İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

28 filminden 1'i İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Celalettin Yonat, 1922'de Sivas'ta doğdu. İlkokuldan sonra çalışma hayatına atıldı. Bir süre Burhanettin Tepsi ve İsmail Dümbüllü topluluklarında çalıştı. Sinemaya 1948'de figüran olarak girdi ve daha çok Arap Celal ismi ile tanındı. Çoğunlukla küçük karakter rollerinde oynadı. Film yapımcısı Kayahan Arıkan, çektiği bazı filmlerde onu filmin yardımcısı olarak gösterdi. Foto romanlarda da oynadı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra asker kaçağı olduğu anlaşılır ve askere alınır. Son yıllarında Behçet Nacar'ın Beyoğlu'nda bulunan film-foto roman çekimi yapılan dairesinin bakıcılığını yaptı. 29 Aralık 1993'te öldü.

Mülayim devlet dairesinde odacıdır, gittiği hastanede raporlarının karışması ve çok yakında öleceği haberini almasıyla bütün hayatı değişir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."

Baraj projesinde kamulaşmaya gidilecektir. Sarı kavak ve uzun kavak köyleri kamulaştırmanın içine girmektedir. Sözde bu durum gizliliğini korumalıyken komisyonda görevli olan biri bu bilgiyi bir holdinge satar ve o holdingdeki biride duyduğunu başka bir holding'e satar. Böylece iki holding köylülerin topraklarını ucuz fiyata alıp devlete pahalı fiyata satma niyetle uzun ve kısa kavak köylerinin yollarını tutarlar. Bu arada köyde inatçılığı ile bilinen Bayram Kemal Sunal vardır. Bayram diğer köyün ağasının kızına aşıktır. Kızda ona aşıktır. Ancak bayram çok inatçıdır ve her ayın ilk Cuma günü kızı istemeye gelirler. Ağa kızını yine vermez ve sertçe davranır. Bunun üzerine Bayram "ben senin kızını istemiyeceğim artık sen beni istemeye geleceksin" diye kehanet tutar. Holding temsilcileri gelir ve her biri ağa ile muhtarın mallarını ucuz fiyata almaya çalışırlar. Bu arada birbirleriyle yarışırlar.

Sakarlığı ve beceriksizliği yüzünden bir baltaya sap olamayan Rıfkı, kendini Tarzan sanmaktadır ve zamanının büyük çoğunluğu ormanda geçmektedir. Fakir ve saf bir delikanlı olan Tarzan Rıfkı tesadüfler sonucu kendisini mafyanın içinde bulur. Ve bu kanunsuz adamlar Rıfkı'yı kendi kirli işlerinde kullanmak isterler. Ama sakarlığı yüzünden mafyanın bütün işlerini alt üst eden Rıfkı, sonunda mafya babasını da çileden çıkarır. Çareyi Rıfkı'yı ortadan kaldırmakta arayan mafya, akla gelmeyecek her türlü yola başvurarak harekete geçer.

Sosyete Şaban, kendisini beğenmeyen beşik kertmesinin kalbine girmeye çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Köylü Şaban Ağa, beşik kertmesi olan Peri adındaki kadınla evlenecekleri günün hayali ile yaşamaktadır. Güzel bir kadın olan Peri ise Şaban’ın varlığından bile haberdar değildir. Amerika’daki eğitimini tamamlamasının ardından ailesinin yanına geri dönen Peri, babasının ciddi bir maddi sıkıntı içinde olduğunu öğrenir. Babası, yaşadıkları bunalımdan çıkış yolunun kızının, zengin bir adam olan Şaban ile evlenmesinde görmektedir. Babasının içine düştüğü durumdan kurtarmak isteyen Peri, Şaban ile evlenmeyi kabul eder. Ancak, gereken parayı alındıktan sonra Şaban’dan kaçarak şehre, eski yaşantısına geri döner. Kendine yapılanlardan dolayı incinen Şaban, genç kızdan intikam almaya kararlıdır. Köylü yaşamından kurtulup, tam bir şehir insanına dönüşen Şaban, Peri’nin karşısına Dilaver Bey olarak çıkacaktır.

Kan davasından dolayı köylerinden ayrılan Şaban ile annesi Hatice şehre yerleşmiştir. Uzun yıllardır kanlısını arayan Şehmuz, Şaban'ın izini şehirde bulur. Şehmuz'un geldiğini öğrenen Hatice, Şaban'ın yurtdışına gittiğini söyler. Bu sırada Şaban'ı kadın kılığına sokar ve herkese Şabaniye olarak tanıtır. Şehmuz’un kardeşi Nazlı ile arkadaşlık kuran Şabaniye, kısa sürede ona âşık olur. Bu aşk, pek çok değişikliği de beraberinde getirecektir.

Saf köylü Osman, yanında ırgat olarak çalıştığı Hasan Ağa'nın kızı Emine'ye deliler gibi aşıktır... Bunu ağaya açıklayınca ağa öfkeden deliye döner. Ancak Osman ailesiyle birlikte kapısına dayanınca da yüklü miktarda başlık parası ister. Aşkından divane olan Osman yüzünden başlık parası arttıkça artar ve 600 bin liraya yükselir. Parayı biriktirmek için gurbete çalışmaya giden Osman tamamladığı başlık parasıyla köye dönerken soyulur. Dönüşte Emine'yi alamadığı gibi, toprakları elinden alınan babasının da ölümüne tanık olur. Tekrar şehire dönen Osman hem başlık parası biriktirmek, hem toprakları geri almak için çare aramaya başlar. İkinci İstanbul macerasında karşısına çıkan askerlik arkadaşı Şevket, ona kısa yoldan zengin olmasına yarayacak tokatçılığı öğretmeye başlar. Şevket'ten insanları ve hayatı tanımaya öğrenen Osman, ona saflığı ve iyiliği öğretecektir.

Köyden İstanbul'a zengin olma hayalleriyle gelen Şaban, dolandırılarak bütün parasını kaybeder. Çaresiz bir şekilde gezerken karısı tarafından terk edilmiş zengin iş adamı Faik Bey ile tanışır. Sarhoş olduğu zamanlarda Şaban ile çok yakın arkadaş olan Faik Bey, kendine gelince Şaban’ı tanımaz. Şaban, bir gün çiçek satıcısı Hülya ile karşılaşır. Gözleri görmemesine rağmen çiçek satarak ailesinin geçimini sağlayan Hülya'ya âşık olur. Hülya’nın durumu gören Şaban, ona yardım etmeye çalışacaktır.

Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya), Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Mehtap Ar) ve halası Rabiş (Asuman Arsan). Sabahat kafayı parayla iyiden iyiye bozmuştur. Kazandıklarını ortak bir kesede topladıklarından, içinden üç kuruş dahi aşıran olsa, yürütenin gözünü oyar. Ancak, başladı mı davul, zurna, bırakırlar kavgayı, başlarlar oynamaya... Çok da dertlidir çingene hatunlar kocalarından... Güllü’nün Bayram’ı kadınların peşinde dolaşmaktan, Sabahat’in Münir meyhane köşelerinde içip içip küfelik olmaktan, Bekir ise paraları kumarda tüketmekten başka bir işe yaramazlar. Güllü’nün de hayranları az buz değildir. Özellikle de patron Deli Ömer (Sümer Tilmaç) fena yanıktır Güllü’ye. Birgün Sabahat’ın tepesi atar, Münir’i, Bayram’ı, Sevim’i ve Rabiş’i evden kovar.

Yedi Bela Hüsnü, sevdiği kızın kalbini kazanmak için kabadayı olmaya çalışan genç bir adamın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Hüsnü, kalbini mahallenin güzel kızı Hüsniye’ye kaptırır. Ama ne yazık ki hisleri karşılıklı değildir. Genç kızın kalbini kazanmaya çalışan Hüsnü, arkadaşı Cemal’den kendisine yardım etmesini ister. Hüsnü, Cemal’in verdiği taktikleri harfiyen yerine getirse de sonuçta değişen bir şey olmaz. Bu sırada Hüsniye’nin yaşadığı mahallenin tapuları, türlü oyunlarla Malik adındaki bir adama geçmiştir. Malik, mahallede yaşayanlardan kısa sürede evlerini boşaltmalarını isteyince insanlar ne yapacaklarını şaşırır. Herkes yaşananlara karşı çıkabilecek bir babayiğidin çıkmasını beklemektedir. Hüsnü de arkadaşlarının gazıyla hem mahalleliyi yaşadığı sorundan kurtarmak hem de Hüsniye’nin bu sayede kalbini kazanmak için kabadayı olmaya çalışır. Ancak bu durum onun peşine kiralık katilin düşmesine neden olacaktır.

Eroine alıştırıldıktan sonra karısı ve çocuğunu terkeden bir şoför ile, kendisini bu yoldan kurtarmak için savaş veren kardeşin öyküsü.

Sulukule’de yaşam üç çiftin birden dünya evine girdiği büyük bir düğünle başlar...Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman), dayısı Bekir (Şemsi İnkaya), Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Ayşen Gruda) ve halası Zekiye (Adile Naşit)’ten oluşan iki ailede Güllüye Bayram’la, Sevim Bekir’le, Emin Sabahat’la evlenmiştir. Evsiz kaldıkları için Sabahat’ın kapısına dayanıp insafa gelsin diye yalvar yakar olurlar. Sabahat’i kandırmanın tek yolu paradan geçer. O evinin kapılarını sonuna kadar açmaya hazırdır. Yeter ki, paradan haber versinler!... Ancak bu işsiz takımından beş kuruş çıkacağı yoktur. Bayram’ın ayı oynatmaya, Zekiye’nin bohçacılığa, Güllüye’nin çiçekçiliğe dönmeye hiç niyeti y oktur. Kafa kafaya verip sonunda çözümü bulurlar. Kadınlar üç-beş parça altınını satar, erkekler sağdan soldan borç-harç derken sazlı sözlü, hem pişirip, hem de çalıp oynayacakları kendi meyhanelerini, “Gırgıriye Saz Salonu” nu açarlar...

Rıfkı (Kemal Sunal), ölen babasının mallarını satmak için Almanya'dan köyüne geri döner. Köyde birden adı ermişe çıkar. Rıfkı, yağmur duasına çıkan köylüler için yarım saat içinde yağmur yağdırır. Üfürükçülük yapar. Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar. Kötürümleri üfleyerek ayağa kaldırır. Bu arada bazı çıkarcılar, köyün Belediye Başkanı seçimlerine Rıfkı'nın girmesini isterler. Bir başka Belediye Reisi adayı Rıfkı'ya seçimlere girmemesi için rüşvet verir. Rıfkı seçimleri kazanır, ancak sonunda üçkağıtçı olduğu ortaya çıkar.

Birbirlerine çok benzeyen bir mafya babasıyla bir figüranın iç içe geçen hikâyesi anlatılır. Filmlerde figüranlık yapan Osman, Lale ile evlenmek ister. Kızın ağabeyi Hamza, başlık parası olmadan bu evliliğe izin vermez. Bir gün Osman mahalleden birkaç arkadaşıyla birlikte gazinoya eğlenmeye gider. Gazino patronu, Osman'ı kendisine çok benzeyen mafya babası Seyfi ile karıştırır. O günlük haracını Osman'a verir. Aynı olay Osman'ın gittiği diğer gazinolarda da tekrarlanır. Bu durumu öğrenen diğer mafya liderleri Seyfi'yi kendi bölgelerinden haraç almakla suçlar. Bunun üzerine Seyfi kendi adına para toplayan Osman'ın peşine düşecektir.

Film, karısına kalan miras yüzünden hayatı kararan bir adamın yaşadıklarını konu alır. Ferdi bir fabrikada bekçilik yapmaktadır. Günün birinde mahalleye yaşlı bir adam taşınır. Hüsnü adındaki bu adam torunu Zeynep’le yaşamaktadır. Ferdi’nin çalıştığı fabrikanın sahibi Sabri Bey bütün servetini Zeynep’in dedesi Hüsnü’ye borçludur. Hüsnü’nün İstanbul’a geldiğini haber alan Sabri Bey, Zeynep’i sekreter olarak işe alır. Öte yandan vasiyetnamesini hazırlayan Sabri Bey, servetinin yarısını Zeynep’e bırakır. Bir süre sonra Ferdi ile Zeynep evlenir. Ancak fabrika avukatlarından Hasan vasiyetnameden haberdardır. Sabri Bey’in hovarda oğlu Erol’la birlik olan Hasan fabrika hissesinin Ferdi’ye geçmemesi için çare arar. Bunun için Ferdi’nin öldürülmesi gerektiğine karar verirler.

Mülayim devlet dairesinde odacıdır, gittiği hastanede raporlarının karışması ve çok yakında öleceği haberini almasıyla bütün hayatı değişir.

Afiş asarak geçimini sağlayan Apdi, şarkıcı Nevin Şenses'e âşıktır. Mafya babası Barut Osman da aynı kadını sevmektedir. Kadını elde etmek için her şeyi yapan Osman, Nevin'i artık bezdirir. Bu yüzden Nevin'in menajeri Osman'dan kurtulmak için bir plân yapar. Ünlü kabadayı Urfalı Apdi'yi gazinoya çağırtır. Urfalı Apdi yolda kaza geçirir ve o akşam buluşmaya gelemez. Bu sırada gazinoya gelen Abdi'yi herkes Urfalı Abdi zanneder. Abdi'nin ardından Barut Osman da gazinoya gelir fakat kapıda komiserle karşılaşır. Komiser, Osman'ı en ufak vukuatında hapse atacağını söyleyerek tehdit eder. Bu yüzden Abdi'ye dokunamayan Osman, onun her dediğini yapmak zorunda kalır.

Ferdi ve Gülcan çocukluktan beri birbirlerine âşıktır. Ferdi'nin babası, Gülcan'ın amcasını öldürmeye mecbur kalmıştır. Bu olay sonrasında Ferdi kan davası sebebiyle Almanya'ya kaçırılır. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Ferdi köyüne geri döner. Gülcan ile ayrı kaldıkları senelerde birbirlerine olan aşkları daha da artmıştır. Ancak Gülcan'ın ağabeyi Kazım, kardeşini amcaoğlu Seyit ile evlendirmek ister. Ferdi'nin döndüğünü öğrenince de onu ve annesi Fatma'yı öldürmeyi kafasına koyar. İki âşık kan davası devam ederken, birbirlerine kavuşmak için büyük bir mücadele verecektir.

Sakarlığıyla çevresindekileri bıktıran Şakir'e İstanbul'da ölen amcasından büyük bir miras kalır. Fakat mirası paylaşmak istemeyen bir akrabası onu ortadan kaldırmak için planlar yapmaya başlar.Fakat Şakir yine sakarlıklarıyla olaylardan kurtulmayı başarır. Bu olaylar sırasında yolda ve İstanbulda karşılaştığı Gardolap Fuat ile kovalamacaları sürmektedir. Filmin sonunda akrabası malları alamayacağını anlar ve delirir. Şakir ise yine sakarlık yaparak dükkânını havaya uçurur ve köyüne geri döner.

Seyyar köftecilik yapan iyi niyetli ama çok meraklı Şaban bir gün zor durumdaki bir kıza yardım etmek isterken kendisini onunla evlenmiş bulur. Kızın akrabaları boşanırsa kızın mirasına konacaklardır. Şaban’ın akrabaları ise evli kalması ve bir çocuk yapmaları halinde mirasa konacakları hayalini kurmaktadırlar. İki arada bir derede kalan meraklı köfteci Şaban ise giderek kıza aşık olur.

Mafya babasının oğlu olan Kemal babasından habersiz tren garlarında pişmaniye satmaktadır. Saf ve gözü fazla açık olmayan Kemal aynı zamanda önüne gelen herkese kafa tutmaktadır. Babasının bir iş görüşmesi sırasında Muhtar isimli adamı tarafından öldürülmesi üzerine Babanın mirası bölünür. Babanın sağ kolu olan Avukat babanın oğlu Kemala ulaşarak durumu anlatır. Avukat sayesinde babasının mirasını geri almak için İstanbulun en namlı kabadayılarının mekanını tek tek ziyaret eder ve babanın oğlu Kemal niye nam salmaya başlar. Muhtar'ın babasının öldürdüğünden habersiz yanında gezdirir. Muhtar her seferinde onu tuzağa düşürmek için planlar kurmaya başlar ama babanın oğlu kemal saflığı şapşallığı yüzünden her zaman planlarından kurtulmayı başarır ve olaylar gelişir.

Mayk Hammer Romanları okuyup hafiyeliğe özenen bir adamın güldürüsü.

Emine, adı fahişeye çıkmış genç ve güzel bir kızdır. Zavallı kız, vilayet tarafından Anadolu'nun küçük bir köyüne sürgün edilir. Vali, kıza kalacak bir ev bulsa da, evin sahibi kızın güzelliğine dayanamayıp kıza tecavüz etmeye kalkınca kız evden dövülerek kovulur. Hastanede iyileştikten sonra kalacak yeri olmayan kıza tek yardım eden kumandan olur ve kızı kirayı kendisinin ödeyeceği bir eve yerleştirir. Emine, geçinebilmek için iş arasa da kimse ona yardım eli uzatmaz. Tek yardım eden hastabakıcı Server olur. Bu yüzden de kısa zamanda başka bir yere sürgün edilir. Kumandan da kasaba dışına çıkınca yalnız kalan Emine çektiği zulme daha fazla dayanamaz.

Film, üçkâğıtçı olan Selim’in, ustasını öldürenlerden intikam almasını anlatır. Babalık, Selim’in küçük yaşta elinden tutar ve kendi oğlu gibi yetiştirir. Selim işinde mahir bir dolandırıcı olur. Yaptıkları son işte, bilmeden Uskumru’nun parasını çarparlar. Uskumru, kabzımallık yapan bir mafya babasıdır. Uskumru, Babalık ve Selim’in peşine adamlarını yollar. Babalık öldürülür. Selim ise Babalık’ın eski dostu Beleşçi Ahmet ile Uskumru’dan intikam almak için büyük bir oyunun içine girecektir.

Film, bir suç çetesinin bir iş adamını soyma girişimini anlatır. Murat, Necdet, Cemil ve Selma ortak çalışan, hırsızlık ve soygun yapan bir çetenin üyeleridir. Son hedefleri çok zengin bir iş adamı olan Orhan İnan’dır. Bu sebeple bir plân hazırlarlar. Orhan’ın geçtiği yol üzerinde Selma bir saldırıya uğrar. Orhan onu kurtarır ve evine götürür. Selma geçmişe ait hiçbir şey hatırlamaz. Amaçları Selma’nın güzelliği ile Orhan’ı kendisine âşık etmesi ve servetinin çalınmasıdır. Ancak çetenin de bilmediği bazı gerçekler vardır. Bir oyun ile soygun olarak başlayan bu durumun aynı şekilde ilerlemesi mümkün olmayacaktır.

Kara Murat (Cüneyt Arkın) Ömer ve Cafer adlı iki askerle Bizans’a gider. İmparator Konstantinis (Kayhan Yıldızoğlu) Sultan 2.Murat ölünce şehzade Orhan’ı (Bülent Kayabaş) Osmanlı hükümdarı yapacaktır. Aslında sıra şehzade 2.Mehmet’tedir. Orhan hükümdar olursa Bizans dostu olduğu için, Şehzade Mehmet’in öldürülmesi gerekmektedir.

Keloğlan önce Ağa'nın kızıyla evlenmek ister. Fakat kızın çirkin olduğunu görünce vazgeçer. Bunun üzerine Padişah'ın kızıyla evlenmeye karar verir. Ancak bunun için de padişahın düzenlediği yarışmaları kazanması gerekmektedir. Arkadaşı Bıcırık ile dolaşırken yol üstünde tanıştığı Ali Cengiz Usta, Keloğlan’a yardım edip ona ok ve kılıç dersleri verir. Keloğlan müsabakaları kazanır. Buna rağmen kızını vermek istemeyen Padişah her defasında yeni bir düello düzenler. Ancak Padişah'ın kızını almak için çabalayan Keloğlan, gönlünü başkasına kaptırır.

Türk masal anlatı geleneği içerisinde olumlu ve olumsuz özelikleri ile halkı temsil eden bir tiptir. Başlıca özellikleri dürüstlüğü, mertliği, cesareti, yardımseverliği, cömertliği ve kurnazlığıdır. Yoksul bir karı-kocanın veya yoksul bir kadın oğlu yahut da yaşlı bir kadının torunu olarak anlatılan Keloğlan, masalların başında beceriksiz, tembel biri gibi bir izlenim sergilerken olayların gelişmesiyle kurnaz, cesur ve becerikli olduğu ortaya çıkar; yaşından ve boyundan umulmadık şekilde zorlukların üstünden gelir.

Köyün saf ve iyi niyetli delikanlısı Yavru, en yakın dostu olan eşeği Abuziddin’le sakin bir yaşam sürmektedir. İstanbul’dan gelen beklenmedik bir miras haberi üzerine hem peşindeki Zekiye’den uzaklaşmak hem de mirasını almak için büyük şehrin yolunu tutar. Burada tanıştığı kurnaz dolandırıcı Kâtip’le kurduğu sıra dışı dostluk, ikiliyi birbirinden komik olayların içine sürükler. Bir gazetede karşılarına çıkan iş ilanı ise maceralarının seyrini tamamen değiştirecektir.

Yaramaz ama sevimli, mahallelinin gözbebeği Yumurcak, şoförlük yaparak geçinen babası Nihat ile birlikte yaşamaktadır. Her gün mahalle esnafını çileden çıkaracak yaramazlıklar yapar; fakat hiçbiri ona kızamaz. Nihat, Yumurcak'a annesinin öldüğünü söylemiştir; fakat aslında yaşıyordur. Selma'yla yıllar önce ayrılmasının sebebi Selma'nın kötü niyetli üvey annesi ve yeğeninin Nihat'ı oyuna getirip çalıştığı fabrikayı soymuş gibi göstermesidir. Bir gün, Nihat kaza yapar ve hapse girer. Yumurcak hapse babasını ziyarete geldiğinde Selma da oradadır ve Yumurcak'ı görür. Ona kendinin annesi olduğunu söylemeden onunla tanışır. Selma artık oğlunu geri almak istiyordur; fakat Nihat buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Yumurcak'ı geri almak ve yuvasını tekrar kurmak Selma için hiç de kolay olmayacaktır.