İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

1935 yılında Ankara‘da doğmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1957-1961 seneleri arasında Ankara’da Vatan gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 1961 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısı oldu. Daha sonra da 1969 yılında TRT‘ye geçiş yaptı ve TRT Ankara Televizyonu’nda çeşitli görevlerde bulundu. Bu dönemde Drama, Çocuk, Kültür Bölümleri Müdürü olarak çalışırken çeşitli programların yapım-yönetimini gerçekleştirdi. İngiltere‘de BBC Uluslararası Televizyon Kursu’nu drama yapım-yönetim dalını 1. derece ile tamamladı. 1976 yılında TRT İzmir Televizyonu Müdürü olarak tayin edildi. Kıbrıs Bayrak Televizyonu’na programcı olarak görevlendirilmesi üzerine 6 ay süreyle Kıbrıs’ta görev yaptı. 20 yıla yakın süre içinde TRT’de “Şenlikgiller”, “Yaşadıkça”, “Bir Gönül Perdesi” gibi dizi dramaların yazarlığını yürüttü, yapımlarını gerçekleştirdi, yönetmenlik yaptı, çeşitli programların sunuculuğunu üslendi; uluslararası televizyon toplantıları yaptı. 1964 yapımı olan Mor Defter adlı sinema filminin senaryosunu yazdı. 1980 yılında TRT‘den ayrılıp İzmir Devlet Tiyatrosu’na tiyatro sanatçısı olarak girdi. 1991 yılında İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü oldu. Devlet Tiyatrosu’ndan emekli oldu. Ankara Sanat Tiyatrosu’nda “Otlak” ve İzmir Devlet Tiyatrosu’nda “Kösedağı'nın Köprüsü” adlı oyunları sahneye kondu. Erol Aksoy, birçok televizyon dizisi ve sinema filmnde rol aldı.

Hakan kadınlarla uzun süreli ilişki kurmakta problem yaşayan genç bir çapkındır. Yaşadığı sahil beldesine gelen turistlerle kısa süreli ilişkiler yaşar, bağlanmaktan hep kaçınır. Ablasının terk ettiği eniştesi ve 5 yeğeninden başka hayatına kimseyi sokmaz. Hakan için işler, bir gün tesadüfen karşılaştığı Bahar'a ilk görüşte aşık olmasıyla tamamen değişir. Bahar ile yakınlaşmaya çalışan Hakan, Bahar'ın son derece nadir görülen bir rahatsızlığı olduğunu öğrenir. Bahar geçirdiği bir kaza sonucu, kaza gününden sonra olan hiçbir şeyi hafızasında tutamamaktadır. Her gün aynı güne –iki yıl önceye – uyanıp oradan devam etmektedir. Bahar'ın abisi ve babası da onun mutsuz olmasını engellemek için her gün kaza günündeymiş gibi davranmakta, türlü türlü numaralarla Bahar'ı da buna inandırmaktadırlar. Hakan'ın da olaya dahil olmasıyla birlikte üçü birden Bahar'ı mutlu etmek için her yolu denerler. Hakan, her sabah bir önceki günü unutan Bahar'ı kendisine her gün yeniden aşık etmek zorunda kalır.

Salih isimli bir yufkacı eşini kaybettikten sonra üç çocuğuna hem babalık hem annelik hem de “hayat koçluğu” yapmak zorunda kalmıştır. Evinde çocuklarıyla ve kardeşiyle birlikte hayatını sürdürmektedir. Ev halkına daha sonra Ürgüp'ten gelen Ceylan da katılacaktır. Çocuklarının adı Emrecan, Egemen, Ece'dir. Ceylan, 11 yaşında Kapadokya kıyısındaki nehirde boğulmak üzere olan bir çocuğun hayatını kurtarır ve çocuk Ceylan'a 11 yıl sonra onunla evlenmek için Ulus Parkı'nda buluşacaklarına dair söz verir. Ceylan bu çocuğun evin en küçüğü Emrecan olduğunu düşünür ama aslında Emrecan'ın arkadaşı Rüzgar'dır. Rüzgar kendisini Ceylan'a Emrecan diye tanıtmıştır. Emrecan daha sonra Ceylan'a aşık olacak ve evlenme teklif edecektir. Egemen, bir doktor olmuştur. Çalıştığı hastanenin sahibinin kızı Aslı ile evlenir. Ece, özel bir şirkette başkanın yönetici asistanıdır. Şirketin sahibi Hasan Bey'in oğlu Haluk ile ilerleyen bölümlerde bir aşk yaşayacaklardır.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.

Gizli bir şekilde evlenen Fatih ve Eda, arkadaşları Serhat’tan Adana’ya gelmesini ve ailelerinin karşısında sahte nikah kıymalarını isterler. Serhat’a iki arkadaşının daha eşlik ettiği Adana yolculuğu sırasında arabalarının çalınmasıyla talihsizlikler başlar ve üçlü, kendilerini geri dönüşü olmayan bir maceranın içinde bulurlar.

Hakan kadınlarla uzun süreli ilişki kurmakta problem yaşayan genç bir çapkındır. Yaşadığı sahil beldesine gelen turistlerle kısa süreli ilişkiler yaşar, bağlanmaktan hep kaçınır. Ablasının terk ettiği eniştesi ve 5 yeğeninden başka hayatına kimseyi sokmaz. Hakan için işler, bir gün tesadüfen karşılaştığı Bahar'a ilk görüşte aşık olmasıyla tamamen değişir. Bahar ile yakınlaşmaya çalışan Hakan, Bahar'ın son derece nadir görülen bir rahatsızlığı olduğunu öğrenir. Bahar geçirdiği bir kaza sonucu, kaza gününden sonra olan hiçbir şeyi hafızasında tutamamaktadır. Her gün aynı güne –iki yıl önceye – uyanıp oradan devam etmektedir. Bahar'ın abisi ve babası da onun mutsuz olmasını engellemek için her gün kaza günündeymiş gibi davranmakta, türlü türlü numaralarla Bahar'ı da buna inandırmaktadırlar. Hakan'ın da olaya dahil olmasıyla birlikte üçü birden Bahar'ı mutlu etmek için her yolu denerler. Hakan, her sabah bir önceki günü unutan Bahar'ı kendisine her gün yeniden aşık etmek zorunda kalır.

Profesör Niyazi Gül, hayvanlarla konuşabilme gibi eşsiz bir yeteneğe sahip, hayvansever bir veterinerdir. Asistanı Hediye ile birlikte gizli bir formül geliştirirken İzmir'de sakin bir hayat süren Niyazi'nin dünyası, Sultan Şahmerdan ve Rıza Kabakoz'un onu kaotik bir at yarışı macerasının içine çekmesiyle altüst olur.

Ramazan Bayramı'nın ilk gününde İsmail, arkadaşlarıyla bayram namazından dönerken oğluyla karşılaşır. Yurt dışında yaşayan oğlu, alelacele bir düğün yapmak için gelmiştir.

Denize kıyısı olan bir Ege kasabasında 1990'ların başı... Kasabanın ileri gelenlerinden Arifoğulları ailesi eski ihtişamlı günlerinden çok uzaktadır. Tarlaların çoğu satılmış, çürümek üzere olan zeytinyağı fabrikasından başka bir şey kalmamıştır. Ailenin reisi Arif Arifoğlu 85 yaşına gelmiş, elini yıllar önce işten güçten çekmiş, aksi bir ihtiyardır. Oğlu Azmi'nin tek derdi, eski karısı Nevin'in gönlünü tekrar kazanmaktır. Oğulları Kemal ise kısa yoldan para kazanma hayalleri kurmaktadır. Kemal, karısı ve metresi arasında gelgitler yaşamaktadır. Arifoğulları ailesinin en küçüğü Arif Ege ise çocukluktan ergenliğe geçiş sürecinde ilk aşk sancıları çekmektedir.

Marangoz İbrahim, Taraklı kasabasının sevilen bir simasıdır. Dört kızı Aysu, Burcu, Tuba ve Gökçe, oğlu Arda ve babası Faik’le beraber hayatını sürdürmektedir. Arda’nın doğumunda karısını kaybettiğinden beri duldur. İbrahim’in dört kızının peşinden ise birbirinden hayta Oral, İsmail ve Fatih koşmaktadırlar. Kasabada sevilen bir ev lokantası işleten Nalan ise çocukluğundan beri İbrahim’e karşılıksız aşk beslemektedir. Tek amacı İbrahim’le evlenmektir. İbrahim’in Nalan ile evlenmesini istemeyen kızları, babalarının çocukluk aşkı, uzun zaman önce Taraklı’yı terk etmiş olan Alev’i Taraklı’ya çağırırlar. Alev beklenmedik bir biçimde ortaya çıkar. Gel gelelim, bu davet başlarına büyük dertler açacaktır. Belki de babalarını kaybedeceklerdir. Alev’in gelmesiyle İbrahim’e arabasıyla çarpması bir olur. Ortalık bir anda can pazarına döner. Acaba İbrahim yaşayacak mıdır? Bütün bu gariplikleri normale döndürmek vazifesi ise kasabalının Yalazacısı Santral ve yorgancı Settar Baba’ya düşer.

Salih isimli bir yufkacı eşini kaybettikten sonra üç çocuğuna hem babalık hem annelik hem de “hayat koçluğu” yapmak zorunda kalmıştır. Evinde çocuklarıyla ve kardeşiyle birlikte hayatını sürdürmektedir. Ev halkına daha sonra Ürgüp'ten gelen Ceylan da katılacaktır. Çocuklarının adı Emrecan, Egemen, Ece'dir. Ceylan, 11 yaşında Kapadokya kıyısındaki nehirde boğulmak üzere olan bir çocuğun hayatını kurtarır ve çocuk Ceylan'a 11 yıl sonra onunla evlenmek için Ulus Parkı'nda buluşacaklarına dair söz verir. Ceylan bu çocuğun evin en küçüğü Emrecan olduğunu düşünür ama aslında Emrecan'ın arkadaşı Rüzgar'dır. Rüzgar kendisini Ceylan'a Emrecan diye tanıtmıştır. Emrecan daha sonra Ceylan'a aşık olacak ve evlenme teklif edecektir. Egemen, bir doktor olmuştur. Çalıştığı hastanenin sahibinin kızı Aslı ile evlenir. Ece, özel bir şirkette başkanın yönetici asistanıdır. Şirketin sahibi Hasan Bey'in oğlu Haluk ile ilerleyen bölümlerde bir aşk yaşayacaklardır.

Zamanın durduğu şehir Mardin'den sıcak bir aile hikayesi geliyor. Masalsı şehrin efsane telkaricisi Sami Usta'nın çırakları Recep Dostum (Erol Aksoy) ile Bayram Kadim'in (Arif Erkin) çocukluktan süre gelen çekişmeleri kendileri birer usta olduktan sonra da artarak devam edip, işin içine Kadim ve Dostum ailelerinin evlere şenlik bireyleri de girince ortaya izlemeye doyamayacağınız bir komedi çıkıyor.