İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Babası ve iki arkadaşıyla stadın karşısında oturan Cesur’un hayatı, bir gece gelen teklifle değişir. Üçüncü lige çıkmak isteyen, ama mevcut kadroyla bunu başaramayacağını bilen Hal Spor’un başkanı, Hal Müdürü, Cesur’a takımın başına geçmesini önerir. Öykü de aslında burada başlar. Yanına, eski bir futbolcu olan Birol’u da alan Cesur’la takımı arasındaki ilişki, kısa sürede baba-oğul, ağabey-kardeş düzeyine gelir.

Mardin’in en güçlü ve en korkulan ağalarından olan Osman Ağa, karısını, Biricik’i doğururken kaybetmiş ve bir daha hiç evlenmemiştir. Biricik’i, üzerine titreyerek büyüten Osman Ağa, kızının okula gitme çağı geldiğinde klasik "baba kıskançlığı"na kapılıp, onu okula göndermek istememiştir ilk başta. Ama sonunda ikna olmuştur. Biricik, üniversiteye gitmek istemektedir. Babasının tüm engellemelerine rağmen, Biricik İstanbul’u kazanır. Osman Ağa, kızının İstanbul’a gitmesine izin verir. Ama bir şartla…

Sema ve Orhan birbirlerini delice severek evlenmişlerdir. Fakat Sema’nın annesi Leman başından beri bu evliliğe karşıdır. Hem damadı Orhan’ı, hem de damadın babası Sermet’i istememektedir. Çünkü Leman hanım yıllar önce Sermet beyle evliliğin eşiğinden dönmüştür. Sermet, son anda başka bir kadını tercih edip Leman’dan ayrılmıştır. Fakat ne var ki, yıllar sonra Leman’ın kızı Sema, Sermet’in oğlu Orhan’la evlenmiştir. Bu kaderin sürprizlerle dolu bir cilvesidir. Leman kızıyla damadını ayırmak için elinden geleni ardına koymamış, zaten kıskançlık yüzünden sık sık kavga eden çifti sonunda ayırmıştır. Bir tarafta bu evliliği istemeyen Leman hanımın komutanlığında Sema cephesi, diğer tarafta bu evliliği çok isteyen Sermet bey komutanlığında Orhan cephesi... Bu savaşın asıl belirleyicileri ise Orhan ve Sema’nın çocukları Elif ve Serkan... Her ikisi de dedeleriyle birlikte bu evliliğin kurtulması için var güçleriyle savaşacaklardır.

Dürüye ve Zühtü 25 yıl önce köyde evlenmiştir. Fakat Zühtü gerdek gecesinin sabahında Almanya'ya işçi olarak gitmiştir. Bundan sonra da köye dönüşü 2 senede bir olmuş ve sadece birer hafta Dürüye'nin yanında kalarak Almanya'ya geri dönmüştür. Gerdek gecesi de dahil her gelişinde bir de kız çocuğu olan Zühtü'den, son 15 yıldır tek bir haber bile gelmemektedir. 25 yıllık evlilikte sadece 25 gün evli kalmak Dürüye'nin canına tak eder ve Zühtü'den habersiz ondan boşanır. Sütçülük yaparak geçinen Dürüye, gözü gibi baktığı dört kızına "güğümlerim" diye seslenir. Genç kızların tek derdi ise gönüllerinde yatan aşklardır. Bir de köyde Dürüye'ye yıllardır vurgun olan Duran Ağa vardır. Dürüye'nin Zühtü'den boşanmasına en çok da o sevinir. Fakat Zühtü bir gün, her şeyden habersiz yanında bir erkek çocuk ile çıkıp köye geri gelir.

Şermin ve Yaşar Usta, 18 yaşına gelen oğullarının birgün karşılarına çıkan doğum hemşiresinin itirafı ile öz çocukları olmadıklarını öğrenirler. Hastanede bebeklerinin karıştığını öğrenen Şermin ve Yaşar Usta'nın artık hayatları değişmiştir. Milyonda Bir, birbirinden gece ve gündüz gibi farklı iki aile etrafında geçen bir hikaye.

Sıradan, kendi halinde bir genç olan Aziz, 25 sene önce onu terkeden babası Kemal Arif'in, meşhur ve zengin bir kabadayı olduğunu öğrenir. Son kabadayılardan biri olan, ve silahla değil, raconla gerçek adalete hizmet etmek isteyen Kemal Arif, oğlundan af dilemek için ona giderken, düşmanları tarafından vurulur. Aynı kişiler Aziz'i de düğün günü öldürmek isterken, karısı Ayşe'yi vururlar. Karısının ve babasının intikamını almak isteyen Aziz, istemeye istemeye babasının yerine geçer ve babasının sağ kolu olan Necmi tarafından, karısı Ayşe'yi ve babası Kemal Arif'i öldüren Özdemir Bey'in villasına sokulur. İşi, Özdemir Bey'in şımarık kızı Duygu'ya yakın korumalık yapmaktır. İntikam için can almaya giden Aziz, düşmanının kızının canını koruyacak mıdır? İntikamın sadece silahla alınacağını zanneden Aziz, çok geçmeden yanıldığını anlayacak ve çıktığı bu uzun yolda kabadayılığın silahla değil, yürek ve cesaretle gerçek adalete ve insanlara hizmet etmek olduğunu öğrenecektir.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Mardin’in en güçlü ve en korkulan ağalarından olan Osman Ağa, karısını, Biricik’i doğururken kaybetmiş ve bir daha hiç evlenmemiştir. Biricik’i, üzerine titreyerek büyüten Osman Ağa, kızının okula gitme çağı geldiğinde klasik "baba kıskançlığı"na kapılıp, onu okula göndermek istememiştir ilk başta. Ama sonunda ikna olmuştur. Biricik, üniversiteye gitmek istemektedir. Babasının tüm engellemelerine rağmen, Biricik İstanbul’u kazanır. Osman Ağa, kızının İstanbul’a gitmesine izin verir. Ama bir şartla…

Cennet Mahallesi, İstanbul'un kenar semtlerinden biridir. Dans, müzik, aşkların bol olduğu bir yerdir burası. En güzel kızlar, en afilli delikanlılar, en hoş sohbet duygulu insanlar burada yaşar. Bu mahallenin gülü güzeller güzeli dansöz Sultan ile yanık sesli kemancı Ferhat birbirlerine deliler gibi aşıktır ama iki taraf aileleri arasında 4 göbek önceden başlayan düşmanlık bu iki sevgilinin aşkına engel olmaktadır. Sultan'ın anası bohçacı Pembe ile Ferhat'ın babası zurnacı Yunus da yıllar önce birbirlerine büyük sevda ile bağlanmışlar; ama bu düşmanlık onların da mutluluğunu bozmuştur.

Sema ve Orhan birbirlerini delice severek evlenmişlerdir. Fakat Sema’nın annesi Leman başından beri bu evliliğe karşıdır. Hem damadı Orhan’ı, hem de damadın babası Sermet’i istememektedir. Çünkü Leman hanım yıllar önce Sermet beyle evliliğin eşiğinden dönmüştür. Sermet, son anda başka bir kadını tercih edip Leman’dan ayrılmıştır. Fakat ne var ki, yıllar sonra Leman’ın kızı Sema, Sermet’in oğlu Orhan’la evlenmiştir. Bu kaderin sürprizlerle dolu bir cilvesidir. Leman kızıyla damadını ayırmak için elinden geleni ardına koymamış, zaten kıskançlık yüzünden sık sık kavga eden çifti sonunda ayırmıştır. Bir tarafta bu evliliği istemeyen Leman hanımın komutanlığında Sema cephesi, diğer tarafta bu evliliği çok isteyen Sermet bey komutanlığında Orhan cephesi... Bu savaşın asıl belirleyicileri ise Orhan ve Sema’nın çocukları Elif ve Serkan... Her ikisi de dedeleriyle birlikte bu evliliğin kurtulması için var güçleriyle savaşacaklardır.

Babası ve iki arkadaşıyla stadın karşısında oturan Cesur’un hayatı, bir gece gelen teklifle değişir. Üçüncü lige çıkmak isteyen, ama mevcut kadroyla bunu başaramayacağını bilen Hal Spor’un başkanı, Hal Müdürü, Cesur’a takımın başına geçmesini önerir. Öykü de aslında burada başlar. Yanına, eski bir futbolcu olan Birol’u da alan Cesur’la takımı arasındaki ilişki, kısa sürede baba-oğul, ağabey-kardeş düzeyine gelir.