İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Hande Altaylı'nın çok satan romanı Kahperengi'den uyarlanan dizi Anadolu'nun küçük bir kasabasında doğup, büyüyen Narin'in hikayesini anlatıyor. Narin, azmi ve zekası sayesinde eğitimini büyük güçlüklerle olsa da tamamlamış ve zorlu geçmişini ardında bırakarak İstanbul'a, yeni bir hayat kurmaya gelmiştir. Narin'in çocukluktan büyük bir aşkla sevdiği Fırat, yıllar sonra Narin'in karşısına hiç beklemediği birisinin nişanlısı olarak çıktığında, Narin'in daha yeni açtığı temiz sayfası bir anda geçmişin izleri ile dolar. Diğer taraftan geçmişin bir hayaleti daha, Narin'in karşısına dikilmek için gün saymaktadır.

Genç bir kadın olan Azra, özel ders adı ile gençlere yaşam ve ilişki koçluğu yapar. Ancak onun hayatı, apartmanlarına yeni gelen komşusu sayesinde bambaşka bir hal alır. Yeni yakışıklı komşusu, Azra'ya bildiği doğruları unutturur. Ne de olsa terzi kendi söküğünü dikemez.

Hikayenin baş kahramanı olan fizik öğretmeni Akif Erdem; öğrencilerine bir “insanlık dersi” vermek istemektedir. Yalnız Akif Öğretmen; bildiğimiz, alıştığımız öğretmenlerden daha farklı bir ders anlatma yöntemi kullanmaktadır. Akif Erdem, bu son dersi için öncelikle Küçükkapı Lisesi 12A sınıfını rehin alır ve bir bomba kullanarak sınıfı okulun geri kalanından kopartır. Çocuklar ve Akif artık dışarı çıkamayacaklardır… Ve Akif Öğretmen; çocuklara bir soru sorar; “12A sınıfı öğrencisi Rüya Örnek’in ölümüne aranızdan kim sebep olmuştur?” Rehin alınan gençlerin bu durumdan kurtulmalarının tek bir yolu vardır; doğruyu söylemek! Çocuklara ve hatta tüm ülkeye “iyi insan” olmanın önemini anlatan, empati kurmayı ve düşünmeyi öğreten Akif Öğretmen’i zamanla anlayacak ve çok sevecek olan öğrenciler; yaptıkları yanlışların farkına varıp son derslerini başarıyla tamamlayacaklardır.

Ünlü bir oyuncunun kızıyla olan yarım kalmış hikayesini tamamlamak için çıktığı yolculuğu konu alıyor.

Genç bir kadın olan Azra, özel ders adı ile gençlere yaşam ve ilişki koçluğu yapar. Ancak onun hayatı, apartmanlarına yeni gelen komşusu sayesinde bambaşka bir hal alır. Yeni yakışıklı komşusu, Azra'ya bildiği doğruları unutturur. Ne de olsa terzi kendi söküğünü dikemez.

Ulaş ve İrem aynı apartmanda yaşayan komşu çocuklarıdır. Beraber oynarlar, beraber servis beklerler ve Ulaş, İrem’e sırılsıklam aşıktır. Ama çok utangaç olduğu için bir türlü açılamaz. Bir akşam babası duygularını bir kaset çekerek duygularını İrem’e anlatmasını tavsiye eder. Ulaş o günden sonra İrem’in doğum günü hediyesi olarak onlarca karışık kaset dolduracaktır... 1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film Uygar Şirin’in aynı adlı romanından uyarlandı. Yönetmenliğini Tunç Şahin’in üstlendiği yapım, 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor.

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

Hikayenin baş kahramanı olan fizik öğretmeni Akif Erdem; öğrencilerine bir “insanlık dersi” vermek istemektedir. Yalnız Akif Öğretmen; bildiğimiz, alıştığımız öğretmenlerden daha farklı bir ders anlatma yöntemi kullanmaktadır. Akif Erdem, bu son dersi için öncelikle Küçükkapı Lisesi 12A sınıfını rehin alır ve bir bomba kullanarak sınıfı okulun geri kalanından kopartır. Çocuklar ve Akif artık dışarı çıkamayacaklardır… Ve Akif Öğretmen; çocuklara bir soru sorar; “12A sınıfı öğrencisi Rüya Örnek’in ölümüne aranızdan kim sebep olmuştur?” Rehin alınan gençlerin bu durumdan kurtulmalarının tek bir yolu vardır; doğruyu söylemek! Çocuklara ve hatta tüm ülkeye “iyi insan” olmanın önemini anlatan, empati kurmayı ve düşünmeyi öğreten Akif Öğretmen’i zamanla anlayacak ve çok sevecek olan öğrenciler; yaptıkları yanlışların farkına varıp son derslerini başarıyla tamamlayacaklardır.

Cennet; Mardin’de, zulümlerle dolu hayatına yıllarca göğüs germiş, güçlü bir kadındır. Kumalık, analık, işçilik eder ama isyan etmez. Tek bir gayesi vardır. Çocukları onunla aynı kaderi paylaşmasın... Kızının İstanbul’da bir üniversiteyi kazandığını öğrenince, dünyalar onun olur. Nihayet emeklerine değmiştir. Fakat bu sevinç fazla uzun sürmez. Çünkü aynı kız köyün ağasına çoktan satılmıştır. Bunu öğrendiği noktada Cennet’in gözleri kararır. Artık ya ölümdür ya kaçış…

Hicran; bütün insanlar arasında bir insan. Bütün kadınlar arasında bir kadın. Doğup büyüdüğü yuvada söz dinleyen bir çocuk. Sonra bir genç kız. Seven, aşık olan, kırılan bir yürek sonra da. Bütün anneler arasında bir anne. Sürüklenen bir hayatın içinde bir kadın. Bu hayat, günün birinde seçim yapmaya zorlar Hicran’ı. “Ben senin annen değilim” der, kızına. “Peki, sana ne diyeyim anne?” sorusuna yanıtı ise, çaresizlik ve isyan dolu bir fısıltıdır: “Bana artık Hicran de...”

Hande Altaylı'nın çok satan romanı Kahperengi'den uyarlanan dizi Anadolu'nun küçük bir kasabasında doğup, büyüyen Narin'in hikayesini anlatıyor. Narin, azmi ve zekası sayesinde eğitimini büyük güçlüklerle olsa da tamamlamış ve zorlu geçmişini ardında bırakarak İstanbul'a, yeni bir hayat kurmaya gelmiştir. Narin'in çocukluktan büyük bir aşkla sevdiği Fırat, yıllar sonra Narin'in karşısına hiç beklemediği birisinin nişanlısı olarak çıktığında, Narin'in daha yeni açtığı temiz sayfası bir anda geçmişin izleri ile dolar. Diğer taraftan geçmişin bir hayaleti daha, Narin'in karşısına dikilmek için gün saymaktadır.

Sudan sebeplerle ağlarız, sudan sebeplerle güleriz. Sudan sebeplerle hayatımızı değiştirir, bazen de yerimizde sayarız. Sudan sebeplerle ayrılıklar, kavuşmalar yaşarız. Bazen sudan sebepler aklımızı başımızdan alır, bazen de aklımızı başımıza getirir. Yaşadığımız büyük trajedilerin de, küçük mutlulukların da başına bir geri dönüş yaptığımızda altında yatan sudan sebebi bulmakta hiç de zorlanmayız. Su, anne ve babası arasındaki sorunlar sebebiyle teyzesi Sedef’in evinde yaşamaktadır. Su, anne ve babası arasında yaşanan bu komik çatışmanın sona ermesini istemektedir. Kuzenleri Mine ve Mert’in de yardımlarıyla onları barıştırmak için ellerinden geleni yapmaya başlarlar. Küçük kafadarlar, büyüklerin saçma sapan sebepler ile kavga edip mutsuz olmalarının çok yanlış olduğunu bilmektelerdir. Büyüklere saçma sebepler ile kalp kırmanın ve mutsuz yaşamanın ne kadar anlamsız olduğunu göstermek isterler. Küçüklerin sevgi dolu dünyasından büyüklere dersler Sudan Sebepler’de…

Bir peri kızı olan Defne, yeryüzüne iyilik yapmaya geldiği bir zamanda bir insana aşık olur. Bu aşkın uğruna ölümsüzlükten, sonsuz güçlerden, periler aleminin kraliçesi olmaktan vazgeçip sıradan bir insan olarak yeryüzünde yaşamayı seçer. Bir anda Arun karşılarına dikilir. Defne'yi elde edememenin hırsıyla gözü kararmıştır. Peri kızını yeni ve zorlu bir tercih bekliyordur artık. Ya kızı ve kocasının ölümünü seyredecek ya da periler alemine geri dönecektir. Gözyaşlarıyla kızını karanlık bir gecede bırakıp ayrılır yeryüzünden. Belirsizliğe terk ettiği minik yavrusunu ve kızlarıyla beraber sır olan karısına yıllarca kin besleyecek olan sevdiği adamı bırakır ardında. Sevdiği adama hiçbir açıklama yapamaz çünkü ömrünün sonuna kadar tutması gereken bir yemini vardır, sessizlik yemini. Zamanı geldiğinde de kötünün, Arun'un karşısına dikilecektir. Asla yenilmeyeceğini sanan kötü, Kayıp Prenses efsanesini yok etmek için elinden geleni yapsa da başarılı olamayacaktır.

Dünyada sahipleri tarafından terk edilen oyuncaklar, "Oyuncak Dünyası" denen masalsı bir yere gönderilir. Orada, bir bez bebek olan Nana'nın 100 yıllık hayali, eski sahibinin yanında insan gibi yaşamak ve insanlarla aynı duyguları hissetmektir. 100. doğum gününde hayallerini gerçekleştirmek için insan olmayı diler. Nana'nın insan olma dileği kabul edilir. Nana geceleri bez bebeğe dönüşür ve gündüzleri insan gibi yaşar, ta ki insan olana kadar. Bu durum 1 yıl devam etmelidir. Oyuncaklar Dünyası'ndaki kurallara göre kimse aynı dileği yerine getiremez. Bu kural nedeniyle, doğum gününe bir yıl kalan ve Nana ile aynı dileği paylaşan Şoker, bu zor dünyaya alışma sürecinde onu isteğinden vazgeçirmeye çalışır.