İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Dilek Çelebi (d. 1 Mayıs 1980, Ankara), Türk tiyatro ve dizi oyuncusudur. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı. 2003 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı'ndan mezun oldu. Dilek Çelebi, tiyatroyla 17 yaşında tanıştı. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda kursiyerlik yapan Dilek Çelebi, tiyatro ile ilgili çok şey öğrendi. Oyuncu, bu kursiyerlik deneyiminden sonra 1999 yılında Tiyatro Onuncu Köy ekibiyle tiyatroya başladı. Birçok tiyatro oyununda rol alan tiyatrocu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalını bitirdi. 2001 yılında DTCF Tiyatro Bölümü'nden arkadaşlarıyla Mahşer-i Cümbüş tiyatro topluluğunu kurarak, Türkiye'ye ilk defa Doğaçlama Tiyatro'yu getirdi. Ayrıca Dilek Çelebi özel kolejlerde ve kreşlerde drama öğretmenliği yaptı. 2003 ile 2005 yılları arasında Pro Medya Seslendirme Stüdyosu'nda seslendirme sanatçısı olarak çalışan Dilek Çelebi hâlâ Mahşer-i Cümbüş grubu ile birlikte oyunlarını sergilemektedir. TRT 1'de yayınlanan Ferhunde Hanımlar adlı dizide tiyatro sanatçılarıyla rol alarak önemli bir tecrübe kazanmış ve televizyon kariyerine başlangıç yapmıştır. Daha sonra yine TRT 1'de Matematik Oyunu isimli programla çocukların karşısına çıktı. 2004 yılında Star TV'de 24 Saat dizisinde rol aldı. 2005 yılında Mahşer-i Cümbüş'ten arkadaşı Burak Satıbol ile TV 8'de Zoka isimli şaka programını yaptılar.

Osmanlı Padişahı’nın iki kahramanı Vahşi Batıya göndermesini konu alan filmde ’ Vahşi Batı ’ nasıl ’Yahşi Batı ’ olur hep birlikte izleyip göreceğiz.

Hayatı boyunca hiç çalışmamış ve çalışmaya da niyeti olmayan Tarık gittiği bir iş görüşmesinde, çok zenginken, babasının işlerinin kötü gitmesi nedeniyle her şeyini kaybeden İrem'e aşık olur. Gidecek yeri olmayan İrem, Tarık'ın davetiyle yaşadığı mahalleye gelir ve mahalledeki kitap kafede çalışmaya başlar. İrem'in hayali başarılı olmak, kendi işini kurmak ve bir gün tekrar eski günlerine dönebilmektir. İrem'i etkilemenin yolunun iş kurmaktan geçtiğini gören Tarık ise bir gün, tutucu ve vizyonu olmayan ilham perisi İlhan'la karşılaşır. Ve ilham perisinin verdiği fikirlerle hepsi başarısızlıkla sonuçlanacak olan birbirinden eğlenceli iş girişimlerine atılır.

Ömrünü çocuklarına adamış, fedakâr bir anne olan Zerrin’in hayattan tek beklentisi çocuklarının mutlu yuvalar kurduklarını görebilmektir. Ama ne mümkün! Büyük kızı Rüya, eski bir oyuncuya platonik aşık, başını kaldırıp da çevresindeki taliplerine dönüp baktığı görülmemiş. Küçük oğlu Serkan anasının kuzusu, kolay kolay evden gitmeyeceği belli. Ortanca kızı Öykü ise yurtdışında, işinde gücünde, kariyerinde... Zerrin yakın zamanda çocuklarının mürüvvetini görmeyi beklemezken, Öykü’nün evleneceği haberini vermesiyle dünyalar onun olur. Dört gözle dünürleriyle tanışacağı günü bekleyen Zerrin’i kız isteme gününde kötü bir sürpriz bekliyor. Aksoy ve Arslansoy aileleri karşı karşıya geliyor ve eski defterler bir bir açılıyor. Sadece Zerrin değil, Öykü ve Rüya da bu karşılaşmadan nasibini alıyorlar. Ortalık birbirine girmişken bu curcunadan geriye bir tutam aşk, bir yudum mutluluk ve bolca kahkaha kalıyor.

Hayatı boyunca hiç çalışmamış ve çalışmaya da niyeti olmayan Tarık gittiği bir iş görüşmesinde, çok zenginken, babasının işlerinin kötü gitmesi nedeniyle her şeyini kaybeden İrem'e aşık olur. Gidecek yeri olmayan İrem, Tarık'ın davetiyle yaşadığı mahalleye gelir ve mahalledeki kitap kafede çalışmaya başlar. İrem'in hayali başarılı olmak, kendi işini kurmak ve bir gün tekrar eski günlerine dönebilmektir. İrem'i etkilemenin yolunun iş kurmaktan geçtiğini gören Tarık ise bir gün, tutucu ve vizyonu olmayan ilham perisi İlhan'la karşılaşır. Ve ilham perisinin verdiği fikirlerle hepsi başarısızlıkla sonuçlanacak olan birbirinden eğlenceli iş girişimlerine atılır.

Arkadaşları Toprak’ı elim bir trafik kazasında kaybeden Mert, Gökçe ve Bora; bir rock festivalinde sahneye çıkmak isteyen Toprak’ın en büyük hayalini gerçekleştirmek için babası Seyfi ile beraber çalışmaya başlarlar. Ancak bu uğurda para kazanmaları ve çekecekleri kliple festivale kabul edilmeleri gerekmektedir. İş arama serüvenleri tuhaf bir rektör olan Niyazi’nin odasında son bulur. Niyazi’nin teklifiyle mahalle muhtarının yanına gider ve kendilerini bir anda ramazan davulcusu olarak bulurlar.

Ömrünü çocuklarına adamış, fedakâr bir anne olan Zerrin’in hayattan tek beklentisi çocuklarının mutlu yuvalar kurduklarını görebilmektir. Ama ne mümkün! Büyük kızı Rüya, eski bir oyuncuya platonik aşık, başını kaldırıp da çevresindeki taliplerine dönüp baktığı görülmemiş. Küçük oğlu Serkan anasının kuzusu, kolay kolay evden gitmeyeceği belli. Ortanca kızı Öykü ise yurtdışında, işinde gücünde, kariyerinde... Zerrin yakın zamanda çocuklarının mürüvvetini görmeyi beklemezken, Öykü’nün evleneceği haberini vermesiyle dünyalar onun olur. Dört gözle dünürleriyle tanışacağı günü bekleyen Zerrin’i kız isteme gününde kötü bir sürpriz bekliyor. Aksoy ve Arslansoy aileleri karşı karşıya geliyor ve eski defterler bir bir açılıyor. Sadece Zerrin değil, Öykü ve Rüya da bu karşılaşmadan nasibini alıyorlar. Ortalık birbirine girmişken bu curcunadan geriye bir tutam aşk, bir yudum mutluluk ve bolca kahkaha kalıyor.

Dedesinden kalan mirası alabilmek ve şirketin başına geçebilmek için evlenmesi ve de çocuk sahibi olması gereken Onur, annesinin zoruyla bir randevuya gider. Lale de annesinin ayarladığı randevu için aynı mekândadır. Birbirlerini tanımayan Lale ve Onur yanlış anlaşılmalar sonucu aynı masaya otururlar. Bu yanlışlık onları büyük bir sürprize hazırlar..

Blaming a crooked media mogul for the death of his journalist sister, a surgeon enlists the help of a beautiful psychologist to get revenge.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.

Murat ve Candan şehirli, üniversite mezunu bir çifttir. İki yıldır evlidirler ve çift olarak pek de uyumlu oldukları söylenemez; İkisi de farklı dünyalardan gelmektedirler. Murat ve ailesi Anadolu kültürüne daha yatkınken, Candan ve ailesi ise daha batılı bir düşünce yapısına sahiptir. Ancak birbirlerine deli gibi âşık olan bu çift her ne kadar anlaşmazlık içinde olsalar da birbirlerinden bir türlü kopamazlar. Evliliklerinin beşinci yılında bir çocuk sahibi olma kararı alırlar ve Candan aşklarının meyvesi, biricik oğulları Yankı’ya hamile kalır. Aşklarının meyveleri artık kucaklarındadır ve mutlu bir aile tablosu çizmektedirler. Candan ve Murat hala birbirlerinden çok farklı bir çifttirler ancak Yankı’dan sonra aralarındaki sorunları sevimli yollarla çözmeyi öğrenmişlerdir.

Kökleri saraya dayanan Katiboğlu ailesi maddi anlamda zor günler geçirmektedir. Kuyumculuk mesleğini atalarından devralan "Saraylı Bey" lakaplı Ata Katiboğlu, ailenin iki asırdır ikamet ettiği yalıyı satışa çıkarmak durumunda kalır. Statülerini kaybetmek üzere olan karısı Üftade ve kızı Feride bu durumdan oldukça hoşnutsuzdur. Yalıya beklenmedik, sürpriz bir alıcı çıkar. Hayatında Kayseri'deki bağ evinden başka bir yer görmemiş olan genç, güzel ve milyoner Ayşen, "Bugünün Saraylısı" olarak yalıya yerleşir. Yalının bu şekilde el değiştirmesiyle herkes şoke olurken, Ayşen'le beraber herkesin de hayatı değişecektir.

Ailelerinin farklılıklarına rağmen evlenip mutlu olmayı başarmış Leyla ile Kadir, üç çocukları ile birlikte geçinip gitmektedirler. Evlerinin alt katındaki mantı salonunu işleten karı kocanın kardeşleri Murad ile Ayla, iş ve okul sebebiyle İstanbul'a abla ve abilerinin yanına gelirler. Yeğenleri ile ne kadar mutlu olsalar da, birbirlerinden hiç hazzetmeyen Ayla ile Murad, kim önce pes edip gidecek diye düşünürken hayatın cilvesi ile karşılaşırlar. Bir gün evden çıkan Leyla ile Kadir eve geri dönmeyince, çocuklarının ve dükkanın sorumluluğu bir anda ikisine kalır.

İstanbul Cihangir'de yaşayan üç kız ve dört erkeğin eğlence ve romantizm dolu hayatlarını ekrana taşıyan dizi, 25-30 yaş arası ekonomik özgürlük kazanan gençlerin yaşamlarını konu ediniyor. Aslı, üniversiteyi bitirdikten sonra ailesinden ayrı yaşamak isteyen fakat garsonluk maaşıyla tek başına masrafların altından kalkamayınca yanına ev arkadaşı alan genç ve güzel bir kızdır. Fakat yeni ev arkadaşı Hayal'in, uçuk kaçık bir kız olduğuna karar veren annesi Aslı'nın antropolog kuzeni Can'ı, karşı dairesine taşınması için ikna eder. Böylece Can, yanına liseden kankası olan bankacı Hayati'yi de alarak Aslı'nın karşı dairesine taşınır. Evin üçüncü kiracısı ise oyunculuk hayalleri peşinde koşan Serkan olur. Alt katın başka bir kiracısı Murat ve Selin'in de ekibe eklenince yeni tanışan gençlerin hayatları iyice renklenir...

İstanbul’un güzide semtlerinden birinde annesi Gönül, babası Tahir ve kız kardeşi Eda ile birlikte yaşayan Gani, işinde hırslı bir menajerdir. Tahir Bey geçmişte gazinolarda organizatörlük ve sanatçıların menajerliğini yapmıştır. Oğlu da kendi gibi menajer olunca onun işini sürekli eleştirir; annesi de eski bir assolist olan Gönül ise devamlı olarak oğlunu över. Evlilik dışında herhangi bir ideali olmayan Eda ise hayatını internetteki sosyal mecralarda geçirmektedir. Gani 8 ay önce eşi Ceyda’dan boşanmıştır ama şirketi ortak kurdukları içinde beraber çalışmaya mecburdur. Gani’nin tek ideali, kendisi sayesinde şöhret olacak dizi oyuncuları üzerinden para kazanmaktır. İlk keşfi Sarp Sezgin ise hem kendi hayatını renklendirecek hem de Gani Sarp için hayatının fırsatı olacaktır.