İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Emilie de Ravin, 27 Aralık 1981 tarihinde Mount Eliza, Victoria, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Fransız kökenli bir aileden gelen de Ravin, çok küçük yaşlardan itibaren sanata ve performansa ilgi duydu. Dokuz yaşındayken bale eğitimine başladı ve büyük bir disiplinle bu alana yöneldi. On beş yaşında, Avustralya'nın en prestijli dans okullarından biri olan Christa Cameron Bale Okulu'na ve ardından Avustralya Bale Okulu'na kabul edildi. Burada aldığı eğitimle Avustralya Bale Topluluğu ve Danceworld 301 gibi topluluklarla performanslar sergiledi. Ancak bir süre sonra oyunculuğa olan ilgisi ağır bastı ve kariyerine bu yönde devam etmek üzere Los Angeles'a taşındı. Amerika'daki oyunculuk kariyerine hızlı bir başlangıç yaptı. İlk önemli rolünü, kült bilimkurgu dizisi "Roswell" (1999-2002) ile elde etti. Diziye sonradan katılmasına rağmen canlandırdığı uzaylı Tess Harding karakteriyle dikkatleri üzerine çekti ve izleyiciler tarafından tanınmaya başladı. Bu rol, onun Hollywood'daki kariyerinin kapılarını araladı. Ancak Emilie de Ravin'i dünya çapında şöhrete kavuşturan ve adını milyonlara duyuran rol, şüphesiz ABC'nin fenomen dizisi "Lost" (2004-2010) oldu. Dizide canlandırdığı hamile kazazede Claire Littleton karakteri, onun uluslararası bir yıldız olmasını sağladı. Claire'in adadaki annelik mücadelesi, yaşadığı gizemli olaylar ve karakterinin zaman içindeki dramatik dönüşümü, dizinin en akılda kalıcı hikayelerinden biriydi. De Ravin, karakterin masumiyetini ve kırılganlığını ustalıkla yansıtırken, ilerleyen sezonlarda gösterdiği daha karanlık ve karmaşık performansıyla da eleştirmenlerden övgü topladı. Bu rolüyle "Lost" kadrosuyla birlikte Screen Actors Guild (SAG) Ödülü kazandı. "Lost"un getirdiği büyük popülerliğin ardından de Ravin, sinema ve televizyondaki çalışmalarına devam etti. Korku klasiğinin yeniden çevrimi olan "Tepenin Gözleri" (The Hills Have Eyes) (2006) filmindeki performansıyla ve Robert Pattinson ile başrolü paylaştığı romantik drama "Beni Unutma" (Remember Me) (2010) ile sinemadaki yerini sağlamlaştırdı. Televizyondaki bir diğer önemli başarısı ise ABC'nin popüler fantastik dizisi "Once Upon a Time" (2011-2018) ile geldi. Dizide canlandırdığı Belle (Güzel) karakteri, izleyiciler tarafından çok sevildi. Rumplestiltskin ile olan karmaşık ve romantik ilişkisi ("Rumbelle"), dizinin en popüler hikaye örgülerinden biri oldu ve de Ravin'i yeniden fantastik dizi severlerin gözdesi haline getirdi. Emilie de Ravin, genellikle canlandırdığı karakterlere kattığı sıcaklık ve duygusal derinlikle tanınan, kariyeri boyunca hem büyük televizyon fenomenlerinde hem de bağımsız filmlerde yer alarak çok yönlülüğünü kanıtlamış bir aktristir.

Oceanic Havayolları’nın Sidney-Los Angeles seferini yapan 815 sefer sayılı uçağı, okyanus üzerinden geçerken, manyetik bir alana kapılarak büyük bir adaya düşer. Fakat önceleri sıradan, tropik bir ada gibi görünen bu kara parçasının, kazazedelerin her birinin hayatını farklı biçimde değiştireceğinden habersizdirler. Adada sandıklarından daha fazla zaman mahsur kalan Oceanic Havayolları yolcuları her gün yeni bir sürprizle karşılaştıkları bu gizemli adada hayatta kalabilmek ve ne olursa olsun bir yolunu bulup adadan kurtulmak ya da anakaraya haber ulaştırmak için mücadeleye girerler. Öte yandan hem ormanın derinliklerinden gelen 'Diğer ada sakinleri', kara bir duman, silahlı bir Fransız kadın, üniformalı iskeletler, terkedilmiş ambarlar adadan kurtulmak isteyenleri bekleyen cevaplanmamış sorular... En İyi Televizyon Dizisi dalında Altın Küre ve Emmy Ödüllü Lost, 6 sezon boyunca televizyon seyircisini ekran başına kitlemeyi başaran, 2000'li yılların kendi fenomenini yaratamış, en çok izlenen dizilerinden biri. Ayrıca oyuncu kadrosuna da kazandırdığı ödüller ve adaylıklarla da televizyon ve sinema dünyasında yeni yıldızlar yaratan LOST fenomeni, hem teknik ekibi, hem yazar ve yapımcı kadrosuyla en çok konuşulan, üzerine en çok komplo teorisi ve senaryo üretilen televizyon yapımı olma özelliğini koruyor...

Hepsi sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar… Ya da herkesin bu cümleye inanması sağlandı. Şimdi 28 yaşında olan Emma Swan kendisine nasıl bakacağını biliyor çünkü bebekken terk edildiğinden beri o bunu zaten yapıyor ama onunda yıllar önce terk ettiği oğlu onu tekrar buluyor ve işte her şey burada değişmeye başlıyor. Henry şimdi 10 yaşında ve Emma’nın yardımına muhtaç. Çünkü Henry aslında Emma’nın alternatif bir dünyadan geldiğine ve Pamuk Prenses ve yakışıklı Prens’in kızı olduğunu inanıyor. Sahip olduğu masallar kitabına göre, onu Korkunç Cadı’nın lanetinden korumak için başka bir diyara göndermeleri gerekiyordu bu sayede cadı masallar ülkesinde kapana kısılmış, zamanda donmuş olacaktı ama tabi ki Emma bu hikâyenin bir kelimesine bile inanmamaktadır. Emma bu küçük çocuğu alıp yaşadığı yer olan Storybrooke’a götürür fakat Henry’nin durumuna endişelendiğini için bir süre orda kalmaya karar verir. Orda geçirdiği zamanda Storybrooke’ta çok daha değişik şeyler döndüğünden şüphelenecektir. Orası sihrin unutulduğu ama gücünün de çok yakında hissedildiği, tüm masal karakterlerinin yaşadığı ama bir zamanlar kim olduklarını hatırlamadıkları bir yerdir. Tüm dünyaların geleceğe dair verecekleri bu epik savaşta Emma’nın kaderini kabullenmesi ve çalgınlar gibi savaşması gerekmektedir.

Tyler Hawkins (Robert Pattinson), babasının, erkek kardeşi intihar ettikten sonra boşanmak istemesine karşı isyan bayrağını çekmiş olan ve şanssız olduğunu düşünen bir gençtir. Kaderin bir oyunu sonucu Ally Craig (Emilie de Ravin) ile tanıştığı güne kadar kendisini kimsenin anlayamadığını düşünmektedir. Aşk aklına gelen en son şey olmasına rağmen, Ally’nin beklenmedik şekilde kendine çok iyi gelmesi ve ondan ilham alıyor olmasıyla ona yavaş yavaş aşık olmaya başlar. Bu aşkla beraber mutluluğu ve hayatındaki anlamı da keşfeder. Az bir zaman sonra sırların ortaya çıkması ve trajedinin yeniden boy göstermesiyle, onları bir arada tutan sebepler ters yönde etki etmeye başlar.

Tyler Hawkins (Robert Pattinson), babasının, erkek kardeşi intihar ettikten sonra boşanmak istemesine karşı isyan bayrağını çekmiş olan ve şanssız olduğunu düşünen bir gençtir. Kaderin bir oyunu sonucu Ally Craig (Emilie de Ravin) ile tanıştığı güne kadar kendisini kimsenin anlayamadığını düşünmektedir. Aşk aklına gelen en son şey olmasına rağmen, Ally’nin beklenmedik şekilde kendine çok iyi gelmesi ve ondan ilham alıyor olmasıyla ona yavaş yavaş aşık olmaya başlar. Bu aşkla beraber mutluluğu ve hayatındaki anlamı da keşfeder. Az bir zaman sonra sırların ortaya çıkması ve trajedinin yeniden boy göstermesiyle, onları bir arada tutan sebepler ters yönde etki etmeye başlar.

Her şey klasik bir aile tatili ile başladı. Cleveland’da bir polis dedektifi olan “Big Bob” Carter ve sevgili eşi Ethel’in evlilik yıldönümleridir ve kutlamak için tüm ailesi ile birlikte California’ya gitmeye karar verirler. Böylece tüm aile uzun yolculuğun tadını çıkaracak ve birlikte olacaktır. Fakat hiç kimse bu toplu yolculuktan çok da fazla hoşnut değildir. Büyük kızları Lynn yeni doğmuş bebeği için bu uzun yolculuktan dolayı endişe duymaktadır. Kocası Doug ise sevgili kayınpederi ile arasındaki anlaşmazlıklardan hoşnut değildir. Küçük kızları Brenda arkadaşlarını bir aile gezisi için geride bırakmış olmaktan mutsuzdur. Bobby ise ailenin iki Alman Kurdu köpeği ile her şeyden daha çok ilgilidir. Hep birlikte bir karavan ile batıya doğru yola çıkan bu kalabalık aile onları nelerin beklediğinden habersizdir.

Hepsi sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar… Ya da herkesin bu cümleye inanması sağlandı. Şimdi 28 yaşında olan Emma Swan kendisine nasıl bakacağını biliyor çünkü bebekken terk edildiğinden beri o bunu zaten yapıyor ama onunda yıllar önce terk ettiği oğlu onu tekrar buluyor ve işte her şey burada değişmeye başlıyor. Henry şimdi 10 yaşında ve Emma’nın yardımına muhtaç. Çünkü Henry aslında Emma’nın alternatif bir dünyadan geldiğine ve Pamuk Prenses ve yakışıklı Prens’in kızı olduğunu inanıyor. Sahip olduğu masallar kitabına göre, onu Korkunç Cadı’nın lanetinden korumak için başka bir diyara göndermeleri gerekiyordu bu sayede cadı masallar ülkesinde kapana kısılmış, zamanda donmuş olacaktı ama tabi ki Emma bu hikâyenin bir kelimesine bile inanmamaktadır. Emma bu küçük çocuğu alıp yaşadığı yer olan Storybrooke’a götürür fakat Henry’nin durumuna endişelendiğini için bir süre orda kalmaya karar verir. Orda geçirdiği zamanda Storybrooke’ta çok daha değişik şeyler döndüğünden şüphelenecektir. Orası sihrin unutulduğu ama gücünün de çok yakında hissedildiği, tüm masal karakterlerinin yaşadığı ama bir zamanlar kim olduklarını hatırlamadıkları bir yerdir. Tüm dünyaların geleceğe dair verecekleri bu epik savaşta Emma’nın kaderini kabullenmesi ve çalgınlar gibi savaşması gerekmektedir.

Oceanic Havayolları’nın Sidney-Los Angeles seferini yapan 815 sefer sayılı uçağı, okyanus üzerinden geçerken, manyetik bir alana kapılarak büyük bir adaya düşer. Fakat önceleri sıradan, tropik bir ada gibi görünen bu kara parçasının, kazazedelerin her birinin hayatını farklı biçimde değiştireceğinden habersizdirler. Adada sandıklarından daha fazla zaman mahsur kalan Oceanic Havayolları yolcuları her gün yeni bir sürprizle karşılaştıkları bu gizemli adada hayatta kalabilmek ve ne olursa olsun bir yolunu bulup adadan kurtulmak ya da anakaraya haber ulaştırmak için mücadeleye girerler. Öte yandan hem ormanın derinliklerinden gelen 'Diğer ada sakinleri', kara bir duman, silahlı bir Fransız kadın, üniformalı iskeletler, terkedilmiş ambarlar adadan kurtulmak isteyenleri bekleyen cevaplanmamış sorular... En İyi Televizyon Dizisi dalında Altın Küre ve Emmy Ödüllü Lost, 6 sezon boyunca televizyon seyircisini ekran başına kitlemeyi başaran, 2000'li yılların kendi fenomenini yaratamış, en çok izlenen dizilerinden biri. Ayrıca oyuncu kadrosuna da kazandırdığı ödüller ve adaylıklarla da televizyon ve sinema dünyasında yeni yıldızlar yaratan LOST fenomeni, hem teknik ekibi, hem yazar ve yapımcı kadrosuyla en çok konuşulan, üzerine en çok komplo teorisi ve senaryo üretilen televizyon yapımı olma özelliğini koruyor...