İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Darbe döneminde bir Ege kasabasında, canından çok sevdiği küçük kızı ve babaannesiyle birlikte yaşayan Memo, mental yetersizliği olan ama küçük dünyasında mutlu yaşayan bir çobandır. 1983 yılında bir gün, sıkıyönetim komutanının kızının ölümü üzerine kalan ve sıradan hayatı birden altüst olan Memo, idam cezasına çarptırılır ve böylece ‘Yedinci Koğuş’a gelir. Burada hayatta kalması pek mümkün görünmemektedir. Fakat başta onu nefretle karşılayan tüm koğuş, onun iyilik dolu kalbini görür, yavaş yavaş Memo’nun cinayet işleyebilecek bir kişiliği olmadığına ikna olmaya başlar ve zamanla hayatına dokunduğu herkes Memo’nun hayatını kurtarmak için seferber olur. Herkes adalet peşindeyken Memo ve kızı Ova’nın tek isteği birbirlerine kavuşmaktır. Memo suçsuzdur ve şimdi yaşamına geri dönebilmesi için bir mucizeye ihtiyacı vardır.

Ömrünü zengin bir hayat hayaliyle sürdüren ve buna ulaşmanın anahtarını kızlarında gören Fazilet Hanım’ın, kızları üzerinden hayatına olan öfkesini ve geçmişi ile hesaplaşmasının hikayesi.

Hırçın dalgalarla, dinmez fırtınalarla mücadele etmeye alışmış insanların coğrafyasında, ayakları üzerinde dimdik duran, tüm duygusallığı, dirayeti ve direnci ile bir kadının ve Karadeniz’in fırtınalarıyla yarışan, dalgalarıyla boğuşan “sevdasına” tutkun bir erkeğin hikâyesi etkili bir senaryo eşliğinde ekranlara geliyor… Can düşmanı iki ailenin bitmeyen savaşının ortasında kendini bulan bir yabancının gözünden; dağların, denizin ve insan ruhunun iniş çıkışları anlatılıyor…

Ayrıcalıklı bir geçmişe sahip olmasına rağmen, erkek egemen bir film sektöründe tutkusunun peşinden giden vizyoner bir senaristin gerçek öyküsü. Türk sinemasının altın çağının belirleyici seslerinden biri haline gelme yolculuğu.

Hırçın dalgalarla, dinmez fırtınalarla mücadele etmeye alışmış insanların coğrafyasında, ayakları üzerinde dimdik duran, tüm duygusallığı, dirayeti ve direnci ile bir kadının ve Karadeniz’in fırtınalarıyla yarışan, dalgalarıyla boğuşan “sevdasına” tutkun bir erkeğin hikâyesi etkili bir senaryo eşliğinde ekranlara geliyor… Can düşmanı iki ailenin bitmeyen savaşının ortasında kendini bulan bir yabancının gözünden; dağların, denizin ve insan ruhunun iniş çıkışları anlatılıyor…

Adem (Timuçin Esen) namuslu bir adamdır. Darphane’de sıradan bir memur olarak çalışan Adem, oğlu Arda için yaptığı bir sürprizle hayatını altüst eder. Masum gibi görünen hareket, Adem’in hayatında geri dönülemez bir çöküşe yol açar ve işini, eşi Canan’ı (Şükran Ovalı) ve hatta oğlunu kaybetme noktasına kadar getirir. Karizmatik ama aynı zamanda müthiş bir sahtekar olan kardeşi Kartal’ın (Çağlar Ertuğrul) bu zor dönemde hayatına girişi ile işler daha da çıkılmaz bir hale gelir. İki kardeş yasalara meydan okurken; Polis Ayşe (Deniz Baysal) her ikisinin de sonunu getirecek tek kişidir. Yolu beklenmedik bir şekilde Ayşe ile kesişen Kartal’ın ona aşık olması ise tüm dengeleri değiştirecektir.

Annelikten başka hiçbir ortak noktaları olmayan Yasemin (Deniz Baysal) ve Fidan’ın (Devrim Özkan) yollarının kesişmesiyle başlayan "Ne Gemiler Yaktım", iki kadının birbirinden destek alarak hayatta kalma mücadelesini konu alıyor. Fidan’ın geride bıraktığı karanlık bir adam olan kocası Rutkay (Berk Hakman) ile Rutkay’ın pis işlerini açığa çıkartmak için uğraşan baş komiser Toprak (Erkan Kolçak Köstendil) ise Yasemin ve Fidan’ın hayatlarını tamamen değiştirecek.

Şef Arda Türkmen ile ünlü isimlerin bir araya geldiği ve sırt sırta, birbirlerini görmeden yemek yaparak sohbet ettiği yemek programıdır.

Giderek yoğunlaşan bir şekilde yabancı istihbarat servislerinin operasyonlarına maruz kalan ülkemizde, Ankara'daki SİHA fabrikasına bir terör saldırısı düzenlenir. Saldırının yabancı istihbarat servisleri organizasyonu ile gerçekleştirildiği tespit edilir. Bu saldırıların üzerine MİT içinde çok gizli bir ekip kurulur. Bu ekip ülkesi için hayatlarından vazgeçerek saldırıların arkasındaki güçleri tespit edecek ve olağanüstü yöntemlerle ortadan kaldıracaktır.

Küçük bir kasabada kendi halinde yaşayan Ela’nın hayatı İstanbul’un ünlü ailelerinden Atahanlıların torunlarının kaçırılmasıyla bir günde tümden değişir. Onu lüks bir sitenin kapısına getiren gerçeğin peşinden sürüklenirken hayat ona bu kez bambaşka bir oyun oynar. Adına Cennet Konakları denen bu lüks sitede artık bir hizmetçidir. Birbirinden farklı zengin hayatları tanıdıkça herkesin gerçek yüzlerini de görmeye başlar. Üstelik tıpkı zenginler gibi onların evlerinde çalışan hizmetçilerin de sırları vardır. Saklanan sırların ucu Atahanlıların kayıp hizmetçisine dayandığında Ela burada yaşayan hiç kimsenin masum olmadığını anlar. Hacer, Atiye ve Çiçek de yaşananların birer parçasıdır. Çünkü bu sitede hizmetçiler sadece evleri değil, patronlarının sakladığı “kirli” çamaşırları da temizlemektedir. İşin aslı Cennet Konakları’nda hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Ömrünü zengin bir hayat hayaliyle sürdüren ve buna ulaşmanın anahtarını kızlarında gören Fazilet Hanım’ın, kızları üzerinden hayatına olan öfkesini ve geçmişi ile hesaplaşmasının hikayesi.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı korkunç saldırı sonrası, vatanın dört bir yanından özel yeteneklere sahip on iki kahraman Özel Kuvvet Askeri görevlendirilir. Amaçları, ülkemize bela olmaya çalışan bu yeni ve çok tehlikeli terör örgütünün liderini bulup yok etmek ve örgütün kökünü kurutmaktır.

Her şeye sahip, başarılı genç bir adamın hayatında bir anda güneş hiç doğmamak üzere batarsa… Ya sonra?

68 Kuşağı olarak bilinen ve o dönemde farklı coğrafyalarda gençleri etkileyen hareketin ülkemizdeki boyutu, dönemin egemen güçlerinin, farklı görüşlere sahip gençleri nasıl manipüle ettiği ve bu çatışma ortamına girmek istemeyen bir avuç gencin provokasyonlara karşı nasıl direndiği anlatıyor. Dizi, ilk etapta, 1968 sonundan başlayarak 1972 yılına kadar yaşanılan olaylardan esinleniyor ve bir imkânsız aşk hikâyesi üzerinden ilerliyor. Bu ülke gençlerinin, farklı kimlikler altında birbirleriyle çatışsalar da, ortak temel değerler ve kültürel zemin üzerinde buluştuklarında kardeşliklerini hatırlayıp yeni bir sevgi bağı kurabileceklerini anlatılıyor.

Alara ve Melek, adeta çift yaratılmıştır. Birbirlerinin kopyası olan bu iki genç kızın kaderleri ise oldukça farklıdır. Alara, hayal edebileceği her şeye sahiptir, ancak özgür değildir. Gözlerini yoksulluğun içinde açan Melek ise iyi kalpli, çalışkan ve hırslıdır; ancak şans yüzüne hiç gülmemiştir. Bu iki kızın hayatlarının kesişme hikayesini anlatacak Beyaz Yalan; Alara’ya özgürlüğünü, Melek’e de hayat boyu beklediği şansı vadeden bir oyunu ekranlara getirecek.

Biri gelinlik provasından, biri nikah masasından, biri düğün salonundan kaçan üç kadın; Almilla, Şebnem ve Kainat’ın hayatlarının aşkına yetişmek için gittikleri İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda yolları kesişir. Hayatı bir anda kesişecek ve kader ortaklıkları İstanbul’da da devam edecek, aşkı kovalayan üç kadının iç içe geçen hikayeleri, onları birbirine sımsıkı bağlayacaktır. İstanbul’a adım atar atmaz, hem de hiç farkında olmadan şöhret rüzgarına tutulan kızlarımız için hayli ışıltılı başlayan İstanbul macerası, giderek kabusa dönüşecek ve "kaçak gelinler"imiz, İstanbul duvarına toslayacaktır. Üstelik bu İstanbul serüveninde, hayallerindeki "beyaz atlı prens"ler de onları hep hayal kırıklığına uğratır ve olaylar iyice içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Artık tetik çekmemeye yemin etmiş, altı çocuk babası eski kabadayı Aslan, mahallenin dullarından birine tecavüz eden Eyyo'yu öldürüp hapse giren oğlu Burhan'ı kan davasından uzak tutmak için diğer aileyle bir anlaşma yapar. Ancak ailenin gençleri anlaşmaya riayet etmeye pek niyetli değillerdir ve iki aile arasında amansız bir düşmanlık başlar.

İlk gençliğin korunaklı duvarlarından çıkıp hayatın gerçekliğiyle karşılaşan bir grup üniversiteli arkadaşın hikayesi, tıpkı derine indikçe koyulaşan sular gibi... İzmir'in güzel ortamında, Kuzey, Doruk, Toprak, Bulut, Nisan, İrem, Ezgi ve Zeynep. Onlar zamanla olgunlaşırken ebeveynleri de fırtınalar atlatıp, sakin limanlara yol alıyor.

Feraye’nin çocukluğunda ve gençlik yıllarında sıkıntılı ve sancılı dönemler geçirmiş, yaşadığı acılara rağmen hayata tutunmayı başarmıştır. Kaybettiği oğluna kavuşmak hayatının en temel hedefi olmuştur. Şarkıcı olarak çalıştığı pavyonda, tek başına bir kadın olmanın zorluklarını yaşarken, Egeli zengin bir ailenin oğlu olan Yaman’a aşık olur. Fakat sakladığı sırlar hayatının akışını da değiştirecek, Feraye’yi hiç beklemediği yeni sürprizlerle karşılaştıracaktır.