İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Cem Cücenoğlu, 7 Nisan 1976 tarihinde Ankara'da dünyaya gelmiştir. Sanatla iç içe bir eğitim hayatı geçiren Cücenoğlu, Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) Konservatuvarı Batı Müziği Piyano Bölümü'nden mezun olmuştur. Oyunculuğunun yanı sıra profesyonel bir piyanist ve müzik eğitmeni olan sanatçı, kariyerinin ilk yıllarında hem müzik hem de tiyatro çalışmalarını bir arada yürütmüştür. Televizyon dünyasına 90'lı yılların sonunda adım atan Cücenoğlu, karakteristik fiziği ve yeteneğiyle kısa sürede sektörde kendine yer bulmuştur. 2000'li yılların başında "Hayat Bağları" ve "Gurbetçiler" gibi yapımlarda rol alsa da, geniş kitleler tarafından tanınması "Cennet Mahallesi" (2004) dizisindeki Cankurtaran rolü ve daha sonra "Akasya Durağı"ndaki performansları ile olmuştur. Genellikle "iri cüsseli ama yufka yürekli" veya "kabadayı" tiplemelerini başarıyla canlandıran oyuncu, sinemada da "Son Osmanlı Yandım Ali" (2007) ve "Deliha 2" (2018) gibi filmlerde boy göstermiştir. Ancak Cem Cücenoğlu'nun kariyerindeki en büyük sıçrama ve onu unutulmaz kılan rol, 2015-2017 yılları arasında yayınlanan fenomen dizi "Poyraz Karayel" ile gelmiştir. Dizide canlandırdığı "Taşkafa" (Orhan Solmaz) karakteri; sert bir mafya tetikçisi görünümünün altındaki saf, sadık, duygusal ve ev işlerine meraklı yapısıyla izleyicilerin gönlünde taht kurmuştur. Bu rol, onun komedi ve dramı harmanlama yeteneğini en net sergilediği işlerden biri olmuştur. "Poyraz Karayel" sonrasında "Her Yerde Sen" (2019) gibi romantik komedilerde ve "Ben Bu Cihana Sığmazam" (2022) gibi aksiyon-dram ağırlıklı yapımlarda yer alarak oyunculuk yelpazesinin genişliğini kanıtlamıştır. Son yıllarda verdiği kilolarla ve geçirdiği fiziksel değişimle de dikkat çeken ve yeni bir imaja bürünen Cücenoğlu, tiyatro sahnelerinde, sinema ve dizi projelerinde aktif olarak yer almaya devam etmektedir.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Aynı evde hak iddia eden ve keçi gibi inatçı olan Selin ile Demir birlikte yaşamak zorunda kalır. Bu da yetmezmiş gibi birinin çalıştığı şirkete diğerinin yönetici olarak gelmesiyle birlikte, olaylar işin içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Karısı vefat ettiğinden beri bekar hayatı yaşayan Oflu Hoca'nın haline üzülen dostları hocayı evlendirmeye karar verirler. Fakat Oflu Hoca'ya uygun bir eş bulmak için yaptıkları her deneme ayrı bir maceraya dönüşür.

Altan, eşi öldükten sonra oğlu Can ile birlikte, kendilerine hayatın zorluklarına dayanabilecekleri küçük bir dünya kurmuş, düştükleri en zor durumda bile bunu bir oyuna çevirebilen ve en trajik anda dahi etrafındakileri güldürebilen bir babadır. Belediyede çöpçü olarak çalışan Altan, İstanbul’un zengin semtlerine komşu bir gecekondu mahallesinde oğlu Can ile yaşamaktadır. Can’ın ise bütün dünyası çizgi romanlardır. Günün birinde Can’a dördüncü evre kalp yetmezliği teşhisi konması Altan’ın dünyasını başına yıkar. Can’ın tek şansı kalp naklidir ve onun yaşında bir çocuk için donör bulmak oldukça güçtür. Bundan sonra Altan’ın yapabileceği tek şey Can’ı mutlu edip moralini yüksek tutabilmektir. Altan, Can’ı mutlu etmenin yolunu çizgi romanlarda bulur.

Film, sevdiği kıza kavuşabilmek için arkadaşlarıyla birlikte imkansız bir görevin üstesinden gelmeye çalışan Temel'in hikâyesini anlatıyor.

Eski zaman masallarına bir yolculuk yapan filmde macera ve kahkaha hiç bitmiyor. Salur, kötü adamlar tarafından esir alınan sevdiklerini kurtarabilecek mi? Peki esir alınan oba halkı kötü adamları alt edebilecek mi? Salur Kazan: Zoraki Kahraman'da hepimizin bildiği masallar mizahi ve modern bir dille yeniden karşımıza çıkıyor.

Çok küçük yaştayken öksüz kalan Sedat, babasının ona öğrettiği en önemli dersi, "korkunun gözünün içine bakmadığın sürece onu yenemezsin" mottosunu beynine kazır. Çıralı’da yenemediği korkuları ve babasından hatıra hayat tavsiyesi ile günübirlik ilişkiler ve işlerle hayatını geçirir. Ancak bir gün bu sakin hayatı bir anda değişiverir. Günübirlik ilişkilerinden biri olan Pınar, Sedat'ın kucağına bir bebek bırakıp aynı hızla ortadan kaybolur. İstanbul'a gelip Birol sayesinde iş bulan Sedat'ın hayatı artık kızının etrafında dönmektedir. Baba-kızın masal gibi geçen eğlenceli hayatları annenin tekrar ortaya çıkmasıyla bir kez daha kaos haline döner.

Selin is an ambitious and hard working young woman who sees the pieces of her life falling into place when she finds the perfect house to buy as her first property. Demir has already made a success of his career, and he decides to buy the house he grew up in. Unfortunately, though each believe they have found somewhere to call home, it turns out that they each own only half of the property.

Aynı evde hak iddia eden ve keçi gibi inatçı olan Selin ile Demir birlikte yaşamak zorunda kalır. Bu da yetmezmiş gibi birinin çalıştığı şirkete diğerinin yönetici olarak gelmesiyle birlikte, olaylar işin içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Bölgelerinin muhteşem lezzetlerini sunan Karadenizli ve Egeli iki restoran sahibinin çevresinde gelişen komik, duygusal, eğlenceli olaylarla, iki farklı bölge kültürünün naif karşılaşmasının anlatıldığı dizi, yaz sezonuna damgasını vuracak.

Aşkın ve nefretin, dostluğun ve düşmanlığın, iyiliğin ve kötülüğün en uçlarda yaşandığı bir hikaye... Poyraz, dibi görmüş bir adam. Hayatta sevdiği, değer verdiği her şeyi ailesini, mesleğini, karısını ve oğlunu kaybetmiş. Bütün bu dertlerle dalga geçerek ayakta kalmış. Canından çok sevdiği oğlunu, kayınpederi Ünsal’dan almak için çaresizlik içinde düşünürken, oğlunu almak için eski amiri Mümtaz, ona bir teklif yapar. Bahri Umman adlı bir mafya babasının yanına girecek ve ona bilgi sağlayacaktır. Çaresiz kalan Poyraz, bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Ayşegül diye bir kızla tanışmıştır. Poyraz, kendi başını belaya sokma konusunda uzman olduğundan, Ayşegül’ü de her belanın içine katmayı başarır. İkili, ilk andan itibaren birbirlerinden hoşlanmışlardır. Ne var ki bu iki yaralı, yorgun ve yalnız insan için aşk imkansız gibi görünmektedir. Çünkü Ayşegül, Poyraz’ın patronu Bahri Umman’ın kızıdır ve üstelik Poyraz bu gerçeği Ayşegül’den saklamak zorundadır.

Bir insanın kaderi, belki de bir ulusun kaderini değiştirir... Ustura Kemal'in hikayesi, Mütarekenin, yokluk yıllarının, yorgun ama gururlu İstanbul'un, bir milletin kurtuluş mücadelesini ekranlara yansıtıyor.İşgale karşı omuz omuza, birlikte dayanışma içerisinde yaşayan azınlıkların, Osmanlı topraklarında kardeşçe yaşayan her milletten insanın hikayesini, İstanbul'un ara sokaklarında yaşayan insanların sımsıcak dostluklarını, aşklarını izlerken geçmişi çok büyük bir özlemle anacak.

Dürüye ve Zühtü 25 yıl önce köyde evlenmiştir. Fakat Zühtü gerdek gecesinin sabahında Almanya'ya işçi olarak gitmiştir. Bundan sonra da köye dönüşü 2 senede bir olmuş ve sadece birer hafta Dürüye'nin yanında kalarak Almanya'ya geri dönmüştür. Gerdek gecesi de dahil her gelişinde bir de kız çocuğu olan Zühtü'den, son 15 yıldır tek bir haber bile gelmemektedir. 25 yıllık evlilikte sadece 25 gün evli kalmak Dürüye'nin canına tak eder ve Zühtü'den habersiz ondan boşanır. Sütçülük yaparak geçinen Dürüye, gözü gibi baktığı dört kızına "güğümlerim" diye seslenir. Genç kızların tek derdi ise gönüllerinde yatan aşklardır. Bir de köyde Dürüye'ye yıllardır vurgun olan Duran Ağa vardır. Dürüye'nin Zühtü'den boşanmasına en çok da o sevinir. Fakat Zühtü bir gün, her şeyden habersiz yanında bir erkek çocuk ile çıkıp köye geri gelir.

Ekber lakaplı Kuzey Taşova, bundan 34 yıl önce beraber çalıştığı Necdet Aksu'nun ülke çıkarlarına ters düşen örgütlenmesinin farkına varınca bu düzene karşı çıkar. Bunun üzerine Necdet Aksu tarafından ölüm fermanı verilir. Ayrıca Necdet'in bir komplosuyla Ekber, polis tarafından kırmızı bültenle aranan bir kanun kaçağı durumuna düşer. Ekber'in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur. Hemen Rusya'ya kaçan Ekber, Rus polisince yakalanır. 34 yıl Rus hapishanelerinde her türlü eziyeti yaşayan Ekber için artık memlekete dönme zamanı gelmiştir. Çünkü Necdet Bey ölmüş, yerine Necdet'ten çok daha tehlikeli olan kardeşi Cahit bu büyük güç imparatorluğunun başına geçmiştir. Memleket için korkunç planları olan Cahit'in bu kirli oyunlarını bozacak tek kişi vardır. O da hiç hesaba katmadığı Ekber'dir.

Cennet Mahallesi, İstanbul'un kenar semtlerinden biridir. Dans, müzik, aşkların bol olduğu bir yerdir burası. En güzel kızlar, en afilli delikanlılar, en hoş sohbet duygulu insanlar burada yaşar. Bu mahallenin gülü güzeller güzeli dansöz Sultan ile yanık sesli kemancı Ferhat birbirlerine deliler gibi aşıktır ama iki taraf aileleri arasında 4 göbek önceden başlayan düşmanlık bu iki sevgilinin aşkına engel olmaktadır. Sultan'ın anası bohçacı Pembe ile Ferhat'ın babası zurnacı Yunus da yıllar önce birbirlerine büyük sevda ile bağlanmışlar; ama bu düşmanlık onların da mutluluğunu bozmuştur.