İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

1940, İzmir doğumlu. Ankara Üniversitesi DTCF Ön Asya Arkeolojisi Bölümü mezunu. 1957-1960 yılları arasında Tiyatro Sevenler Gençlik Cemiyeti-Ankara (daha sonraki adı: Deneme Sahnesi) Genel Tiyatro Bilgisi Konuşma Sanatı oyunculuk seminerleri ve uygulama çalışmalarına katılmıştır. Albany Kontu, Arlecchino’nun Cambazlıkları, Affedersiniz Yanlış Numara, Tunç ve Billur oyunlarında sahneye çıkmıştır. 1961-1964 yılları arasında Ankara Meydan Sahnesi’nde oyuncu olarak profesyonel olarak tiyatro çalışmalarına katılmıştır (Zafer Madalyası, Karaların Memetleri, New-York’ta Bir Pazar, Romanof ile Juliette). 1967 yılında askerlik görevi sırasında Polatlı Topçu Okulu’nda "Ay Mavidir" oyunu ile ilk tiyatro yönetmenlik denemesini yapmıştır. 1967-1970 yılları arasında Ankara Binbirgece Çocuk Tiyatrosu’nda tiyatro yöneticiliği ve yönetmenlik çalışmaları yapmıştır (Külkedisi, Pinokyo, Hansel ve Gretel). 1982-1987 yılları arasında Münih Theater der Jugend’da kendi yazdığı oyunlarda yönetmenlik ve oyunculuk dışında grup Türkische Theater Gruppe Münchenam Theater der Jugend yöneticiliği (Das Land der Treume, Venüslü Kadınlar, Keloğlan, Karagöz, Babür ile/und Şabür, Nasrettin Hoca) yapmıştır. Bazı oyunlarda kendi geliştirdiği bir teknikle iki dilli (Türkçe- Almanca) gösterilerin yönetimini üstlenmiştir. 1999 yılında Münih’te gerçekleştirilen bir Fransız prodüksiyonunda, Mozart’ın "Saraydan Kız Kaçırma" operasında Selim Paşa rolünü canlandırmıştır. 2001 yılında Münih’te Behiç Ak’ın "Ayrılık" adlı oyununu iki dilli (Türkçe- Almanca) yönetmiştir. Tüm bunların yanı sıra Ankara ve İzmir Radyolarında spiker-prodüktörlük, TRT Ankara Televizyonu’nun kuruluş döneminden (1967) başlayarak 1976 yılına kadar eğlence programları sunuculuğu yapmış, 1981 -2005 yılları arasında bazı Alman sinema ve televizyon filmlerinde rol almış, senaryolar yazmış (Korkmazlar TV dizisi, Bahar und Gazelle) ve Dido Sotiriu’yu konu alan “Anıların Tadı” adlı bir belgesel hazırlamıştır.

Dizinin konusu 1. sezonda Ürgüp'te, Hancıoğlu Konağı'nda geçer. 2 kız kardeş olan Havva ve Toprak'ın bölgenin en zengini Yusuf Hancıoğlu'na olan aşklarını ve onu elde etmek isteyen Havva'nın entrikalarını konu alır. Dizide yaşanan ayrılıklar dolayısıyla senaryoda sürekli değişikliler olmuştur.

Çocukken görme yetisini yitiren Eflâtun, babasının gölge ve ses oyunlarıyla hayata tutunarak büyür. Babasının da mesleği olan saat tamirciliğine yine babasından yadigar kalan dükkanda devam eder ve sesine âşık olduğu ama tanımadığı bir adamın geleceği o günü bekler. Bir gün aradığı sesin sahibi olduğunu düşündüğü bir adam saat dükkanına gelir.

Pastırma ve Sucuk fabrikaları olan Hulusi geçirdiği bir kaza sonucu ölümle burun buruna gelmiştir. Bu feci olayın başına gelmesi geçmişte işlediği kalp kırıklıklarını tamir edip helallik almak için hatırladığı 3 kadını bulması için oğlu gibi sevdiği Demir’i görevlendirir. bu üç kadından 3 çocuğu olduğunu öğrenen Hulusi’nin hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Pastırma ve Sucuk fabrikaları olan Hulusi geçirdiği bir kaza sonucu ölümle burun buruna gelmiştir. Bu feci olayın başına gelmesi geçmişte işlediği kalp kırıklıklarını tamir edip helallik almak için hatırladığı 3 kadını bulması için oğlu gibi sevdiği Demir’i görevlendirir. bu üç kadından 3 çocuğu olduğunu öğrenen Hulusi’nin hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Çocuklarından biri 25 yıl önce kaybolmuş, geleneksel, kalabalık bir Türk ailesi... Çok sevdiği eşini kaybetmiş Tarık... Birbirinden çok farklı iki aile komşu olursa ve Tarık'ın aslında kaybolan o çocuk olduğu ortaya çıkarsa ne olur?

Dizinin konusu 1. sezonda Ürgüp'te, Hancıoğlu Konağı'nda geçer. 2 kız kardeş olan Havva ve Toprak'ın bölgenin en zengini Yusuf Hancıoğlu'na olan aşklarını ve onu elde etmek isteyen Havva'nın entrikalarını konu alır. Dizide yaşanan ayrılıklar dolayısıyla senaryoda sürekli değişikliler olmuştur.

Zeliş, o sene otuz yaşına basmıştır. Bir “Evlilik Terapisti” olan Serdar’la son üç senedir devam eden mutlu bir birlikteliği vardır. Serdar evlenmekten ve evliliğin getireceği sorumluluklardan deli gibi korkar.. İlişkilerinin en başında Zeliş’e evliliğe sıcak bakmayan bir insan olduğunu açıkça söylemiştir. Daha öncesinde “ne zaman çok para kazanacaksın?” ya da “ne zaman evleneceksin?” “ne zaman anne olacaksın?” gibi sorulara verebileceği “ Büyüyünce!” gibi çok iyi bir cevap varken, 30 yaşına basmasıyla birlikte bu cevabı kaybettiğini anlar Zeliş. Artık büyüyünce diyebilmek gibi bir lüksü kalmamıştır, çünkü büyümüştür. İçini müthiş bir geç kalmışlık duygusu kaplar. Buna ister 30 yaş sendromu, ister Satürn geçişi, istersek de mahalle baskısı diyelim, Zeliş evliliğin geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecek olduğunun farkına varır. Çünkü birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Birbirlerini çocukluklarından beri seven Nazlı ve Mustafa, bir türlü evlenememişlerdir. Biri mahallenin en güzel kızı, diğeri en afilli delikanlısı olunca, onlarınki herkesin dilinde efsane aşka dönüşmüştür. Hayata her zaman iyi tarafından bakan Nazlı için üstesinden gelinemeyecek dert yoktur. Hele şimdi! Sonunda beklenen an gelmiş, Mustafa’nın babası Payidar, Nazlı’nın babası Sacit’ten kızını istemiştir. İsterse istemesin; Nazlı, mahallenin kalantorlarından birinin oğlu, kendisine ezelden beri yanık Teoman ile neredeyse nişanlanmak üzeredir. Mustafa ani bir baskınla nişanı bozmuştur; çünkü ikisinin de kalbine yıllarca nakış nakış işlenmiş, onları kâh acıtmış kâh avutmuş “aşk”, yine devreye girmiştir.