İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 filminden 2'si İzlenir çıktı
Dianne Evelyn Wiest, 28 Mart 1948 tarihinde Kansas City, Missouri, ABD'de dünyaya gelmiştir. İskoç kökenli bir anne ve askeri psikiyatrik sosyal hizmetler uzmanı olan Amerikalı bir babanın kızı olarak dünyaya gelen Wiest, çocukluk ve gençlik yıllarını babasının mesleği gereği farklı eyaletlerde ve şehirlerde geçirdi. Asıl hayali başarılı bir balerin olmak olsa da, lise yıllarında tiyatroya yönelerek sahne sanatlarına ilgi duymaya başladı. Kariyerine 1970'lerin başında tiyatro sahnelerinde adım atan Wiest, uzun yıllar Broadway ve Off-Broadway yapımlarında sahne alarak büyük bir sanatsal deneyim ve saygınlık kazandı. Sinema dünyasına geçişi ise 1980 yapımı "It's My Turn" filmiyle gerçekleşti. Ancak onu Hollywood'da gerçek anlamda bir yıldıza dönüştüren ve adını sinema tarihine altın harflerle yazdıran süreç, usta yönetmen Woody Allen ile kurduğu uzun soluklu ve son derece verimli işbirliği oldu. Wiest'in kariyerindeki ilk büyük zirve, Woody Allen'ın yönettiği "Kahire'nin Mor Gülü" (The Purple Rose of Cairo) (1985) filmindeki rolünün ardından geldi. Bir yıl sonra yine bir Woody Allen başyapıtı olan "Hannah ve Kız Kardeşleri" (Hannah and Her Sisters) (1986) filminde canlandırdığı hassas ve nevrotik Holly karakteriyle sergilediği olağanüstü performans, ona En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında kariyerinin ilk Oscar ödülünü kazandırdı. Bu başarının ardından Ron Howard'ın aile komedisi "Çılgın Aile" (Parenthood) (1989) filmindeki rolüyle bir kez daha Oscar'a aday gösterilerek Hollywood'daki konumunu sağlamlaştırdı. 1990'lı yıllarda yelpazesini genişleterek farklı türlerdeki unutulmaz yapımlarda boy göstermeyi sürdürdü. Tim Burton'ın ikonik gotik masalı "Makas Eller" (Edward Scissorhands) (1990) filminde ana karakteri kanatları altına alan şefkatli Avon temsilcisi Peg Boggs karakterine hayat vererek izleyicilerin kalbinde taht kurdu. Sinema kariyerindeki ikinci büyük zaferini ise yine Woody Allen'ın yazıp yönettiği "Broadway Üzerinde Kurşunlar" (Bullets Over Broadway) (1994) filminde canlandırdığı efsanevi, dramatik ve bencil tiyatro divası Helen Sinclair rolüyle elde etti. Bu unutulmaz performansı ona En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ikinci Oscar ödülünü ve Altın Küre ödülünü getirdi. Aynı dönemde "Kuş Kafesi" (The Birdcage) (1996) ve "Aşkın Büyüsü" (Practical Magic) (1998) gibi gişede büyük başarı yakalayan popüler filmlerde de akılda kalıcı roller üstlendi. 2000'li yıllardan itibaren televizyon dünyasında da iz bırakan projelere imza atan usta oyuncu, efsanevi polisiye dizisi "Law & Order"da (2000-2002) geçici Bölge Savcısı Nora Lewin karakteriyle ekranlarda yer aldı. Eleştirmenlerden tam not alan prestijli HBO dizisi "In Treatment"ta (2008-2009) Dr. Gina Toll karakterini başarıyla canlandırarak Emmy Ödülü'ne layık görüldü. Son yıllarda popüler aile komedisi "Life in Pieces" (2015-2019) dizisinde Joan Short karakteriyle eğlenceli yönünü sergilerken, karanlık suç draması "Mayor of Kingstown" (2021-2024) dizisindeki Mariam McLusky rolüyle dramatik yetkinliğinden hiçbir şey kaybetmediğini bir kez daha kanıtlamıştır. İki Oscar, iki Emmy ve sayısız prestijli ödülün sahibi olan Dianne Wiest, tiyatro, sinema ve televizyondaki muazzam çok yönlülüğü ve karakterlere kattığı derinlik ile Hollywood'un en saygıdeğer efsanelerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.

Film, Güney Florida’da bir drag kulübü işleten Armand Goldman (Robin Williams) ve onun gösterinin yıldızı olan uzun süreli partneri Albert (Nathan Lane) etrafında döner. Armand’ın oğlu Val, muhafazakâr bir senatörün kızı Barbara ile evlenmek ister. Ancak Barbara’nın ailesi oldukça geleneksel ve dindardır. Barbara’nın ebeveynleri, Val’in ailesiyle tanışmaya karar verdiğinde, Val, Armand ve Albert’tan "normal" bir aile gibi davranmalarını ister. Bu, Albert’ın heteroseksüel bir baba rolüne bürünmeye çalışması ve komik yanlış anlaşılmaların yaşanmasına yol açar. Armand ve Albert, Val’in mutluluğu için çılgın bir oyuna girerken, bu süreçte aile olmanın gerçek anlamını keşfederler.

1965 yılında New York'ta geçen "Apartment 7A", yıkıcı bir sakatlık geçiren genç bir dansçının mücadelesini ve Rosemary'nin taşınmasından önce apartmanda yaşananları konu ediyor.

Mahkemece atanmış yasal vasi hizmeti veren bir kadın, yaşlı müşterilerini dolandırarak zorla huzurevine kapatır. Ancak hedefindeki son ismin sürpriz bağlantıları vardır.

Deli dolu iki kız kardeş olan Maura ve Kate, ailelerinden pek de hoşlanmadıkları bir haber alırlar: Büyüdükleri ev satılacaktır. Satılmadan önce onların eve gidip tüm eşyalarını toplamaları gerekmektedir. İki kardeş hem evin başkasına gidecek olmasından hem de tüm güzel anılarını bir kutuya dolduracak olmaktan dolayı mutsuzdur. Onlar da çok sevdikleri evlerine yakışır şekilde veda edebilmek için büyük bir parti organize etmeye karar verirler. Tüm arkadaşlarının ve sevdikleri kişilerin de davetli olduğu partide saatler ilerledikçe olaylar yavaş yavaş çığırından çıkmaya başlar.

Cindy ve Jim Green çok mutlu bir evlilik sürdüren genç bir çifttir ve hayatta en çok istedikleri şeylerden biri çocuk sahibi olmaktır ama tıbbı bütün çareler tükenmiş gibi görünmektedir. Bir gece evlerinin arka bahçesine bütün dileklerini yazdıkları bir kutu gömerler. Yağmurlu ve fırtınalı bu gecenin sonunda birden Timothy adında bir çocuk karton bir kutunun içinde beliriverir! Timothy genç çift adeta bir mucizedir. Fakat Timothy Green gelirken beraberinde de pek çok beklenmedik sürpriz getirecektir... Ahmet Zappa'nın hikayesini senaryolaştıran Peter Hedges aynı zamanda filmin yönetmenliğini de üstleniyor. Romantik komedilerin gediklisi Jennifer Garner'ı ve en son The Thing'de seyrettiğimiz Joel Edgerton'ın başrolleri paylaştığı yapım fantastik öğeler de içeren bir komedi-dram...

Rutin giden hayatlarından sıkılan üç amatör kuş gözlemcisi nadir görülen türlerin gözlemlendiği bir kuş gözlem yarışmasına katılırlar. Hedefleri bir yıl içinde en fazla kuşu gözlemleyerek, en üst düzey “kuşçu” olmaktır. Arkadaşça rekabetleri kısa zamanda ülke çapında komik ve karışık bir maceraya dönüşür. Ödül arayışlarının bir bedeli vardır ve bu hiç de kolay değildir!

Rodney, küçük şehirde yaşayan bir robottur ve en büyük hayali olan keşif yapmak isteği ile büyük şehre gitmeye karar verir. Niyeti ise büyük şehir meşhur bir robot ile tanışarak onun vasıtası ile kendisini geliştirmektir. Ancak aşk kapıda onu beklemektedir. İlk başına gelen şey aşık olmak olur. Güzel bir robota gönlünü kaptırır ve ardından da yaşlı bir başka robot ile birlikte kötücül olana karşı bir savaş başlatırlar.

Film, Güney Florida’da bir drag kulübü işleten Armand Goldman (Robin Williams) ve onun gösterinin yıldızı olan uzun süreli partneri Albert (Nathan Lane) etrafında döner. Armand’ın oğlu Val, muhafazakâr bir senatörün kızı Barbara ile evlenmek ister. Ancak Barbara’nın ailesi oldukça geleneksel ve dindardır. Barbara’nın ebeveynleri, Val’in ailesiyle tanışmaya karar verdiğinde, Val, Armand ve Albert’tan "normal" bir aile gibi davranmalarını ister. Bu, Albert’ın heteroseksüel bir baba rolüne bürünmeye çalışması ve komik yanlış anlaşılmaların yaşanmasına yol açar. Armand ve Albert, Val’in mutluluğu için çılgın bir oyuna girerken, bu süreçte aile olmanın gerçek anlamını keşfederler.

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.

Mayor of Kingstown, McLusky ailesinin hikayesini konu ediniyor. Gücü kendi etrafında toplamak isteyenlerin kasabası olan Kingstown'da McLusky ailesi hapishane sistemleri konusunda köksalmıştır. İki kardeş olan Mitch ve Mike McLusky, bu işleri yönetiyordur. Dizi, sistematik ırkçılıkla mücadele etme, yolsuzluk ve eşitsizlik gibi konuları işliyor. Kasabanın sahip olmadığı adalet ve düzen yeniden gelebilecek midir?

Bir aile, aşkı bulmaktan çocuk yetiştirmeye kadar hayatın sevinçlerini ve zorluklarını yaşar, her mizahi ve içten anı birlikte değerlendirir.

HBO'nun 2008′de başlayan bu farklı ve özel yapımının yarım saatlik bölümleri sadece psikolog Dr. Paul Watson ve hastalarının terapi seanslarından oluşuyor.