İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

17 filminden 1'i İzlenir çıktı, 23 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
1975 yılında Bursa Devlet Tiyatrosu, Ahmed Vefik Paşa sahnesindeki tiyatro kurslarına giderek tiyatro hayatına başladı. 1985 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girdi ve 1990 yılında oradan mezun oldu. 1991-1992 yılları arasında Bakırköy Belediye Tiyatrosu'na girdi. 1992 yılında sevilen dizi Mahallenin Muhtarları'nda Temel karakteri ile televizyon dünyasına girdi. 1998 yılında Gemide adlı filmde başrol oynadı ve büyük bir hayran kitlesi oluşturdu. 1998 yılında 35. Antalya Film Şenliği'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Aynı filmle 1999 yılında Ankara Film Festivali'nde ve Orhan Arıburnu Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini aldı.

İnsan hakları mücadelesine adanmış bir yaşam süren Rosa'nın Londra'da katıldığı bir protestoyla değişen hayatı, onu İstanbul'a uzanan zorlu bir yolculuğa sürükler. Aynı protestoda tanıştığı Ali'yle yolları bu kez İstanbul'da yeniden kesişir. Kısa sürede filizlenen bu aşk, ikisi için de ağır bir sınavın kapısını aralar.

Tam bir bilgisayar dehası olan Sinan’ın sahip olduğu olanaklara rağmen mümkün olduğunca insanlarla iletişim kurmadan, asosyal bir hayat sürerken Türkiye’nin en büyük iş insanlarından birinin ilgi çekici güzellikteki kızı Nevra ile yolları kesişince geçmişin kapıları bir bir açılır. Ortaya dökülen sırlarla, Nevra da kendi gerçekliğiyle buluşur. Birlikte köklerine doğru, gerilim dolu bir yolculuğa çıkarlar. Yaşayacakları yüzleşme ve tutkulu aşk beraberinde birçok felaketi ve ölümü getirecektir.

Küçük bir çocukken kan davası nedeniyle babasını kaybedip İstanbul’a sürülen Halil İbrahim (Deniz Can Aktaş), 20 yıl sonra memleketi Karadeniz’e yakışıklı, güçlü bir delikanlı olarak geri döner. Burada sevdiği kız Yasemin (Biran Damla Yılmaz) ile evlenecek ve yeni hayatını kuracaktır. Fakat yaşananlar buna izin vermez. Bir intikam yolculuğuna çıkan Halil İbrahim’in hayatı Leto’lardan Zeynep’in (Miray Daner) çıkması ile tamamen değişecektir.

Köklü ve güçlü bir aileden gelen Cezayir Türk, devleti için çalışan ve bir sabotaja kurban giden ağabeyinin intikamını alır. Devletin bekası ve ailesinin güvenliği için öldü gösterilerek yeni bir hayata başlar. Cezayir Türk, yurtdışında devam eden operasyonlarda bir yaralanma sonucu sınır tanımayan doktorlardan Firuze ile tanışır. Her ne kadar eşini ve ailesini özlese de onlara bir daha dönemeyeceğini bilmektedir. Firuze'ye aşık olup yeniden bir aile kuran Cezayir, bir süre sonra deşifre olur ve tekrardan hayata, İstanbul'a dönmek zorunda kalır. Fakat bu gelişmelerden ne yeni ailesinin ne de yıllardır onu özleyen ve mezarında dua eden ailesinin haberi vardır. Emanet ederek geride bıraktığı İstanbul ise bambaşka bir İstanbul olarak karşısına çıkacaktır.

Bu programda usta ikili Erkan Can ve Güven Kıraç, Selanik’ten Lizbon'a, Budapeşte'den Saraybosna'ya daha bir çok yeri eğlenerek geziyor ve en çok merak edilen yerleri izleyiciye sunuyorlar.

Toplumdaki yozlaşmanın çözümünü kendi adaletini sağlayarak arayan Ercüment Çözer’in yolu, toplumdaki sapkınlık ve kötülüklerin içine sıkışmış iki genç olan Helen ve Savaş ile kesişir. Helen ve Savaş başlarına gelen olaylar sebebiyle adaletin elinden kaçanların peşine düşmeye karar verir. Bunu öğrenen Ercüment Çözer ise saygısızlara savaş açan bu ikiliye kendini polis olarak tanıtarak onların güvenini kazanmaya çalışır.

Tövbeler Olsun dizisinde; başarılı ama “pinti” bir mücevher imalatçısı olan Horanta Holding’in patronu Namzet Horanta’nın, pintilikten cömertliğe giden büyük değişimi; bu değişimin "hatme çiçeğim" diye sevdiği ve seslendiği karısı Latife, kızı Nazmiye, oğulları Sinan ve Buğra’yı nasıl etkilediği; bu değişim sayesinde, eski ortağı ve en büyük düşmanı olan Osman ile hayat çizgilerinin kesişmesine dair kimi düşündüren, daha çok da güldüren birbirinden ilginç olaylar zinciri yaşanacak.

Kadir Adalı, karısı ve kızını bir terör eyleminde kaybetmiştir. Olanlar yüzünden büyük bir suçluluk duymaktadır ve çok acı çekmektedir. İntihar etmeye karar verir. Hayatına bir araba kazasıyla son vermek isteyen Kadir, farkında olmadan bu kaza ile hayatının bütün akışını değiştirecektir. Kadir’in ölmeyi planlandığı kazaya 4 araba karışır. 4 araba, 4 hayat, 4 insan...

Serkan Yılmaz'ın, Türkiye'nin en çok satan karikatür ve mizah dergisi olan Penguen için çizdiği karikatür serisi Dudullu Postası serisinden uyarlanan karakterler ve hikaye, sıradışı semtin sıradışı insanlarının gözünden anlatılıyor. Mahallenin ele avuca sığmaz gençleri, umutsuz ev kadınları, hayal dünyasında yaşayan genç kızlar, halı saha maçında kaybolan babalar... Hepsi, samimi mizacıyla güldüren bir dizi olan Dudullu Postası'nda buluşuyor! Gazetecilik yapmak için gecesini gündüzüne katan Asım, abisi tarafından evin içine hapsedilen Melis, Melis'e aşık delikanlı Tayfur, güvenlik ve namus takıntılı Eyüp, mahallenin en tuhaf kişilerinden Sebati ve daha nicesi Dudullu'da. Haber yaptıklarını zannederken, kendi komik hikayelerini anlattıklarının farkında olmayan gazetecilerin gazetesidir Dudullu Postası!

Usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, Küba’nın altını üstüne getiriyor! Vedat Atasoy’un yönettiği belgeselde bu ikili ile çok eğleneceksiniz. Havana’dan Trinad sokaklarına, Devrim Müzesi’nden rom müzesine, puro dükkanlarından Atatürk ve Nazım Hikmet’in heykellerine uzanan bir yolculuğa hazır olun. Erkan Can ve Güven Kıraç: ‘Bir şehri tanımanın en iyi yolu kaybolmaktır.’ diyerek kentin, zamanın durduğu renkli sokaklarını da keşfediyorlar. Sıra dışı ve eğlence dolu bir gezi sizi bekliyor!

Acı Aşk, mutluluk ve masumiyetle başlayan bir aşkın darmadağın ettiği hayatları konu alıyor. Bir yandan Melek ve Bulut’un rüya gibi yaşadığı imkansız aşkları, diğer yandan sevgiye aç bir kadın olan Sude’nin çırpınışı ve bütün bu gönül tutulmalarının arasında aşkın fedakarlık ve cesaretten ibaret olduğunu hatırlatan Ali… Bu kördüğüm nasıl çözülecek, yolları nasıl kesişecektir...

Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Roma'da yaşayan Elif ise doğum gününde ailesiyle birlikte olmak için İstanbul'a gelir. Ömer ile Elif aynı gece ölüm acısı yaşarlar. Ömer'in kız arkadaşı ve Elif'in babası cinayete kurban giderler. İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar. Gergin ve önyargılı bir tanışmanın ardından peşlerine düştükleri her ipucu yollarını kesiştirir. Ömer, Sibel'in katilini bulmaya, ona atılan iftiraları temizlemeye kararlıdır. Elif ise ömrünün en zor anlarını yaşarken, babasının göründüğünün aksine karanlık bir hayatı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu Elif'in yüzünde patlayan ne ilk ne de son tokat olacaktır. Elif, ailesi için tehlikelerle dolu, karanlık yolda kaybolmak üzeredir.

Murat ve Candan şehirli, üniversite mezunu bir çifttir. İki yıldır evlidirler ve çift olarak pek de uyumlu oldukları söylenemez; İkisi de farklı dünyalardan gelmektedirler. Murat ve ailesi Anadolu kültürüne daha yatkınken, Candan ve ailesi ise daha batılı bir düşünce yapısına sahiptir. Ancak birbirlerine deli gibi âşık olan bu çift her ne kadar anlaşmazlık içinde olsalar da birbirlerinden bir türlü kopamazlar. Evliliklerinin beşinci yılında bir çocuk sahibi olma kararı alırlar ve Candan aşklarının meyvesi, biricik oğulları Yankı’ya hamile kalır. Aşklarının meyveleri artık kucaklarındadır ve mutlu bir aile tablosu çizmektedirler. Candan ve Murat hala birbirlerinden çok farklı bir çifttirler ancak Yankı’dan sonra aralarındaki sorunları sevimli yollarla çözmeyi öğrenmişlerdir.

Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Mutlu bir evlilik... Birbirine aşık bir karı koca... Çocuklarının üzerine titreyen anne baba... Şüphesiz, yalansız, güven dolu bir ilişki... Bir gün bütün hayatınızın aslında koca bir yalandan ibaret olduğu gerçeği yüzünüze bir tokat gibi çarpabilir... Aylin evliliği boyunca bir gün bile şüphe duymamıştı Selim’den... Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti. Ta ki o güne kadar… Bir uçak kazası haberiyle yaşamı altüst olana kadar… Onların “Son”u nasıl olacak?

Mutsuz evliliğini bitirip annesinin yanına dönen Ayşe, ana kuzusu olarak nitelendirilen ve mutfağa karşı büyük bir aşk besleyen Erdem, fedakar bir ev kadını olan anne ve hayalperest, keyfine düşkün bir aşçı olan babadan oluşan ama yaşadıkları olaylardan dolayı birbirlerinden koparak yabancılaşmış bir ailenin hikayesini anlatıyor Üsküdar'a Giderken. Ailenin en küçük ferdi Erdem'in yurt dışından dönmesiyle, ailenin her bir üyesi tekrar bir aile olabilmenin macerasını yaşayarak, yeniden mutlu olmayı öğreniyor. Bu sevimli ailenin hayatlarını renklendiren dostları ise Erdem'in süt kardeşi Oğuz, yıllardan beri aile ile birlikte çalışan Yavuz, uzun zaman sonra çıkıp gelen Asuman hala ve kızı Leyla'dır.

Kapalıçarşı'nın büyülü atmosferi içinde, bir mucizenin peşindeki insanların hikayesini anlatır. Parasızlıkla boğuşan ve bu hayattan yırtmaya çalışan üç sıkı dost ve kasabalı bir genç kızın yolları Kapalıçarşı'da kesişir. Küçük bir kız çocuğunun incecik parmakları sayesinde mucize bir halı dokumaya girişirler. Dünyanın en ince halısı bittiğinde hayalleri gerçek olacaktır. Her biri kaderine karşı mücadele eden bu insanları kader bir araya getirmiştir. Fakat tam da asıl mucizenin bir araya gelmeleri olduğunu anladıkları anda hayat tokadını acı bir şekilde patlatır.

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu... Bir tarafta, rağbet görmeyen, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “Uğurlu Düğün Salonu”, diğer tarafta, dolup taşan, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “Kudret Düğün Sarayı. Ancak Şanlıurfa’dan kalkıp gelen tek arzusu anne ve babasını bulmak olan, türkücü Bayram’ın tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olması, her şeyi değiştirir.

İşlemediği bir suç yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan Ali, Osmanlı hanedanından bir asilzade olmakla gurur duyan Orhan ve evli bir genç kadın olmasına rağmen aşkı henüz tatmamış Nisan’ın kaderini birbirine bağlayan 10 yıllık büyük bir sır...

Adını Karadeniz'in Fırtına Deresi'nden alan dizide, Trabzon'un yemyeşil köylerinden birinde Ali ve Zeynep arasında yaşanan tutkulu aşk hikayesi anlatılıyor. Ali'nin babası Hasan, kısa zamanda zengin olma hayalleri kuran ve bu uğurda ailesini geçindiren bahçesini, tarlasını ihmal etmiştir. Zeynep'in babasını da bu definecilik macerasına dahil eder. Fakat Zeynep'in annesi Emine, kızını köye gelin vermek istemez, üstelik onun gibi düşünen başkaları da vardır.

Çanakkale Babakale Köyü'nün imamı Mahir Hoca'nın marangoz oğlu Cihan'la, kapı komşuları Gazelhan Hafız Seyit'in torunu Zehra arasındaki aşk sözlenmeleriyle resmiyet kazanır. Cihan'ın ustası marangoz Suphi bu gelişme üzerine kalfasına yürekleri burkan bir iyilik yapar. 25 yıl önce sevdiği kız için köyün en güzel tepesine kendi elleriyle bir ev yapmış, ancak yaşadığı talihsizlikler yüzünden muradına erememiştir. Suphi Usta 25 yıldır kapısını bile açmadığı evini "Benim aşkım üstüne mühürlenen bu kapıyı sizin aşkınız açacak" diyerek Kalfası Cihan'a hediye eder. Cihan aşkları ve evlilikleri için çırpınırken, Zehra patronunun yakışıklı oğlu Kemal'den geri çeviremeyeceği bir teklif alır.

Özel bir lisede hayat devlet okullarınkinden çok farklıdır, hem öğrenciler hem de öğretmenler için. Koçum Benim, lise öğrencilerinin öğretmenleri ile ilişkileri, aile hayatları, gençlik dertleri üzerine yoğunlaşan bir yapım. Lisenin basketbol takımının koçu (Tarık Akan) öğrencilerin okulda en sevdiği ve en çok desteklediği figürlerden biridir. Koç da öğrencilerini sadece spor karşılaşmalarına hazırlamakla kalmaz, onları hayata dair de eğitir.

Sevgi dolu bir mahallede yaşanan dostluklar, aşklar, küslükler, aile kavgaları, acı da olsa sonu daima tatlıya bağlanan onlarca olay...

Aynı evde kalan 4 üniversite öğrencisinin günlük yaşamlarının konu edildiği dizi.