İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Cansu Dağdelen, 1987 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Eğitimini Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü'nde tamamlayan Cansu Dağdelen, kendisine meslek olarak oyunculuğu seçmiş ve bu alanda kariyer yapmaya devam etmiştir. Cansu Dağdelen, oyunculuk üzerine yoğunlaşınca, üniversite eğitiminin ardından Plato Film Okulu bünyesinde oyunculuk eğitimi almıştır.

4 adam, 1 kadın… Buydu Zuhal Soydaşlı’nın hikayesi. Üç erkek evladın annesi, bir türlü büyüyemeyen bir adamın karısıydı. Özetle; kendi evinin yalnızıydı. Son oğlunu kucağına aldıktan birkaç ay sonra Millî Eğitim Bakanlığı’ndaki görevinden emekli olmak zorunda kaldı Zuhal. Birkaç gün sonra da kocası Hasan Soydaşlı’nın onu aldattığını öğrendi. Oğullarıyla birlikte sığabileceği bir yuva uğruna, çalışmaktan başka çaresi yoktu Zuhal’in. Çocuklarıyla birlikte ayakta, hayatta kalmaya çalıştığı şehrin ta kendisiydi Zuhal. Ankara’ydı o. Denizi yoktu, boğazı yoktu. Hiçbir zaman da olmayacaktı. Ama direnişti, mücadeleydi. Çünkü anne olmak başlı başına, “tek başına” bir mücadeleydi.

İdealist, işine aşık bir baş komiser olan Hayati, görev yaptığı sürgün karakolu olan İkircikli Karakolu’nu örnek bir karakol haline getirmeye çalışırken her bölüm yeni bir suç dosyasını kendine has yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır. Emri altında çalışan farklı karakterlerdeki polis memurları, seneler sonra karşısına çıkan imkansız aşk ve yakasını bırakmayan talihsizlikler ise Hayati’nin kariyerini riske atacak yeni sorunları beraberinde getirmektedir.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.

4 adam, 1 kadın… Buydu Zuhal Soydaşlı’nın hikayesi. Üç erkek evladın annesi, bir türlü büyüyemeyen bir adamın karısıydı. Özetle; kendi evinin yalnızıydı. Son oğlunu kucağına aldıktan birkaç ay sonra Millî Eğitim Bakanlığı’ndaki görevinden emekli olmak zorunda kaldı Zuhal. Birkaç gün sonra da kocası Hasan Soydaşlı’nın onu aldattığını öğrendi. Oğullarıyla birlikte sığabileceği bir yuva uğruna, çalışmaktan başka çaresi yoktu Zuhal’in. Çocuklarıyla birlikte ayakta, hayatta kalmaya çalıştığı şehrin ta kendisiydi Zuhal. Ankara’ydı o. Denizi yoktu, boğazı yoktu. Hiçbir zaman da olmayacaktı. Ama direnişti, mücadeleydi. Çünkü anne olmak başlı başına, “tek başına” bir mücadeleydi.

İdealist, işine aşık bir baş komiser olan Hayati, görev yaptığı sürgün karakolu olan İkircikli Karakolu’nu örnek bir karakol haline getirmeye çalışırken her bölüm yeni bir suç dosyasını kendine has yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır. Emri altında çalışan farklı karakterlerdeki polis memurları, seneler sonra karşısına çıkan imkansız aşk ve yakasını bırakmayan talihsizlikler ise Hayati’nin kariyerini riske atacak yeni sorunları beraberinde getirmektedir.

Adana’nın yoksul mahallelerinden birinde yaşayan Cemal, garsonluk yaparak tüm ailesine bakmaya çalışmaktadır. Hep bir çıkış yolu arayan Cemal’in çaresizliği ağır hasta babasının ölümüyle daha da büyümüştür. Bu acı olayın hayatını kökünden değiştireceğinin ise henüz farkında değildir. Babası son nefesini vermeden önce Cemal’e İstanbul’da zengin bir amcası olduğunu söylemiştir. Varlıklı bir akrabası olduğunu öğrenmek sefalet içinde büyüyen Cemal’i derinden sarsar. Ülkenin sayılı iş adamlarından olan amcası Sami Gökdemir’in ortaya çıkıp, yeğenine sahip oldukları zenginlikten pay vaat etmesiyle Cemal’in aklı iyice karışır. Annesi Hülya, yılların verdiği husumet ve geçmişin kapanmayan yaraları nedeniyle oğlunu Sami’den ve çevresinden uzak tutmak ister. Ancak Cemal’in yaşamı çoktan geri dönülmez bir yola girmiştir. Annesinin tüm engel olma çabalarına rağmen kaderinden kaçamayan Cemal, amcasının teklifini kabul etmeye mecbur kalacaktır. İstanbul’da yepyeni bir dünyaya adım atan Cemal, Gökdemir ailesine kendini kabul ettirmeye çabalarken kuzeniyle nişanlı olan Suna’ya âşık olmaktan da kendini alıkoyamayacak ve kendini bambaşka hayallere kaptıracaktır. Ne var ki peşini bırakmayan günahları onun umutlarını kısa sürede paramparça etmeye yetecektir. Cemal’in önünde artık sonu belirsiz, çetin bir yolculuk başlamıştır.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.

Çocuklarının eğitim hayatı için Muğla'dan İstanbul'a gelen Ömer Asaf ve ailesini hem yeni bir şehir hem de çok farklı bir hayat beklemektedir. Evin büyük annesi Ümran'ın ise yıllardır saklandığı ve vicdanını rahat bırakmayan sırlar artık ortaya çıkacaktır. Birbirinden habersiz büyümüş, biri annesinin diğeri babasının yanında büyümüş iki kardeş uzun yıllar sonra karşılaşacak, tanışacak hatta düşman olacaklardır. Üniversitede yolları kesişen kardeşlerin bu çıkmazı yıllar önce ayrılan ve bambaşka hayatlara yuvarlanan anneleri Handan ve babaları Ömer’i de mecburen tekrar bir araya getirecektir... Bir yanda 20 yıldır süren bir evlilik, diğer yanda sıcağı soğumamış büyük bir aşkın külleri... Bir yanda Aylin ve kendi çocuğundan ayırmadan annelik yaptığı oğlunu kaybetme korkusu...