İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Ewen Bremner (born January 23, 1972) is a Scottish character actor. His roles have included Julien in Julien Donkey-Boy and Daniel "Spud" Murphy in Trainspotting and its 2017 sequel T2 Trainspotting. Bremner was born in Edinburgh, the son of two art teachers. He attended Davidson's Mains Primary School and Portobello High School. He originally wanted to be a circus clown, but was offered a chance at screen acting by television director Richard D. Brooks. One of his first notable roles was as a Glasgow schoolboy in Charles Gormley's Heavenly Pursuits (1986). He also played the lead in the BBC Scotland feature-length adaptation of the William McIlvanney short story "Dreaming" (1990). Bremner portrayed Spud in Danny Boyle's film adaptation of Irvine Welsh's 1993 novel Trainspotting, and later Mullet, a street thug in Guy Ritchie's Snatch. In the 1994 stage version of Trainspotting, Bremner played the lead role of Mark Renton, the role played by Ewan McGregor in the 1996 film. He has played supporting roles in blockbusters such as Pearl Harbor and Black Hawk Down. In 2017 he produced the short film No Song to Sing. He has one daughter, with actress Marcia Rose, whom he met during the filming of Skin.

Jonathan Raymond'ın romanından uyarlanan film, izleyicileri 1820'li yıllara götürüyor. Film, Amerikan kırsalında geçinmeye çalışan Cookie Figowitz ile King Lu’nun hikâyesini anlatıyor. Amerika’nın batısına seyahat edip Oregon’daki kürkçülere katılan Cookie, sadece Çinli bir göçmen olan King Lu ile bağ kurabiliyor. Birlikte bir işe girişen ikilinin başarısı bölgedeki bir zenginin pek kıymetli ineğine bağlı hâle geliyor. Filmin senaryosunu Jonathan Raymond, Kelly Reichardt ile birlikte kaleme aldı.

1996 yılında vizyona girdikten sonra olay yaratan Trainspotting'in devam filmi olarak çekilen filmde, 20 yıl sonra Mark Renton'ın İskoçya'ya dönmesi ve eski arkadaşları olan Sick Boy, Spud ve Begbie'yle yeniden kavuşması anlatılıyor.

Savaşçı Amazon kadınlarının diyarı Themiscyra’da doğan, hiç erkek görmeden büyüyen ve yenilmez bir savaşçı olmak için eğitim gören Amazon prensesi Diana’nın, dış dünya ile ilk ve en büyük çatışması Birinci Dünya Savaşı sırasında kıyılarına düşen bir uçak ile başlar. Diana evini terk ederek kıyılarına kadar gelen bu tehdidi engellemek için yola çıkar. Tüm savaşları durdurmak için başladığı bu savaşta diğerleriyle birlikte hareket ederek bütün tehlikelere göğüs germeye başlar. Bir yandan da sahip olduğu diğer güçleri de keşfeder. Ve tabii ki de onu bekleyen asıl kaderini...

Firavun Ramses'in şiddetinden kaçmak için, Hz. Musa'ya güvenen 600 bin kişiyle birlikte bin bir türlü engeli aşma çabalarını anlatan film, Musa'nın doğumu ve Mısır kraliyet ailesi tarafından evlat edilişiyle başlıyor. Sonrasında ise firavuna baş kaldırıp Mısır'da köle olarak çalıştırılan İbraniler'i serbest bırakılmasını sağlamasıyla başlayan ve ölümüne kadar geçen sürece odaklanıyor.

Güzel prenses Isabella korkunç Devler tarafından kaçırılınca Kral McShane, en iyi şövalyelerine kızını geri getirme emri verir. Genç bir çiftlik işçisi olan Jack ise bu ekibe katılmaya gönüllü olur. Devler ile insanların dünyası arasında sihirli fasulye sırığı ile yeniden bir geçit oluşmuştur ve insan kanına aç devler için bu bulunmaz bir nimettir. Zamanında kaybettikleri bu toprakları yeniden kazanmak isteyen devlerin vahşetini durdurmak içinsei Jack elinden gelen her şeyi yapmak zorundadır. Artık insanlığın geleceğinin kurtuluşu, tüm korkularına rağmen cesur bir savaşçı olmak zorunda olan Jack'in omuzlarındadır. 'Olağan Şüpheliler', 'X-Men' ve Valkyrie gibi filmlere imza atan Bryan Singer tarafından yönetilen filmin başrollerinde Ewan McGregor, Nicholas Hoult ve Stanley Tucci yer alıyor...

Hikaye gezegendeki neredeyse tüm insanları öldüren küresel ısınmayı durdurmak için yapılan başarısız bir deney nedeniyle gerçekleşen buz çağında geçiyor. Hayatta kalan insanlar Snowpiercer isimli bir trende yaşamaktadır. Bu insanlar aynı zamanda trende uygulanan sınıf sistemiyle de mücadele etmektedir. Filmle ilgili gayet açıklayıcı bilgiler verilmiş. Filmin arkasında Koreli senarist/yönetmen Bong Joon-ho bulunuyor. Bong son iki filmi Mother ve The Host’ta ne kadar yetenekli olduğunu gösterdi. İlk İngilizce dilindeki filmi olacak Snowpiercer için seçtiği oyuncu kadrosu da harika görünüyor: Chris Evans, Song Kangho, Tilda Swinton, Jamie Bell, Octavia Spencer, Ewen Bremner, Alison Pill, John Hurt ve Ed Harris...

Ben "Finn" Finnegan, Kraliçe Dowry'nin 18. yüzyıldan kalma hazinesinin peşindedir. 40 sandık dolusu bu hazine egzotik sularda kaybolmuştur. Finnegan bu hazine takıntısını eşi Tess ile birlikte paylaşır. Hazine avcısı ikili, eski ve güven telkin etmeyen tekneleriyle hayallerinin peşinden gitmektedirler. Ancak Tess bu hayat biçiminden yorulmaya başlar ve kendisine yeni bir yaşam kurmaya karar verir. Finn'den ayrılan Tess milyoner bir işadamının yatında işe başlar. Oysa Finn peşinde oldukları hazine ile ilgili bir ipucu bulmuştur ve şansı dönmek üzeredir.

Özel bir uydu aracılığı ile, Antarktika’da tanımlanamayan bir ısı kaynağına rastlanır ve bunun, yer altında derinlere gömülü bir piramit olduğu fark edilir. Bunun üzerine daha detaylı bir araştırma yapmak üzere en iyi arkeologlar ve mühendisler Antarktika’ya giderler. Ancak ekip oraya vardığında bölgenin uzaylı türlerine ait bir savaş alanı olduğunu keşfederler. Bu hiç akıllarına gelemeyecek bir durumdur. Dahası bu insanlar, mevcut savaşın ortasında kalmışlardır.

1993'te birleşmiş milletlerin Somali'ye yiyecek yardımı yapmasının ardından gelen yardımları adamları tarafından toplatan Mohamed Farrah Aidid, on binlerce insanın ölmesine yol açmıştır.Bu olaya bir son vermek için özel eğitimli bir ekibin, Aidid'in iki önemli adamını şehir merkezindeki bir binada yakalamasına karar verilir. Plana göre şehre helikopterle gidilecektir binada 2 adam yakalanılarak sıcak çatışma olmadan geri dönülecetir.

Eskiden beri aralarında derin bir dostluk bulunan iki arkadaş, savaşa gitmenin arifesindedirler. İkinci Dünya Savaşı tüm vahşetiyle sürmektedir ve savaşa dahil olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi kaderini belirlemek üzeredir. Savaş bu iki insanı da içine katarak dev bir liman baskınıyla derin bir vahşet sunacaktır. Savaş her zamanki gibi görkemli ve kanlıdır.

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!