İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Sağlık lisesinden yeni mezun olup, kasabanın sağlık ocağında hemşireliğe adım atan Hanife ve aykırı kız kardeşi Hatice, küçük ve kendi halinde, muhafazakar bir kasabada yaşamaktadırlar. Hanife ne kadar çekingen ve içine kapanıksa, Hatice bir o kadar haylaz, laf dinlemez ve başına buyruktur. Edebiyata meraklı Hanife kimselere göstermeden bir şiir defteri tutarken, Hatice çevresindeki herkesi unutacak kadar şarkı söylemeye tutkundur. Bir gün yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık kasaba merkezine gelir ve iki kız kardeşin hayatı o günden sonra tamamen değişir.

Yaşar Yaşamaz… Adına yakışır bir hayat yaşıyordu çocukluğundan beri. Bir gün yolu hiç düşünmese de hapishaneden geçiverdi! Hapishanede verildiği Adem baba koğuşunun sakinleri onu oldukça sıcak karşıladılar. Özellikle koğuş ağası Halil, onun gibi naif bir insanın hapishanede ne işi olduğunu merak ediyordu. Ve Yaşar anlatmaya başladı. Annesi o çocukken ölmüş, babası sahip çıkmıştı Yaşar’a. Ölen kardeşlerinden dolayı ona Yaşar adını vermişti babası, yaşar bedenen yaşadı, ama, İlkokul çağına geldiğinde nüfus dairesine gittiler babasıyla birlikte, maksat okula kayıt için nüfus kağıdı almaktı aslında ama, olmadı!... Kütükte daha önce iki kez şehit düşerek öldüğü yazıyordu!

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Annesinin ölümüyle kendisine kalan miras sayesinde geçmişin gizemli sırlarıyla karşılaşan Gonca'nın ve Isparta'nın önde gelen ailelerinden Atabey ailesinin oğlu Toprak'ın hikayesini konu alıyor.

Fırat Bulut, İstanbul Adliyesi'nde görevli bir cumhuriyet savcısıdır. Başarılı bir savcı olan Fırat, eşi Zeynep ve beş yaşındaki kızı Nazlı'yla mutlu bir hayat yaşar. Ancak bir gün uyandığında son dört ayda olanları hiçbir şekilde hatırlamadan kendisini cezaevinde bulur. En son anısı, kızının doğum gününü kutladığı gecedir. Şok ve dehşet içinde, karısını ve kızını öldürmekle suçlandığını fark eder. İkinci duruşması yaklaşmaktadır ve müebbet cezasına çarptırılmıştır. Karısını ve kızını gerçekten öldürmüş müdür? Cumhuriyet savcısı Fırat Bulut’un hapsedilmesinden önce araştırdığı en son dava, ülkenin en önce gelen ailelerinden olan Yesarilerin halefleri olan ikiz kardeşlerden, Barış Yesari'nin davasıdır. Barış Yesari'nin evinde bir genç kız öldürülmüştür. Hafızası geçici olarak mı yoksa sonsuza dek mi kaybolmuştur teşhis konulamayan Fırat Bulut, masumiyetini kanıtlamak için hem hatırlamak, hem hayatta kalmak hem de cezaevinden kaçmak zorundadır.

Kahraman bir adamın, geçmişten bugüne taşınan bir çocukluk hayalinin, zor coğrafyalardaki, zor hayatların, köklerine sahip çıkarken, kendini de etrafını da yakıp yıkanların, evlat sevgisinin, imkansız aşkların, ölümün kıyısından kurtulmuşların, bir “Ada Masalı”nın ve şerefli olmanın hikayesi…

Aynı evde hak iddia eden ve keçi gibi inatçı olan Selin ile Demir birlikte yaşamak zorunda kalır. Bu da yetmezmiş gibi birinin çalıştığı şirkete diğerinin yönetici olarak gelmesiyle birlikte, olaylar işin içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Burası çok fazla suçun işlenmediği, insanların çoğunlukla muhafazakar kesimden oluştuğu ve alışılmışın dışındaki kişilere pek fazla iyi gözle bakılmadığı bir yer. Bozkır’ın söyleyecekleri var.

Kariyerinin zirvesindeyken ağır biz kaza geçirip sakatlanan efsane basketbolcu Tarık Aksoy, basketbolu bırakmak zorunda kalır. Ardından, sahip olduğu her şeyi birer birer yitiren Tarık, en son çocuklarının velayetini de kaybeder. Tam hayata karşı güvenini kaybetmişken, karşısına çıkan son şans, belki de kızlarını kazanmanın yolu olacaktır.

Antakyalı köklü Yörükhan Ailesi’nin ortanca oğlu Kahraman Yörükhan, ailenin soyadını geleceğe taşıyacak 3 erkek çocuktan biridir. Ancak eşi Defne, çok istese de dünyaya bir evlat getirememektedir. Yörükhanların gözbebeği Kahraman’ın yolu, sıradan bir tarım işçisi ailenin kızı olan Elif ile kesişir. Bu kesişmenin ardından, her iki ailenin de hayatlarında fırtınalar kopacaktır.

Beyazperdenin unutulmaz karakterlerinden biri olan Tatar Ramazan, yeniden hayat buluyor. Yıllar önce Kadir İnanır'ın canlandırdığı karakteri, bu kez Bülent İnal oynuyor. Birbirlerine aşık olan Süreyya ve Ramazan'ın aşkı, Ramazan'ın bir cinayet işlediği iddiasıyla yarım kalır. Ramazan hapse girince, hamile olduğunu öğrenen Süreyya, kendinden büyük biriyle evlenmek zorunda kalır. İki aşığın yolları yeniden kesişecektir..

Hikâyenin odağında Anadolu vilayetinden Tarlabaşı, İstanbul'a yeni taşınan Trabzonlu Toptaş ailesinin yeni yaşam yerlerinde yaşadıkları maceralar konu edinilmiştir. Toptaşlar birbirine bağlı ve güçlü, tipik bir Karadeniz ailesidir. Ailenin İstanbul'a taşınmasının ardından ilk kaybı Meryem'in (Nazan Kesal) eşini, çocukların ise babalarını kaybetmeleri olur. Meryem kayınpederi ve çocuklarıyla dul kalır ve aile, art arda yaşadıkları beklenmedik olaylar Toptaş ailesini yavaş yavaş zorunlu göçe doğru ilerler. Yeni bir yaşam umuduyla apar topar İstanbul'a gelen aile bu şehrin getireceği zorluklara dayanmaya çalışırlar. İstanbul'a geldiklerinde seks işçiliği yapan bir kadın olan Aysel (Gökçe Bahadır) ve onun transseksüel arkadaşı Duygu (Ayta Sözeri) ile komşu olurlar.

Cumhuriyet’in ilk senelerinde meydana gelen İzmir suikastı, o dönemin çalkantılı çekişmeleri ve hesaplaşmaları... "Kurtlukta düşeni yemek kanundur" korkusunu her an enselerinde hissederek yaşayan köşeye kıstırılmış, kendileri ve geçmişleri ile, içerisinde bulundukları zamanla hesaplaşan gerçek kişiler... Zamparalığıyla meşhur olan Abdülkerim, suikast ekibinin de içerisinde bulunduğu Gülcemal Vapuru'ndan son anda inen kadının Laz İsmail'in kapatması Ballı Naciye olduğunu fark eder etmez Naciye’nin evinin yolunu tutar. Abdülkerim, Naciye'yle gününü gün ederken, Baytar Rasim, Abdülkerim’i aramaktadır. Baytar Rasim, suikast ekibinden Ziya Hurşit’in hükûmet ile bağlantı kurduğunu duymuş, durumun hemen Kara Kemal’e iletilmesi gerektiğini düşünmüştür. Ama işin garip tarafı, Kara Kemal’in hiçbir şeyden haberi yoktur.

1930’ lu yıllarda başlayıp, 1940’larla devam eden ve Ege’de geçen hikaye, babası bir iftira yüzünden haksız yere idam edilen Mehmet’in, idam kararını veren Hakim Mümtaz Bey’e duyduğu kini ve intikam hikayesini anlatıyor. Mehmet babasının idamından sonra annesiyle beraber kasabadan sürülmüştür. Yıllar sonra oldukça varlıklı bir halde eski kasabasına dönüp, babasının suçsuzluğunu kanıtlama peşinde olan Mehmet bindiği trende Leyla adında güzel bir genç kızla tanışır; babasının Mümtaz Bey olduğundan habersizdir. Mehmet, bir yandan Leyla’ya duyduğu ilgiye engel olamaz, diğer yandan da içindeki nefreti yenemez. Mehmet, aşkı ve intikam hırsı arasında kalacak, bu arada karşısına çıkan ve Leyla’dan çok farklı bir kişiliğe sahip olan Zeliha, onu bambaşka bir yola sürükleyecektir...

Dizi, geçmiş zamanların İstanbul’unda saray çevresi ve halk arasında yaşanan ramazan âdetlerini, yardımlaşmayı, dünden bugüne değişmeyen gelenekleri ve Osmanlı mutfağına ait eşsiz yemekleri Dilruba ve Ahmet’in saf aşkı eşliğinde izleyiciyle paylaşıyor. İftarıyla, sahuruyla, Cumhur Müezzinliği ve Enderun Teravihi ile, saray mutfağından konak iftarına, güllaçtan temcid pilavına sofra gelenekleri, Osmanlı ramazanlarının maddi manevi tüm lezzetleri bir arada…

Asmin, Güneydoğu'nun önde gelen aşiretlerinden birinin liderini olan Peyman Ağa'nın güzeller güzeli kızıdır. Altay ise aslen İstanbullu bir ailede büyüyen ve askerliğini Mardin'de asteğmen olarak yapan bir delikanlıdır. İki genç birbirlerini görür görmez aşık olurlar. Fakat Asmin'e yörenin pek çok önde geleni, ağası taliptir. Beraber olmayı göze alacakken Asmin'in ağabeyinin bir çatışmada terör örgütü tarafından öldürülmesi ikisinin de hayatını çıkmaza sokacaktır.
Görsel yokYağmur, varlıklı bir ailenin kızıdır. İtalya’da yaşamaktadır. Anne ve babasından sonra ablası da ölünce Türkiye’ye döner. Döndüğünde beş parasız kaldıklarını öğrenir. Üstelik servetlerini tüketen eniştesi hapse girmiş ve ablasının küçük kızı Eylül ortada kalmıştır. Aile avukatları gözden kaçan bir arsanın tapusunu Yağmur’a uzatır. Yağmur’un, yeğeni Eylül’ü de yanına alarak arsayı satmak için gittiği kasabada, onu bir onur savaşı bekler.

Narkotik şubenin gözü kara başkomiseri Aslan, organize suçlar şubesine geçiş yapar ve kendisine neredeyse tamamen ters bir karakter olan, Kemal Başkomiser ile beraber çalışmak zorunda kalır. Kemal Başkomiser emekliliğine çok az kaldığı için hiçbir işini şansa bırakma, kendini belaya bulaştırmak istemez ve Aslan ile çalışmayı başta reddeder. Fakat artık çok geçtir, ikili mecburen de olsa beraber göreve başlarlar. Başrollerini Sarp Levendoğlu (Aslan) ve Settar Tanrıöver'in (Kemal) paylaştığı dizi yayınlandığı dönem müzikleriyle de ön plana çıkmıştı...

Bulut (Serdar Özer), yıllar sonra yaşadığı doğu kasabasına genç ve idealist bir savcı olarak döner ve çocukluk aşkı Beyaz'ı (Vildan Atasever) törenin kurbanı olmak üzereyken bulur. Beyaz annesiyle birlikte hizmetçi olduğu konağın sahibi Tahir ağa (Tamer Levent) tarafından tecavüze uğramıştır. Ama bunu asla dile getirip haklarını savunamaz, çünkü annesi ve olayla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir sürü masum insan öldürülecektir. Susmanın bedeli ya tecavüzlerin sürmesi ya da ölümdür. O ölümü seçer ama, annesi tarafından kurtarılır. Suskunluk ağanın oğluyla evlendirilmesine karar verildiğinde de sürer. Çünkü Tahir ağa Beyaz'a aşık olan oğlu Cemal'e (Gökhan Atalay) söz geçiremez. Cemal, ilk gece kendisini hayal kırıklığına uğratan Beyaz'ı kötü bir kadere sürükler.