İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Erol Babaoğlu (born 22 June 1977) is a Turkish actor.

Sokaklardan başlayıp belli bir hiyerarşik bütünlük içinde kademe kademe yükselen ve en tepede son derece etkili bir "konseye" dönüşerek ülkeyi avcuna almayı amaçlayan çok güçlü bir mafya örgütü ile o örgütle mücadeleye soyunanların serüvenleri anlatılır. Bu hem toplumsal hem de bireysel yansımaları olan bir serüvendir.

Gümrük memuru Musa, birbirinin zıddı iki olay arasında fark gözetmeyen birisidir. Annesinin ölümüne tepki vermeyen Musa, iki çocuk ve bir anneyi öldürmekten sorumlu tutulmasına da sesini çıkarmaz.

Emre, Yanıklar kasabasına yeni tayin olmuş çiçeği burnunda bir savcıdır. Bekleyen işlere büyük bir ciddiyetle sarılan Emre, başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bu hoş karşılamaya rağmen ilk günden itibaren bazı tuhaflık ve gerginlikler yaşanır. Belediye başkanlığı seçimleri yaklaştıkça kasabadaki gerginlik iyice artar. Emre, siyasi çekişmelerde taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş kasabanın muhalif gazetecisi Murat’a yaklaştırır ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngüye sıkışıp kalır.

Profesyonel boksör olma yaşı geçmiş, heyecanı geçmemiş Ferit Kamacı yerine taksiye çıktığı ağbisine arabayı bir geceliğine devreder ve bu sayede herkesten gizli, varoşlardaki gece kulübü Rita’nın açılışında ringe çıkar. Boksa ev sahipliği eden gece kulübünün sahibi orta yaşlı İlyas Kargı; gönlünü kaptırdığı genç garson kıza hissettiği aşk bir yandan, rahmetli karısının emaneti oğluyla bir türlü kuramadığı aile bağı öteki; büyük bir bunalımın eşiğindedir. Her şeyin üstüne bir de ringdeki amatör boksör Ferit Kamacı’nın profesyonel rakibini nakavt edişi gelince İlyas iyice dağılır ve kreşendo aksaklıklar nihayetinde Ferit’in abisi Ali’yi öldürür.

Emre, Yanıklar kasabasına yeni tayin olmuş çiçeği burnunda bir savcıdır. Bekleyen işlere büyük bir ciddiyetle sarılan Emre, başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bu hoş karşılamaya rağmen ilk günden itibaren bazı tuhaflık ve gerginlikler yaşanır. Belediye başkanlığı seçimleri yaklaştıkça kasabadaki gerginlik iyice artar. Emre, siyasi çekişmelerde taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş kasabanın muhalif gazetecisi Murat’a yaklaştırır ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngüye sıkışıp kalır.

“Araf”ta kalmış iki gencin hikayesi. Arafta kalmış iki gencin hikâyesini anlatır: Zehra ve Olgun; bir otoban üstünde kurulu, her şeyin gelip geçici akarak yaşandığı, devasa bir benzin istasyonunda, 24 saatlik vardiya usulüyle, hiç değişmeyen bir monotonlukta, sanki bir gün hayatlarının birden bire değişivereceği beklentisi ve hayalinde, aslında neredeyse içinde yok olup gittikleri bir vakumun içinde, biteviye çalışarak yaşarlar. Bir gün aniden beliriveren bu beklenti acaba onları arafta kalmaktan çıkarabilecek midir?

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

Gümrük memuru Musa, birbirinin zıddı iki olay arasında fark gözetmeyen birisidir. Annesinin ölümüne tepki vermeyen Musa, iki çocuk ve bir anneyi öldürmekten sorumlu tutulmasına da sesini çıkarmaz.

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Eşref, çocukken uzaktan aşık olduğu ve "Rüya" adını verdiği kızı yıllarca ararken güçlü bir mafya üyesine dönüşür. İdealist bir müzisyen olan Nisan, Eşref’in işlettiği otelde gerçekleşen bir düğünde sahne almasıyla kendini büyük bir tehlikenin içinde bulur. Eşref, Nisan’a aşık olur, ancak onun aslında yıllardır peşinde olduğu Rüya ve aynı zamanda polis için muhbirlik yaptığını bilmemektedir. Aşk, ihanet ve güç mücadelesi içinde sıkışan Eşref, hem çetesiyle hem de kendi duygularıyla büyük bir hesaplaşmaya sürüklenir.

Azil, raised in the rebellious waters of the Black Sea, is suddenly confronted with all the secrets of his past: he is the lost heir of the Maçari family, one of Turkey’s most powerful dynasties. Shaken by the death of the woman he knew as his mother, Azil steps into the dark world of Istanbul in search of the truth. Fate drags him into both a reckoning with his brother and an impossible love that burns his heart. In this world of intrigues and betrayals, Azil's test will be not only with power but also with conscience.

Kaosun Anatomisi, yasadışı işlerle uğraşan bir adamla yolunun kesişmesiyle hayatı değişen bir doktorun hikayesini konu ediyor. Ozan, acil serviste çalışan idealist, genç bir doktordur. Türkiye’nin en güçlü yasadışı liderlerinden Kenan ile Ozan'ın yollarının beklenmedik bir şekilde kesişmesi her ikisinin hayatının değişmesine neden olur.Kız kardeşinin ani ölümünün ardından bir doktor (Ozan), kendini yerel bir suç örgütünün içinde bulur ve örgütün yeni lideriyle geçici bir ittifak kurmaya çalışır.

Angola'daki bir elmas şirketini koruma görevinden sonra evine dönen bir kiralık katil, adaleti kendi imkânlarıyla sağlayan bir şirket için çalışarak işvereninin verdiği yeni görevleri tamamlamaya koyulur.

Dengeler, Ferit’in hikayesi, tüm renklerin aynı hızla kirlendiği ve önceliğin beyaza verildiği bir evreni anlatıyor.

Metropol hayatına sıkışmış, hasta, mutsuz ve yolunu kaybetmiş bir ruh olan Nisan, beraber katıldıkları bir şifa seansının ardından ortadan kaybolan arkadaşının izini sürerken şaibeli bir tarikata ulaşır. Tüm şüphelerine karşın tarikatın vaadine kayıtsız kalamayan Nisan, gizemli bir adam olan Tufan’ın peşinden bilinmezliklerle dolu bir maceraya atılır.

Ömer Ademoğlu, babası Reşat'ın imam olarak görev yaptığı camide müezzindir. Yakın zamanda annesini kaybeden Ömer, bu kaybın sızısı yüreğinde, babası Reşat ve babaannesi Nezahat ile hayatlarını sürdürmeye devam ederler. Üç kardeşin en küçüğüdür. Anne yarısı bildiği ablası Nisa, babasının ve abisi Tahir'in istemediği bir evlilik yaparak, aileden kopmuş, bu durum Ömer'in ruhunu derinden yaralamıştır.

İstanbul Narkotik başkomiseri Şamil Baturay, katıldığı rutin bir operasyonda, Türkiye’de kurulan yeni bir uyuşturucu şebekesine ait delillere rastlar. Narkotikte birlikte çalıştığı nişanlısı Zülüf ile birlikte Van’a aile ziyaretine gittiğinde ise kendisini uyuşturucu baronlarının tam ortasında bulur. Şamil ile Zülüf’ün aşkı, Şamil’in abisinin uyuşturucuyla ilgili bir operasyonda şehit edilmesiyle daha da imkânsız bir hâl alır. Abisinin kaybıyla hayata küsen Şamil, elde ettiği bazı ipuçlarıyla tekrar harekete geçer ve intikam için uyuşturucu baronlarının peşine düşer.
Görsel yokAli Asyalı ve ailesi Türkiye ve Ortadoğu’daki inşaat sektörünün önde gelen isimlerinden biridir. Suriye’nin Halep şehrinde, Abdülmecit Halabi ile ortaklık kuran aile işin başına Ali’yi ve kuzeni Cem’i gönderir. Halabiler Suriye’nin köklü ailelerinden biri olup aynı zamanda Arap şeyhlerinden Şeyh Ömer ile ortak iş yapmaktadırlar. Türkiye’de yıllar önce başına gelen bir kazanın hala izlerini üzerinden atamayan Ali, Abdülmecit’in yeğeni Lamia ile tesadüfler sonucu karşılaşır. Tesadüflerin arka arkaya geldiği karşılaşmaların ardından Lamia ve Ali dönüşü olmayan bir yola girerler. Kaderlerinin kendilerini götürdüğü bu yol karşılarına neler çıkartacaktır?

Cennet Mahallesi, İstanbul'un kenar semtlerinden biridir. Dans, müzik, aşkların bol olduğu bir yerdir burası. En güzel kızlar, en afilli delikanlılar, en hoş sohbet duygulu insanlar burada yaşar. Bu mahallenin gülü güzeller güzeli dansöz Sultan ile yanık sesli kemancı Ferhat birbirlerine deliler gibi aşıktır ama iki taraf aileleri arasında 4 göbek önceden başlayan düşmanlık bu iki sevgilinin aşkına engel olmaktadır. Sultan'ın anası bohçacı Pembe ile Ferhat'ın babası zurnacı Yunus da yıllar önce birbirlerine büyük sevda ile bağlanmışlar; ama bu düşmanlık onların da mutluluğunu bozmuştur.

Sokaklardan başlayıp belli bir hiyerarşik bütünlük içinde kademe kademe yükselen ve en tepede son derece etkili bir "konseye" dönüşerek ülkeyi avcuna almayı amaçlayan çok güçlü bir mafya örgütü ile o örgütle mücadeleye soyunanların serüvenleri anlatılır. Bu hem toplumsal hem de bireysel yansımaları olan bir serüvendir.