İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

2000-2004 yılları arasında Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nde Tiyatro üzerine eğitim aldığı Lise öğrenimini tamamlayan Çağrı Şensoy, sonrasında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Oyunculuk Bölümü’nde yüksek öğrenimini tamamladı ve Kadir Has Üniversitesi Film ve Drama yüksek lisans eğitimine devam etti. 2002 – 2006 yılları arasında Tiyatro Kedi kadrosunda pek çok oyunda oyuncu olarak görev aldı. 2009 – 2012 yılları arasında Kenter Tiyatrosu çatısı altında “Cimri” ve “Ölümüne” oyunlarında; 2012 – 2016 yılları arasında İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Çehov Makinesi oyununda rol aldı. 2008 yılından itibaren, kurucusu olduğu SBR bünyesinde “Düşlerimle Düştüm”, “Ateş Yüzlü”, “Tesir” ve “Sağanak” oyunlarının yönetmenliğini yaptı. Kurucusu olduğu SBR bünyesinde yönetmenliğini yaptığı Tesir oyunu 2015 yılında pek çok önemli tiyatro ödülüne aday gösterildi ve pek çok ödüle layık görüldü.

Bu destansı tarihî dizi, 14. yüzyılın başlarında geçiyor ve Osman Gazi’nin oğlu, Osmanlı Devletinin ikinci padişahı Orhan Bey’in hayatına odaklanıyor — küçük bir Türkmen uç beyliğini Avrupa’ya doğru genişleterek yüzyıllar boyunca dünyanın büyük bir kısmına hükmedecek görkemli bir ulusa dönüştüren adamın epik hikayesi.

Savaşçı, dünyanın en zor şartlarında görev yapan, akla gelebilecek tüm güçlüklere katlanan adanmış kahramanların, “Bordo Berelilerin” hikayesi... Hikayemiz, bir dönem Bordo Berelilerin seçkin birliklerinden olan ünlü Kılıç Timi, komutanları Albay Halil İbrahim Kopuz ve Yüzbaşı Kağan Bozok’un hapisten çıkıp tekrar timi toplamaları ve göreve dönüşleriyle başlar. Üstün beceri, görev duygusu ve sonsuz vatan sevgisiyle Kılıç Timi, ülkenin ihtiyaç duyduğu her noktada görev alacak, Türkiye’nin sıkılmış yumruğu, bükülmez bileği olacaktır. Aşklarını, özlemlerini, yaşadıkları türlü zorlukları omuzlarında taşıyan bu genç adamlar, kendilerini adadıkları vatan için her şeylerini fedaya hazırdırlar. Çünkü onlar için, “söz konusu vatansa, gerisi teferruattır..!”

Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.

Bu destansı tarihî dizi, 14. yüzyılın başlarında geçiyor ve Osman Gazi’nin oğlu, Osmanlı Devletinin ikinci padişahı Orhan Bey’in hayatına odaklanıyor — küçük bir Türkmen uç beyliğini Avrupa’ya doğru genişleterek yüzyıllar boyunca dünyanın büyük bir kısmına hükmedecek görkemli bir ulusa dönüştüren adamın epik hikayesi.

Savaşçı, dünyanın en zor şartlarında görev yapan, akla gelebilecek tüm güçlüklere katlanan adanmış kahramanların, “Bordo Berelilerin” hikayesi... Hikayemiz, bir dönem Bordo Berelilerin seçkin birliklerinden olan ünlü Kılıç Timi, komutanları Albay Halil İbrahim Kopuz ve Yüzbaşı Kağan Bozok’un hapisten çıkıp tekrar timi toplamaları ve göreve dönüşleriyle başlar. Üstün beceri, görev duygusu ve sonsuz vatan sevgisiyle Kılıç Timi, ülkenin ihtiyaç duyduğu her noktada görev alacak, Türkiye’nin sıkılmış yumruğu, bükülmez bileği olacaktır. Aşklarını, özlemlerini, yaşadıkları türlü zorlukları omuzlarında taşıyan bu genç adamlar, kendilerini adadıkları vatan için her şeylerini fedaya hazırdırlar. Çünkü onlar için, “söz konusu vatansa, gerisi teferruattır..!”

İlk gençlik yıllarından beri birbirlerine aşık olan İpek ve Çetin, on beş sene sonra ayrılık kararı alırlar. Bu kararının ardından çift, "Tüm zorluklara rağmen aşk hala mümkün müdür? Mutlu evliliğin formülü nedir?" gibi sorulara cevap ararlar.

Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.

Ekrem zeki ama hayta... Cenker çalışkan ama panik... Sevil azim abidesi ama bilgisiz... Ayçin güzel ve tembel... Cihan zeki ama amaçsız... Üniversite sınavında başarısız olurlar. Kendileri, aileleri, gelecekleri için bütün umutları tükenir. Tam da her şeyin bittiğini sandıkları yerde karşılarına muhteşem bir fırsat çıkar. Özel bir üniversiteyi burslu olarak kazandıklarını öğrenirler. Böylece yolları kesişir. Bu yeni bir başlangıçtır. Sonun başlangıcı her şeyi düzeltmeye çalışırken bir tekme daha yer, kendilerini daha kötü bir yerde bulurlar. Birbirinden ilk bakışta nefret eden 5 genç, geleceklerini kurtarmak için mecburen bir araya gelirler.