İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 filminden 1'i İzlenir çıktı
Ezra Matthew Miller, 30 Eylül 1992 tarihinde Wyckoff, New Jersey'de dünyaya gelmiştir. Bir modern dansçı anne ve yayıncı bir babanın çocuğu olan Miller, çocukluk yıllarında yaşadığı konuşma bozukluğunu (kekemelik) yenmek amacıyla opera eğitimi aldı ve henüz altı yaşındayken Metropolitan Operası'nda sahne alarak Philip Glass'ın "White Raven" eserinde rol aldı. Bu erken sahne deneyimi, sanata ve oyunculuğa olan ilgisini pekiştirdi. Profesyonel sinema kariyerine Antonio Campos'un yönettiği, eleştirmenlerden övgü toplayan bağımsız drama "Afterschool" (2008) ile adım attı ve burada bir yatılı okul öğrencisini canlandırdı. Miller'ın yeteneğini asıl kanıtladığı ve uluslararası sinema çevrelerinde "genç bir yetenek" olarak tanınmasını sağlayan yapım, Lynne Ramsay'in yönettiği psikolojik gerilim filmi "Kevin Hakkında Konuşmalıyız" (We Need to Talk About Kevin) (2011) oldu. Tilda Swinton ile karşılıklı oynadığı bu filmde canlandırdığı sorunlu genç Kevin karakteri, ona Cannes Film Festivali'nde büyük dikkat çekti ve Chopard Trophy ödülünü kazandırdı. Ardından, Stephen Chbosky'nin çok sevilen romanından uyarlanan gençlik draması "Saksı Olmanın Faydaları" (The Perks of Being a Wallflower) (2012) filmindeki eksantrik, enerjik ve duygusal Patrick rolüyle geniş kitlelerin sevgisini kazandı ve Hollywood Film Festivali'nde Spotlight Ödülü'ne layık görüldü. Kariyerindeki en büyük ticari sıçramayı, Warner Bros.'un iki devasa film evrenine katılarak gerçekleştirdi. İlk olarak, J.K. Rowling'in Büyücülük Dünyası'nda geçen "Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?" (Fantastic Beasts and Where to Find Them) (2016) filminde kilit bir rol olan gizemli Credence Barebone karakterini canlandırdı. Bu rolü, serinin devam filmleri olan "Fantastik Canavarlar: Grindelwald'ın Suçları" (2018) ve "Fantastik Canavarlar: Dumbledore'un Sırları" (2022) filmlerinde sürdürerek karakterin trajik dönüşümünü başarıyla yansıttı. Aynı dönemde DC Genişletilmiş Evreni'ne (DCEU) Barry Allen / The Flash olarak dahil oldu. İlk kez "Batman v Superman: Adaletin Şafağı" (2016) ve "Suicide Squad" (2016) filmlerinde kısa rollerle (cameo) görünen Miller, "Justice League" (2017) filminde ana kahramanlardan biri olarak yer aldı. Karakterin daha derinlemesine işlendiği "Zack Snyder's Justice League" (2021) versiyonundaki performansı, karakterin duygusal derinliğini ve hız gücünü (Speed Force) etkileyici bir şekilde yansıttığı için hayranlardan tam not aldı. Miller, bu rolü solo filmi "The Flash" (2023) ile taçlandırdı; filmde çoklu evren temasını işleyerek karakterin farklı zamanlardaki versiyonlarını aynı anda canlandırdı. Oyunculuğunun yanı sıra müzikle de ilgilenen Miller, "Sons of an Illustrious Father" grubunun bir üyesi olarak vokalistlik ve davulculuk yapmıştır. Bağımsız sinemadaki cesur tercihlerinden gişe rekorları kıran fantastik serilere uzanan kariyeriyle Ezra Miller, jenerasyonunun en dikkat çekici yeteneklerinden biri olarak sinema dünyasında yer almaktadır.

Bir bilim insanı olan Barry Allen, laboratuvarında çalıştığı sırada beklenmedik bir olayla karşı karşıya kalır. Fırtınalı bir gecede düşen yıldırım, Allen'ın kimyasallarını, kendisini ve malzemelerini korkunç bir şekilde çarpar. Barry tam bu esnada kimsenin hayal dahi edemeyeceği süper güçler kazanır. Artık inanılmaz hızlı bir şekilde hareket edebilmektedir. Kendi şehri olan Central City'nin suçlularının karşısında durabilecek bir süper kahramanı vardır.

Profesör Albus Dumbledore, güçlü Karanlık büyücü Gellert Grindelwald’ın, büyücülük dünyasını kontrol etmek için harekete geçtiğini bilmektedir. Tek başına onu durduramayacağından, bir Büyüzoolojist olan Newt Scamander’i, büyücüler, cadılar ve cesur bir fırıncıdan oluşan bir takımı yönetmekle görevlendirir. Bu tehlikleli görev için eski ve yeni canavarları biraraya getiren takım, Grindelwald’ın büyümekte olan çiçekler birliği ile çarpışacaklardır. Ama, riskler bu kadar yüksekken, Dumbledore daha ne kadar kenarda kalabilir ki?

Süpermen’in nihai fedakarlığının boşuna olmamasını sağlamaya kararlı olan Bruce Wayne, dünyayı felaket oranlarının yaklaşan bir tehdidinden korumak için bir meta insan ekibi oluşturma planlarıyla Diana Prince ile güçlerini birleştirir.

1927 yılında, Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? filmindeki olayların üzerinden birkaç ay geçmişken Gellert Grindelwald hapisten kaçar ve büyücüleri büyü yeteneği olmayan her şeyin üstüne çıkarmak için yandaş toplamaya başlar. Onu durdurabilecek tek kişi, bir zamanlar en yakın arkadaşı olarak gördüğü büyücü Albus Dumbledore'dur. Ancak Dumbledore'un, daha önce Grindelwald'a engel olan eski öğrencisi Newt Scamander'dan yardım alması gerekecektir. Bu macera Newt ile Amerikalı dostları Tina, Queenie ve Jacob'ı yeniden bir araya getirir fakat Newt'un görevi, giderek tehlikeli ve bölünmüş bir hâl alan büyücülük dünyasında yeni tehlikelerle karşılaşacak olan dostlarının bağlılıklarını test edecektir.

DC evrenini kapsamlı bir biçimde perdeye yansıtma projesinin en önemli ayaklarından biri olan Adalet Birliği, çizgi serideki en önemli kahramanları bir araya getiriyor. Superman'in fedakarlıklarından ilham alan Batman'in insanlığa olan inancı toparlanmıştır. Yeni müttefiki Wonder Woman ile insanlığın kaderi için savaşmaya hazırlardır. Ancak karşılarına çıkan yeni tehditin büyüklüğü karşısında kendilerini süper güçlü bir takım toplamak için çok kısa bir süreleri kalmış bir halde bulurlar. Ancak bu süper kahraman ekibi dünyayı kurtarmak için yeterli olacak mıdır?

Büyü-hayvanbilimci Newt Scamander 1926 yılında, uzun süredir emek verdiği, dünyanın her yerinden farklı özellikleri olan büyülü canavarları bularak bunları çantasına toplayıp varlıklarını kanıtlamıştır. New York'a yaptığı kısa süreli ziyaret esnasında yanlışlıkla başka birinin çantasını alır ve bu çok güçlü canavarlardan bazıları serbest kalır. Newt burada kalarak canavarları yakalamak, cadı ve büyücüleri öldüren güçlerle savaşmak durumunda kalacaktır.

Mektuplar aracılığıyla kimliği gizli bir şekilde anlatılan The Perks of Being a Wallflower, 90'lı yıllarda lise birinci sınıf öğrencisi olan Charlie'nin hikayesini anlatmaktadır. Duygusal ve utangaç olan Charlie, bir yandan değişen çevresini gözlemlerken bir yandan da en iyi arkadaşı Michael'ın yakın zamandaki intiharıyla uğraşmaktadır. İngilizce öğretmeni Bill, ona okuması için fazladan kitaplar vererek hayata katılmayı öğretmeye çalışır ve Bill'in çabaları Charlie'nin deneyimleriyle açığa çıkacaktır. Hikaye boyunca Charlie; kendisini unutmasına sebep olan kötü bir çocuklukla, kürtaj, uyuşturucu ve seksle uğraşarak, eşcinsellik ve etrafındakilerin yargılarına maruz kalarak yaşama katılmaya çalışır. Charlie çocukluğun basitliği ve yaklaşmakta olan gelecek fikri arasında sıkışıp kalmıştır, etrafındaki dünyayı izlemek ve ona katılmak arasında sıkışıp kalmıştır, arkadaşları ve ailesinin sorunlarının ortasında sıkışıp kalmıştır…

Eva Khatchadourian, Kevin'a hamile kaldığı gençlik yıllarında bütün kariyer planlarını ve hedeflerini bir kenara koyarak çocuğunu dünyaya getirmeye karar verir. Fakat Eva, Kevin doğduğundan beri oğluyla yakın bir bağ kuramaz ve oğlunun tuhaf ve aykırı davranışlarıyla ilgili hep kendini suçlar. Kevin giderek toplumsal ve ahlaki normların dışına çıkar. Babası Franklin, Kevin'in sadece bir "çocuk" olduğu konusunda ısrarcıdır ve bu konuda Eva'nın elinden hiçbir şey gelmez. Ancak Kevin aslında daha yeni başlamıştır ve yapabilecekleri, hayal edebileceklerinin çok ötesindedir.