İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

5 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Walter Charles Dance, 10 Ekim 1946 tarihinde Redditch, Worcestershire, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Başlangıçta sanat ve tasarıma ilgi duyan Dance, Leicester Sanat Koleji'nde Grafik Tasarım eğitimi aldıktan sonra oyunculuğa yöneldi. Kariyerine 1970'lerin ortalarında, İngiltere'nin en prestijli tiyatro topluluklarından biri olan Royal Shakespeare Company (RSC) bünyesinde katılarak sağlam bir temel attı. Uzun yıllar sahnede kalarak klasik rollerde ustalaştı. Televizyondaki büyük çıkışını 1984 yılında yayınlanan ve büyük beğeni toplayan "The Jewel in the Crown" adlı mini diziyle yaptı. Bu rol, onu İngiltere'de ve uluslararası alanda tanınan bir isim haline getirdi. 1980'ler ve 90'lar boyunca sinemada da kendine yer edinen Dance, genellikle karizmatik, entelektüel ve sıklıkla kötücül karakterleri canlandırdı. "Altın Çocuk" (The Golden Child) (1986), "Alien 3" (1992), "Son Kahraman" (Last Action Hero) (1993) ve "Michael Collins" (1996) gibi filmlerde unutulmaz performanslar sergiledi. Ancak Charles Dance'i dünya çapında yeni nesil bir izleyici kitlesiyle tanıştıran ve ona küresel bir şöhret kazandıran rol, HBO'nun fenomen dizisi "Game of Thrones"ta (2011-2015) canlandırdığı acımasız, zeki ve otoriter patrik Tywin Lannister karakteri oldu. Güçlü duruşu, etkileyici sesi ve karakterin karmaşıklığını yansıtmadaki ustalığıyla Tywin Lannister, televizyon tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri olarak kabul edildi. Bu rol, onun kariyerinde bir rönesans başlattı. "Game of Thrones" sonrası dönemde de prestijli projelerde yer almaya devam etti. Robert Altman'ın yönettiği "Gosford Park" (2001) ve Oscar ödüllü "Yapay Oyun" (The Imitation Game) (2014) gibi filmlerde rol aldı. Televizyonda ise Netflix'in başarılı dizisi "The Crown"da (2019-2020) canlandırdığı Lord Mountbatten rolüyle Primetime Emmy Ödülü'ne aday gösterildi. Oyunculuğun yanı sıra, 2004 yılında Judi Dench ve Maggie Smith'in başrollerini paylaştığı "Ladies in Lavender" filmiyle yönetmenlik ve senaristlik de yapmıştır. Heybetli fiziği, derin ve tok sesi ve canlandırdığı karakterlere kattığı ağırlıkla tanınan Charles Dance, hem klasik tiyatro kökeni hem de modern popüler kültürdeki ikonik rolleriyle İngiltere'nin en saygın ve yetenekli aktörlerinden biri olarak kariyerini sürdürmektedir.

Küstah ama karizmatik bir çapkının para, güç ve günübirlik ilişkilerle dolu hayatı, kadınların egemenliğindeki paralel bir dünyada uyanınca altüst olur.

Dr. Victor Frankenstein (Oscar Isaac), ölümün sınırlarını zorlayan, saplantılı ve yalnız bir bilim insanıdır. Sevdiklerini kaybetmenin acısıyla hareket eden Victor, ölümü yenmek uğruna korkunç bir deney yapar ve cansız maddelerden yeni bir varlık yaratır. Yaratılan Canavar (Jacob Elordi), fiziksel olarak korkutucu olsa da zihinsel ve duygusal olarak bir çocuk kadar masum ve kırılgandır. Dış dünyayla ilk kez karşılaşan bu varlık, dış görünüşü yüzünden reddedilir, hor görülür ve şiddete maruz kalır. Masumiyetinden yavaş yavaş koparak öfkeye ve intikama sürüklenir.

Amerikalı genç bir kadın, rahibe olup yemin etmesinin ardından göreve başlamak üzere Roma'daki bir kiliseye gönderilir. Ancak oraya ulaştığında inançlarını sorgulamasına neden olan bir karanlıkla karşılaşır ve kötülüğün vücut bulmuş halinin doğuşunu bekleyen korkunç bir komployu ortaya çıkarır.

Grönland'ın uçsuz bucaksız topraklarında kayıp bir haritayı arayan iki adam hayatta kalma savaşı verir. 1909'daki kutup keşif gezisinin gerçek öyküsünden uyarlandı.

20. yüzyılın ilk yıllarında geçen film, Kingsman örgütünün kuruluşuna yol açan olayları konu ediniyor. Tarihin en kötü zorbaları ve suç dehalarından oluşan bir ekip, milyonlarca insanı yok etmek için bir savaş planlamak üzere toplanırken sadece bir kişinin onları durdurmak için zamana karşı yarışması gerekmektedir.

Film, 1930’lu yılların Hollywood’u etrafında gelişiyor. ‘Yurttaş Kane (Citizen Kane)’ filminin yazım sürecine odaklanan ve yapımın Oscar ödüllü senaristi Herman J. Mankiewicz’in hayatına şahitlik edilirken 1930’ların Hollywood’u, Orson Welles için filmin senaryosunu bitirmeye çalışan hiciv ustası ve alkolik Mankiewicz’in gözünden yeniden değerlendirilecektir.

2014 yapımı Godzilla'nın devamı niteliğinde olan filmde, kripto-zoolojik bir kuruluş olan Monarch dünyanın çeşitli yerlerinde buldukları kadim yaratıkları izlemeye devam etmektedir. Ancak hükümetler 2014 yılında ki olaydan sonra bu kadim yaratıkların tamamen yok edilmesini istemektedir. Efsane oldukları düşünülen bu kadim süper türler bir anda tekrar uyanır ve birbirlerine üstünlük kurmak için savaşmaya başlar. Bu savaş insanlığı yok olmanın eşiğine getirecektir.

80'li yılların ikonik filmlerinden Ghostbusters'ın devamında hayaletler Manhattan'ı ele geçirmek için geri dönerken Ghostbusters ekibi ise şehri yok etmeye kararlı bu paranormal tehdidi bitirmek için bir araya geliyor.

Selene(Kate Beckinsale), kendisine ihanet eden Lycan'ların ve Vampirler'in sürekli tehdidi altındadır. Bu zor durumda yanında sadece David (Theo James)ve babası Thomas (Charles Dance)vardır. Sonunda kendisini feda etmesi gerekse bile, Lycan ve Vampirler'in ezeli savaşını durdurması gerekecektir.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Radikal bilim adamı Victor Frankenstein ve keskin zekalı yardımcısı Igor Strausman, insanoğlunu ölümsüzlüğe götürmek için ortak bir vizyona sahiptiler. Ancak Victor'un deneyleri çok ileri gider ve bu saplantısı korkutucu sonuçlara yol açar. Sadece Igor arkadaşını deliliğin eşiğinden döndürebilir ve yarattığı canavardan onu kurtarabilir.

Selene ile insan-Lycan melezi sevgilisi Michael’ın, vampirlerin atası Marcus’u ortadan kaldırmasının üzerinden 12 yıl geçmiştir. Aradan geçen zamanda, insanoğlu gerek vampir gerek Lycan klanlarından haberdar olmuş ve her iki türü de ortadan kaldırmak için seferberlik ilan etmiştir. Bu soykırım sürecinde ele geçirilen Selene, on yıldan fazla bir süre sonra uyanır ve kendini Antigen’deki gizli bir laboratuvarda tutsak bulur. Antigen, vampirleri ve Lycan’ları yaratmış olan virüse karşı bir aşı geliştirme amacı güden güçlü bir biyoteknoloji şirketidir. Michael’ın öldüğü haberi Selene’i çok üzse de dondurulmuş şekilde geçirdiği zaman zarfında Michael’dan olan kızı Eve’i doğurduğunu öğrenmek bu acıyı gölgede bırakır. Kendi ve çocuğu için sığınacak bir yer ararken Selene kendini, bir zamanlar gururlu olmalarıyla tanınan türdeşlerinin soyunun neredeyse tükenmek üzere olduğu, sağ kalanların ise yeraltına çekildiği bir dünyada bulur.

Montana’da çiftliğinde yaşayan eski CIA ajanı (Snipes), daha önceki görevlerinde öldüremediği dünyanın en azılı teröristlerinden biri olan Jahar için geri döner. Jahar’ı öldürmeyi başarmasına rağmen oyuna getirilerek yüksek kademeli bir polisi öldürmekle suçlanır. Masum olduğunu kanıtlayabilecek mi?

Aksiyon filmlerine hayran bir çocuk, sihirli bir bilet sayesinde kendini en sevdiği aksiyon kahramanının filminin içinde bulur. Ancak bir kötü adamın gerçek dünyaya geçmesiyle kurgu ve gerçek çarpışır. Bol aksiyon, mizah ve aksiyon filmlerine gönderme dolu eğlenceli bir macera.

Serinin ikinci filmi olan "Aliens"da bıraktığımızda Ripley, Bishop ve Newt uzay marinlerinin de yardımıyla uzaylı yaratıklardan kurtulmayı başarmış ve kendilerini dondurarak bir uzay gemisi ile yola çıkmışlardı.Bu filmde, gemileri Fiorina 161 isimli hapishane gezegenine varır. Çarpışmadan Newt ve Bishop sağ çıkamazlar oysa Ripley'in yanısırai, en büyük kabusu tüm yolculuk boyunca onlara gizlice eşlik etmiştir.Hapishane gezegeninde hiç bir tip silaha izin verilmez. Sakinleri ise eski katil ve tecavüzcülerin oluşturduğu dini bir kültün hakimiyetindeki bir mahkum kolonisinde yıllardır yaşam savaşı verdikleri için aralarına yeni katılan korkunç düşmanla savaşacak cesarete sahiptirler.Serinin, David Fincher tarafından yönetilen ve en çok eleştirilen bu üçüncüsünde, eski bir düşman ve alışık olmadığımız türden klostrofobik bir atmosfer bizleri bekliyor. Bir de hiç kuşkusuz, kalp atışlarımızı hızlandıracak bir gerilim.

Bu aydınlatıcı belgesel drama dizisi, Musa'nın prenslikten peygamberliğe ve ötesine uzanan ilginç hayatını anlatırken ilahiyatçıların ve tarihçilerin görüşlerine başvuruyor.

Bu sürükleyici belgesel dizisi, Winston Churchill'in II. Dünya Savaşı'nda oynadığı önemli rolü ve onu dönemin ideal liderine dönüştüren kritik olayları inceliyor.

Küresel bir krizin tam ortasında, yeni bir lider ve hükümeti, iktidarın karmaşıklığını gözler önüne seren eşi benzeri görülmemiş zorlukların üstesinden geliyor.

Fatih Sultan Mehmet olarak bilinen II. Mehmet’in destansı hikayesinin anlatıldığı dizide, Sultan II. Mehmet’in 13 yaşında tahta çıkmasının ardından masalsı yükselişi, Konstantinopolis'i devirmesi ve 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli hükümdarlarından biri haline gelmesi konu ediliyor.

Acımasız avcılar ve güçlü avlar, hiçbir kurgunun hakkını veremeyeceği kadar vahşi ve hırslı karakterler ve kıyasıya çatışmaların olduğu hiç bitmeyen bir hayatta kalma savaşında rekabet, ihanet ve mücadele döngüsündedir. Her bölüm, mücadeleyi bir karakterin bakış açısından sunarken bir annenin fedakarlığından bir babanın kendi oğluna olan öfkesine kadar farklı boyutlarıyla klan savaşının ön saflarını gözler önüne seriyor.