İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

13 filminden 6'sı İzlenir çıktı
Edward Harrison Norton, 18 Ağustos 1969 tarihinde Boston, Massachusetts, ABD'de dünyaya gelmiştir. Babası bir avukat ve federal savcı, annesi ise bir İngilizce öğretmenidir. Columbia, Maryland'de büyüyen Norton, entelektüel bir aile ortamında yetişti. Yale Üniversitesi'nde Tarih bölümünden mezun oldu. Üniversite yıllarında tiyatroyla ilgilenmeye başlasa da, mezuniyetinin ardından bir süre dedesi tarafından kurulan bir sosyal konut firması için Japonya'da çalıştı. Ancak oyunculuk tutkusu ağır basınca New York'a dönerek kariyerine bu alanda yön verdi. Sinema dünyasına girişi, Hollywood tarihinin en etkileyici başlangıçlarından biri olarak kabul edilir. 1996 yapımı "İlk Korku" (Primal Fear) filminde, Richard Gere'in karşısında, çoklu kişilik bozukluğu olan bir genci canlandırdığı Aaron Stampler rolüyle yaptı. Bu ilk sinema filmindeki olağanüstü performansıyla bir Altın Küre Ödülü kazandı ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü'ne (Oscar) aday gösterildi. Bu başarı, onu bir anda Hollywood'un en yetenekli genç aktörlerinden biri haline getirdi. Kariyerine "Herkes Seni Seviyorum Der" (Everyone Says I Love You) (1996) ve "Larry Flynt'e Karşı" (The People vs. Larry Flynt) (1996) gibi filmlerle devam etti. 1998 yılında, "Geçmişin Gölgesinde" (American History X) filminde canlandırdığı, reforme olmuş bir neo-Nazi olan Derek Vinyard karakteriyle kariyerinin en unutulmaz performanslarından birini sergiledi. Bu rol için fiziksel bir dönüşüm geçiren Norton, En İyi Erkek Oyuncu dalında ikinci kez Akademi Ödülü'ne aday gösterildi. Bir sonraki yıl, kült statüsüne ulaşan ve 90'lı yılların sinemasına damga vuran David Fincher filmi "Dövüş Kulübü"nde (Fight Club) Brad Pitt ile başrolü paylaştı. 2000'li yıllarda da çok yönlülüğünü kanıtlamaya devam etti. 2000 yılında "Aramızda Kalsın" (Keeping the Faith) ile ilk yönetmenlik deneyimini yaşadı. Spike Lee'nin yönettiği "25. Saat" (25th Hour) (2002), "Sihirbaz" (The Illusionist) (2006) ve Marvel Sinema Evreni'nde Bruce Banner / Hulk karakterini canlandırdığı "The Incredible Hulk" (2008) gibi farklı türlerdeki filmlerde rol aldı. Ayrıca "Cennetin Krallığı" (Kingdom of Heaven) (2005) ve "Ay Krallığı" (Moonrise Kingdom) (2012) gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde yer aldı. 2014 yılında Alejandro G. Iñárritu'nun yönettiği "Birdman veya (Cahilliğin Umulmayan Erdemi)" filmindeki egoist tiyatro oyuncusu Mike Shiner rolüyle bir kez daha eleştirmenlerin büyük beğenisini kazandı. Bu performansı ona En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında üçüncü Akademi Ödülü adaylığını getirdi. 2019'da hem yönetmenliğini hem de başrolünü üstlendiği "Öksüz Brooklyn" (Motherless Brooklyn) filmiyle de takdir topladı. Son olarak "Bıçaklar Çekildi: Gizemli Bir Serüven" (Glass Onion: A Knives Out Mystery) (2022) filminde teknoloji milyarderi Miles Bron karakterini canlandırdı.

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

Film, köpeklerin “köpek gribi” nedeniyle çok uzaklarda isimsiz bir adada karantina altına alındıkları distropik geleceğin Japonya’sında geçiyor. Bu adanın yerlileri olan beş köpek – Chief, Rex, Boss, Duke ve King– izole olmuş bir hayatta yalnızlıklarından bezmişlerdir. Ta ki Atari Kobayashi adında bir çocuk kaybolan köpeği Spots’u aramak için adaya gelene kadar… Atari köpeğini bulmaya çalışırken bu beş köpekten yardım isteyecek ve onlar da Atari’yi onu almaya gelen Japon yetkililerden koruyacaklardır. Yönetmen Wes Anderson, filmi çekerken Akira Kurosawa’dan ilham aldığını açıklamıştır.

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

New York, 1960'ların başları. Canlı müzik sahnesinin ve çalkantılı kültürel değişimin ortasında, Minnesota'dan 19 yaşındaki gizemli bir genç, gitarı ve devrimci yeteneğiyle West Village'a gelir. Amerikan müziğinin akışını sonsuza dek değiştirecektir.

Joe and Angela's marriage is on thin ice. When they invite their enigmatic upstairs neighbors for a dinner party, the night spirals into unexpected places. Have they reignited the spark or lit the match that burns it all down?

New York, 1960'ların başları. Canlı müzik sahnesinin ve çalkantılı kültürel değişimin ortasında, Minnesota'dan 19 yaşındaki gizemli bir genç, gitarı ve devrimci yeteneğiyle West Village'a gelir. Amerikan müziğinin akışını sonsuza dek değiştirecektir.

Şimdi bulmacanın parçalarını birleştirme zamanı! Rian Johnson imzalı 2018 yapımı Bıçaklar Çekildi'nin devam filminde Dedektif Benoit Blanc, renkli şüphelilerden oluşan yeni bir kadronun dâhil olduğu bir gizemi adım adım aydınlığa kavuşturmak için Yunanistan'a gidiyor.

Film, köpeklerin “köpek gribi” nedeniyle çok uzaklarda isimsiz bir adada karantina altına alındıkları distropik geleceğin Japonya’sında geçiyor. Bu adanın yerlileri olan beş köpek – Chief, Rex, Boss, Duke ve King– izole olmuş bir hayatta yalnızlıklarından bezmişlerdir. Ta ki Atari Kobayashi adında bir çocuk kaybolan köpeği Spots’u aramak için adaya gelene kadar… Atari köpeğini bulmaya çalışırken bu beş köpekten yardım isteyecek ve onlar da Atari’yi onu almaya gelen Japon yetkililerden koruyacaklardır. Yönetmen Wes Anderson, filmi çekerken Akira Kurosawa’dan ilham aldığını açıklamıştır.

Riggan adlı bir tiyatro oyunun baş oyuncusu provalar esnasında beklenmedik bir biçimde yaralanır ve yerinin acil olarak doldurulması gerekir. Lesley ve onun en yakın arkadaşı olan Jake'in önerisiyle bir zamanların gözde yıldızı olan Mike Shiner baş aktörlüğe getirilir. Mike sahneye çıkma hazırlıkları yaparken, oyuncu olan sevgilisi Laura, kişisel asistanlığını yürüten kızı Sam ve mükemmeliyetçi eski karısı Sylvia baş etmek durumunda kalır. Başrolde Micheal Keaton'ı seyredeceğimiz filmde ünlü aktöre Amy Ryan, Naomi Watts, Zach Galifianakis, Andrea Riseborough ve Emma Stone eşlik ediyor. Kara komedi türündeki bu film, Paramparça Aşklar Köpekler (2000) , 21 Gram (2003), Babil (2006), Biutiful (2010) gibi farklı yapımlarla karşımız açıkmış olan Meksikalı sinemacı Alejandro G. Iñárritu'nun imzasını taşıyor.

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

Şimdiye kadar üç filmiyle bir milyar dolar hasılat yapan efsanevi casus Bourne film serisinin mimarı yeni bir filmle karşımızda: The Bourne Legacy... Robert Ludlum tarafından yaratılan orijinal senaryosu ile Bourne evreni yaşamı ya da ölümü geçmiş üç filmdeki olaylara bağlı olan yeni kahramanı ile genişletiliyor. Yeni filmde, yeni rollerde Rachel Weisz, Edward Norton, Stacy Keach ve Oscar Isaac görürken, eski Bourne filmlerinden aşina olduğumuz Albert Finney, Joan Allen, David Strathairn ve Scott Glenn da karşımızda olacak...

Bilim adamı Bruce Banner, "içindeki canavar" Hulk'tan kurtulmak ve pesindekilerden kaçabilmek için kendine gözlerden uzak bir yaşam kurmuştur. Rio'nun gecekondu mahallelerinde yaşamaktadır. Bunun için hayatının aşkı Betty Ross'dan bile uzak kalmayı göze almıştır. Ancak Hulk'u, vazgeçilemez bir güç olarak gören General Thunderbolt ki aynı zamanda Betty'nin babasıdır, onun peşini bırakmaz. Emrindeki subaylardan biri olan Emil Blonsky, Bruce'un geçirdiği kazanın bir benzerini kendi üzerinde uygulatır. Artık onun da süper güçleri vardır. "Abomination" adlı, en az Hulk kadar güçlü ve öfkeli bir karaktere bürünmüştür.

Azılı bir suçlu olan Charlie Croker'ın önderliğinde bir suçlu çetesi, detaylı bir hazırlık sürecinden sonra, Los Angeles'ın tarihindeki en kötü trafik sıkışıklığına sebep olurlar. Böylece, yapacakları mücevher hırsızlığı için zaman kazanacaklardır. Planları, soygunu gerçekleştirdikten sonra, yaya kaldırımlarında sürebilecek kadar küçük olan Mini Cooper'larını kullanarak, trafik açılmadan önce kaçabilmektir.

Anthony Hopkins, en başarılı ve en tüyler ürpertici performansını sergilediği Dr. Hannibal Lecter rolüyle tekrar karşınızda... FBI ajanı Will Graham artık emekli olmasına rağmen "Diş Perisi" olarak bilinen seri bir katili bulmak için tekrar göreve çağırılır. Graham, bu vahşi cinayetleri durdurabilmek için ilk başta Dr. Lecter'ın zihnine girmesine izin vermelidir... Oscar ödüllü oyuncular Ralph Fiennes, Emily Watson, Harvey Keitel, Mary Louise Parker ve Philip Seymour Hoffman gibi oyuncuların inanılmaz performanslarıyla devleşen bu filmi kaçırmayın.

Norton, hayatının sıkıcılığından kaçmak isteyen, kronik uykusuzluk çeken Jack rolünde. Her şey, Jack’in karizmatik ama çarpık bir felsefeye sahip sabun satıcısı Tyler Durden ile tanışmasıyla değişir. Tyler’a göre kişisel gelişim zayıfların işidir; asıl yaşamayı anlamlı kılan şey kendini yok etmektir. Kısa süre içinde Jack ve Tyler, bir barda otoparkta birbirlerini pataklamaya başlarlar — bu, onlara hayatın gerçek anlamını hissettiren bir tür arınma olur. Bu şiddetin keyfini başka erkeklere de tattırmak için, birlikte gizli bir Dövüş Kulübü kurarlar. Kulüp kısa sürede çılgınca bir başarı kazanır. Ancak Jack’i her şeyi altüst edecek şok edici bir sürpriz beklemektedir…

Düşük bahisli poker oyunları ile hayatını sürdüren Mike McDermott bir yandan da hukuk fakültesinde okumaktadır. Bir gece, en büyük hayali olan Las Vegas’da ki poker şampiyonasına girmek için gereken parayı kazanma hırsıyla katıldığı bir oyunda bütün birikimini kaybeder. Bu olaydan sonra New York'un yeraltı poker dünyasına veda eden Mike’ın, en iyi arkadaşı Worm’un hapisten çıkmasıyla beraber kendine ve kız arkadaşına verdiği bu sözü tutması zorlaşacaktır.

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.