İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

14 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
1993 yılında Yer Gösterme adlı oyun ile başlayan profesyonel tiyatro yaşamı, 1994'te yine aynı tiyatroda Sokak Kedisi oyununda devam etti. Daha sonra yine aynı tiyatro ile mukavele yenileyen Polat, Ormanların Barış Ateşi, Rumuz Goncagül ve Keloğlan gibi oyunlarda rol aldı. Polat daha sonra kariyerine yeni bir yön çizmeye karar verdi; Yılan Hikayesi'nde, Orhan Oğuz'un yönettiği Son Oyun adlı TV filminde oynadı. Ardından Gece Kahvesi adlı programda sıra dışı karakterler çizdiği skeçlerde rol aldı. 2004'te Okan Bayülgen'in sunduğu Zaga programında Engin Günaydın ile beraber her hafta yayınlanan bölümlerde damatlar adında kısa skeçlerle çıktı. Asıl ününü ise Avrupa Yakası dizisindeki 3,5 sene canlandırdığı Şesu karakteriyle kazandı. Ardından ABD'ye gidip önce dil sonra oyunculuk eğitimi almaya başladı. Önce Los Angeles'ta Stella Adler'ın oyunculuk atölyesine katıldı. Sonra New York'a geçti. Orada bir yandan eğitim alırken bir yandan da geçimini sağlamak için bir arkadaşının girişimiyle bar işletmeciliğine başladı. ABD'de kaldığı süre boyunca Manhattan'da bar işleten Polat 2011'de Türkiye'ye döndü. 2018 yılından itibaren Bir Zamanlar Çukurova dizisinde Gaffur Taşkın rolünü canlandırmaya devam etmektedir.

Dizide aşkı için öldürmeyi göze almış Yılmaz ile sevgilisi yaşasın diye kendini istemediği bir adamla yaptığı evliliğe hapseden Züleyha'nın hikayesi anlatılıyor. Ama bu hikayede sadece ayrı düşen iki sevgili yok! Ailesinin görkemli geçmişini ve biricik oğlunu korumak için kanatlarını açmış bir Hünkâr'ın savaşı da var; aşık olduğu kadını tutsak etmeyi göze alan Demir de! Ve elbette sınırsız aşkların coğrafyasında, geçmişten bugüne uzanan hesaplaşmalar, paylaşılamayan topraklar da! Aşkın sınırsız, kavganın ölümüne, umudun inadına yaşandığı Çukurova'da ihtiras ve zorbalık sınavlarından geçen bir aşkın hikayesi.

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadın olan Aslı Sütçüoğlu (Gülse Birsel) ve onun ailesi ile arkadaş çevresini konu alıyor.

Melek, yıllardan beri sevgilisinin gelinlik satan dükkânında tezgâhtar olarak çalışmakta ve evlilik hayalleri kurmaktadır. Bir gün sevgilisinin kendisinden ayrılmak istediğini öğrenir ve hayatı tamamen değişir. İşyerinden ayrılan Melek, tesadüfler sonucu eşini kaybetmiş olan zengin bir adamın, Ömer Giritli'nin üç çocuğuna bakmak üzere Dadı olarak işe girer. Çocuk yetiştirme konusunda pek de deneyimi olmayan Melek, kendisine çok yabancı bir ortamda, o güne kadar görmediği kurallar ve değişik bir yaşam biçimiyle karşı karşıya kalır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı, 20. yüzyılın önemli isimlerinden Mustafa Kemal Atatürk'ün hayat hikayesi. İki bölüm olarak izleyiciyle buluşan Atatürk filminin ilk kısmında, Mustafa Kemal'in çocukluk yıllarından Millî Mücadele'ye giden hikâyesi anlatılıyor.

Yalçın ve Bahadır, birbirine zıt karakterlere sahip olan iki yakın arkadaştır. Ancak Yalçın'ın beklenmedik ölümüyle iki dostun yolları acı bir şekilde ayrılır. Yalçın'ın deli dolu hallerini özleyen Bahadır'ın bir gün kapısı çalınıverir. Ölümüne çok üzüldüğü çılgın arkadaşı Yalçın'ın hayaletini karşısında bulur! Üstelik yalnız da değildir, yanında Bernardo adında bir İtalyan trapezci vardır. Yalçın tutmadığı bir söz yüzünden öbür tarafa geçiş yapamamış ve arafta kalmıştır. Bu sözü yerine getirebilmesi için de ona yardım edebilecek tek kişi yakın dostu Bahadır'dır. Üç günlük zaman içerisinde Yalçın'ın sözünü yerine getirmesi şarttır, ancak bu şekilde huzur bulabilecektir. Bahadır ise bir yandan ona yardım etmeye çalışırken başına olmadık işler açılır. Öte yandan da aynı işyerinde çalıştığı ve bir türlü açılamadığı Demet'le arasındaki platonik aşk, macerasına tuz biber ekecektir.

Kaya ve Ozan, eşleriyle sekiz yıldır evlidir. İlişkileri iyi-kötü devam ederken, günün birinde yakın arkadaşları Tamer telefon ederek onları evine çağırır. Babadan kalma servetle 36 yaşına kadar gününü gün eden, kadınlardan ve partilerden başını kaldıramayan Tamer, derin bir mutsuzluğun pençesindedir. İlişkileri sallantıda olan Ozan ve Didem de, Tamer'in evinde kavga edince, ortalık birbirine girer. Tamer tüm bunlara sebep olduğu için kendini suçlu hissetmektedir ve onlara bir teklifte bulunur; yıllar önce Uludağ'da tanışan bu çifti nikâh tazelemeleri için aynı yere götürecektir. Birlikte tatile giden gruptan ikisi kaybolur. Arkadaşları onları donmak üzereyken bulur. Bilimsel adıyla hipotermiye giren kişinin kurtulabilmesi için gruptan birinin onunla sevişmesi ve kan deveranını harekete geçirmesi gerekmektedir. Çiftler doktor tavsiyesiyle arkadaşlarını hayata döndürecek bu yöntemi uygulayıp, uygulamamakta tereddüt ederler. Arkadaşlıklar ve ‘sadakat’ bir kez daha sorgulanacaktır...

Sumru, yıllar önce doğurduğu ikizlerini geride bırakarak Kapadokya’nın en varlıklı insanlarından Samet Şansalan’la yeni bir hayat ve aile kurmuştur. Yıllar boyunca annelerinin kimliğinden habersiz büyüyen Nuh ve Melek ise en acı günlerinde bu gerçekle yüz yüze kalırlar. Yılların öfkesiyle birlikte yaşadıkları yerden ayrılıp her şeyi geride bırakarak Kapadokya’ya gelirler. Samet Şansalan’ın ilk evliliğinden olan büyük oğlu Cihan ailesini ziyarete gelir. Bunun kısa süreli bir ziyaret olacağını düşünse de kendisini, babasının ve halası Hikmet’in planlarının ortasında bulur. Hikmet’in kızı Sevilay’sa bu planda kendisine düşen rolden hiç hoşlanmamıştır. Cihan’ın Kapadokya’da kalma ihtimali onu kıskanan üvey kardeşi Esat dahil pek çok kişinin canını sıkar. Anneleriyle yüzleşmeye gelen Nuh ve Melek’in yolları beklenmedik bir şekilde Cihan ve Sevilay ile kesişir. Fakat ikizler asıl sürprizi anneleri Sumru ile yüzleştikleri an yaşayacaklardır.

Ünlü bir program sunucusuyken kariyeri düşüşe geçen Sevgi Ersoy (Şevval Sam), ülkenin önde gelen iş insanlarından Fikret Alabey’le (Caner Cindoruk) ani bir şekilde evlenir. Bu beklenmedik evlilik herkeste bir şok etkisi yaratır. Daha önce Sevgi’nin de Fikret’in de başlarından mutsuz birer evlilik geçmiştir. Artık ikinci baharlarını yaşamak isteyen ikilinin bu hayallerine kavuşması hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü ikisinin evlenmesi, birbirinden çok farklı ailelerinin de bir araya gelmesi demektir. Birbirine taban tabana zıt bu iki ailenin aynı çatı altında yaşamaya başlaması, Sevgi ve Fikret’in beklediğinden daha büyük sorunlar yaratacak, başta bu evliliğe büyük tepki gösteren anneleri olmak üzere tüm aile fertlerinin hayatlarını değiştirecektir. En çok da birbirlerinin yan odalarında yaşamak zorunda kalan çocukları; Taylan (Onur Seyit Yaran) ve Şelale’nin (Derya Pınar Ak)...

Sokak çocuklarının çoğu yirmi yaşını görmez. Görenlerin de yaşadığı söylenemez. Uyuşturucu, şiddet, cinsel taciz, açlık… Sokak çocuklarının kaderi, ya mapus ya mezardır. Bu çocuklardan beş tanesi, bu kadere karşı koymayı başarır. Kendilerine "Köksüzler" diyen; en büyüğü 13, en küçüğü 6 yaşında, biri kız, biri otistik, beş sokak çocuğunun, çöplükte kırk günlük bir bebek bulmalarıyla başlayan ve "Köksüzler"den "Ateş Kuşları"na dönüşmelerini anlatan Ateş Kuşları; çocukların zorluklara, acılara ve her şeye rağmen kadere karşı koyma hikayelerini ele alacak.

Dizide aşkı için öldürmeyi göze almış Yılmaz ile sevgilisi yaşasın diye kendini istemediği bir adamla yaptığı evliliğe hapseden Züleyha'nın hikayesi anlatılıyor. Ama bu hikayede sadece ayrı düşen iki sevgili yok! Ailesinin görkemli geçmişini ve biricik oğlunu korumak için kanatlarını açmış bir Hünkâr'ın savaşı da var; aşık olduğu kadını tutsak etmeyi göze alan Demir de! Ve elbette sınırsız aşkların coğrafyasında, geçmişten bugüne uzanan hesaplaşmalar, paylaşılamayan topraklar da! Aşkın sınırsız, kavganın ölümüne, umudun inadına yaşandığı Çukurova'da ihtiras ve zorbalık sınavlarından geçen bir aşkın hikayesi.

Kertenkele, bir yandan bilinen bir çapkın, bir yandan da Komiser Ünsal ve diğer polislerin bir türlü ele geçirememiş olduğu profesyonel bir suçlu ve hırsızdır. Mesleki hayatını takıntılı bir şekilde Kertenkele'yi yakalamaya adayan Ünsal Komiser'in tüm çabalarına rağmen Kertenkele, izini kaybettirmenin bir yolunu hep bulmuştur. Ta ki boş sanıp kaldığı villanın sahibi olan Deli Kenan adlı adamla karşılaştığı güne kadar...

6 yıl önce eşleri tarafından terk edilip kendilerine yalnız hayatlar kuran iki yabancının, Zeynep ve Ali’nin kaderleri, geçmişlerinden gelen bir emanet ile bir daha ayrılmamak üzere kesişir. Emanetin adı Çınar’dır. Ali’nin eski karısı ile Zeynep’in eski kocasının 5 yaşındaki korunmaya muhtaç oğulları. Ali ve Zeynep, hayatlarının en zor kararı ile karşı karşıya kalır. Bu karar, bir zamanlar Ali’nin can dostu olan Emir Atasoylu’nun intikam yeminini yıllardır küllenmeyen derin uykusundan uyandırır. Üç yabancı ateşe yürüdüklerinden habersiz, yeni bir hayata doğru yola çıkarlar.

Elleri yalısının bahçesindeki topraktan başka toprağa değmemiş bir kadın ve bu kadını bir yalanı yaşamaya mahkum etmiş bir adam. Ve kadın en ummadığı anda gerçeklerle bir başına kalır. Şimdi hayat onu, kaybettikleri için savaşa davet ediyor . Hayat, onu çocukları için ayakta durmaya ve uzak diyarlarda yeniden doğmaya çağırıyor.

Galip Tekin'in fantastik dünyası, her hafta bambaşka hikayeler ve farklı oyuncularla ekrana geliyor. Galip Tekin'in dergilerinde yayınlanmış öykülerinden yola çıkarak hazırlanan hikayelerin anlatıcısı ise; Hayko Cepkin.

1711 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Rus İmparatorluğunu yenmiş fakat ardından duraklama dönemine girmiştir. Hikâye Patrona Halil'in kardeşinin padişahın emri ile asılmasıyla başlıyor. Dönemde Osmanlı savaştan uzaklaşmış ve daha çok lale bahçelerinde eğlenceler düzenlemektedir. Bu duruma karşı çıkan Yeniçeri ocağı ve bazı padişah karşıtı çeteler örgütlenmeye çalışsalarda bir isyana cesaret edememişlerdir. Fakat Patrona Halil kardeşinin ölümüne çok içerlemiş ve padişah'ın tahtan indirilmesi için halkı galeyana getirme planları yapmaktadır. İç ve dış tehditler de etkinlik kazanma peşindedir. Padişaha ve Osmanlı'ya karşı kurulan komplonun farkına varanlar olur. Ama bazı şeyler için her şey çok geçtir.

Yılmaz siyasi bir mahkumun oğlu olarak hapishanede dünyaya gelir ve ilk çocukluk yılları kadınlar koğuşunda geçer. On bir yaşına geldiğinde koğuşta çıkan bir çatışma esnasında annesinin ölümüne neden olan bir gardiyanı öldürür. Bu olaydan sonra Yılmaz için uzun hapishane yılları başlayacaktır; önce ıslahevine, orda işlediği bazı suçlar nedeni ile de hapishaneye yollanır. Yılmaz’ın kişiliği tutukluluk hayatının zor koşullarında biçimlenir; öyle ki gerektiğinde acımasız bir yırtıcıya dönüşerek düşmanını yok eder. Bu özelliğinden dolayı hapishanede “Köpek” olarak anılan Yılmaz karanlık işler çeviren Reşat tarafından hapishaneden kaçırılır. Reşat’ın niyeti Yılmaz’ı kullanarak teşkilatın bir numaralı adamı olan Davut’u ortadan kaldırarak onun yerine geçmektir. Bu zemini hazırlayabilmek için teşkilatın diğer üyelerini de içine alan entrikalar çevirir. Yeraltı dünyasında “Köpek” olarak anılan Yılmaz, bozulan yeniden oluşumunda önemli rol oynayacaktır.

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadın olan Aslı Sütçüoğlu (Gülse Birsel) ve onun ailesi ile arkadaş çevresini konu alıyor.

Estağfurullah Yokuşu fakir bir mahallede onurlu bir şekilde yaşamak için mücadele eden ve desteği birbirlerine duydukları sevgiden alan iki gencin aşk hikayesi. Bu aşk hikayesinden yola çıkılarak mahallede yaşanan yaşam kavgası, delice kıskançlıklar, derin pişmanlıklar, yıllarca saklandıktan sonra gün ışığına çıkan sarsıcı sırlar, taşkın öfkeler, insanın yüreğini yakıp kavuran aşklar anlatılmaktadır.

Melek, yıllardan beri sevgilisinin gelinlik satan dükkânında tezgâhtar olarak çalışmakta ve evlilik hayalleri kurmaktadır. Bir gün sevgilisinin kendisinden ayrılmak istediğini öğrenir ve hayatı tamamen değişir. İşyerinden ayrılan Melek, tesadüfler sonucu eşini kaybetmiş olan zengin bir adamın, Ömer Giritli'nin üç çocuğuna bakmak üzere Dadı olarak işe girer. Çocuk yetiştirme konusunda pek de deneyimi olmayan Melek, kendisine çok yabancı bir ortamda, o güne kadar görmediği kurallar ve değişik bir yaşam biçimiyle karşı karşıya kalır.

1996 yılında sunduğu Televizyon Çocuğu programı bitince iki yıl program yapmaya ara veren Okan Bayülgen, 21 Kasım 1998 tarihinde Zaga ile dönüş yaptı. Televizyon Çocuğu programında bir süre gösterilen başta, Erkan Taşdöğen ve Zafer Algöz'ün oynadığı Ailemizin Görüşü skeci Zaga zamanında izleyenlerinin beğenisini kazandı.