İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

3 filminden 2'si İzlenir çıktı, 15 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Can Kolukısa, 14 Mayıs 1934 tarihinde Eskişehir’de doğmuştur. İstanbul’un Aksaray semtinde büyümüştür. İstanbul Işık Lisesinden mezun oldu. 1953 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde okumaya başladı. Üniversiteye başlamasıyla İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosunda tiyatroya başladı. Can Kolukısa, okul tiyatro gurubuyla 1954-1955 sezonunda Almanya Erlangen Üniversitesi Tiyatro Festivali’ne “Yarın Başka Olacaktır” adlı oyunla katıldılar, üçüncü oldular. Ertesi yıl yine davet edildiler. Necati Cumalı’nın “Boş Beşik” adlı eseriyle katıldılar; birinci oldular. Festivale katıldıkları bu gurupta Metin Serezli, Erol Keskin ve Nisa Serezli gibi değerli oyuncular vardı. 1962 yılının yazında sonradan eşi olacak Pınar Kür ile tanıştı ve 1964 yılında da okulun biteceği yıl evlendi. Eşi Pınar Kür 15 günlük yeni evli iken eğitimi için Paris’e gitti. İktisat Fakültesi öğrencisi olan Can Kolukısa ise bitirme sınavları nedeniyle daha sonra gitti. Ve 1964 – 1966 yılları arasında Paris Sorbonne Tiyatro Enstütüsünde tiyatro öğrenimi gördü. 1966-1968 yılları arasında da Unesco /Paris Tiyatro Üniversitesi’nde profesyonel oyunculuk kurslarına katıldı. Paris’ten dönünce sırasıyla Cep Tiyatrosu, Oda Tiyatrosu, Sahne 8, Sahne Z, Küçük Sahne ve Halk Oyuncuları’nda çalıştı. Oda Tiyatrosu’nda Mücap Ofluoğlu, Cahit Irgat ve Altan Karındaş gibi Türk tiyatrosunun değerli oyuncularıyla oynadı. Küçük Sahne’de ise Haldun Dormen’le çalıştı. Halk Oyuncuları’nda Devri Süleyman ve Pir Sultan Abdal, Yaşar Kemal’in Teneke adlı oyunlarda oynadı. M. Keskinoğlu, E. Fosforoğlu ve Kenterler’de de konuk oyuncu olarak çalıştı. Vanya Dayı oyunu için Tiyatro Pera’da konuk oyuncu olarak çıktı. 1971 yılında Ankara’da Aziz Nesin’in “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” oyununu sahneye koydu. 1976 yılında Zeki Ökten’in yaptığı “Kapıcılar Kralı” filminde Kemal Sunal’la oynadı. 1985 yılında da “Züğürt Ağa” filminde Şener Şen ile beraber oynadı. Can Kolukısa, 1991-1992 yılları arasında Gaziantep Şehir Tiyatrosunda sanat yönetmenliği yaptı. Can Kolukısa, 1964 yılında yazar Pınar Kür ile evlendi. 1969 yılında boşandılar. Emrah Kolukısa (d. 1968) adında bir oğlu vardır.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

Saf görüntüsüne inat, cin fikirli Seyyid (Kemal Sunal); büyük bir apartmanda kapıcılık yapmaktadır ama işler öyle bir hal almıştır ki; yönetici ve apartman sakinleri de dahil artık Seyyid’in hizmetindedir.

Adana'nın güçlü ve zengin toprak ağası Muzaffer Bey’in çırçır fabrikasında işçi olarak çalışan Güllü, aynı fabrikada makinecilik yapan Kemal’i sevmektedir. Güllü’nün babası Cemşir, onu da diğer kızları gibi paralı birine vermek istemektedir. Muzaffer Bey’in yeğeni Zaloğlu lakaplı Ramazan, Güllü’yü uzun zamandan beri istemektedir. Cemşir, Güllü’yü Zaloğlu’na vermeyi kafasına koyar. Cemşir’in planlarından habersiz olan Güllü ve Kemal ise, birkaç ay sonra evlenmeyi düşünmektedir. Ancak altı aylık bir Avrupa seyahatinden dönen Muzaffer Bey, Güllü’yü tesadüfen fabrikasında görünce, Güllü’nün kaderi hiç kimsenin tahmin edemeyeceği biçimde değişecektir.


Musa'nın tayini İstanbul’a çıkar ve müezzin olarak Galata’da küçük bir camiye yerleşir. Caminin müezzin lojmanı olarak kullandığı daireye yerleşir, karşı dairede yaşayan Clara ile karşılaştığında hayatında neler değişebileceğinden habersizdir. Rahibe adayı Clara, müezzin Musa ve Sahaf Yakup'la hayatları Galata’da kesişir. Müezzin Musa’nın gün geçtikçe Clara’ya aşık olur ama ona ifade edemez. Musa bir yandan Clara ile yakınlaşmaya çalışırken diğer yandan da sahaf Yakup'un dünyasına girmektedir. Bu süreç Musa’yı bambaşka dünyalara yakınlaştırırken, hayata bakışında da değişik kapılar açmaktadır. Musa artık İstanbul’a geldiği günden farklı biri olmuştur.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

Saf görüntüsüne inat, cin fikirli Seyyid (Kemal Sunal); büyük bir apartmanda kapıcılık yapmaktadır ama işler öyle bir hal almıştır ki; yönetici ve apartman sakinleri de dahil artık Seyyid’in hizmetindedir.

Balkan Ninnisi, Üsküp'te farklı milletlerden olan iki gencin sevdaları uğruna verdikleri mücadelenin hikayesini konu alıyor. Dizi, önceden hayatları kesişen ve tarihi bir konakta buluşan Türk ve Makedon aileler ile birbirlerini çok seven iki gencin yaşamlarından kesitleri anlatacak.

Vedat, karısı Hatice, annesi Hayriye ve üç tane erkek evladıyla otuz yıldır aynı çiftlikte yaşamaktadır. Ortanca oğulları Umut, bir kaç yıl önce daha merkezi bir yere taşınmıştır ama sık sık ailesini ziyarete gelir. Kardeşlerin en küçüğü Mutlu dışında hepsi ekmeklerini eline almıştır. Oğullarıyla gurur duyan Vedat, bu çiftlikte sakin ve huzurlu bir yaşam sürmektedir. Burcu, iş adamı Tayfun Olgun’un fazlaca şımartılmış tek kızıdır. Kredi kartını sihirli değnek sanan Burcu’nun bir insanın hayal edebileceğinden daha lüks bir yaşamı vardır. Derken Tayfun, bir yolsuzluk suçlaması yüzünden yurt dışına kaçar. Böylelikle Burcu’nun yolu Aslan ailesiyle kesişir çünkü soruşturmayı yöneten komiser, evin iki numaralı oğlu Murat Aslan’dır. Bir akşam Aslan ailesi tüm neşesiyle bahçede otururken Burcu çıkagelir. Çiftliğin boşaltılmasını ister. Vedat ve Hayriye dışında kimse bu kızın ne dediğini anlamamıştır. Zira Vedat’ın, Tayfun ile yıllar önceye dayanan bir sırrı vardır ve bundan ailesinin haberi yoktur.

Üç kızıyla beraber mutlu bir hayat sürdüren Neriman'ın en büyük sorunu yakında sünnet olacak torununa nasıl bir düğün yapacağıdır. Oysaki büyük bir felaket kapılarında beklemektedir. Henüz hayatlarının ne kadar değişeceğinin farkında değillerdir. Neriman ve kızları yeni hayatlarına nasıl tutunacaktır?

Adana'nın güçlü ve zengin toprak ağası Muzaffer Bey’in çırçır fabrikasında işçi olarak çalışan Güllü, aynı fabrikada makinecilik yapan Kemal’i sevmektedir. Güllü’nün babası Cemşir, onu da diğer kızları gibi paralı birine vermek istemektedir. Muzaffer Bey’in yeğeni Zaloğlu lakaplı Ramazan, Güllü’yü uzun zamandan beri istemektedir. Cemşir, Güllü’yü Zaloğlu’na vermeyi kafasına koyar. Cemşir’in planlarından habersiz olan Güllü ve Kemal ise, birkaç ay sonra evlenmeyi düşünmektedir. Ancak altı aylık bir Avrupa seyahatinden dönen Muzaffer Bey, Güllü’yü tesadüfen fabrikasında görünce, Güllü’nün kaderi hiç kimsenin tahmin edemeyeceği biçimde değişecektir.

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu... Bir tarafta, rağbet görmeyen, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “Uğurlu Düğün Salonu”, diğer tarafta, dolup taşan, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “Kudret Düğün Sarayı. Ancak Şanlıurfa’dan kalkıp gelen tek arzusu anne ve babasını bulmak olan, türkücü Bayram’ın tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olması, her şeyi değiştirir.

İşlemediği bir suç yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan Ali, Osmanlı hanedanından bir asilzade olmakla gurur duyan Orhan ve evli bir genç kadın olmasına rağmen aşkı henüz tatmamış Nisan’ın kaderini birbirine bağlayan 10 yıllık büyük bir sır...

Mardin’in en güçlü ve en korkulan ağalarından olan Osman Ağa, karısını, Biricik’i doğururken kaybetmiş ve bir daha hiç evlenmemiştir. Biricik’i, üzerine titreyerek büyüten Osman Ağa, kızının okula gitme çağı geldiğinde klasik "baba kıskançlığı"na kapılıp, onu okula göndermek istememiştir ilk başta. Ama sonunda ikna olmuştur. Biricik, üniversiteye gitmek istemektedir. Babasının tüm engellemelerine rağmen, Biricik İstanbul’u kazanır. Osman Ağa, kızının İstanbul’a gitmesine izin verir. Ama bir şartla…

Sait Faik Abasıyanık'ın yaşamı ve eserlerinden yola çıkarak II. Dünya Savaşı sonrası Burgaz Adası ve Beyoğlu'nda yaşayan yoksul Türk ve Rum asıllı vatandaşların yaşamlarını konu alan dört bölümlük bir drama dizisi.

“Koltuk Sevdası” dizisinde, güncel olaylar, medyaya yansıyabilecek skandallar, ülkenin gündemindeki sorunlar vb. sık sık dizi içinde yansıma buluyor. Geri planda politikacılar da kimi özellikleriyle boy gösteriyor. Kuşkusuz bu dizi kimseye ders vermek, doğruları öğretmek gibi bir amaç ya da iddia taşımıyor. Güldürü düzeyini düşürmeden ve insan sıcaklığından, hayatın temel güzelliklerinden kopmadan seyirciyi neşelendirmek; kendilerini aşırı ciddiye almamaya, çevreleri kadar kendi yaptıklarına da eleştirel gözle bakmayı yönlendirmeyi amaçlıyor. Kısacası “Koltuk Sevdası” sadece devletin, politikacıların ya da bürokratların değil, bir ölçüde halkımızın düşünme biçimini, değer yargılarımızı, önceliklerimizi, bize özgü bakış açılarını yansıtan bir güldürü dizisi olmayı hedefliyor.

Yeni boşanmış bir kadının hayatını anlatan, 13 bölümlük bir komedi dizisi. Bridget Jones'un Günlüğü'nün diziye uyarlanmış hali.

Zafer coşkusu içinde, İzmir sokakları 'Yaşasın Gazi, Yaşasın Ordu, Yaşasın Büyük Millet Meclisi' sesleriyle inlemektedir. İzmir`deki evi, Başkumandanlık Karargahı olarak kullanılan Latife Hanım`ın Mustafa Kemal`e olan hayranlığı her geçen gün artmaktadır. Bu arada, Zübeyde Hanım, oğluna ilgi duyan bu İzmirli genç hanımla tanışmak ister. Latife Hanım, İzmir`e gelecek olan Mustafa Kemal`in annesini evinde ağırlamak için ısrar etmektedir. Çankaya Köşkü`nde Zübeyde Hanım`a ve Mustafa Kemal`in Doğu Cephesindeyken evlat edindiği küçük Abdürrahim`e bakan Fikriye Hanım`ın rahatsızlığı ilerlemekte, ancak kendisi bunu özellikle ölesiye sevdiği Mustafa Kemal`e belli etmemeye çalışmaktadır. Çankaya Köşkü`nde bir dost toplantısında piyano çalarken öksürük krizine tutulan Fikriye Hanım, hiç istemediği halde Münih`te bir sanatoryuma gönderilir. Bütün bunlar olurken işgalcilere karşı savaş da bütün hızıyla sürmektedir.

Utanmaz Adam, 1998 yılında atv'de yayınlanan Oğuz Aral'ın Utanmaz Adam adlı çizgi roman karakterinden uyarlanan komedi türündeki Türk televizyon dizisidir. İlk başlarda 13 bölüm olarak düşünülen dizi 6 bölümde bitmiştir. Dizinin müziği ise Orhan Gencebay'a ait "Hatasız Kul Olmaz" adlı şarkıdır. "Yıldız" rolü için ilk Yıldız Tilbe düşünülmüş ancak sonradan rolü Bennu Yıldırımlar canlandırmıştır.

Baraj yapımı nedeniyle sular altında kalacak olan bir Anadolu kasabasının feodal insanlarının dramını anlatır. Gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı bu insanlar için ata toprağını terk etmek ve başka diyarlara göçmek ölümden de beterdir. Bu ailelerden biri filmin kahramanlarını oluşturur. Ailenin büyük oğlu Haydar bu bunalımlı ortamda, kasabada iffetsiz bir kadın olarak nam salmış olan Gülizar'ın kızı Zeynep ile evlenir. Aile Haydar'ı evlatlıktan reddeder. Haydar bütün kasaba erkeklerinin hedefi haline gelir. Kasabanın bıçkınları Gülizar ve Zeynep'i bir gece kaçırırlar. Haydar kaçıranları bulur ve onları ateş yağmuruna tutar. Genç yaşta elini kana bulayan Haydar ile Zeynep dağ köylerine kaçarlar. Dağda kaçak Murat ile tanışırlar. Artık tek hedefleri vardır: Denize inip karşılara kaçmak ve kurtulmak.


Hüsnü Kuruntu ve ailesinin başından geçenlerin anlatıldığı dizi.