İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

4 filminden 2'si İzlenir çıktı
Dennis Lee Hopper, 17 Mayıs 1936 tarihinde Dodge City, Kansas'ta dünyaya gelmiştir. II. Dünya Savaşı sonrası Amerika'sının taşrasında büyüyen Hopper, lise yıllarında ailesiyle birlikte San Diego'ya taşındı ve burada oyunculuğa ilgi duymaya başladı. Old Globe Theatre'da eğitim aldıktan sonra Actors Studio'nun efsanevi metod oyunculuğu ekolünü benimsedi. Sinema kariyerine 1950'lerin ortasında parlak bir başlangıç yaptı; dönemin en büyük ikonu James Dean ile "Asi Gençlik" (Rebel Without a Cause) (1955) ve "Devlerin Aşkı" (Giant) (1956) filmlerinde birlikte rol aldı. Dean'in trajik ölümü Hopper'ı derinden etkiledi ve setteki uyumsuz, isyankar tavırları nedeniyle Hollywood stüdyoları tarafından bir süre dışlandı, bu da onu televizyon yapımlarına ve western filmlerine yöneltti. Hopper'ın kariyerini ve sinema tarihini kökten değiştiren olay, 1969 yılında hem yönettiği, hem senaryosunu yazdığı hem de Peter Fonda ve Jack Nicholson ile başrolünü paylaştığı "Easy Rider" filmi oldu. Düşük bütçeli bu yol filmi, Amerikan karşı kültürünün manifestosu haline geldi, gişe rekorları kırdı ve Hopper'a En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar adaylığı ile Cannes Film Festivali'nde En İyi İlk Film ödülünü getirdi. Ancak bu büyük başarının ardından yönettiği deneysel film "The Last Movie" (1971), eleştirel ve ticari bir felaket olunca Hopper, Hollywood'dan bir kez daha uzaklaştı ve uzun yıllar sürecek bir madde bağımlılığı ve kariyer düşüşü yaşadı. Bu dönemde Francis Ford Coppola'nın "Kıyamet" (Apocalypse Now) (1979) filmindeki çılgın foto muhabiri rolüyle akıllara kazındı. 1980'lerin ortasında rehabilitasyon sürecini tamamlayan Hopper, 1986 yılında sinemanın gördüğü en büyük geri dönüşlerden birine imza attı. David Lynch'in kült klasiği "Mavi Kadife" (Blue Velvet) filminde canlandırdığı sadist Frank Booth karakteri, sinema tarihinin en ürkütücü kötü adamlarından biri olarak kabul edildi. Aynı yıl "Hoosiers" filmindeki alkolik basketbol koçu yardımcısı rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi. Bu başarılar, onun karakter oyunculuğundaki ustalığını yeniden kanıtladı ve kariyerinin ikinci baharını başlattı. 1990'larda genellikle karizmatik kötü adam rolleriyle gişe filmlerinde boy gösterdi. Keanu Reeves ile "Hız Tuzağı" (Speed) (1994) filminde bombacı Howard Payne karakterini ve Kevin Costner'ın "Su Dünyası" (Waterworld) (1995) filminde Deacon karakterini canlandırdı. Ayrıca "True Romance" (1993) filmindeki performansı kült statüsüne erişti. Sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda saygın bir fotoğrafçı, ressam ve heykeltıraş olan Hopper, sanatın her dalında üretken bir yaşam sürdü. Aktör, 29 Mayıs 2010 tarihinde prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Howard fidye istemek için bombalı saldırılar düzenleyen polis tarafından aranılan bir suçludur.Bir otobüse yerleştirdiği özel bombayla yine fidye istemektedir.Genç bir polis memuru olan Jack hızı 80 km altına düşerse içinde bomba patlayacak olan otobüsün içindekileri kurtarmakla görevlendirilmiştir..Ona yardım edecek olan kişiyse otobüs şöförünün yerine geçmek zorunda kalan ve ehliyeti aşırı hız nedeniyle alınmış olan Annie'dir.

Bir basketbol koçu olan Norman Dale (Gene Hackman) hırslı yapısı ve oyunculara olan sert davranışlarıyla kariyerinde sonlara yaklaşan bir spor adamıdır.Son şans olarak geldiği kasabada onu bekleyen bir çok zorluk vardır.Ama o kararlı yapısı ve kazanma hırsıyla başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır.

Howard fidye istemek için bombalı saldırılar düzenleyen polis tarafından aranılan bir suçludur.Bir otobüse yerleştirdiği özel bombayla yine fidye istemektedir.Genç bir polis memuru olan Jack hızı 80 km altına düşerse içinde bomba patlayacak olan otobüsün içindekileri kurtarmakla görevlendirilmiştir..Ona yardım edecek olan kişiyse otobüs şöförünün yerine geçmek zorunda kalan ve ehliyeti aşırı hız nedeniyle alınmış olan Annie'dir.

Bir basketbol koçu olan Norman Dale (Gene Hackman) hırslı yapısı ve oyunculara olan sert davranışlarıyla kariyerinde sonlara yaklaşan bir spor adamıdır.Son şans olarak geldiği kasabada onu bekleyen bir çok zorluk vardır.Ama o kararlı yapısı ve kazanma hırsıyla başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır.

Radyo sunucusu Vanita 'Stretch' Brock, dinleyicilerden gelen istekleri kabul ettiği bir akşamda iki dinleyiciyi yayına kabul eder. Yolculuk yapan ve partilemeyi seven iki serseri sunucuyu işletmeye başlar ancak işler ters gider. Motorlu testereli bir grup manyak gençlerin sonu olur. Tüm yaşananlar kayda alınmışken sunucu, eski bir askerden bu konuda yardım ister. Asker gelen teklifi önce reddetse de, daha sonra kabul eder ve ellerindeki kaydı da kendi avantajına kullanarak yamyam grubundan intikam almayı kafaya koyar. Yamyamları radyo istasyonuna gelmeleri için kandıran eski asker intikam için kolları sıvar.

Kült film sıfatını hakkıyla kazanmış filmlerin başında gelen Easy Rider, Hollywood’da başarılı ama bağımsız, karşı kültürel ve düşük bütçeli filmler dönemini başlatmıştır. Wyatt ve Billy adında iki motorcunun süslü Harley Davidson’ları üzerinde Los Angeles’tan doğuya doğru yaptıkları bu özgürlük arayışı, alternatif bir yol filmi olmakla birlikte iki kahramanın Amerikan rüyasına ulaşma yolunda bilinmezlerle dolu destansı yolculuklarını anlatıyor. Film, paranoyanın, bağnazlığın ve şiddetin hüküm sürdüğü konformist Amerika’da idealist 60’ların çöküşüne tanıklık ediyor. Filmde özgürlükler ülkesi olarak sunulan Amerika'nın aslında kendi içerisinde farklılıklara ve bireysel özgürlüğe karşı ne kadar hoşgörüsüz bir tutum takındığından bahsedilmektedir.Zamane kuşağın bu mantaliteyi değiştirmeye çalışması ve kendi bakış açısını ortaya çıkarma çabası filmin ana temasını oluşturur. Film dönemin en eleştirel yapımlarından biridir..