İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

22 dizisinden 6'sı İzlenir çıktı
Devlet Tiyatroları yönetmeni, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. 15 Haziran 1958 Ankara Narlıtepe'de, opera sanatçısı ve oyuncu Sevda Aydan'ın oğlu olarak doğdu. Annesine çok bağlı yetişmiştir. İlk ve orta okulu Ankara'da liseyi İstanbul'da okudu. Daha sora sanat eğitimine Bale ile başladı ve hocalarının "boyun çok uzun" demeleri ile baleden vazgeçti Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro yüksek bölümünden mezun oldu. Ankara Devlet Tiyatrosu'da görev almaya başladı. Tiyatro hayatı boyunca Devlet Tiyatroları bünyesinde bölgede ve merkezlerde çeşitli oyunlar sahneledi ve oynadı. Halen Devlet Tiyatroları yönetmen kadrosunda görev yapmaktadır. 1974 yılından bu yana tiyatronun yanı sıra çeşitli sinema, televizyon ve seslendirme çalışmaları da yapmaktadır. Çocukluğundan bu yana resim sanatı ilde ilgilenen sanatçı, ilk sergisini 1982 yılında Ankara'da açtı. 1980'li yıllarda yaptığı resimlerle Avrupa'nın ilk on ressamı arasına girdi. 1982 yılından beri yaptığı resimleri sergileyen sanatçı 25. sergisini 14 Mart 2008 tarihinde İstanbul'da Artisan Sanat Galerisi'de,26. sergisini de 20 Ocak 2009 tarihinde Bilkent Sanat Center da (Ankara) sergilemiştir. Resimlerinde ağırlıklı olarak aşk, özlem, yalnızlık gibi konular işlemektedir.

Behzat Ç, 1985 yılında Polis Akademisi'nden mezun olmuş, cinayet bürosunda görev yapmakta olan bir polistir. Hizmet verdiği süre içerisinde almış olduğu cezalar nedeni ile hep başkomiser olarak kalmıştır. Behzat'ın eski eşi ile yaşadığı problemler kızına karşı ilgisiz kalmasına sebep olur. Bir süre sonra kızı Berna, intihar eder. Behzat, bu olaydan sonra yıkılır. Behzat Ç. ve ekibinde yer alan polisler Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Selim ve Cevdet, sezon boyunca bir yandan Behzat'ın kızının ölümü ile ilgili olabilecek kişiler ile ilişki kurarken bir yandan da her bir bölümde yaşanan farklı cinayetlerin çözümü ile uğraşırlar.

Başkomiseri üç yıl aradan sonra yine büroda buluruz. Bu sefer hem Behzat hem de Ankara sakindir fakat her şey tepetaklak olmak üzeredir. Behzat Ç., Cinayet Büro Amirliği'nde başkomiser, hayata karşı işlenen suçlar uzmanı görevinin başındadır. Ankara her zamanki gibi sıcak ve kanlı günleri yerinde bırakırken Akbaba ve Hayalet ile birlikte bütün Cinayet Büro aldıkları kötü bir haberle sarsılır. Cinayetin kedisi Gaspi Ç., öldürülmüştür. Behzat Ç. ve ekibi bir yandan Gaspi Ç.'nin cinayetini araştırırken diğer yandan Ankara'yı cesetlere boğan bir seri katilin peşine düşerler. Ancak karşılarına sadece bir katil değil, güçlü bir aile, kanlı infazlar ve derin bağlantılar çıkacaktır.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Sapsarı toprakların, yıllarca dile gelen efsanelerin, unutulmaz aşkların hikayesidir Gönül Dağı... Küçük dünyalarında büyük hayaller yeşerten Anadolu çocuklarının hikayesidir Gönül Dağı… Bozkırda hayallerinin peşinden koşan ve tüm engellere rağmen imkansızı başarmaya çalışan 3 kuzenin hikayesidir Gönül Dağı…

Sağlıklı yaşam önerileriyle tanınan televizyon programcısı Ali'nin, beyninde bir tümör olduğu teşhisi koyulmasından sonra tanıştığı hemşire Güneş sayesinde hayatı değişir.

Coşkun ve abisi İrfan korsan film satarak hayatlarını sürdürmektedir. Coşkun’un hayali ünlü bir komedyen olup film yapmaktır. Bir gün Coşkun elinde korsan filmlerle hayatının aşkı Ayla’yla karşılaşır. Coşkun kendisini bir anda hem Ayla’nın gönlünü kazanmaya çalıştığı hem de sinema tutkusunun peşinden koştuğu bir maceranın içinde bulur.

Moda düşkünü, özgür ruhlu Merve evinden çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalınca para bulmak için bir flört uygulaması geliştirir. Ama çekici patronunun başka planları vardır.

Zeynep kardeşiyle birlikte kendi halinde bir hayat yaşayan genç bir kadındır. Can ise genç yaşta profesör olmayı başarmış, mesleğinin zirvesinde son derece başarılı ve zengin bir cerrahtır. Normal şartlarda hiçbir ortak noktaları ve aynı ortamda bulunmaları için sebepleri bulunmayan ikili arasında büyük bir aşk başlar. Ancak bu farklı hayatlar, aralarındaki aşkın önüne çok fazla engel çıkmasına neden olacaktır.

Eylül hayatta istediği her şeye sahip olan güzel ve neşeli bir kadındır. Ancak bir gün başına bir gelen şanssız bir olay sonucu son bir ayını unutur. Ailesi, arkadaşları her şeyin yolunda olduğunu söyleyip dururken, Eylül bir şeylerin ters gittiğini anlamaya başlar. Ve hatırlamadığı bir ayın peşinden Bozcaada'ya gider. Orada, daha önce hiç görmediği derbeder, garip bir adam, ona seslenir: "Eylül. Beni hatırlamıyor musun? Sen burada, bu adada bana aşık oldun."

Kendi deyimiyle, henüz hiçbir kitabı yayınlanmamış yazar Arif tam da kadınları ve aşkı anlamaya çalıştığı bir sırada Müzeyyene rastlar. Arif kadınların kendisinden hep bir şeyler beklemesinden bıkmıştır. Fakat Müzeyyen çoktan kendi hayatını kurmuştu. Arife göre, kadınlar kendilerinden söz etmeyi severler. Fakat Müzeyyen hep Arifi konuşturur Müzeyyen saçlarını kendisi keser, iyi bir kadın olmak istemez, konuşurken gözlerini kaçırmaz Bir yandan kitabını bitirmeye çalışan Arif bir yandan da Müzeyyenin gizemli ve tutkulu dünyasında dolaşır. Sonunda Müzeyyen Arife büyük acılar ve bu acıların içinde de aradığı cevapların bazılarını verecektir

Özel bir hastanenin psikiyatri kliniğinde çalışan Dr. Tahsin, hastanenin mafya tarafından satın alınması üzerine zor durumda kalır. Hastalar tahliye edilmek durumundadır. Gidecek yeri olmayan üç hasta, Dr. Tahsin’in evine yerleşince, curcuna başlar.

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

Hayatı haksızlıklara karşı savaşmakla geçen Şule Yüksel Şenler'in, yolunu seçme özgürlüğünden yoksun bırakılan on binlerce gence ışık saçmasının hikâyesi

Başkomiseri üç yıl aradan sonra yine büroda buluruz. Bu sefer hem Behzat hem de Ankara sakindir fakat her şey tepetaklak olmak üzeredir. Behzat Ç., Cinayet Büro Amirliği'nde başkomiser, hayata karşı işlenen suçlar uzmanı görevinin başındadır. Ankara her zamanki gibi sıcak ve kanlı günleri yerinde bırakırken Akbaba ve Hayalet ile birlikte bütün Cinayet Büro aldıkları kötü bir haberle sarsılır. Cinayetin kedisi Gaspi Ç., öldürülmüştür. Behzat Ç. ve ekibi bir yandan Gaspi Ç.'nin cinayetini araştırırken diğer yandan Ankara'yı cesetlere boğan bir seri katilin peşine düşerler. Ancak karşılarına sadece bir katil değil, güçlü bir aile, kanlı infazlar ve derin bağlantılar çıkacaktır.

Sapsarı toprakların, yıllarca dile gelen efsanelerin, unutulmaz aşkların hikayesidir Gönül Dağı... Küçük dünyalarında büyük hayaller yeşerten Anadolu çocuklarının hikayesidir Gönül Dağı… Bozkırda hayallerinin peşinden koşan ve tüm engellere rağmen imkansızı başarmaya çalışan 3 kuzenin hikayesidir Gönül Dağı…

"Dayan Yüreğim", bir kadının her şeyini kaybettikten sonra çocukları için hayatta kalma mücadelesini çarpıcı bir gerçeklikle anlatıyor.

İnsan sevdiklerini kaybedince ertelediği zamanlar değerli olur. Ama şimdi çok geçtir. Küçükken birbirlerini nedensiz seven kardeşler, büyüdükçe küçük nedenlerle birbirlerine nasıl düşerler? Hulusi (Ege Aydan) hayatının son günlerini kendi evinde yalnız ve tek başına geçirmiştir. Hulusi yaşarken yapamadığını öldükten sonra başarabilecek midir? Miras olarak bıraktığı bu eski ev bir mülk gibi paylaşılacak mı yoksa bu aileyi tekrar bir arada mı tutacaktır?

İbrahim Çelikkol ‘Ali Nejat’ isimli güçlü ve etkili bir iş adamını canlandırırken, Belçim Bilgin idealist çocuk doktoru ‘Naz’, Alican Yücesoy ise otomobil tutkunu, hayalperest ‘Umut’ karakteri ile izleyicilerin karşına geçiyor. Koşulların karakterleri değiştirdigi dizide, Ali Nejat ve Umut’un, doktor Naz’ın etrafında dönen serüveni izleyiciyle buluşuyor.

Alara ve Melek, adeta çift yaratılmıştır. Birbirlerinin kopyası olan bu iki genç kızın kaderleri ise oldukça farklıdır. Alara, hayal edebileceği her şeye sahiptir, ancak özgür değildir. Gözlerini yoksulluğun içinde açan Melek ise iyi kalpli, çalışkan ve hırslıdır; ancak şans yüzüne hiç gülmemiştir. Bu iki kızın hayatlarının kesişme hikayesini anlatacak Beyaz Yalan; Alara’ya özgürlüğünü, Melek’e de hayat boyu beklediği şansı vadeden bir oyunu ekranlara getirecek.

Boynu Bükükler, hayata 3-0 geriden başlamış bir grup öksüz yetim liseli çocuğun, durumu 3-3’e getirme hikayesini anlatmaktadır. Akl-ı Selim önderliğindeki bu grup, yokluğun ve yoksulluğun üstesinden, kendi zekice yöntemleriyle gelmektedirler. Anne babasız olmaları dolayısıyla, kendi aralarında aile olmuştur bu çocuklar. Küçük yaşta birçok olumsuzluğa göğüs germişlerdir, boyunları bükük olsa da omurgaları hep diktir. Hayata bırakılan bu çocuklar, müdürleri Führer Fuat’ın katı disipliniyle mücadele ettikleri gibi, bir de üzerine "Ersen ve Galoşlar" kod adlı sevgi arsızı ve zengin çocuklarla mücadele etmek zorunda kalırlar. Ailelerine sürekli problem çıkaran ve iki kere okuldan atılan "Ersen ve Galoşlar" grubu, Boynu Büküklerin okuluna sürülür. Hayatın kaymağını, külahını ve dibindeki çikolatasını yemiş olan bu grup, Boynu Büküklerin hayatını her anlamda daha da zorlaştıracaktır. Boynu Bükükler ile aralarında sürprizlere açık, amansız bir mücadele başlayacaktır.

Biri gelinlik provasından, biri nikah masasından, biri düğün salonundan kaçan üç kadın; Almilla, Şebnem ve Kainat’ın hayatlarının aşkına yetişmek için gittikleri İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda yolları kesişir. Hayatı bir anda kesişecek ve kader ortaklıkları İstanbul’da da devam edecek, aşkı kovalayan üç kadının iç içe geçen hikayeleri, onları birbirine sımsıkı bağlayacaktır. İstanbul’a adım atar atmaz, hem de hiç farkında olmadan şöhret rüzgarına tutulan kızlarımız için hayli ışıltılı başlayan İstanbul macerası, giderek kabusa dönüşecek ve "kaçak gelinler"imiz, İstanbul duvarına toslayacaktır. Üstelik bu İstanbul serüveninde, hayallerindeki "beyaz atlı prens"ler de onları hep hayal kırıklığına uğratır ve olaylar iyice içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Behzat Ç, 1985 yılında Polis Akademisi'nden mezun olmuş, cinayet bürosunda görev yapmakta olan bir polistir. Hizmet verdiği süre içerisinde almış olduğu cezalar nedeni ile hep başkomiser olarak kalmıştır. Behzat'ın eski eşi ile yaşadığı problemler kızına karşı ilgisiz kalmasına sebep olur. Bir süre sonra kızı Berna, intihar eder. Behzat, bu olaydan sonra yıkılır. Behzat Ç. ve ekibinde yer alan polisler Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Selim ve Cevdet, sezon boyunca bir yandan Behzat'ın kızının ölümü ile ilgili olabilecek kişiler ile ilişki kurarken bir yandan da her bir bölümde yaşanan farklı cinayetlerin çözümü ile uğraşırlar.

Kilis’in önde gelen Göçer ailesinin oğlu Cesur Göçer (Murat Han), mütevazi bir ailenin kızı olan İlknur (Özlem Conker)‘a aşık olur. Cesur Ağa, evliklik hazırlıklarını başlatsa da İlknur’un gönlünde başkası vardır. Evlendikleri gece, İlknur ağaya onu sevmediğini ve beraber olmak istemediğini söyleyince Cesur çılgına döner. Bir el silah sesi duyulur ve ertesi gün genç kadının intihar ettiği çevreye yayılır. Yörenin ileri gelenleri bu durum karşısında töreyi uygulamak ister ve İlknur'un acılı kız kardeşi Ömür'ü (Begüm Birgören) Cesur Ağa'nın yeni karısı olarak seçerler. Bu zorlamayı asla kabul etmeyen Ömür, Soykan ailesine sığınır. Bu ailenin oğlu Erdem (Mehmet Ali Nuroğlu), hoşlandığı Ömür'ü töreden ve Cesur Ağa’dan korumak için her şeyi göz alır.

‘Kavak Yelleri’ başında kavak yelleri esen, içinde kasırgalar oluşan, kanında tatlı zehir dolaşan, büyümek için sabırsızlanan dört gencin hikayesini anlatıyor. Yazları cıvıl cıvıl, kışları ise ıssız bir Ege kasabasında yaşayan Deniz (İbrahim Kendirci), Aslı (Pelin Karahan), Efe (Dağhan Külegeç) ve Mine (Aslı Enver) herkese kendi hikayesinden bir şeyleri hatırlatacak. Mutlu ve güvenli ailesinden kopup kendi yolunu bulmaya, büyümeye çalışan Deniz; idealist, güçlü, maddi zorluklara rağmen okuyan, hayata karşı sert görünmeye çalışan hassas Aslı; rahat ve esprili tavırlarıyla içindeki acıyı saklamaya çalışan Efe. Ve ayrık otu, isyankar Mine. Sıkı dostluklar, ilk aşklar, ÖSS baskısı, okul, aşılmaya çalışılan aile sorunları herkese tanıdık gelecek. Büyümenin zorlukları yetmezmiş gibi, kahramanlarımız bir de ÖSS’yle savaş vermekte ve artık büyük gün de yaklaşmaktadır. Akıllarının başlarında olmadığı bir dönemde hayatlarının en önemli sınavına girip, en önemli kararını vermeleri gerekmektedir.

Amerika'ya gidip mimar olma hayalleri kuran Sinan'a, babannesinin konağını "Kısmetim Otel" olarak işletme görevi babadan miras kalmıştır. Tam işleri yoluna koyup Amerika'ya gideceği gün ise, hayatının kadınıyla, Serra ile karşılaşır. Serra'nın "Kısmetim Otel"i satın almak isteyen dev rakibi Yenertur'un sahibi Vural Yener'in kızı olduğu kısa süre içinde anlaşılır. Eski bir Sultanhametli olan Vural Yener ise gizliden Sinan'ın annesi Ayten'e vurgundur. Ama geçmişte kalmış bazı olaylardan ötürü, Sinan'ın babaannesi ve tüm Kısmetim ailesi, Yener ailesinden hoşlanmadıkları için, bu aşklar imkansız görünecektir.

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Yaşamını beş çocuğuna iyi fikirler ve temiz bir isim vermeye adayan Ali Rıza Tekin, yaşadığı bir olayda haksızlığa göz yumması istenince kaymakamlık görevinden istifa eder. Kızı Necla da İstanbul'da mimarlık bölümünü kazanınca, ailecek İstanbul'a, kendilerine ait eski bir konağa taşınırlar. Çocukların okul masrafları aileyi sıkıntıya sokunca Ali Rıza Bey yeniden çalışmaya başlar. Yeni işinde de prensiplerinden ödün vermesi istenince yine istifa eder. Askerden dönen oğlu Şevket bir bankada iyi bir maaşla çalışmaya başlayınca Ali Rıza Bey'in yükü hafifler. Ama Şevket gönlünü halihazırda evli bir kadın olan meslektaşı Ferhunde'ye kaptırır. Ferhunde ivedilikle boşanıp Şevket'le evlenir evlenmez dizginleri ele alır, evin bütün düzenini değiştirir. Oğuz Ayhan'ın da aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider. Ali Rıza Bey tüm olanlara direnmeye çalışsa da ömrünün sonuna dek seyretmeye mahkum olduğu "Yaprak Dökümü" artık başlamıştır.
Görsel yokSeni Çok Özledim, doğudan ve batıdan gelip İstanbul'da kesişen yolların öyküsü. Harcın, aşkın, özverinin, isyanın ve azmin oluşturduğu bir öykü.

Married with Children'ın yerli uyarlaması olan Evli ve Çocuklu isimli dizide, başrollerde Ege Aydan ve Yıldız Kaplan rol almıştır.

Bahar İstanbullu bürokrat bir ailenin kızıdır. New York'taki sanat eğitimini tamamlarken Seymen ile tanışır. Birbirlerine âşık olan çift evlenmek üzere Kapadokya'ya giderler. Seymen ise Kapadokya'nın gelişmiş, aynı zamanda da geleneklerine bağlı köklü bir ailesinin varisidir. Asmalı Konak denilen büyük bir konakta ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Bahar, gelin geldiği yöreye ve Seymen'in yöredeki saygınlığına hayran kalır.

Dizi, Yasemin adlı akıllı ve güzel kadının, ev arkadaşı olan dürüst ve çalışkan Şule'nin annesinin intiharından sonra babasının Nahit Saylan isimli ünlü ve zengin iş adamı ve milletvekili olduğunu öğrenmesiyle yaptığı entrikalar ve monoton yaşamından sıkılarak zengin olma arzusu içinde Nahit'i ele geçirmesi ve değişen durumlar çerçevesinde diziye katılan insanların yaşamını anlatır. Aynı zamanda Şule ve Yasemin'in kocası olduktan sonra Nahit'in etrafında dönen olaylar da dizinin konusunu oluşturur. Ana karakter olan Yasemin, değişken bir psikolojiye sahiptir; çoğunlukla kötü bir karaktere sahipken, bazen iyi niyetli ve yaptıklarından pişman bir ruh hâline bürünür. Yasemin'in entrika, aşk, ihanet ve karışıklık dolu iç dünyasına odaklanılması da Kara Melek'i diğer dizilerden farklı bir yere koymuş, kötü karakterin ana karakter olarak yer bulması ve bölüm özetlerinin tamamen bu karakterin ağzından anlatılması bu açıdan bir ilk olmuştur.

1993 yılında yayınlanan Borsa dizisi, Türk televizyon tarihinde yayınlanmış ilk borsa ve finans temalı televizyon dizisi olma özelliği taşımaktadır. TurkInvest sponsorluğu ve Hürriyet Production ortak yapımı ile yayınlanan dizinin yönetmen koltuğunda Kartal Tibet yer alıyor.

Tıp Fakültesi'ni bitirerek zorunlu hizmetini yapmak üzere doğunun ücra bir kasabasına giden çiçeği burnunda doktor Zeynep'in hayatın gerçeklerini görmesi ve bunun sonucunda İstanbul'daki aile, eş dost çevresine olan soğumasını konu edinmiştir. Bir yanda geldiği ışıltılı hayat, İstanbul'da bıraktığı sevgilisi, ailesi arkadaşları, diğer yanda Ülke'nin kendi halinde yaşayan, yoksunluklarla, doğa şartlarıyla mücadele eden unutulmuş bir kasabası ve halkı. Türlü türlü zorluklar, doğal koşullar, halkın yalnızlığı, çaresizliği ve en önemlisi de cahilliği.