İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 filminden 1'i İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Eric Banadinović, bilinen adıyla Eric Bana, 9 Ağustos 1968 tarihinde Melbourne, Victoria, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Hırvat bir baba ve Alman bir annenin oğlu olan Bana, çocukluk ve gençlik yıllarını Melbourne'de geçirdi. Erken yaşlardan itibaren motor yarışlarına büyük bir ilgi duymasına rağmen, eğlence sektöründeki yeteneğini keşfederek kariyerine komedi alanında başladı. Kariyerine 1990'ların başında Avustralya'da stand-up komedi yaparak ve popüler televizyon skeç programı "Full Frontal"da yer alarak adım attı. Bir komedyen olarak televizyonda tanınan Bana'nın kariyerindeki en keskin ve şaşırtıcı dönüm noktası, ciddi bir fiziksel dönüşüm geçirdiği ve gerçek hayattaki efsanevi Avustralyalı suçlu Mark "Chopper" Read'i canlandırdığı suç draması "Kasap" (Chopper) (2000) filmi oldu. Bu filmdeki yoğun, ürkütücü ve son derece gerçekçi performansı, ona uluslararası alanda büyük bir eleştirel beğeni kazandırarak Hollywood'un dikkatini çekmesini sağladı. Bana'nın Amerikan sinemasındaki ilk büyük adımı, Ridley Scott'ın yönettiği "Kara Şahin Düştü" (Black Hawk Down) (2001) filmindeki Çavuş Norm "Hoot" Gibson rolüyle gerçekleşti. Kısa süre sonra Ang Lee'nin yönettiği "Hulk" (2003) filminde Bruce Banner karakterine hayat vererek çizgi roman uyarlamaları dünyasına başrolden giriş yaptı. Onu küresel çapta geniş kitlelere tanıtan en ikonik rollerinden biri ise, Wolfgang Petersen'in destansı tarihi savaş filmi "Truva"da (Troy) (2004) canlandırdığı onurlu, cesur ve trajik Truva Prensi Hektor karakteri oldu. 2000'li yılların devamında Bana, oyunculuk yelpazesinin genişliğini birbirinden çok farklı türlerdeki projelerle kanıtlamayı sürdürdü. Steven Spielberg'in yönettiği, 1972 Münih Olimpiyatları katliamı sonrasını konu alan tarihi gerilim filmi "Münih"te (Munich) (2005) başrolü üstlenerek dramatik gücünü bir kez daha gösterdi. "Boleyn Kızı" (The Other Boleyn Girl) (2008) ve "Zaman Yolcusunun Karısı" (The Time Traveler's Wife) (2009) gibi dönem ve romantik-bilimkurgu yapımlarında yer alırken, J.J. Abrams'ın gişe rekortmeni yeniden çevrimi "Star Trek" (2009) filminde intikamcı kötü adam Kaptan Nero olarak izleyici karşısına çıktı. İlerleyen yıllarda "Hanna" (2011), "Son Kalan" (Lone Survivor) (2013) ve "Bizi Kötüden Koru" (Deliver Us from Evil) (2014) gibi aksiyon ve gerilim dozu yüksek yapımlarda rol alan başarılı aktör, son dönemde memleketi Avustralya'da çekilen atmosferik suç-gizem filmi "Kuraklık" (The Dry) (2020) ve onun devam filmi "Force of Nature: The Dry 2" (2024) ile hem kendi ülkesinde hem de uluslararası arenada büyük gişe ve eleştiri başarıları elde etmeye devam etmiştir. Sinema kariyerinin yanı sıra tutkulu bir motor sporları hayranı ve yarışmacısı olan Eric Bana, gençliğinden beri sahip olduğu 1974 model Ford Falcon XB marka arabasını merkeze alan ve motor yarışlarına olan ömürlük sevgisini anlatan "Love the Beast" (2009) adlı belgeselin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenmiştir.

Bugüne kadar yapılmış en gelişkin uzay gemisi Atılgan’ın mürettebatının gençlik yıllarındaki ilk tanışma günlerinin inanılmaz öyküsünü anlatan “Star Trek” ile tüm zamanların en büyük macerasına hazır olun. Henüz çaylak günlerini yaşayan mürettebatımız, aksiyon, komedi ve kozmik tehlikelerle dolu bir yolculukta; insanoğlundan intikam alma misyonunu yüklenmiş şeytani güçleri durdurmanın çaresini bulmaya çalışacaklar.Galaksinin kaderi iki sıkı rakibin elindedir. Bir tarafta Iowa’daki çiftlikte doğup büyümüş, serseri ruhlu, heyecan ve macera arayan genç James T. Kirk (Chris Pine); diğer tarafta ise her türlü duygusallığı reddeden mantık bazlı bir toplumda yetişmiş olan Spock (Zachary Quinto) vardır. Daha önce hiç gidilmemiş, hayal bile edilemeyen tehlikelerle dolu yolculukta mürettebatı yönetebilmek, ikisi arasında oluşacak sıradışı ama güçlü dostluğa bağlıdır.

Geniş bir alana yayılan Yosemite Milli Parkı'nda bir kadının ölümü bir federal ajanı, doğanın kurallarından başka kuralın geçmediği kanunsuz bir bölgeye sürükler.

Yas tutan bir kadın, Avustralya'nın vahşi doğasında tek başına maceraya çıkarak sınırlarını zorlar. Ancak kendisini avlamaya niyetli kurnaz bir katilin oyununa sürüklenecektir.

Bir Salyangozun Anıları, karmakarışık hayat mücadelesinin toz dumanının ortasında kendine güvenini ve umut ışığını bulan, kendini hiçbir yere ait hissetmeyen bir bireyin dokunaklı, içten ve komik hikâyesini anlatıyor. El yapımı stop-motion bu canlandırma filmin kahramanı, süs salyangozları toplamaya meraklı ve kitap âşığı, yalnız ve uyumsuz Grace Pudel. Grace küçük yaşta, ikiz kardeşi Gilbert’ten ayrıldığında, endişe ve kaygının kucağına düşer. Yıllar geçip ardı ardına zorluklarla karşılaşmasına rağmen, cesaret ve yaşam arzusuyla dolu Pinky adlı yaşlı bir kadınla dost olur ve umudu yeniden yeşerir. Avustralyalı canlandırma ustası auteur yönetmen Adam Elliot’ın 2009 tarihli canlandırma filmi Mary and Max çok sevilmişti.

Başarılı televizyon dizilerinin iptal edilmesinden bu yana onlarca yıl önce Chip, bir sigorta satıcısı olarak banliyö ev yaşamına yenik düştü. Bu arada Dale, CGI ameliyatı oldu ve nostaljik kongre devresinde çalışıyor, ihtişamlı günlerini yeniden yaşamak için umutsuz. Eski bir kadro arkadaşı gizemli bir şekilde ortadan kaybolunca, Chip ve Dale bozulan arkadaşlıklarını onarmalı ve arkadaşlarının hayatını kurtarmak için Rescue Rangers dedektif kişiliklerini bir kez daha üstlenmelidir

İnsanların onlara her gün canavarlarmış gibi baktığı, Avustralya Tabiat Parkı'nda kilitli tutulan bir grup vahşi hayvan, hayvanat bahçesinden kaçmak için plan yapar. Dışarı çıkacakları günü dört gözle bekleyen hayvanlar, bu süreçte kendilerini büyük bir maceranın içinde bulur.

New York’un Queens bölgesinde bulunan bir İspanyol restoranının üstündeki gizli yerinden sahte savaş haberleri geçen, kibri ve hayat tarzı yüzünden mesleki anlamda da zor günler geçiren bir radyo gazetecisinin hikayesi anlatılıyor.

New York şehrinin çeşitli bölgelerinde eski Latince yazılar ve gizemli simgelerle birlikte bir dizi esrarengiz durum ortaya çıkmaya başlamıştır. Evlerin bodrumlarından gelen tuhaf sesler çoğu ailenin kabusu olurken New York Polis Departmanı'nda çalışan Çavuş Ralph Sarchie bölgenin en karışık yerlerinden biri olan 46. bölgeye atanır. Ralph Saarchie karşılaştığı olaylar sonrasında başta kendi ailesiyle arasındaki ilişkinin bozulmasına, sonrasındaysa kendi psikolojisinin çökmeye başlamasına tanık olur. Sarchie, ortağı Butler ile birlikte tuhaf bir davayı çözmesi için görevlendirilir. Ancak bu karanlık cinayetler serisi bildiği yöntemlerle çözebileceği türden değildir. Araştırma safhasında Mendoza isimli bir rakiple karşılaşması ise soruşturmanın tüm akışını değiştirir. Kötülük tüm diriliğiyle karşısında dikilmektedir; davayı çözebilmesiyse Mendoza ile yapacağı işbirliğinden geçmektedir.

Bugüne kadar yapılmış en gelişkin uzay gemisi Atılgan’ın mürettebatının gençlik yıllarındaki ilk tanışma günlerinin inanılmaz öyküsünü anlatan “Star Trek” ile tüm zamanların en büyük macerasına hazır olun. Henüz çaylak günlerini yaşayan mürettebatımız, aksiyon, komedi ve kozmik tehlikelerle dolu bir yolculukta; insanoğlundan intikam alma misyonunu yüklenmiş şeytani güçleri durdurmanın çaresini bulmaya çalışacaklar.Galaksinin kaderi iki sıkı rakibin elindedir. Bir tarafta Iowa’daki çiftlikte doğup büyümüş, serseri ruhlu, heyecan ve macera arayan genç James T. Kirk (Chris Pine); diğer tarafta ise her türlü duygusallığı reddeden mantık bazlı bir toplumda yetişmiş olan Spock (Zachary Quinto) vardır. Daha önce hiç gidilmemiş, hayal bile edilemeyen tehlikelerle dolu yolculukta mürettebatı yönetebilmek, ikisi arasında oluşacak sıradışı ama güçlü dostluğa bağlıdır.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

İnsanlık tarihi savaşlarla doludur. Kimi güç için, kimi onur için, kimi de zafer için savaşmıştır. Bazıları ise aşk için savaşı göze almıştır. Eski Yunan'da, Truva Prensi Paris ve Sparta Kraliçesi Helena arasındaki aşk, iki kabileyi savaşa sürüklemiştir. Paris'in Helena'yı baştan çıkartması, kocası Kral Menelaus'u çok kızdırmıştır. İntikam almak ve Helena'yı Truva'dan geri getirmek niyetinde olan Menelaus, kardeşi Mikene Kralı Agamemnon'un desteğiyle tüm Yunan kabilelerini birleştirerek Truva'ya savaş açar.Agamemnon'un kardeşini desteklemesinin esas sebebi onurunu temizlemek değil, Truva'yı ele geçirerek Ege Denizi'ni kontrolü altına almaktır. Fakat Truva kolay lokma değildir. Tarih boyunca hiçbir ordu Truva duvarlarını aşamamıştır. Kral Priam ve güçlü Prens Hector şehrin ele geçirilmeyeceğine inanmaktadır ve uzun kuşatmaya hazırlıklılardır.

Çok gizli bir askeri proje, bazı dahi öğrencilerin de yardımıyla test aşamasına gelmiştir. Projenin başında Bruce Banner görev almaktadır. Test sırasında bir kaza olur ve Banner, tehlikeli Gama ışınlarına maruz kalır. Yoğun ışın yüzünden mutasyon geçiren Banner, sinirlendiği zaman yıkıcı güçlere sahip yeşil bir deve dönüşen yeni bir kişiliğe bürünür. Bruce Banner olarak yaşamını sürdürmeye çalışsa da, zaman zaman kontrolden çıkan bir yaratığa dönüşmesi çok karmaşık ve trajik olayların yaşanmasına sebep olacaktır. Asıl soru, Hulk adı verilen korkutucu görüntüsüne rağmen yeşil devin, güçlerini kötülere karşı kullanarak kahramanlaşmasına rağmen yanlış anlaşılıp anlaşılmayacağıdır.

1993'te birleşmiş milletlerin Somali'ye yiyecek yardımı yapmasının ardından gelen yardımları adamları tarafından toplatan Mohamed Farrah Aidid, on binlerce insanın ölmesine yol açmıştır.Bu olaya bir son vermek için özel eğitimli bir ekibin, Aidid'in iki önemli adamını şehir merkezindeki bir binada yakalamasına karar verilir. Plana göre şehre helikopterle gidilecektir binada 2 adam yakalanılarak sıcak çatışma olmadan geri dönülecetir.