teröristlerin baş düşmanıdır. Rus mafya lideri hapisten kaçınca McClane, rotasını Rusya'ya çevirir; Rus yeraltı dünyası ile olan tek bağlantısı ise Komorov adında bir Rus'tur. Fakat Amerikalıları pek de sevmeyen bu ülkede, gizli görev esnasında karşısında oğlu Jack'i görünce daha da şaşıracaktır. John, oğlunun sandığından daha yetenekli olduğunu ve Rus mafyasını köşeye kıstırmak üzere olduğunu fark eder. Aynı dönemde Sovyet Ordu Kuvvetleri de kontrolü ele geçirmeye çalışmaktadırlar. Baba oğul, kaçak mafya liderine karşı sert ve delice bir savaşa girişeceklerdir.

Cehennem Melekleri geri dönüyor! Ama bu kez sorunları daha kişisel… Barney Ross (Sylvester Stallone), Lee Christmas (Jason Statham), Yin Yang (Jet Li), Gunnar Jensen (Dolph Lundgren),Toll Road (Randy Couture) ve Hale Caesar (Terry Crews), ekibe yeni katılan Billy the Kid (Liam Hemsworth) ve Maggie (Yu Nan) ile birlikte Mr. Church (Bruce Willis) basit gibi görünen bir iş için çağırdığında yeniden bir araya geliyor. Verilen görev Barney ve eski usul paralı askerlerden oluşan ekibi için kolay bir kazanç fırsatı gibi görünüyor. Ancak işler yolunda gitmiyor ve içlerinden biri öldürülüyor. Bunun üzerine Cehennem Melekleri düşman bölgesinde arkadaşlarının intikamını almaya karar veriyor. Zıt güçler aracılığıyla hasarın karşılığını veriyor ve tam zamanında beklenmedik bir tehdidi durduruyor. Ancak bütün bunlar kardeşlerini acımasız bir şekilde öldüren düşmanlarını adaletle tanıştırma istekleriyle karşılaştırılamıyor bile. Bunu da Cehennem Melekleri tarzında gerçekleştiriyorlar...

Gelecekte geçen aksiyon gerilim filmi Tetikçiler'de, zaman yolculuğu icat edilmiştir ancak yasa dışıdır ve sadece karaborsada mevcuttur. Mafya, birinden kurtulmak istediği zaman o kişiyi 30 yıl öncesine gönderir. O zaman devreye Joe gibi kiralık bir katil girer ve işi gerçekleştirir. Joe gittikçe zenginleşmektedir. Hayat güzeldir ta ki mafya Joe'nun gelecekteki halinin geçmişe gönderilerek öldürülmesine karar verene kadar.

FBI ajanları Ajan Greer ve Ajan Peters bir üniversite öğrencisinin gizemli cinayetini araştırmaktadır. Bu öğrenci, insanların kendilerinin kusursuz robot versiyonlarını sahip olmalarını sağlayan yüksek teknoloji ürünü suret olgusunun yaratıcısı olan kişiyle bağlantılıdır. Sağlıklı, iyi görünümlü ve uzaktan kumandalı makineler olan suretler, insanların yerini almakta ve böylece insanların evlerinin rahat ve güvenli ortamından çıkmadan dışarıdaki hayatı yaşamalarına imkan tanımaktadır.

William ve Dakota Block, bir gece arka bahçelerinden gelen seslerle uyanırlar. Neler olduğunu anlamak için dışarı çıktıklarında karşılaştıkları manzara dehşet vericidir.Yaşanan bir patlama sonucu, ortalığa garip bir gaz yayılmıştır ve bu gazı soluyan insanlar, şiddet düşkünü canilere dönüşmüşlerdir. Giderek saldırganlaşan insanlar ortalığa dehşet saçmaktadırlar. Saldırılar sırasında bacağı kopan dansçı Cherry ve eski erkek arkadaşı Wray'nin de William ve Dakota'ya katılması ile birlikte olayların gizemini araştırmaya başlarlar.Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino'nun iki film birden projesi olarak birlikte çektikleri Grindhouse'un Rodriguez yönetimindeki ikinci parçası olan Dehşet Gezegeni, eleştirmenler tarafından da başarılı bir çalışma olarak değerlendirildi. Özellikle Frank Miller uyarlaması Günah Şehri'nden sonra yönetmenin çalışmaları sinemaseverlerde büyük bir merak uyandırıyor.

Geçen yıllarda artık yaşlanmaya başlayan polis memuru John McClane, karısından boşanmış ve alkol tedavisi görmektedir. Artık polis departmanında çalışmayan McClane, devlete bağlı bir güvenlik biriminde tehlikeli bilgisayar korsanlarını takip etmektedir. Matt Foster adlı genç bir korsanı tutuklamak için yolda olduğu bir sırada, trafiğin içinde sıkışmış durumdayken terörist saldırıların modern bir halini ilk elden yaşar. Greg Pope tarafından yönetilen bir bilgisayar korsanları çetesi, Amerika'nın bilgisayar altyapı unsurlarına saldırıp işe trafik ışıklarından başlayarak sistemleri teker teker kapatmaktadırlar. Bankalar arası bilgisayar ağlarına ve borsaya da müdahale ettikten sonra Amerika'nın ekonomisi çökmeye başlamıştır. Her zamanki gibi McClane, bütün bu olayların ortasında kalıvermiştir.

İmaj danışmanlığı yapan Russ Duritz'in (Bruce Willis) esrarengiz bir olay sonucunda sekiz yaşındaki haliyle tanışmasıyla hayatı altüst olur. Küçük Rusty (Spencer Breslin) tatlı bir çocuktur ama zaman zaman sergilediği beceriksizlik ve sakarlıklarıyla Russ'a geçmişiyle ilgili acı dolu anıları tekrar yaşatmaktadır. Çünkü 40 yaşına geldiğinde saygın bir meslek ve yaşam sahibi olan Russ'un çocukluğu sanıldığı kadar sorunsuz geçmemiştir.

Korkunç bir tren kazasından yara dahi almadan kurtulan adam, bir anda insanların ilgi odağı olmuştur. Bu doğaüstü durumun açıklanması, David Dunn (Bruce Willis) adlı kazazedenin kendisi hakkındaki bazı gerçekleri keşfetmesine giden yolu açar. Bunlar olurken David’le tanışmak isteyen bir çizgi roman uzmanının alışılmadık durumla ilgili teorisi, iki adamı birbirine bağlayan garip bir denkleme dayanmaktadır. Altıncı His'le adını duyuran yazar/yönetmen M. Night Shyamalan’dan, Hitchcock tatları da barındıran bir gerilim/bilimkurgu…

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

New York'a zarar veren ufak meteor parçalarından sonra NASA dünyaya hızla yaklaşmakta olan büyük bir meteor tespit eder. Teksas büyüklüğündeki bu meteoru zararsız hale getirmek için bir plan yapılır. Meteora ulaşılacak ve 250 metre derinlikte bir kazı yapılarak merkezine nükleer patlayıcı yerleştirilecektir. İşin başına konunun uzmanı Harry Stamper getirilir. Harry 10 gün gibi kısa bir zamanda astronotları eğitemeyeceğini söyler ve göreve kendi ekibini dahil eder. Plan başarılı olursa meteor ikiye ayrılacak ve dünyanın iki yanından, zarar vermeden geçip uzaklaşacaktır.

Dedektif John McClane, her şeyi görüp geçirdiğini sanmaktadır. Artık New York'tadır ve kendini güvende hissetmektedir. Hayatında karşılaştığı en olağanüstü düşmanıyla karşı karşıya gelmeyi beklediği en son yer New York'tur. Ancak Simon adındaki bir dahi, McClane ve New York şehrini çok tehlikeli bir oyunun içine itmek üzeredir. McClane yeterince kötü günler geçirmiştir ama Simon'a göre geçireceği kötü bir gün daha vardır.

Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.

Tom Hardy babası gibi bir polistir ama babasının görev sırasında öldürülmesi onu çok üzer. Yaptığı araştırmalar sonucu ileri sürdüğü suçlamalar biraz fazla gelince üstleri onu nehir devriyesi olarak görevlendirirler ve yanına da bir bayan polisi ortak olarak verirler.Önceleri yeni ortağı ve yeni görevine pek ısınamayan Tom zamanla işine alışmaktayken babasının katili onun peşine düşer çünkü Tom rahat durmamakta ve o katili ortaya çıkarmak için gizli gizli araştırmalarını sürdürmektedir. Bu araştırmalar katili kimliği ortaya çıkacak diye telaşlandırmış ve bu işe bir son vermek için Tom'un ortadan kaldırılması gerektiğine inandırmıştır. Onun için katil Tom'u öldürmek için girişimlerde bulunur ama Tom hiç de kolay yutulur bir lokma değildir. Üstelik babasının katilini ortaya çıkarmak için her şeyi yapmayı göze almıştır.

Artık konuşan bebek Mikey'nin küçük bir kız kardeşi var. Üstelik de, Mikey tam Mollie'yi ideal baba olarak gördüğü James'le bir araya getirmişken. Bebek Julie doğduktan sonra, Mikey de kendini pabucu dama atılmış bir çocuk gibi hissetmeye başlıyor ve komik olaylar ailenin peşini bırakmıyor.

Karlı bir Noel akşamında ülkenin başkentindeki en önemli havaalanı bir grup terörist tarafından gasp edilmiş ve birçok yolcu esir alınmıştır. Militan komandolar tarafından oluşan teröristler, tehlikeli ve düzenbaz bir polis memuru tarafından yönetilmektedir. Uyuşturucu şebekesinin başındaki birini adaletten kurtarmak için gelirler. Bütün olasılıklara karşı hazırdırlar; yalnızca bir tanesi hariç; John McClaine, ölümcül bir deja vu hissine sahip, görevde olmayan bir polis memuru. Havaalanındaki pistler, ölüm ve yıkım ile doludur ve McClane zamanla yarış halindedir. Karısı ise havada dönüp dolaşan ve çok az benzini kalmış bir uçağın içinde kalmıştır.

Mollie (Kristie Alley) bekar bir annedir ve kendisi için uygun bir erkek arkadaş aramaktadır. Oğlu Mikey'in ise daha iyi bir fikri vardır. Annesinin buluştuğu erkekler içinde hangisinin daha iyi bir baba olacağına karar vermeye çalışmaktadır. Tabii annesi kendisini anlarsa...Ve karşısına bir gün James (John Travolta) çıkar...

Bruce Willis, Los Angeles'a Noel tatilini ayrı olduğu karısıyla geçirmeye gelen New York şehri polisi dedektif John McClane'i oynuyor. Fakat McClane, karısının düzenlediği ofisteki partinin başlamasını beklerken teröristler, binanın kontrolünü ele geçirir. Teröristlerin lideri Hans Gruber ve onun zalim yardakçısı, rehineleri bir araya toplarken McClane kimseye görünmeden kaçar. Yanında yanlızca bir silahı ve cesareti olan McClane, tek kişilik savaşını başlatır.