İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

6 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
7 Ağustos 1935'te Brüksel'de doğdu. İlkokulu Şişli Terakki Lisesi’nde, ortaokul ve lise eğitimini Amerikan Kız Koleji’nde (ACG) yaptı. Tiyatroya lise yıllarında başladı. Amerikan Kız Koleji'nde oynadığı oyunlar: Bir Yaz Gecesi Rüyası (1946), İsfahan’ın 7 Şairi (1950), Bizim Şehir (1951), Annemi Hatırlıyorum (1952), Uludağ (1953), Miras (1954). Liseden mezun olduktan sonra amatör olarak ilk kez Haldun Dormen'in Cep Tiyatrosu'nda oyunculuk hayatına başladı. Bu tiyatroda rol aldığı oyunlar: Pierre Pathelin (1955), Bir Evlenme (1956), 3 Silindir Şapka (1957), Bu Evde Çökme Tehlikesi Var (1957; Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu'nun açılışında Dormen Tiyatrosu adına Erol Keskin (oyuncu) ile birlikte). 1958'de İstanbul Üniversitesi Fransız Filolojisi'nde bir yıl okudu. Ardından Fulbright bursu ile Amerika'ya gitti. 1960'ta Kansas Üniversitesi'nde Brigadoon oyununda sahne aldı ve bu üniversiteden 1961 yılında “Speech and Drama” dalında Master derecesini aldı. Türkiye'ye döndükten sonra Oraloğlu Tiyatrosu'nda profesyonel oyunculuk hayatına başladı. Bu tiyatroda oynadığı oyunlar: Kötü Tohum (1961), Uyuyan Prens (1962), Karanlığın İçinden (1962), Lady Chatterley (1962), Rüya Doğru Çıkınca (1963). 1963 yılında Dormen Tiyatrosu'na transfer oldu, Şahane Züğürtler (1963-64) ve Bulvar (1964) oyunlarında rol aldı. 1964'te gazeteci, yazar ve şair Hilmi Yavuz'la evlenip Londra'ya gitti. Londra’da 1 yıl sanat tarihi kursu, 2 yıl Rusça kursu gördü. İyi derecede İngilizce, orta derecede Fransızca bilen Esin Eden, 1969'da Türkiye'ye döndü. 1971 yılında oğulları Ali Hikmet, 1972 yılında da Ömer Emre dünyaya geldi. 1970'te BP'de mütercimlik yapmaya başlayan Esin Eden, bir yandan da kitap çevirileri yaptı. Çevirdiği kitaplar; Hite raporu, Beynimizdeki cinsellik, Alice B. Toklas yemek kitabı, Tadı damağımda kalan ülke: Mısır ve Bisküi Adam'dır. 1985'te BP'den emekli olduktan sonra aynı yıl Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda Hoşça kal İstanbul adlı oyunla tiyatroya döndü. 1988 yılında Haldun Dormen Tiyatrosu'na dönen Esin Eden, 10 Numaralı Ev ve Yolun Yarısı adlı oyunlarda rol aldı. 1991'de İstanbul Şehir Tiyatroları'na dramaturg ve oyuncu olarak girdi. Burada rol aldığı oyunlar: Tartuffe (1992), Diğerlerinin Adı Ali (1993), Bedia Muvahhit (1993), Çalıkuşu (1994), Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1999-2001)

Sürekli telefonlarıyla oynayan çocuklar artık sokakta oynamayı unutmuş gibilerdir. Mahalleye yeni gelenlerin de ısrarıyla, çocuklar bu gidişata son vermek için yeniden parkta oynamaya karar verir. Ama bir sorun vardır: parkın bitişiğindeki evde oturan Kötü Kazım. Parka gelen herkesi korkutan Kötü Kazım’ın kimsenin bilmediği sırrı nedir? Çocuklar bir olup parkı Kazım’dan geri alabilecek midir?

Zeliha hala deli, ve çok samimi, ve başına sürekli yeni dertler açıyor. İlk filmde aşkın peşinde koşan Zeliha, ikinci filmde artık bir kariyer yapmanın yolunu arıyor. Aşçı olmanın hayalini kurarak bir şık restoranda çalışmaya başlıyor. Zeliha sonunda hayalini kurduğu şeylere ulaşabilecek midir, yoksa gerçek dünya hayallerini ve kalbini mi kıracaktır?

Ahmet, başkanlığı kaptırdığı için hala Oflu'ya çok kızgındır. Oflu Hoca yüzünden hem itibarını hem parasını kaybetmiştir. Tekrar başkan olmanın yollarını ararken zengin müteahhit İdris, oğlu Şaban'a Nur'u ister. Ahmet kendini kurtarmak için hemen kabul eder. Durumu öğrenen Kadir ve Oflu Nur'u kaçırmaya karar verirler.Ama Nur'u kaçırırken yanlışlıkla Ahmet'in halasını kaçırırlar. Hala, Ali Osman'a evvelden beri aşıktır, onunla evlenmek ister. Ama Ali Osman bu durumu istememektedir. Hala, Ali Osman'ı ikna ederse Arsin'deki arsaları Ahmet'in üstüne yapacağını söyler. Teklifi duyan Ahmet hemen çark eder, Oflu'ya babasını bu evliliğe ikna ederse Nur'u Kadir'e vereceğini söyler. Ama aklında başka bir plan vardır.

Aklı kıt, özgüveni fazla, biraz da kaçık Deliha; mahallesinde dükkan açan yakışıklı fotoğrafçıyı gözüne kestirir.

Ailesi ile birlikte yaşadığı bodrum katından hayallerinin dünyasına seçkin bir üniversiteyi burslu olarak kazanmasıyla giren güzel kapıcı kızı Feriha kendi dünyasından çıkıp, yarattığı yalan dünyanın prensesi olacaktır. Ne var ki, bir genç kızın küçük pembe bir yalan üzerine inşa ettiği yeni dünyası, ailesini de çevresindeki herkesi de yutacak ve anne-kızın gerçek hayat ile mücadelesi adım adım geri dönüşü olmayan bir savaşa dönüşecektir.

Kapalıçarşı'nın büyülü atmosferi içinde, bir mucizenin peşindeki insanların hikayesini anlatır. Parasızlıkla boğuşan ve bu hayattan yırtmaya çalışan üç sıkı dost ve kasabalı bir genç kızın yolları Kapalıçarşı'da kesişir. Küçük bir kız çocuğunun incecik parmakları sayesinde mucize bir halı dokumaya girişirler. Dünyanın en ince halısı bittiğinde hayalleri gerçek olacaktır. Her biri kaderine karşı mücadele eden bu insanları kader bir araya getirmiştir. Fakat tam da asıl mucizenin bir araya gelmeleri olduğunu anladıkları anda hayat tokadını acı bir şekilde patlatır.

Gizem Özsoy (Sanem Çelik) hayatını yalnız başına sürdüren genç ve işinde başarılı bir kadındır. Gizem, kız kardeşi Funda'dan gelen ani ölüm haberi karşısında hiç beklemediği bir gerçekle yüz yüze kalır. Funda, ikisinin de üvey kardeşi olan Cengiz'in kendisine tecavüz etmesini daha fazla kaldıramayarak ve bu yükün altında ezilerek intihar etmiştir. Gizem kardeşinin ölümünden Cengiz'i sorumlu tutarak onu polise şikâyet edeceğini söyleyince bir anda Cengiz'in ölüm tehditlerine de maruz kalır. Artık kendi hayatı da tehlikededir ve bir kadın sığınma evini idare eden arkadaşı Canan Görgün'e sığınır. Canan'ın evinde kardeşi Murat ile tanışır. Her iki kardeş de kendi geçmişlerinde aile içi şiddete maruz kalmışlardır. Murat yurt dışında gazetecilik yaparak geçmişinden kaçsa da, Canan kurduğu sığınma eviyle kendisini annesi gibi mağdur kadınları kurtarmaya adamıştır.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Ailesi başka kentte yaşayan Aslı, en yakın arkadaşı ile paylaştığı evde yalnız kalınca kirayı ödeyemez. Uzun süredir çıktığı zengin ve yakışıklı iş adamı (Tolga) ile nişanlanmak üzere iken bu gencin evli olduğunu öğrenmesi de herşeyi berbat eder. Çünkü ailesi nişan töreni için yola koyulmuştur. Aslı ailesini üzmemek için çare arayışı içindeyken evin yarısını devraldığını söyleyen hiç tanımadığı bir genç (Eren) çıkagelir. Bütün bu durumlardan iyice bunalan Aslı, tam genci evden kovarken birden aklına onu ailesine nişanlı olarak tanıtma fikri gelir. Bu küçük ve zararsız oyun tabiki ortalığın karışmasına neden olur.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.