İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar. Tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için... Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı. Onlar yıllarca sustular. Şimdi konuşma zamanı...

Henüz beş yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan Ali'yi, yük gemilerinde aşçılık yapan Rauf sahiplenir ve büyütür. Birlikte gemilerde çalışarak, yirmi dört yılı geride bırakırlar, Rauf, Ali'ye hem annelik hem de babalık yapar, yaşadığı travmayı unutturmak için hayatını ona adar. Armatör Tekin Mirkelamoğlu'nun kızı Derin ise, Hayatıyla ilgili çok önemli kararların eşiğindedir. Nişanlısı Yiğit'le mutlu sona yaklaştıkça, nedense mutsuzluğu artmaktadır.. Ali'nin içinde bulunduğu gemi limana yanaşırken, Derin de O sabaha yatağından bambaşka bir hayal için kalkar, ama O gün, hayatının değişeceğinin farkında değildir...

Fırat Sunel'in 'Salkım Söğütlerin Gölgesinde' ve Gürsel Balcı'nın 'Sınırdaki Sır' adlı romanlarından serbest olarak uyarlanan Büyük Sürgün Kafkasya, 1944 yılında Stalin'in emriyle sürgün edilen Ahıska Türklerinin trajik hikayesini anlatıyor. Yaşadıkları topraklardan sürgün edilen binlerce insanın, sahipsiz, unutulmuş bir halkın yürek burkan hikayesi.

Henüz beş yaşındayken annesinin ölümüne şahit olan Ali'yi, yük gemilerinde aşçılık yapan Rauf sahiplenir ve büyütür. Birlikte gemilerde çalışarak, yirmi dört yılı geride bırakırlar, Rauf, Ali'ye hem annelik hem de babalık yapar, yaşadığı travmayı unutturmak için hayatını ona adar. Armatör Tekin Mirkelamoğlu'nun kızı Derin ise, Hayatıyla ilgili çok önemli kararların eşiğindedir. Nişanlısı Yiğit'le mutlu sona yaklaştıkça, nedense mutsuzluğu artmaktadır.. Ali'nin içinde bulunduğu gemi limana yanaşırken, Derin de O sabaha yatağından bambaşka bir hayal için kalkar, ama O gün, hayatının değişeceğinin farkında değildir...

Fırat Sunel'in 'Salkım Söğütlerin Gölgesinde' ve Gürsel Balcı'nın 'Sınırdaki Sır' adlı romanlarından serbest olarak uyarlanan Büyük Sürgün Kafkasya, 1944 yılında Stalin'in emriyle sürgün edilen Ahıska Türklerinin trajik hikayesini anlatıyor. Yaşadıkları topraklardan sürgün edilen binlerce insanın, sahipsiz, unutulmuş bir halkın yürek burkan hikayesi.

Yusuf İstanbul’un kalabalığında, yaşadığı tüm zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışan genç bir adamdır. Bir şekilde hayata tutunmaya ve günü kazasız belasız bitirmeye çalışır. Kurduğu bu düzende hayatını yolundan çıkaracak tek şey bir aşktır. İnsanın en çok korktuğu da başına geldiğinden Yusuf hiç beklemediği bir anda aşkla tanışır.

Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar. Tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için... Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı. Onlar yıllarca sustular. Şimdi konuşma zamanı...

Ünlü oyuncu Leyla çekimleri bitince, İstanbul’a ailesinin yanına döner. Biten filmin şerefine evde bir parti verilir. Evin ortanca kızı Aslı’nın yaşamı çevresi ile beraber hızla değişime uğramaktadır. Bu sırada Ulupınar Holding’de ihale hazırlığı tamamlanmıştır. Birsen’in hırsı ve Leyla’ya olan kıskançlığı günbegün artmaktadır. Ulupınar Holding’de kendisine köstebek edinen Rasim, kötü bir sürpriz ile karşılaşacak ve daha çok hırslanacaktır. Birkaç günlüğüne tatile giden Ulupınar Ailesi'nin tüm huzurunu kaçıracak bir plan yapar ama, Ulupınar Ailesi'nin asıl huzurunu kaçıracak olan olay bambaşka olacaktır. Senelerce süren bir aşk hikayesinin bir yaşamın sonu, başka yaşamlarınsa başlangıçları olacağını elbette henüz kimse tahmin etmemektedir.

Dürüye ve Zühtü 25 yıl önce köyde evlenmiştir. Fakat Zühtü gerdek gecesinin sabahında Almanya'ya işçi olarak gitmiştir. Bundan sonra da köye dönüşü 2 senede bir olmuş ve sadece birer hafta Dürüye'nin yanında kalarak Almanya'ya geri dönmüştür. Gerdek gecesi de dahil her gelişinde bir de kız çocuğu olan Zühtü'den, son 15 yıldır tek bir haber bile gelmemektedir. 25 yıllık evlilikte sadece 25 gün evli kalmak Dürüye'nin canına tak eder ve Zühtü'den habersiz ondan boşanır. Sütçülük yaparak geçinen Dürüye, gözü gibi baktığı dört kızına "güğümlerim" diye seslenir. Genç kızların tek derdi ise gönüllerinde yatan aşklardır. Bir de köyde Dürüye'ye yıllardır vurgun olan Duran Ağa vardır. Dürüye'nin Zühtü'den boşanmasına en çok da o sevinir. Fakat Zühtü bir gün, her şeyden habersiz yanında bir erkek çocuk ile çıkıp köye geri gelir.

Nazım ile Bahar, dört çocuk sahibi, birbirini seven bir çifttir. Karakterleri taban tabana zıt olunca ev hayatı da epey renkli ve hareketlidir. Bazılarına göre, çiftin aynı evde yaşamaları bile mucizedir. Ancak onlar farklılıklarına ve fikir ayrılıklarına rağmen aile hayatlarının ve çekirdek ailelerini bir arada tutmaya çalışırlar.