İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

İki genç adam, iki farklı insan, iki kurban, bambaşka yerlerden gelip, yan yana durarak, inat ve öfkeyle, kader sandıkları, tesadüf saydıkları bir kumpasla savaşıyorlar. Uzakta kalan ve uzayıp gelen bir geçmişin peşine düşüyorlar. Eski defterlerin, kirli davaların, büyük ve küçük yalanların hesabını soruyorlar. Mafyanın, paranın, entrikanın konuştuğu ve sustuğu bir hayatın içinde sürükleniyorlar. Halka, dur durak bilmeyen bir serüvenin, karanlık bir dünyanın hikâyesi.

Sevdiği adam için işlemediği suçu üstlenen bir kadın Meryem, Kariyer ve güç uğruna her şeyi yapabilecek bir Savcı Oktay, Âşık olduğu kadını kaybettikten sonra intikam hırsı ile gözü kararan Savaş… Yağmurlu bir gecede yaşanan kaza bu üç insanın hayatını değiştirir. Adalet adamı Oktay güce, gücün adamı Savaş adalete muhtaç ilerler bu yolda. Her iki adamın günahlarının yükünü Meryem çeker… Ta ki aşk denkleme dâhil olup, adaleti getirene kadar…

Zülüf kuş uçmaz kervan geçmez, dağların doruklarında kör bir kuyuda ölümü beklemektedir. Yerin yedi kat dibindedir. Zülüf atıldığı bu kuyudan genç bir adam tarafından kurtarılır.

İki genç adam, iki farklı insan, iki kurban, bambaşka yerlerden gelip, yan yana durarak, inat ve öfkeyle, kader sandıkları, tesadüf saydıkları bir kumpasla savaşıyorlar. Uzakta kalan ve uzayıp gelen bir geçmişin peşine düşüyorlar. Eski defterlerin, kirli davaların, büyük ve küçük yalanların hesabını soruyorlar. Mafyanın, paranın, entrikanın konuştuğu ve sustuğu bir hayatın içinde sürükleniyorlar. Halka, dur durak bilmeyen bir serüvenin, karanlık bir dünyanın hikâyesi.

Ölen annesinin ürettiği yazılımın peşine düşen karanlık adamlarla karşı karşıya gelen Bahar’ın (Burcu Biricik) bir anda değişen hayatının hikayesi...

Sevdiği adam için işlemediği suçu üstlenen bir kadın Meryem, Kariyer ve güç uğruna her şeyi yapabilecek bir Savcı Oktay, Âşık olduğu kadını kaybettikten sonra intikam hırsı ile gözü kararan Savaş… Yağmurlu bir gecede yaşanan kaza bu üç insanın hayatını değiştirir. Adalet adamı Oktay güce, gücün adamı Savaş adalete muhtaç ilerler bu yolda. Her iki adamın günahlarının yükünü Meryem çeker… Ta ki aşk denkleme dâhil olup, adaleti getirene kadar…

Zeyno Amsterdam’da bir yetimhanede büyümüştür. Aynı yetimhanede bulunan tek Türk olan ve ‘abla’ dediği Nesrin‘den başka kimsesi yoktur. Zeyno, bir hastanede çocuk hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hayatında bir kez âşık olmuş ve âşık olduğu adamdan da hamile kalmıştır. Sevdiği adam ve çocuğu ile mutlu bir aile kuracaklarını sanan Zeyno, gerçek hayatın kendisi için yaptığı planlardan habersizdir. Zeyno’nun bir anlık öfkesi onu hayallerinden ve evladının kokusundan uzaklaştırırken, Akbaş Ailesi ile arasında koparılması imkânsız bir bağ oluşturur.

Yunus, Hollywood'da tutunamayıp şansını Bollywood'da denemeye çalışan başarısız bir aktör, ikizi Yiğit ise büyük bir suç örgütünün peşinde başarılı bir komiserdir. Bir dizi talihsizlik sonucu Hindistan (Bollywood)'dan da sınır dışı edilen Yunus, ikizinin yerine polis olmak zorunda kalınca işler karışır. Üstelik bir de hiç derdi yokmuş gibi ikizinin ortağı Aslı’ya aşık olmuştur. Peşinden hiç ayrılmayan bir nişanlı, ansızın ortaya çıkan küçük bir kız ve içine düştüğü seri polisiye olaylar zinciriyle Yunus, kendisini adeta "hayatının rolü"nü oynarken bulacaktır.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.