İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Burçin Terzioğlu, 9 Mart 1980 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Sinema emekçisi bir aileden gelen ve usta oyuncu Yılmaz Terzioğlu'nun kızı olan Terzioğlu, setlerle çok küçük yaşta tanıştı. Henüz çocukken "Patron Duymasın" ve "Çıplak Vatandaş" (1985) gibi sinema filmlerinde rol alarak kamera karşısına geçti. Çocukluk yıllarını setlerde geçiren oyuncu, "Perihan Abla", "Mahallenin Muhtarları" ve "Çiçek Taksi" gibi 90'lı yılların kült dizilerinde çocuk ve genç oyuncu olarak tecrübe kazandı. Profesyonel oyunculuk eğitimini ise Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) Aktör Stüdyo'da özel sahne diksiyonu eğitimi alarak pekiştirdi. Yetişkinlik dönemindeki ilk ciddi çıkışını, 2004 yapımı "Kadın İsterse" dizisindeki Demet rolüyle gerçekleştirdi. Bu projedeki başarısı ona 2006 yılında "Fırtına" dizisinde ilk başrolünü (Zeynep) getirdi ve bu diziyle geniş kitlelerce tanındı. Ancak Burçin Terzioğlu'nun oyunculuk kariyerindeki asıl prestijli yükseliş, Türk televizyon tarihinin en önemli yapımlarından biri olan "Ezel" (2009-2011) dizisiyle oldu. Tuncel Kurtiz'in canlandırdığı Ramiz Dayı karakterinin kızı Azad Karaeski'ye hayat verdiği bu rol, onun dramatik derinliğini ve oyunculuk gücünü kanıtladı. Ardından "Merhamet" (2013) dizisindeki Deniz karakteriyle başarısını sürdürdü. Terzioğlu'nun kariyerinin zirvesi ve onu bir ikon haline getiren proje ise 2015-2017 yılları arasında yayınlanan "Poyraz Karayel" dizisidir. Bir mafya babasının doktor kızı olan Ayşegül Umman karakterine getirdiği güçlü yorum, İlker Kaleli ile yakaladığı uyum ve dizinin başarısı, ona 43. Pantene Altın Kelebek Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı. Televizyon kariyerinin yanı sıra dijital platformlara da yönelen oyuncu, Netflix'in ilk Türk orijinal dizisi "Hakan: Muhafız"da (The Protector) Rüya karakterini canlandırdı. Sinemada ise gerilim türündeki "Güzelliğin Portresi" (2019) filmindeki performansıyla övgü topladı. Son yıllarda "Yalancı" (2021) gibi yapımlarda yer alan Terzioğlu, çocuk yaşta başladığı kariyerine Türkiye'nin en başarılı kadın oyuncularından biri olarak devam etmektedir.

Ömer, babasının atölyesinde çalışarak sade bir hayat içerisinde yaşamını sürdüren bir gençtir. Askerlik dönüşü sevgilisi Eyşan ile evlenmeyi planlamaktadır. Fakat kendisini bir anda cinayetten hapiste bulunca hayatı allak bullak olur. Hapisteyken tanıştığı Ramiz Dayı, ikinci babası olur. Ömer kimliğini saklayarak, bir dizi estetik operasyon sonrası Ezel'e dönüşür. Hapishaneden çıktıktan sonra kendisine oyun oynandığına inanarak intikam için Eyşan'ın, en iyi arkadaşı Cengiz'in ve abisi bildiği Ali’nin peşine düşer. Aşk, güç, para, mafya entrikaları hayatlarının bir parçasına dönüşürken, her biri intikamdan beslenir.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

İki kardeşine bakmak zorunda olan Perihan Abla'yı, onu deliler gibi seven Şakir'i ve mahalledeki dostlarını anlatan dizi, gösterildiği dönemde büyük ilgi görmüş ve Türk televizyon tarihindeki yerini almıştır.

Leman, Şahika, Mine, Suzi ve Demir’in iç içe geçen yaşamlarına odaklanıyor. Yıllar önce gizlenmiş sırların gün yüzüne çıktığı, dostlukların ve aşkların sınandığı, derin yüzleşmelerin yaşandığı bu hikâye; sakin görünen hayatların ardında kopan fırtınaları gözler önüne seriyor.

Boşanmanın eşiğindeki bir baba, hayatın zorluklarıyla boğuşurken kendini organize suç dünyasının içinde bulur. Oğlunun hayatı tehlikedeyken bir sonraki hamlesi ne olacaktır?

Ezgi, görünüşte bir kadının isteyeceği her şeye sahipti... Bir evlat, onu seven yakışıklı ve ilgili bir koca, sevdiği bir iş, zengin ve rahat bir yaşam... Bir gün karşısına çıkan bir yabancının sözleri her şeyi alt üst etti: "Kocan seni öldürmek istiyor!" Ezgi artık kime güveneceğini bilmiyordu...

“Katledilen hayallerin gerçek hayat hikayeleri” başlığıyla paylaşılan posterde gazete kupürleri yer alıyor ve gerçek olayların manşetleri göze çarpıyor. Bu manşetlerde kadın cinayetleri vurgusu çoğunlukla yer alıyor ve dizinin temelinde bu olayların anlatılması bekleniyor. Dizinin diğer yapımlar gibi bir mini dizi formatında olması ve şimdilik tek sezon yayınlanması planlar arasında.

Deniz zeki, yetenekli, kendini işine adamış bir edebiyat öğretmenidir. Mehmet Emir ise ünlü bir cerrah. Oğlu Deniz’in öğrencisidir. Her ikisi de epey zamandır hayatlarına kimseyi sokmamıştır. Aralarındaki çekim, onları önce beraber çıktıkları bir akşam yemeğine daha sonra da hayatlarını alt üst edecek bir dizi olayın içine sürükler. Masum bir yemeğin kendileri ve ailelerini büyük yıkımlarla karşılaştıracağı akıllarına bile gelmez. Peki o gece ne olmuştur? Deniz ve Mehmet Emir dışında kimse bilmemektedir. İkisi de geceyi farklı anlatır. Ve gerçeğin peşinde gerilimli soluk soluğa bir maceraya atılır. Yapmaları gereken tek şey doğru söylediklerini ispatlamaktır.

Bu hikaye İstanbul’un 1970’li yıllarında adalet arayan bir savcının ve kalemine güvenen genç bir gazetecinin mücadelesin anlatıyor. Orhan ve Leyla’nın aşkı 70’lerin renkli mahalle kültürü ve karanlık yer altı dünyası arasında savruluyor. Onlar adaletin peşinden koşarken bizler bir ülkenin özgür, çılgın, umutlu gençliğinin kavgayla, siyasetle, aşkla ve müzikle büyüyüp kabadayılıktan mafyaya, rocktan arabeske, köylerden şehirlere, şehirlerden başka yeni bir ülkeye dönüşmesini anlatıyoruz.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Hande Altaylı'nın çok satan romanı Kahperengi'den uyarlanan dizi Anadolu'nun küçük bir kasabasında doğup, büyüyen Narin'in hikayesini anlatıyor. Narin, azmi ve zekası sayesinde eğitimini büyük güçlüklerle olsa da tamamlamış ve zorlu geçmişini ardında bırakarak İstanbul'a, yeni bir hayat kurmaya gelmiştir. Narin'in çocukluktan büyük bir aşkla sevdiği Fırat, yıllar sonra Narin'in karşısına hiç beklemediği birisinin nişanlısı olarak çıktığında, Narin'in daha yeni açtığı temiz sayfası bir anda geçmişin izleri ile dolar. Diğer taraftan geçmişin bir hayaleti daha, Narin'in karşısına dikilmek için gün saymaktadır.

Zeliş, o sene otuz yaşına basmıştır. Bir “Evlilik Terapisti” olan Serdar’la son üç senedir devam eden mutlu bir birlikteliği vardır. Serdar evlenmekten ve evliliğin getireceği sorumluluklardan deli gibi korkar.. İlişkilerinin en başında Zeliş’e evliliğe sıcak bakmayan bir insan olduğunu açıkça söylemiştir. Daha öncesinde “ne zaman çok para kazanacaksın?” ya da “ne zaman evleneceksin?” “ne zaman anne olacaksın?” gibi sorulara verebileceği “ Büyüyünce!” gibi çok iyi bir cevap varken, 30 yaşına basmasıyla birlikte bu cevabı kaybettiğini anlar Zeliş. Artık büyüyünce diyebilmek gibi bir lüksü kalmamıştır, çünkü büyümüştür. İçini müthiş bir geç kalmışlık duygusu kaplar. Buna ister 30 yaş sendromu, ister Satürn geçişi, istersek de mahalle baskısı diyelim, Zeliş evliliğin geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecek olduğunun farkına varır. Çünkü birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Ömer, babasının atölyesinde çalışarak sade bir hayat içerisinde yaşamını sürdüren bir gençtir. Askerlik dönüşü sevgilisi Eyşan ile evlenmeyi planlamaktadır. Fakat kendisini bir anda cinayetten hapiste bulunca hayatı allak bullak olur. Hapisteyken tanıştığı Ramiz Dayı, ikinci babası olur. Ömer kimliğini saklayarak, bir dizi estetik operasyon sonrası Ezel'e dönüşür. Hapishaneden çıktıktan sonra kendisine oyun oynandığına inanarak intikam için Eyşan'ın, en iyi arkadaşı Cengiz'in ve abisi bildiği Ali’nin peşine düşer. Aşk, güç, para, mafya entrikaları hayatlarının bir parçasına dönüşürken, her biri intikamdan beslenir.

Kayıp Şahıslar Bürosu, Emniyet Müdürlüğü bünyesinde, kayıpları en kısa zamanda bulmak ya da akıbetlerini öğrenmek için çalışan bir birimdir. Yurt içinde ve yurt dışında operasyonlar sürdüren şube, görünürde mesai saatlerine sahip olmasına rağmen kendini bu işe adamış çalışanları sayesinde yedi gün yirmi dört saat görevini sürdürmektedir.

Adını Karadeniz'in Fırtına Deresi'nden alan dizide, Trabzon'un yemyeşil köylerinden birinde Ali ve Zeynep arasında yaşanan tutkulu aşk hikayesi anlatılıyor. Ali'nin babası Hasan, kısa zamanda zengin olma hayalleri kuran ve bu uğurda ailesini geçindiren bahçesini, tarlasını ihmal etmiştir. Zeynep'in babasını da bu definecilik macerasına dahil eder. Fakat Zeynep'in annesi Emine, kızını köye gelin vermek istemez, üstelik onun gibi düşünen başkaları da vardır.

Evli ve iki çocuk annesi olan Canan, evlendikten ve çocuklar doğduktan sonra kendisine eskisi kadar özen göstermemiş, kadınsı çekiciliğini zamanla kaybetmiştir. Yorgun ve yaşlı bir kadın gibi görünen Canan, bakımlı ve yaşına rağmen hala çekici bir erkek olan kocası Zafer'in kendisinden uzaklaştığını hisseder. Canan hislerinde yanılmaz ve Zafer'i genç ve güzel sekreteri Alev'e kaptırır. Kocası ondan ayrılacağını açıklayınca yıkılan Canan kısa bir düre sonra kendisini toplayarak Zafer ve Alev'den intikam almaya yemin eder... Bir dizi estetik operasyon sonucu bambaşka bir kadına dönüşen Canan artık eski Canan değil, orta yaşına rağmen oldukça alımlı ve çekici bir kadın olan Duygu'dur!

Ali Yılmaz, babası Müfit'in şirketinde çalışmaktadır. Öğretmenlik eğitimi almış olan Ali'ye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na yapmış olduğu yardımlardan dolayı onur ödülü verilecektir. Törende konuşma yapan bir çocuğun söylediklerinden etkilenen Ali, okulsuz ve öğretmensiz bir köy olan Kınalı Kar'a gitmeye karar verir. Nazar Kınalı Kar'ın ağasının asi kızıdır. Ağa bir kaza sonucu felç olmuş, Nazar'ın annesi Süreyya köye hükmetmeye başlamıştır. Nazar 4 kız kardeşin en büyüğüdür. Annesinin onu istemediği biri ile evlendirmemesi için saçını kısacık keser. Ama ne olursa olsun Süreyya Nazar'ı yakın köyün ağası Cabbar'la evlendirmeye karar vermiştir. Bir gün Nazar rüyasında gördüğü yakışıklı delikanlı ile kuyu başında karşılaşır. Bu Kınalı Kar'a gelen Ali'dir.

Doktor Cemal ve diğer hastane personelinin özverili çalışması…

İki kardeşine bakmak zorunda olan Perihan Abla'yı, onu deliler gibi seven Şakir'i ve mahalledeki dostlarını anlatan dizi, gösterildiği dönemde büyük ilgi görmüş ve Türk televizyon tarihindeki yerini almıştır.