İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

20 filminden 2'si İzlenir çıktı, 13 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Yeşilçam aktörlerinden Necdet Tosun'un oğludur. Kardeşi Gürdal Tosun da kendisi ve babası gibi bir oyuncuydu. 1980 yılında Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nden mezun oldu. 1982 yılında Mine adlı filmle sinemaya başladı. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndan mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndan mezun olduktan sonra Özel Tiyatro'yu kurdu. Daha sonra Antalya Devlet Tiyatrosu'nda göreve başladı. Ayrıca Murathan Mungan'ın Mezopotamya Üçlemesi adlı oyununda oynadı ve Devlet Tiyatroları'ndaki görevinden ayrılıp BKM oyuncuları arasına katıldı. Bunların yanında çeşitli filmlerde ve dizilerde rol aldı. Bunlardan biri olan Rina'da canlandırdığı "Memo" karakteriyle söylediği "Hayallerimizi satmadık ya" repliğiyle tanınır. 30 Kasım 2016 tarihinde Sarıyer, Büyükdere Caddesi İl Jandarma Komutanlığı Kavşağı'nda meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitirdi. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Metin, Ali ve Feyyza orta halli bir mahallede büyümüş aynı evde aileleri ile yaşamak zorunda olan üç kardeştir. Tesisatçılık yapan Metin ve Ali “Dünya’ya barış ve mutluluk getirecek” diye iddia ettikleri bir icada imza atarlar. Kardeşler kimsenin ciddiye almadığı icatlarının gerçekten çalıştığını göstermeleriyle hayal bile edemeyecekleri bir maceranın içerisine sürüklenirler.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

En büyük eğlence kaynağı, herkesin büyük ilgi gösterdiği yazlık sineması olan bir kasaba… Kasabanın deli oğlanı Emin, çevresindeki tüm insanlara her türlü işte yardım eden ve herkesin sevdiği bir adamdır. Televizyonun henüz yeni yeni Anadolu’ya yayılmaya başladığı bu dönemde köy halkı dönemin en büyük icadıyla tanışmaya hazırlanmaktadır. Televizyona dair çeşitli beklentiler vardır. Mekanik işlerle uğraşmayı seven Emin de televizyonun nasıl bir buluş olduğunu merak etmektedir. Televizyon kasabaya gelirken, beraberinde birçok şey getirecektir.

Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro’da orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları, ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.

Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek ve Bican Bey'in kızı Banuçiçek beşik kertmesidir ancak birbirlerini tanımazlar. Ayrı ayrı avlanırlarken karşılaşırlar ve güreşe tutuşurlar. Bamsı Beyrek'in esir düşmesi sonucunda senelerce ayrı kalırlar.

Eski zaman masallarına bir yolculuk yapan filmde macera ve kahkaha hiç bitmiyor. Salur, kötü adamlar tarafından esir alınan sevdiklerini kurtarabilecek mi? Peki esir alınan oba halkı kötü adamları alt edebilecek mi? Salur Kazan: Zoraki Kahraman'da hepimizin bildiği masallar mizahi ve modern bir dille yeniden karşımıza çıkıyor.

Berhudar Bakır, 30'lu yaşlarda kendi halinde bir hayat süren, babasına benzememeye çalışan bir çilingirdir. Babası 10 sene önce evi terk etmiş, annesiyse onun kederine dayanamayıp vefat etmiştir. Yapayalnız bir hayat süren Berhudar bir gün 10 yıldır görmediği babasının vefat ettiği haberini alır. Cenaze günü babasının Mafya Babası Fahrettin’e 100 Bin Lira borcu olduğunu ve bunu 7 gün içinde ödemesi gerektiğini öğrenen Berhudar'ın artık bütün amacı bu parayı 7 gün içerisinde bulabilmektir. Bu sırada hayatına giren Avukat Ezel'in de Mafya Babası Fahrettin'le başının belada olması ikisinin bir maceranın içerisine girmesine sebep olacaktır.

Suriçili dolmuş şoförü Rıza, doğup büyüdüğü mahallede, esnafın ve mahallelinin göz bebeği olan bir gençtir. Rıza’ya bildiği her şeyi unutturup ezber bozduran ise Ayperi olacaktır. “Bana Masal Anlatma” sıradan bir mahallede, eskimeyen dostlukların kanatları altındaki iki gencin hikayesi. Delikanlı, kalbi iyilikle dolu, kızlar konusunda şeytanın bacağını kıramamış, çekingen dolmuş şoförü Rıza. Kız ise elini attığı her şeyi değiştirip güzelleştiren masal kahramanı, hayran olunası Ayperi.

İlk filmde oğlunu evlendiren İsmail, ikinci filmde torununu sünnet ettirme telâşına girişir. Eski takım bir araya gelir, başını olmadık belâlara sokar, sünnet düğünü şehir çapında bir hadise halini alır.

Adını, Orta Anadolu'nun meşhur oyun havasından alan film, pilot olma hayalleriyle yanıp tutuşmuş olan fakat belediye otobüsü şoförlüğü yaparak "kaptan" ünvanına erişebilmiş olan Yüksel Güvercin adlı karakterin öyküsü perdeye taşınıyor. Görme engelli annesini de pilot olduğuna inandıran Yüksel, bu hayalinin peşini bırakmıyor. Her fırsatta, pilot olma hayalinin üzerine gidiyor. Bu hem Yüksel'in en büyük hayali hem de sevdiği kadına ulaşabilmesi için en büyük umutlarından biri.

Hayatı hep kuralına göre yaşamış Kudret’in düzeni yaşadığı sürpriz olaylarla tepetaklak olur. O da çok sevdiği arabasına atlayıp Antep’e doğru yola çıkar. Yolculuk boyunca hem arabasının hem de Kudret'in başına gelmeyen kalmaz. Kudret yüzlerce kilometrenin sonunda hem dostluğun önemini keşfedecek hem de kuralsız yaşamın keyfini öğrenecektir.

Müzisyenlik yapan Salih ve Gürkan, yeraltındaki bir düğün salonuna gelirler. Düğün sahibi, hazırlanmaları için onları evin kömürlüğüne bırakır fakat ‘kulis’te başka bir misafir daha vardır. Aynı saatlerde, iki maföz tip de, yakaladıkları banka güvenlik görevlisini sorgulamak üzere bu kömürlüğe getirip tıkmışlardır. Mafya elemanına diklenen güvenlik görevlisi öldürülür ve olaya şahit olan Salih ile Gürkan’ın müzisyenlik hayatları tamamen altüst olur.

Büyük bir şirketin muhasebecisi olan Servet, gözünü para hırsı bürümüş karısının gazına gelerek şirketin internet hesapları üzerinden hatırı sayılır miktarda bir parayı patronundan çalma planı yapar. Bu planın bir parçası da en yakın arkadaşı olan Gökhan'dır. Parayı onun hesabına aktarıp herhangi bir olumsuz durumda suçu onun üzerine yıkacaktır.

Bir ada hikayesi olan Rina'da Ali, Ömer ve Umut adalı üç yakın arkadaştır. Ali plajda çalışmakta ve her yaz aşık olduğu kızın tatile gelmesini beklemekte, Umut babasıyla balıkçılık yapmakta ve adada sepetçilik yapan Zehra'ya sırılsıklam aşık ama bir türlü sevgilisinin abisine konuyu açamamakta, Ömer ise babasıyla üzüm bağında çalışmaktadır. Ayrıca bağın kendisine ayrılan küçük bir kısmında kendi şaraplarını üretmek üzere formüller üretmektedir. Bu üç kafadarın tek umudu ise birlikte bir şarap fabrikası kurmaktadır. Tüm çabaları gerekli parayı bir araya getirmek içindir. Bu hayale sıkı sıkı sarılan kafadarların hayatı Vasilis'ten gelen bir haberle alt üst olur. Artık herkes için gerçek duygularıyla yüzleşme vakti gelmiştir.

Oldukça saf ve naif bir karaktere sahip olan Rıza’nın başında geçenlerin eğlence yüklü hikayesi... Rıza Şenyurt Noel mevsiminin dünyadaki en sorunlu Noel babasıdır. Bir kere Noel Baba’nın tam olarak ne olduğunu bilmemektedir! Sırtında dünyanın yükünü taşıyan Noel Baba Rıza Şenyurt işi sonunda öğrenir: Hayat dediğimiz şey, çocukların inandığı yalanlardan daha gerçek değildir.

Ünlü işadamı Fahri ve ailesi Somalili korsanlar tarafından kaçırılır. Korsanlar, işadamı ve ailesinin serbest bırakılması için Türkiye’den yüklü bir miktar fidye ister. Türk hükümeti bu iş için illegal bir ekip kurmaya karar verir. Uzun süredir hapis yatan Albay Mehmet’e tahliye olması karşılığında bu görev teklif edilir. Mehmet, mahkûmlar arasından seçilen altı kişiyle beraber Fahri ve ailesini kurtarmaya çalışacaktır.

Hayatını gemilerde tayfalık yapıp geçiren Fikret, artık İstanbul'a demirleyip yerleşik bir yaşam seçer. Hayatı kendisinden öğrenen ve bir dediğini iki etmeyen saf arkadaşı Asım'la bir gün karşılarına çıkacak olan o büyük fırsatı umut ederek yuvarlanıp giderler. Yaşadığı semtteki kilisesinin papazı Artin'in Vatikan'a gitmesini fırsat bilen ve kilisenin nimetlerini kendi tezgahına uydurup geçinmeye devam eden Fikret ve can yoldaşı Asım'ın karşısına bir gün gerçekten hiç beklenmedik bir iş gelir. Fikret'i kilisenin papazı sanıp başlarına gelen sihirli bir olayın çözümü için bu sahte papazın çaresine başvuran aile; ne kendi başlarına geleceklerden haberdardır ne de sahte papaz Fikret, karşısına çıkacak olan büyük sürprizden haberdar.

Denize kıyısı olan bir Ege kasabasında 1990'ların başı... Kasabanın ileri gelenlerinden Arifoğulları ailesi eski ihtişamlı günlerinden çok uzaktadır. Tarlaların çoğu satılmış, çürümek üzere olan zeytinyağı fabrikasından başka bir şey kalmamıştır. Ailenin reisi Arif Arifoğlu 85 yaşına gelmiş, elini yıllar önce işten güçten çekmiş, aksi bir ihtiyardır. Oğlu Azmi'nin tek derdi, eski karısı Nevin'in gönlünü tekrar kazanmaktır. Oğulları Kemal ise kısa yoldan para kazanma hayalleri kurmaktadır. Kemal, karısı ve metresi arasında gelgitler yaşamaktadır. Arifoğulları ailesinin en küçüğü Arif Ege ise çocukluktan ergenliğe geçiş sürecinde ilk aşk sancıları çekmektedir.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Bir çete lideri, Süpermen kılığındaki intihara meyilli adamı işe alır. Bu sırada çeteyle bağlantılı çalıntı bir arabayı kullanan kadın ise çeteden intikam almayı planlar.

Arif, Antalya’da halı ticareti yapmaktadır. En büyük zevki UFO’larla ilgili hayaller kurup bunları çevresi ile paylaşmaktır. Bir gün hayali gerçek olur ve uzaylılar tarafından kaçırılır. Komutan Logar’ın esir ettiği Arif, GORA gezegenini bir alev topundan kurtarır. Bu sayede Logar’ın düşmanlığını, Amiral’in kızı Prenses Ceku’nunsa sevgisini kazanır. Oysa Logar, Prenses Ceku ile evlenip gezegeni ele geçirmeyi planlamaktadır. Arif’in yapabileceği tek şey, kaçarken Ceku’yu da yanına almaktır.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

En büyük eğlence kaynağı, herkesin büyük ilgi gösterdiği yazlık sineması olan bir kasaba… Kasabanın deli oğlanı Emin, çevresindeki tüm insanlara her türlü işte yardım eden ve herkesin sevdiği bir adamdır. Televizyonun henüz yeni yeni Anadolu’ya yayılmaya başladığı bu dönemde köy halkı dönemin en büyük icadıyla tanışmaya hazırlanmaktadır. Televizyona dair çeşitli beklentiler vardır. Mekanik işlerle uğraşmayı seven Emin de televizyonun nasıl bir buluş olduğunu merak etmektedir. Televizyon kasabaya gelirken, beraberinde birçok şey getirecektir.

İstasyon şefi Cemil ile evli olan Mine, tüm kasaba erkeklerinin dikkatini çeken güzel bir kadındır. Bu nedenle kadınların kıskanç bakışlarını üzerinde toplayan Mine, evlilik hayatında mutsuz ve yalnızdır. Tek dostu öğretmen Perihan'dır. Perihan'ın ağabeyi İlhan'ın kasabaya gelmesi ile birlikte Mine'nin hayatı değişecektir. Kısa bir süre içinde dost olan İlhan ve Mine hakkında tüm kasaba halkı dedikodu ile çalkalanmaya başlar.

Metin, Ali ve Feyyza orta halli bir mahallede büyümüş aynı evde aileleri ile yaşamak zorunda olan üç kardeştir. Tesisatçılık yapan Metin ve Ali “Dünya’ya barış ve mutluluk getirecek” diye iddia ettikleri bir icada imza atarlar. Kardeşler kimsenin ciddiye almadığı icatlarının gerçekten çalıştığını göstermeleriyle hayal bile edemeyecekleri bir maceranın içerisine sürüklenirler.

Ahsen ile Kartal evli üç çocukları olan mutlu bir çifttir. Ahsen boşanma avukatlığında gitgide uzmanlaşmakta, Kartal ise bir düğün salonunun sahibi ve "Bir Yastıkta" kocamak isteyenleri evlendiriyor. Biri boşanmaya, biri evlenmeye vesile olan bu iki insanın evliliği, iki erkek bir kız çocukları, kayınpeder ve kayınvalideleri ile kalabalık bir hayata sahne oluyor. Tabii yanında komediye de...

İbret-i Ailem; hayallerinin peşinde koşan, ama bu yolda kestirmeden gitmeye çalışırken, kaybolan, kaybeden insanların hikayesi.

Mutsuz evliliğini bitirip annesinin yanına dönen Ayşe, ana kuzusu olarak nitelendirilen ve mutfağa karşı büyük bir aşk besleyen Erdem, fedakar bir ev kadını olan anne ve hayalperest, keyfine düşkün bir aşçı olan babadan oluşan ama yaşadıkları olaylardan dolayı birbirlerinden koparak yabancılaşmış bir ailenin hikayesini anlatıyor Üsküdar'a Giderken. Ailenin en küçük ferdi Erdem'in yurt dışından dönmesiyle, ailenin her bir üyesi tekrar bir aile olabilmenin macerasını yaşayarak, yeniden mutlu olmayı öğreniyor. Bu sevimli ailenin hayatlarını renklendiren dostları ise Erdem'in süt kardeşi Oğuz, yıllardan beri aile ile birlikte çalışan Yavuz, uzun zaman sonra çıkıp gelen Asuman hala ve kızı Leyla'dır.

Orta halli bir İstanbul mahallesine konuğuz bu Ramazan. Kaybolmaya yüz tutmuş, bizi biz yapan ve birbirimize bağlayan tüm değerlerimize sımsıkı sarılmış, bir avuç insanın misafiriyiz. Oruç tutmanın sadece aç kalmak olmadığının bilincinde, helal dairenin keyfinin kafi olduğunun idrakinde ve harama lüzumsuz gözüyle bakan, her sene Ramazan ayında yaşadıklarımızı yaşayan insanlardır bize kapılarını açanlar. "Nerede o eski Ramazanlar?" demeyen insanlardır. O eski Ramazanları yaşarlar hala.

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu... Bir tarafta, rağbet görmeyen, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “Uğurlu Düğün Salonu”, diğer tarafta, dolup taşan, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “Kudret Düğün Sarayı. Ancak Şanlıurfa’dan kalkıp gelen tek arzusu anne ve babasını bulmak olan, türkücü Bayram’ın tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olması, her şeyi değiştirir.

İki samimi arkadaş olan Gülüm Arif ve Doktor Tırtıl Necmi İstanbul' un eski semtlerinden birinde, mütevazı bir evde otururlar. Gülüm Arif' in tatlı diliyle, Doktor Tırtıl Necmi'nin buluşlarıyla kıt kanaat geçinen ikilinin canına garibanlık tak eder. Bir plan yaparlar. Havadan, cıvadan paralarla lüks hayat süren, sosyetenin en tanınmış dulu Sema Karaduman ' ın hayatına girecekler, güvenini kazanacaklar ve Sema hanım kendi elleriyle birkaç milyon doları bizimkilerin kucağına bırakacaktır. Bizimkiler tam planı yaptıklarında, oturdukları apartmana başarılı ve gözü pek komiser Pamuk Hüseyin ve onun dünyalar güzeli kızı Gülpare taşınır. Gülüm Arif ve Doktor Tırtıl Necmi kendilerince zengin olma hayalleri kurarken sosyete güzelinin peşinde olan Kilink Timur ve oğlu Cesur 'un olduğunu bilmezler. Bizimkiler iki ateşin arasında kalmışlardır bile.

Küçük yaşta trafik kazasında babasını kaybeden, iki tekerlekli demir atlara sevdalı Gönül adındaki tıp öğrencisinin yaşadıkları.

Barış, kendi halinde ve mutsuz bir çocuktur. Cinler diyarından Barış'ı mutlu etmesi ve işlerine yardımcı olması için Cino adlı bir cin dünyaya gönderilir. Cino, komik, sakar ve bir o kadar da tembel bir cindir. Tek amacı Barış'ı mutlu ederek Cin Okulu'ndan mezun olmaktır. Bunun için Cinler ülkesi ve Dünya arasında mekik dokuyacaktır.

Sait Faik Abasıyanık'ın yaşamı ve eserlerinden yola çıkarak II. Dünya Savaşı sonrası Burgaz Adası ve Beyoğlu'nda yaşayan yoksul Türk ve Rum asıllı vatandaşların yaşamlarını konu alan dört bölümlük bir drama dizisi.

İsmet, İstanbul'un küçük ve bir aileymişçesine birbirine bağlı semtlerinden birinde canından çok sevdiği oğlu Özgür ile birlikte yaşayan bir meyhanecidir. Özgür ölecektir, çok sevdiği hayattan ve babasından koparılmadan önce yaşayabileceği sadece 1 ayı kalmıştır. Herkes birlik olup bu haberi baba oğuldan saklamaya ve Özgür'e son ayını olabilecek en mutlu şekilde yaşatmaya karar verir. Şimdi akıllarında Özgür'ün gerçek aşk olmadan olmayacağına inandığı fakat babasının artık vaktinin geldiğini düşündüğü Özgür'ün milli olma durumu vardır. Bakalım mahalleli Özgür'e ölmeden önce ölümsüz aşkını yaşatabilecek midir?

Dergi editörlüğü yapan Yonca'nın hayatı bir gün karşısına yıllardır görmediği ikiz kardeşi Gonca'nın çıkmasıyla değişir. Gonca bir anda İstanbul'a gelir ve Yonca'yı bulur. Başlarda Yonca bunu kabullenmese de ikiz kardeşini evine davet eder ve birlikte yaşamaya başlarlar.

Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro’da orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları, ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.